Suya Sızan Ebru Şiiri - Ömer Yücekaya

Ömer Yücekaya
151

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Suya Sızan Ebru

Ellerin vardı senin, kız oğlan kız ellerin
Nasılda çok bulutluydu parmak uçların, nasılda serin…

Neydi sendeki tılsım
İçten bir yakarışın duyulmuş sesi
kabul görmüş bir duanın Amini miydin?
Ne zaman gömülsem saçlarının kuytusuna
bir bayram sabahı olurdu içim
Bir yüz görümlüğü görsem, vahşi atlar koşardı göğsümün çeperinde
Durduk yerde postacı muştulu bir haber getirirdi

Dokunsam, yüzüne
kan yürürdü parmak uçlarıma
Ya dudakların?
Öpsem,
dudaklarımda bir fırtına!

Neydi sendeki tılsım?
Suya sızan Ebru, Ebru, ya işleyen sır mıydın?
Kanlı adaklar adanan ziyaret olmuş bir türbe
üstüne gül suyundan örtüler örtülen
kutsal bir yatır mıydın?

Sırf sen geleceksin diye beklerdim bu ıssız çölü!
Sen seviyorsun diye kıl çadırıma amber kokulu tütsüler yakar
senin saçlarına takmak için
Sfenkslerin gölgesine gizli gizli safran tohumu ekerdim.
Kanımla, terimle sulardım kumu

Zigguratların serinliğinden firar etmiş
bir Babil prensesi gibi gelirdin çölüme
Nil in suları gibi kucaklardı beni esmerliğin.
Sarılırken, incitmeye korkardım tenini.
Tenin ki…
Dokunmaya korkulan bir Tanrı heykelciği…

Gün ışığı görmemiş masallar
kekik kokulu dağ rüzgarları saklardın koynunda
Güzelliğin ve isli bakışların, alırken beni günahın kollarına
Cehennem ateşi düşse de dudaklarıma
Besmelesiz yemek gibi doyamazdım
hurma kokulu dudaklarına

Çölde görülen bir serap gibi
peşinden giderdim, körü körüne!
Susuz kalmış bedeviler gibi zemzem bilirdim seni
Bir yudum mutluluk için yürürdüm çöllere
Ateş ustalarına kafa tutup ateşlere yürürdüm
Yürürdüm cehennemin dibine

Sabah olmadan,
Misvak ağacının dallarıyla silerdim ayak izlerini!
Kimseler bulmasın,
kimseler bilmesin diye seni.

İlyada, dan kalma bir destandı sevdam!
Senin kokundan başka koku tenime sinmez
senin rüzgarından başka rüzgar saçlarımı dağıtmaz,
senin yağmurundan başka yağmur yağmazdı üstüme!
Seni sevmekten başka hiçbir şeye öykünmez dim.
Bir tek senin gölgen gelirdi gölgemin üstüne.

Sen gitmiş olsan da, kanlı bir orak olup,
göğ ekin gibi beni biç sende
senin hasadın kalkardı çorak tarlalarımdan
Sana savrulurdu sarı saman başaklarım
Hiçbir vaha, hiçbir kuyu soğutamaz dı içimdeki çölü
Varsa sen
Yoksa sen
Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde sen

Neydi sendeki tılsım..
Ne zaman bir kadın gözlerime biraz derin baksa
seni gördü gözlerimde!
Bu çirkin, bu kokuşmuş hayata rağmen…
Ah nasıl güzel sevdim seni böyle…

Tozlu bir Tümülüs ten çıkan
küçük bir gözyaşı şişesi idi kalbim!
Senden başka…
Hiç kimse sığmadı içine…

Ömer Yücekaya
Kayıt Tarihi : 22.8.2019 14:51:00
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!