*Şule - III Şiiri - Sedat Büyük

Sedat Büyük
79

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

*Şule - III

- Öncelikle Şule – I‘i okuyunuz…

Zamanın kapısını bir gölge araladı
Ve hayat bir çocuğu hüzünle selamladı...
En içli şarkısını söyledi o gün rüzgâr,
Bir ismi heceleyip usul usul düştü kar.
Belirdi gökyüzünde gündüz vakti üç yıldız.
Şehir ıssız, yollar boş, kalabalıklar yalnız...
Perdeledi güneşi bulutlar küme küme,
Kundaktaki bir ömür yoldaş oldu ölüme.

Hüzünkâr kondu adı bir zemheri sabahı...
Geceyi ürpertirdi gözlerinin siyahı.
Bir sırrı gizler gibi bakışlarındaki sis,
Sarardı görenleri ıstırap yüklü bir his.
Büklüm büklüm saçları alacakaranlıktı,
Hava ayaz kesse de elleri sıcacıktı.
Minik ayaklarında uzak yolların tozu,
İnleyen sesi sanki çağırırdı sonsuzu.
Tebessümünde bile bir ağır keder vardı,
Teni ayrılık kokar, sesi hasret ağlardı...

O, sessizce uyurken kaderin beşiğinde,
Bir sır beklerdi onu düşlerin eşiğinde.
Yumuk gözlerinde bir heyecan kıpırtısı...
Kirpiklerine dolan bir damla aşk pıhtısı
Süzülürdü kalbinin ıssız dehlizlerine,
Korku ve ümitsizlik çökerdi gözlerine…
Esiyordu bir rüzgâr ekinleri sökerek,
Ardına heder olmuş ömürleri dökerek.
Hüzün çiseliyordu talihinin üstüne,
Ve filizleniyordu bir hüsran günden güne.

Aradan aylar geçti ve değişti mevsimler...
Hüzünkâr’ın dilinde emekledi isimler.
Ninniler eşliğinde inliyorken nefesi,
Bir tatlı melodiydi artık her kelimesi.
Kulaklar kabarırdı ağzından çıkan sese,
Neşe dolardı eve ne zaman “anne” dese.
Hele “baba” dendi mi omuzlar yükselirdi,
Güneş, ay ve yıldızlar bir araya gelirdi.
Bir tatlı huzur vardı yokluğun kucağında,
Aşk ve sevgi pişerdi bu evin ocağında.
Odun ve kömür eksik kalsa da sobasından,
Umut kanat çırparak tüterdi bacasından...

Lakin günlerden bir gün rüzgâr acıyla esti,
Perdelerin dansını kızıl bir hayal kesti.
Bir hayal ki güzellik onda bulmuş şeklini,
Bir hayal ki gerçeğe uzatıyor elini...
Bütün zarafetiyle bir an öylece durup
Ağır ağır yaklaştı saçlarını savurup.
Hüzünkâr’ın ruhuna süzüldü her adımı
Kulağına eğildi, “söyle” dedi, “adımı...”
“Şule,” dedi Hüzünkâr; zamandan bir an düştü,
“Şule” dedi, elinden koskoca zaman düştü.
Ezelde ve ebette yankılandı bu isim,
Bu ismi fısıldadı evrendeki her cisim.
Gök kubbe parçalandı ve okyanuslar yandı,
Yasaklanmış sorular uykusundan uyandı.

Hüzünkâr’ın tavana çakılı gözlerini
Gören anne ve baba döverek dizlerini
Sarıp sarmaladılar minicik bedenini,
Bir kor parçası gibi alev alevdi teni.

Baba, yollara düştü bulmak için bir hekim,
Oğlu ateş içinde yanıyordu nitekim…
Dualar ediyordu anne, gözlerinde yaş…
Sarmıştı benliğini korku yüklü bir telaş.
Geldi hekim, saatler terk ederken geceyi.
Fakat çoktan geçmişti ateş kırk dereceyi.
Uykusuz, yaşlı gözler karşılarken güneşi,
Biraz olsun düşmüştü Hüzünkâr’ın ateşi.
Bir ses dolaşıyordu zihinlerinde şimdi,
Ve fısıldaştı gözler korkuyla, Şule kimdi?

Aralık 2009
İstanbul

Sedat Büyük
Kayıt Tarihi : 2.1.2010 23:12:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Meral Demir
    Meral Demir

    Sahi...Kimdi?

  • Hüsamettin Sungur
    Hüsamettin Sungur

    Başarılarınızın devamını diliyorum

TÜM YORUMLAR (2)