Şiir Yolculuğu Şiiri - Hayrettin Turan

Hayrettin Turan
373

ŞİİR


1

TAKİPÇİ

Şiir Yolculuğu

(1)
Bakarsan bağ olur
Bakmazsan dağ olur
İşsiz baba dağa çıkar
Damla damla göl olur

(2)
Yatsıya kadar yanıyorsa
Yalan söyleyenin mumu
Dokuz köyden kovdunuz
Söyledik diye doğruyu

(3)
Herkesin zayıf noktası vardır
Ama insanın en yiğit olanı
Kendi yalnızlığıyla kendisi
Başa çıkabilmiş olandır

(4)
Tuttuğumuz dilekleri
Unutturur geçen zaman
Bu yüzden alacaklıyız
Şakacı yıldızlardan

(5)
Su dolu bir bardakta
Topraksız çiçektir insan
Kök salarız zamanla
Toprağa hazırlar yaşam

(6)
Hala içi burkulur
Her gördüğünde
Yalnız bir çocuktu O
Binemedi tahterevalliye

(7)
Öleli beri kardeşi
Anası sallıyor Yusuf’u
Avutarak çok gerilerde
Kalan eksik çocukluğunu.

(8)
Ne güzel içiyorduk
Oyun bitti dedi Tanrı
Kara göründü derken
Son kadeh elimde kaldı

(9)
Yolsuzluklar açıklanıyor
Yazıyordu Gülizar’ın
Üzerine örtülen gazete
Gömdüler O nu dağ köyüne
Yolsuzluktan yetişemedi
Kasabadaki hastaneye..

(10)
Pişmanlıklar içinde
Bir sevgili misali dalgalar
Bütün gece başlarını
Taştan taşa vurdular.

(11)
Kurtulamasınlar diye pençesinden
Adı büyümek olan hastalığın
Ulaşamayacakları yere saklanır
Aşklar çocukların

(12)
Dost düştüğün yerdedir
Yılan düştüğün yerde
Uzaklarda değil çare
Derde düştüğün yerde.

(13)
çıbana benzer kötü söz
sıktıkça patlar yayılır
kendi haline bırakırsan
çapı kadar iz bırakır

(14)
Yalan, mülkün temelidir
Gerçekten dürüst isen
Yalan söyleme değecek
Mülkiyetin yok demektir.

(15)
Yıllar geçse bile gözler değişir mi
kırılan kalbimizde sözler değişir mi
düş yalan, gerçek yalan, tuttuğumuz eller yalan
bin kez pişman olsak da özler değişir mi.

(16)
şimdi anam mı sevinir polis mi / durulmuşluğuma
ölüm mü sevinir dirim mi / unutulmuşluğuma
martıları getir, dalgaları kucak kucak
getir ki unutayım seni, denize kavuşarak

(17)
Bir küçük sandalda gibiydik
Seninle aynı evde
İkimiz yan yanayken
Bozuluyordu denge

(18)
Ne vakit göçtüler, sanki sürüldüler
Laz bakkal, şişman kasap, sütçü ömer
Bu marketler ne vakit kesti yolumuzu
Yerdeki taşın bile bir kalbi vardı
Ömrümüzün veresiye defteri soldu.

(19)
Dünyalar senin olsa
Kıymeti ömrün kadar
Öyle bir terazi ki ölüm
Adamı çıplak tartar

(20)
Nerede bir kahkaha duyarsan
orada arkadaşlık vardır
çünkü mutluluk dediğimiz şey
arkadaşlarımız kadardır.

(21)
Yaşama sevinciydik ergen deniz kızlarının
Yüreğimizi yem yapardık yüreğine denizin
Ne uğurlayanımız olurdu ne bekleyen birisi
Sadece topal madrabaz bir de yaşlı kedisi.

(22)
kendi soyunu kıran
tek canlıysa insan
kuşlar sevinmelisiniz
kuş beyinli olmaktan

(23)
yaşlı bir ana denizin kıyısında
seslendi var gücüyle ölen oğluna
sonra bir dalga dokundu ayak ucuna
ıslattı kayayı deniz kavuşturdu oğluyla

(24)
ellerim cebimde gezerdim / çocuktum
ceplerime gizlerdim çocuk yumruklarımı
korkmuyordum ejderha olsa cüsseniz
yüreğimden küçüktünüz.

(25)
insan vardır yapışır kene gibi
insan vardır sinsi bir yılan gibi
insan vardır sokar dili akrep gibi
insan vardır düşünür tıpkı insan gibi.

(26)
Köprülerin heybeti
aştığı uçurumlardır
İnsan olanın yüreği
taşıdığı aşk kadardır

(27)
kral da bir dilenci de
şu zengin gönlümüzde
yeter ki insan olsun
yoktur payı gözümüzde

(28)
kim daha çok korkabilir
yalnız bir korkuluktan
kim daha korkuluktur
sevgisiz yaşayandan

(29)
kitapları biriktirmek
büyük hüner değildir
hüner onları paylaşmak
paylaştırmak erdemidir.

(30)
içinde ne varsa
mezarında o biter
sevgi varsa ota yürür
inek yer süte gider
sütü içer bir çocuk
belki birini öper.

(31)
sözüm müslümana değil
ölem garip dervişe
sanadır sözüm ey zalim
şekli kurtaran cüce
bin yıl yansamda girmem
senle aynı cennete

(32)
dostlar bir bir kaybolur
acısı dermansız olanın
av olmak yazgısıdır
kaçmayı kaderi sayanın

(33)
anası öldü diye midir
kendi doğumundan sebep
buralarda kardeştir
akan kanla medeniyet

(34)
kalbinin derinliğinde
bir patikaya göm beni
şiirlere sattı yaz
can denilen serveti

(35)
sen korkuluk bile olsan
gelincikler sana sevdalanır
yeter ki yüreğinde sırf
sevgiye yer ayır.

(36)
sen içimde
haykıramadığım bir sabah
ağlayamadığım bir ikindi
yetişemediğim bir akşam üzeri
ve ölemediğim bir gece yarısı
olarak kalacaksın

(37)
içimde bir ben saklı
bana benden zararlı
kendimi aradığım yolcukta
bulduğum garip yabancı

(38)
içtikçe mi kaybedersin
kaybettikçe mi içersin
insan denilen düğümü
içmeden çözemezsin

(39)
vurulmuş çocuk gibi
girdiği yasak bahçede
kestiğim fotoğrafta elin
hala gülümsemekte.

(40)
uçurtmam koptu gitti
ben sende kaldım
topacım döndü büyüdü
bak çocuk kaldım

(41)
eledim diye mi gençliği mi
yaz geldi diye mi
deniz çekildi diye mi yoksa
sen şimdi ne diye öykündün yunuslara
vurdun yine yüreğimin ıssız koylarına

(42)
uçmayı bilmesende uç
yüzmeyi bilmesende yüz
sonuçlarını hesap edenler
yaşamayanlardır.

(43)
kimse bilmese de
toprak bilir insanın değerini
bu yüzden erken alır
adam olanın iyisini.

(44)
ben rakı deyince ilkin
babamı hatırlarım
derdi ki; masası doğuştan
kurulur serde şair olanın

(45)
beslediğimiz kargalar
gözlerimizi oyuyor
şak şak lıyor Türkiye
seninle gurur duyuyor

(46)
beni bırakıp gidiyorsun demek
ne demeli şimdi bu duruma
bir çiçeğin küsmesi mi toprağına
bir kuşun veyahut kendi kanatlarına

(47)
ağladı çocuk
minik yanaklarında yaşlar
gece vardiyasına giden bezgin bir emekçi gibi
ağır ağır aşağılara yürüdü
yetmiş yedi bir mayısıydı
babası öldürüldü

(48)
sen fabrikada işçisin ben işsiz
sen geçim derdidesin ben senin
ne sen benim farkındasın
ne de hayat senin farkında
sapmadığımız için karanlığa.

(49)
ben sandal barınağında öleceğim babam gibi
ayağıma çelme takacak çekilmiş bir sandalın ipi
kayalıktan usulca denize salacaklar sarhoş
balıklar kaldıracak bahtiyar cenazemi.

(50)
bayrakları bayrak yapan
uğruna dökülen kan değil
yüreğinin gönderinde dalgalandıranlardır
kültürü farklı olsa da kucakladığı canlardır.

(51)
bir intihar gibi dudaklarıma
dayadı ölmek için alnını
elveda derken öptüm
haram etti hakkını.

(52)
gülüşüm konservede
köydeki evde saklı
bağ, bahçe değil amma
hüznüm babamdan kaldı

(53)
yolculuktur kaderi
kalbi kırık insanın
yalnızlıktır merhemi
ruhundaki yaranın.

(54)
Milletleri yaratanlar, sınırları yaratanlardır
Sınırları yaratanlar, bayrakları yaratanlardır
Yasaları koyan, silahları bulan, orduları kuran
Ve kardeşi kardeşe, insanı insana vurduran
Çünkü her zenginliğin üzerine kalleşçe yatan
Yine bu aynı kurnaz adamlardır.

(55)
insan geride bıraktığı
hayatlar kadar insandır
ve her insanın kıyıya
vurduğu bir yer vardır.

(56)
Tay oldum, buluta yetişemedim
Ateş oldum, rüzgarı eritemedim
Çay oldum demime erişemedim
Toprak olam yar su ile seviştir beni.

(57)
Er meydanıydı sevdanın
Bana sunduğu yüreği
Kaç kez kundakladım
Büyüdüğüm o bahçeyi.

(58)
bir avuç kuma benzetirim ben aşkı
ne kadar sıkarsan
o kadar hızlanır
avucundan akışı.

(59)
kaç haciz kaldırdınız da bu yürekten
bakıyorum da size hala ben
benim hala aşka dair
en zengin hepinizden

(60)
Hep kadınlar olmuştur
Aşklarımda ilk giden
Bilirsin ki kaptanıdır
Gemiyi son terk eden..

(61)
sen susma yavrum
çağlasın dillerin
çünkü susmaktır mikrobu
her türlü sefaletin.

(62)
ıssız olabilir göğsündeki dağlar
sen o dağları sahipsiz mi sandın
giden en çok kendini yaralar
çiçekler açıp karlar erimez mi sandın

(63)
an gelir isyan olur, an gelir avunursun
yarın olsun hele bir dersin ki yarın olsun
yarın olur, yalan olur, aşk yaranı unutursun
her gelen sevgilide gidenlere tutunursun.

(64)
yalvarmadım kimseye ansın diye adını
yakarmadım Tanrı’ya değiştirsin yazgımı
kendim düğümledim ben yollar ile bahtımı
divanedir bu aşkın gölgesidir dediler.

(65)
Kendime bir yolculuktur yazdığım her şiir
ben kendimi tanımak ve bulmak için yazıyorum
rüzgara karşı uçtuğu için yükselir uçurtmalar
akıntıya kürek çekmeyi sevdiğimden yazıyorum

(66)
Eşsiz resimler kadar hüzünlüydü yüzü
kurak toprağa düşen yağmurdu gülüşü
oysa sonsuz bir ateşler gibi şimdi yüreğimde
BİTTİ derken boyun büküşü..

(67)
onlar da çocuk onlar da çocuklardır
onların da düşlerinde aynı kahramanlar vardır
ama oyuncakları füze kalıntıları ve mayınlardır
senin beğenmeyip kustuğun gerçek
onların hayatlarından çalınanlardır

(68)
Silinir sokaktan çocuk gölgeleri
hayalet olur teldeki patiska
bir intihardır her seferinde akşam,
çakılır yüreğine içindeki uçurtma.

(69)
artık ağlama anne
bak su geçirmiyor yüreğim
sürgün vermiş dalıyım
kesilmiş bir meşenin.

(70)
Sarhoş şarkılarında düşlerdim bir gün büyümeyi
Martı kanatlarına bağlamıştım poyraz yüreğimi
Gemiler yüzdürürdüm saklı göz yaşlarımda
Binip gitmeleri düşlediğim yedi yelkenli gemiler
Rakı sofralarına ayakçı bir çocukluktu benimki

(71)
Artık düşmanım oldun bakmam gayrı sana
Mahzene atacağım seni en kısa zamanda
Yedi yıl uğursuzluğun kaderim olsa da
Dilin bir karış oldu seni kırarım ayna.

(72)
elini tutmak istesem, bulaşık yıkıyordun
sen bana gel desen, ben maç izliyordum
iş işten geçti gözüm, boş artık ne söylesek
ne güzel sevgiliydik, boku yedik evlenerek

(73)
Bir kuşun olmalı hayata inat
Yani sen hayata, kuş kediye inat
Yaşayacaksınız hep birlikte
Sen kuşa, kedi sana tutunarak
Yanı başında duracaksın hayatın
Hayat senin yanı başında duracak

(74)
Giden sevgililerin ardından
fotoğrafları kesmemelisin
eksilen fotoğraflar değil
bir uzvudur içindeki aşkların
en çok üzülen yine sen olacaksın
bu yüzden her aşkta sen
hep kötürüm kalacaksın..

(75)
bizi hiç bir masal almaz artık içine
hiç bir aşk şiiri kabul etmez hikayemizi
yaşın çoktan devirmişse şayet otuzbeşini
artık sen o şarkının girişindeki kemansın
aşk bir kez güvenir her insanın kalbine
bir kez sırt çevirirsen bir ömür bulamazsın.

(76)
Bir damlacık su idim
babamdan düştüğüm anda
mutluluktum sadece ben
babam yalnızken anamla.


BAŞKA BİR KIYIDA BULUŞMAK ÜZERE

KAĞIT GEMİLERİN KAPTANI
Mayıs 2009...............İstanbul

Hayrettin Turan
Kayıt Tarihi : 20.5.2009 11:36:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sedat Demirkaya
    Sedat Demirkaya

    Nerede bir kahkaha duyarsan
    orada arkadaşlık vardır
    çünkü mutluluk dediğimiz şey
    arkadaşlarımız kadardır.

    Hayrettin Turan

    / Tebrikler. Kendine iyi bak. slm

  • Cevap Yaz

TÜM YORUMLAR (1)