Sis Şiiri - Tevfik Fikret

Tevfik Fikret
24 Aralık 1867 - 19 Ağustos 1915
23

ŞİİR


78

TAKİPÇİ

Sis

Sarmış ufuklarını senin gene inatçı bir duman,
beyaz bir karanlık ki, gittikçe artan
ağırlığının altında herşey silinmiş gibi,
bütün tablolar tozlu bir yoğunlukla örtülü;
tozlu ve heybetli bir yoğunluk ki, bakanlar
onun derinliğine iyice sokulamaz, korkar!
Ama bu derin karanlık örtü sana çok lâyık;
lâyık bu örtünüş sana, ey zulümlér sâhası!
Ey zulümler sâhası... Evet, ey parlak alan,
ey fâcialarla donanan ışıklı ve ihtişamlı sâha!
Ey parlaklığın ve ihtişâmın beşiği ve mezarı olan,
Doğu’nun öteden beri imrenilen eski kıralıçesi!
Ey kanlı sevişmeleri titremeden, tiksinmeden
sefahate susamış bağrında yaşatan.
Ey Marmara’nın mavi kucaklayışı içinde
sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yığın.
Ey köhne Bizans, ey koca büyüleyici bunak,
ey bin kocadan artakalan dul kız;
güzelliğindeki tâzelik büyüsü henüz besbelli,
sana bakan gözler hâlâ üstüne titriyor.
Dışarıdan, uzaktan açılan gözlere, süzgün
iki lâcivert gözünle nekadar canayakın görünüyorsun!
Canayakın, hem de en kirli kadınlar gibi;
içerinde coşan ağıtların hiç birine aldırış etmeden.
Sanki bir hâin el, daha sen şehir olarak kuruluyorken,
lânetin zehirli suyunu yapına katmış gibi!
Zerrelerinde hep riyakârlığın pislikleri dalgalanır,
İçerinde temiz bir zerre aslâ bulamazsın.
Hep riyânın çirkefi; hasedin, kârgüdmenin çirkeflikleri;
Yalnız işte bu... Ve sanki hep bunlarla yükselinecek.
Milyonla barındırdığın insan kılıklarından
Parlak ve temiz alınlı kaç adam çıkar?

Örtün, evet ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahbesi!
Ey debdebeler, tantanalar, şanlar, alaylar;
Kaatil kuleler, kal’ali ve zindanlı saraylar.
Ey hâtıraların kurşun kaplı kümbetlerini andıran, câmîler;
ey bağlanmış birer dev gibi duran mağrur sütunlar ki,
geçmişleri geleceklere anlatmıya memurdur;
ey dişleri düşmüş, sırıtan sur kafilesi.
Ey kubbeler, ey şanlı dilek evleri;
ey doğruluğun sözlerini taşıyan minâreler.
Ey basık tavanlı medreseler, mahkemecikler;
ey servilerin kara gölgelerinde birer yer
edinen nice bin sabırlı dilenci gürûhu;
“Geçmişlere Rahmet! ” diye yazılı kabir taşları.
Ey türbeler, ey herbiri velvele koparan bir hâtıra
canlandırdığı halde sessiz ve sadâsız yatan dedeler!
Ey tozla çamurun çarpıştığı eski sokaklar;
ey her açılan gediği bir vak’a sayıklıyan
vîrâneler, ey azılıların uykuya girdikleri yer.
Ey kapkara damlariyle ayağa kalkmış birer mâtemi
sembole eden harap ve sessiz evler;
ey herbiri bir leyleğe yahut bir çaylağa yuva olan
kederli ocaklar ki, bütün acılıklariyle somutmuş,
ve yıllardır tütmek ne... çoktan unutulmuş!
Ey mîdelerin zorlaması zehirinden ötürü
her aşâlığı yiyip yutan köhne ağızlar!
Ey tabi’atin gürlükleri ve nimetleriyle dolu
bir hayata sâhip iken, aç, işsiz ve verimsiz kalıp
her nâmeti, bütün gürlükleri, hep kurtuluş sebeplerini
gökten dilenen tevekkül zilleti ki.. sahtadir!
Ey köpek havlamaları, ey konuşma şerefiyle yükselmiş
olan insanda şu nankörlüğe lânet yağdıran feryât!
Ey faydasız ağlayışlar, ey zehirli gülüşler;
ey eksinlik ve kaderin açık ifadesi, nefretli bakışlar!
Ey ancak masalların tanıdığı bir hâtıra: Nâmus;
ey adamı ikbâl kıblesine götüren yol: Ayak öpme yolu.
Ey silahlı korku ki, öksüz ve dulların ağzındaki
her tâlih şikayeti yapageldiğin yıkımlardan ötürüdür!
Ey bir adamı korumak ve hürriyete kavuşturmak için
yalnız teneffüs hakkı veren kanun masalı!
Ey tutulmıyan vaitler, ey sonsuz muhakkak yalan,
ey mahkemelerden biteviye kovulan “hak”!
Ey en şiddetlikuşkularla duygusu kö¨rleşerek
vicdanlara uzatılan gizli kulaklar;
ey işitilmek korkusuyle kilitlenmiş ağızlar.
Ey nefret edilen, hakîr görülen millî gayret!
Ey kılıç ve kalem, ey iki siyasî mahkûm;
ey fazilet ve nezâketin payı, ey çoktan unutulan bu çehre!
Ey korku ağırlığından iki büklüm gemeye alışmış
zengin – fakir herkes, meşhur koca bir millet!
Ey eğilmiş esir baş, ki ak-pak, fakat iğrenç;
ey tâze kadın, ey onu tâkîbe koşan genç!
Ey hicran üzgünü ana, ey küskün karı-koca;
ey kimsesiz; âvâre çocuklar... Hele sizler,
hele sizler...

Örtün, evet, ey felâket sahnesi... Örtün artık ey şehir;
Örtün, ve sonsuz uyu, ey dünyanın koca kahpesi!

18 Şubat 1317

Tevfik Fikret
Kayıt Tarihi : 22.1.2003 22:02:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • emre s
    emre s

    ey osmanlıya ejdada söven büyük kahpe şimdi azabın çok olsun.

  • Nesrin ö
    Nesrin ö

    İçimden geçen içinden geçtiğimiz ne varsa dile getiremedigimiz ve dile gelse de bu kadar güzel ifade edemeyeceğimiz herşeyi yazmış sevgili şair.edebiyat iyi ki var iyi ki düşünen yazan insanlar var.zamaninda anlaşılmayan anlaşılmayacak nice düşünürler var.bu kadar geç okuduğum için üzüldüm doğrusu ama tamda bugünü anlatıyormuş gibi güncel kalması muhteşem.tesekkurler antoloji.com

  • fındık kurdu
    fındık kurdu

    çok mükemmel

  • Yılgın Yağmur
    Yılgın Yağmur

    Son nefesini verirken yanında olamayanlar Yaradan Allah'ın avukatlarımıdırlar ki fütursuzca dinsizliğinden bahsedebiliyorlar... Ya çalmayan, çırpmayan dürüst namuslu ve çok usta bir şair olan Tevvik Fikret iman ile öldüyse...

    Kalbini yarıp baktın mı? ‘Asr-ı Saadetten bir Öykü’ Mumsema USAME B.ZEYD anlatıyor:
    “Resulûllah aleyhisselam bizi bazı kabilelere gönderdi. Onlar da bizim gelişimizden haberdâr olarak kaçtılar. Biz bu grubun içinden birisine yetiştik. Onu yakalayınca, ‘Lâ ilahe illâllah’ deyiverdi. Fakat biz kendisini öldürdük. Döndüğümüzde bu olayı Peygamber aleyhisselâm’a aynen anlattım.
    Peygamber aleyhisselâm:
    ‘Kıyamet gününde o adamın söylediği bu tevhid kelimesinin kıymet ve büyüklüğünden dolayı sana kim yardımcı olacak?’ dedi.
    Ben:
    ‘Ey Allah’ın Resûlü, o adam, bunu ölümden korktuğu için söyledi,’ diye cevap verdim.
    Peygamber Aleyhisselâm:
    ‘Kalbini yarıp baktın mı ki, bunu başka bir sebepten dolayı söylemiş olduğunu bilesin! Kıyamet gününde ‘Lâ ilâhe illallah’ kelimesinin karşısında kim senin yardımcın olacak?’ buyurdu. Bu sözü o kadar çok tekrar etti ki, ‘keşke Müslümanlığa o günden sonra girmiş olsaydım,’ dedim.”
    -Ebû Dâvut, Müslüm
    Kaynak: Peygamberimizin Hayatından Seçilmiş Öyküler 1

    Hatırlatmak istedim....

  • Talha Levent Özer
    Talha Levent Özer

    Bu kadar iyi bir şairin hayatında hiçbir şey yapmamış asalaklar tarafindan dinsizin teki diye adlandırılması pek manidar...

  • Abdullah Özyıldırım
    Abdullah Özyıldırım

    tevfik fikret in mükemmel şiirlerinden bir tanesidir bu. bazı yorumlarda şair sanatıyla değil siyasi tutum ya da politik görüşleriyle eleştirilmiş. gönül isterdi ki sadece sanat mevz-u bahis olsun ama maalesef .... her neyse...
    bu arada bu şiirin orjinali daha güzeldir o şekilde de okumanızı tavsiye ederim

  • Beyza Gül
    Beyza Gül

    Sanki ölmüş gibi dalgın uyuyan canlı yuğın.

  • Şuayip Evin
    Şuayip Evin

    Okuduğum en iyi şiirlerden bir tanesi kütleşmiş bir şiirdir zaten. Okurken dönem karanlığını çok net bir şekilde anlayabiliyorsunuz.

  • Sana Ne
    Sana Ne

    Osmanlı zamanında çekilenlerden dolayı bu karanlık şiir bu sis dolu anlatılan Bizans. Örtünecek ve İstanbul olarak kalkacak ayağa tertemiz :) Ayrıca M.Kemal ATATÜRK'ün en sevdiği şiirdir. Tevfik FİKRET -SİS

  • Serdar Karaduman
    Serdar Karaduman

    osmanlıya resmen sövüyor serafsızzzz

TÜM YORUMLAR (40)