Şiirde Benzersiz Söylem Dili

Mustafa Ceylan
658

ŞİİR


18

TAKİPÇİ

Şiirde Benzersiz Söylem Dili

ORJİNAL-BENZERSİZ SÖYLEM DİLİ
Mustafa CEYLAN
*********************************
Birbirine benzeyen, sanki biri diğerinin kopyası veya çalıntısı imiş gibi kanaat uyandıran şiirle dolu internet dünyası. Özellikle "hece" yazan şairlerde sıkça görülen bir hastalık var ki, bu hususa dikkatleri çekmek istiyorum. "Kafiye ve uyak" sabitelerine bağlılığın getirdiği aynı ses çağrışımları ile engin okyanuslar kadar derin, geniş ve haz veren söylem dili olması gereken şiirin dili, sığ, birbirinin kopyası söylem dilinde çakılı kalmakta ve çoğu kere, aynı konuda aynı söylemle hece yazan şairlerin birbirlerini "intihal" ile suçladıklarına şahit olmaktayız.

Hece şiirini, parmak hesabı ile geometrisini çatan küçük dünyalarında orjinal olmayı beceremeyen kelime fakiri şairlerin dünyasında önce kafiye arkası duvarlar örülmekte, sonra ustalardan "ithal" bir uyak...

Oh ne âlâ! ... Günde 15 şiir yazar aslanım benim... Otobüste gelirken yazar, yolda, havada, karada yazar... Nasıl olsa internet şiir çuvallı olmuş siteler ağzına kadar açık ve "yüreğine sağlıkçı" tebrikçiler hazır...

Kısaca, yeni ve benzersiz hiç bir özelliği olmayan, şiir denemeyecek, sadece "manzume" olarak nitelenebilecek sözde "şiirimsiler" ortalıkta seyyar satıcı çığırtkanlığı gibi bağıra çağıra gezinip durmaktadır.

Okumayan, tefekkür etmeyen, kendisini ve kelime hazinesini yenileyip dolduramayan, en fazla 50-100 kelime etrafında döne döne "tulumbacılık" yapan parmak hesaplamacılar, ozanlık geleneğinden dahi hız ve ilham almamakta, deh babam topal eşekleriyle çağın sanat dağlarına erişmeye çalışmaktadırlar.

Çağın yorgun kafiye hamallarının hece şiirimize en küçük katkılarının olamayacağı, soğan kabuğu-posa türü manzumeleri ile edebiyatın çöp kutusunu ağzına kadar dolduracaklarını sanıyorum.

Kendini dünyanın en iyi şairi sanan, taş yürekli, tembel-hımbıl kabuk şairinin kendi yazdıklarını veya en yakın arkadaşının yazdıklarını okumadığını da maalesef görmekteyiz. Egoları şişkin, kendini zirvede sanan bu şiir gecekonducularının şiir adına, şiire ihanetlerini yaşamaktayız hep...

Sadece "hececiler mi" böyle derseniz, "ötekilerin" de, serbest güreşçilerin de greko romencilerden geri kalır yanı yok ki. Güzel, anlamlı, âhenkli, ışıltılı bir nesir paragrafını makasla kese kese şiir diye millete yutturmaya çalışan bu "kasap şairlerin" de şiire yaptığı "ihanetleri" seyretmekte ve şaşkına dönmekteyiz.

Hangi birine, "yapma,etme! ", "kafana silah mı dayıyorlar illâ şiir yazacaksın diye? ! " şeklindeki sorumuzu sormaya kalksak, her iki taraftan da "Bunlar benim duygularım, sana ne? Kim ne karışır? " gibi kırık zurna cevaplarını veya"Niye kitap okumuyorsun? Niye edebiyat-şiir tarihimizi okuyup, onlardan ders almıyorsun? " diye sorduğumuzda da "Etki altında kalmayayım diye kimsenin kitabını okumuyorum" şeklindeki "düdükçü cevaplarını" duymaktayız. Bu zurnacılar ve bu düdükçülerin, şiir yazmak yerine turşu yapıp satmalarını tavsiye edeceğim, edeceğim de "Sen kim oluyorsun be? " diye saldıracaklarından korkuyorum...

Kelimeleri ve hususiyetle de "kafiyeleri-uyakları" yoran ve ustalardan "kaptı kaçtı"lık modeliyle aşıranların beceremedikleri tek şey "orjinalite"dir. Her şeyi, şekle dair her naneyi yiyorlar da, "orjinaliteyi" bir türlü yakalayamıyorlar. Ve işte tam bu noktada sıvaları dökülmekte, makyajlanmış yüzleri ortaya çıkmaktadır.

Nedir orjinalite ve nasıl sağlanır?
Evet, asıl soru bu...
Evet, asıl cevap aranacak ve yol içinden yol gösterilecek yol bu işte...

Mustafa Ceylan
Kayıt Tarihi : 12.1.2017 02:05:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!