Sustum, Sustum, Sustuğum Kadar Sen Oldum...

Mustafa Yılmaz 4
743

ŞİİR


16

TAKİPÇİ

Sustum, Sustum, Sustuğum Kadar Sen Oldum...

Boşverilmiş tümzamanların bedelini bana ödetirken sadece ben olarak kalmak istedim...
Her anı diğer kahırzamanlarına yüklerken sadece sen varlığına pişmanlık duydum...
Bir avuç toprakla bir göl aynı ana girer miydi?
Yaşamın tüm kahır zamanlarını benim omuzlarıma yüklemen şart mıydı?
Şimdi çıksan gelsen, seni hâlâ seviyorum desen, desen ki saçmalama derim, oysa ne de ölümüne severdim seni...
Sevmeler ölmelere gider derdim, yanılttın beni, şimdi yalnızlığıma sadece gülümsüyorum, oysa sadece sen gülümsetirdin beni... Hadi saçmaladım yine...

Oysa güçlüydük biz birbirimize, şimdi gücümüzü acizlikle yitiriyoruz sevmelerde...
Bir şeyleri ıskalıyoruz, belki de birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi ıskaladık, nankörlük bu sevmeye, ama ben hâlâ o eski hâlinle seviyorum seni, şimdi nankör kim ki?

Sustum, sustum, sustuğum kadar sen oldum...

Boşver beni sen, bak yine gece, yine hüzün kervanları yollara çıkmış, bak sokaklar boşaldı ve ben yine o lambası tek yanan direk altındayım ve gölgeme basmamaya çalışıyorum, olduğum yerde tepiniyorum...
Sakın bir şeyler söyleme, sadece rüzgârı dinle, yine bozulmasın gecenin büyüsü, yine çökmeyeyim ıslak taşlara...
Yabana atma bu geceleri, uyuyamayan çok seven var bu sessizlikte, beni boş ver, ben sevmeyi çok oldu unutalı...
Ta ki ateş böceklerine gökyüzüne adını yazdırabildiğim zamanlardan beri, eksik kalmışım sevmelere...

İşte ben böyle düştüm bu zift kokulu yollara, gece bu sessizliği vurur geçer insanı, sanki yosun tutmuş yüreğim, kabukları kırılıyor sessiz seslerle, çıtırdar gibi...
Yine tanşafağı sökecek, yine omuzlarıma düşecek bu kırağılar, yine tabanlarım yarılacak şafağa kadar ve yine yeni bir gün sabahı olacak, ama işte o andan sonra sen olmayacaksın
Yitireceğim seni bir gece bu gece seslerinden, muhakkak bir gece, işte o sabah güneş belki başka türlü doğacak benim için, belki de omuzlarım ısınacak...

Ben ne ettiysem kendime ettim senin için, artık bunun telafisi yok, telafisi olmayan zamanlar artık benim, sensiz dahi olsam...
Biliyorum uykundasın, belki kirpiklerin oynuyordur, duymaza geliyorsun beni, ama sözün vardı, 'çok sıkıldığında ismimi söyle, ben hissederim, nerde olsan bulurum seni' derdin ama ismin asla çıkmıyor dilimden, ister bul beni, ister boşla...
Kördöğüşü bu sarhoşçasına yalpalayışım, sallanıyorum evet, ama bilirsin ben hiç içki içmem, bu sallanışımı da boşver, rüzgârdır de geç, hani 'fırtına gözlüm' derdin ya bana, ona say...

İşte hem yürüyorum hem de yazıyorum sana, sanki arkası olmayacak yazılar gibi, ama inanma bana, bende bu yazmalar belki hiç bitmeyecek, başarırsam seni bitireceğim...
Bir sığara istedi adamın biri, garip, sen geldin aklıma, bir telefonla koşa koşa sana sigara getirişimi düşündüm, ah başıboş kafam...
Şimdilerde seni sevdiğime mi pişman olayım, yoksa senin için tabanlarım çatlarcasına yürüyerek ağladıklarıma mı yanayım, kaç mevsim bu ağlayışlarımın kesilmeyişi?
Artık susma, benim için olsa da susma, konuşacak zamanları o kadar beyhude harcadık, ki o zamanları boşyere…
Şimdi her şey beyhude, her şey boş, ama susma artık...

Pas tutmuş hayatımızda, yüreklerimiz de, yasaklanacaktır sevmelere elbet... Acılar geliyorum derken de hiçbir zamanı kollamadı içimizden... Her an acılara kapı açtı bu yaşam bizde... Azbiraz güldüğümüzde de kaybettiklerimizin hep sıkıntısını yaşadık...

Hoşçakal sevgili, biliyorum ki güzel günlerim olmayacak, yine biliyorum ki hayatımda sen de olmayacaksın...
İşte böyle sevgili bu akşam da bu kitabın sayfalarında yine bitiremedim seni...
Çok güçlüydük biz ve gücümüzü hep birbirimizde kullandık, sonuç ne oldu, ki ağlayanlar hep biz olduk, kazananın belli olmadığı bir gölge savaşımıydı bu, ki ağlayanlar yine biz olduk, sen beni 'ençok sevdiğim sensin' diye işaretlerken, bense yalnızlık kulvarlarında dolanan oldum...

Sen yalnızlığından hiç korkma artık aşk, ben hep seninleydim ıssız sandığın anlarda...
Sadece gök yüzüne bak, Küçük Ayı'nın dördüncü yıldızına bak, nasılda kısık parlayarak yansıyor, sana ne dediğimi anla...
Belki de gök yüzünün en sönük yıldızı o, ama harı yüreğime zamklanmış...
Sadece kıpırtılarını takip et o sönük yıldızın, sana neler dediğimi anlarsın muhakkak...
Nasıl baktığımı, heveslendiğimi, gözlerini aradığımı, saçının kokusunu ciğerlerime çekmek istediğimi bilmek istersen, gözlerini kapamadan, kısmadan, gülümseyerek konuştuklarını bildiğimi anlarsın, gecenin ıssızlığındaki balkonundaki yalnızlığınla, yanında olduğumu bilerek, göz yaşlarını sakla benden...

Senin gönderdiğin şarkıyı iç çekerek dinlediğimi, nazlarınla hiç sıkılmadığımı, gülüşüne hasret yaşadığımı anlarsın o ıssız zamanlarda...

Mustafa Yılmaz 4
Kayıt Tarihi : 30.3.2011 21:35:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Meliha Ünal Kar
    Meliha Ünal Kar

    Her ne kadar bitirme çabaları olsa da içten içe sevgi hakim sitemlerde...Kutlarım kaleminizi...

    Yüreğiniz var olsun hep...

    Cevap Yaz
  • Zeynep Yağmur
    Zeynep Yağmur

    Kendi ıssızlığına bürünmüş yürek ama suskunluklar kalemin ucunda konuşmuş ve özlemleri dile getirmiş satırlar.. Güzel çalışmanızı ve yüreğinizi tebrik ediyorum..

    Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (2)

Mustafa Yılmaz 4