Atalarının şahdamarına vuran yaşam korkusu,
Yüzyılların içinden sızar, taşar, dolaşır insanda.
Bir ayaz soluğu, bir sezgi, bir eski anı dokusu,
Kaygısını yazar sonbahara elemli bir mektupda.
Ve O ki, adresi zaman aşırı düğümlere gebe;
Hasreti çağırır kış bahçeleri buzlu kapılardan,
Özlemi çıkarır anı defteriyle eski gözlerden.
Bir bakış düşer, sızar sisli gecelerin ak koynundan,
Ve hüznü sarı renk getirir kızıl gonca alevinden.
Eylül çıkarır cibinliğini, doğa sarıya durmuş,
Rüzgarın elinde savrulur çocukluğu mevsimlerin.
Her dalda bir yüz kalmış, gülüşü solmuş, kalbi kurumuş,
Ve suyun aynasında titrer gölgesi o geçmişlerin.
Hasat eder bağbozumlarını, döker rengi zamana,
Hazan olur başını koyduğun yastık, suskun ve solgun.
Yaz bitmiştir artık, baharlar uzakta yakındır sona,
Ve insan ki, kendi kışına yürür, ağır, ama olgun.
Sonbahar işte bu, sararıp solanın o bahçesidir,
Yaşanmışlıkta yıllanmış özündeki azalmışlığın.
Zamanda yaşlanmış, ardına atılmışlığın sesidir,
Ve yorgun mektubudur, yazar acısını yalnızlığın.
kAD'r+
Kayıt Tarihi : 29.11.2025 14:22:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
17’li Hece Ölçüsünde, Şiir Atölyesi Ürünü.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!