Sokak Çocukları Senfonisi

Erdem Gümüş 2
416

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Sokak Çocukları Senfonisi


kimsesiz bir çocuğum
kàh ıssız bir köşe de,
kâh köprü altında...
bazen çıkmaz bir sokak,
bazen de,
terkedilmiş bir harabe benim müdavim mekanım..
geceler ayaz,
geceler zifiri,

sırtım incecik
Isıtmıyor abam,
güneşi beklemek tüm çabam
aydan medet yok da;
sahi gün doğar mı?
bilmem çıkarmıyım sabaha anne?

alev almıyor
tütüyor vita kutusu sobam
ben bana
sırtsırta büzüştüm....

zemherinin dibindeyim
karton yatağım ıslak
üşüyorum anne...
güneş topla benim için...

Isıtır mı sokak çocuğunu
duman gözlerine girse...?
hani mavi ya....

Isıtır mı beni
bana göz kırpan
sokak lambaları?

bir arkadaşım vardı, adı Mustafa...
o kadar silkeledim de,
dün sabah uyanmadı
zabıtalar zatürre dedi,
Oysa ecel bali poşetiyle gelmişti anne...
Sonsuza uyuştu gitti can dostum.

naylon kara bir poşete koyup
götürdüler
içlerinden biri mırıldanırken duydum
"sıra bana da gelirmiş"

doğru mu derler anne?
gelir mi...?
bu şehir çok kalabalık
çok da büyük
lakin insanlar küçük...

kalabalıkta yalnızlık nedir
bilir misin anne...?

hava yine bozdu
belli ki yağmur yağacak
sokağın tavanı çatlak
yine üstüme akacak...

çöp kutusuna boyum yetişmiyor
kediler tırsıyor da
köpekler hırlıyor....
korkuyorum
bu sabah da acım
sahi ne demek kahvaltı?

Oooofff..be anne!!!
keşke babamı tanısaydım
elele gitseydik sahile
O dalgaları taşlasa,
ben de,
martılara simit atsaydım
balık tutmayı sevmiyorum ya!!!
sudan çıkan balıklar boğuluyor
ben suya düştüm...

Oooofff be anne!!!
nolursun
bir gece rüyama gel,
tanımak istiyorum seni
sokakta gördüğüm her kadını
anne sanmayı
unutmak istiyorum
gelir misin?
sarılmaya ihtiyacım var

Kimbilir belki siz
şimdi;
sobada kestane pişiriyorsunuzdur
babamla...
kokusu geldi burnuma

keşke,
keşke orda olsaydım şimdi
angara havalarını sevmem de,
yanık türküler söylerdim size
"arabesk"..
hem de taaa damardan,
hani emrah varya?
İşte ondan...

"ben yetim"
"ben öksüz"
"sokakların çocuğuyum""

ya da bergen abladan,
"acıların kadınıyın"

geçen gün,
kırmızı ışıkta,
arabasının camını sildiğim bir adam
yirmi lira verdi....
"bozuk yok mu amca, üstünü veremem" dediğimde,

-hepsi senin yavrum,
bak üstünde Atatürk var...
işte onun sana kurduğu devletine git

o devlet çoook büyük çokkk....
devlete sığın,
devlet bakar,
devlet okutur,
devlet senin be yavrum dedi...

devlet sana,
sen devlete emanet...

cumhuriyet yani çocuğum, cumhuriyet....


sahi devlet ne demek anne?
sahi benim mi?
devletim varmış da haberim yok...

nerde bu devlet?
çok mu uzak,
ıslık çalsam işitir mi
bağırsam duyar mı sesimi...
gelir mi anne?

Ve;
çocuk aheste aheste
yumdu gözlerini
yumuş o yumuş....
derin bir uykuya daldı
bu uzun bir uykuydu...
uuuupuzun...
bir daha hiç uyanmadı Kemal

nihayet devlet geldi...
emanetine sahip çıktı,
devlet olur da gelmez mi!!!
geldi bakkk. ..
yine zatürreden deyip..
zabıt bile tuttular...
ecel yine aynıydı!

Kemal'in minicik parmakları arasında
sıkısıkıya tuttuğu yirmi lirayı da
zapta geçirdiler...
devlete irat kaydı,
son vergisini de vermişti çocuk...
naylon kara bir poşete koyup,
gittiler....

O gün devlet
tam kadro görev başındaydı
zabıtalar kovalamıyor
polisler biber gazı sıkmıyor
savcılar tutuklamıyor,
doktorlar sa "otopsi tedavisindeydi"

morktan giderken
sokak çocuklarının senfonisini çalıyordu sessiz sirenler...

artık hürdü,
özgürdü,
mutluydu çocuk...
çünkü;
yeniden yeşerecekti
dönüşüme düştüğü topraktan...
ordan gelmedi miydi zaten?

 

Erdem Gümüş 2
Kayıt Tarihi : 8.10.2019 02:49:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!