Biz sevdayı sonu mutlu biten bir masal sanmıştık.
Meğer sevda; yamalı, eksik, kırık dökük bir hikâyeymiş…
Onu da yaşayarak, her defasında biraz daha düşerek anladım.
İçimde yenemediğim bir kırgınlık var.
Konuşmaya kalksam büyüyor, sustukça kalbime batıyor.
Hani insan bazen susar ya; aslında sessizlik değil, içindeki sızı konuşur…
Benim sessizliğim de tam öyle.
Adımlarım ağır artık.
Her yürüyüşümde bir eski anıya çarpıyorum.
Seninle kurduğum dünyadan geriye sanki yalnızca gölgesi kalmış gibi.
Dışarıdan kimse anlamıyor belki, ama
ben her gün biraz daha eksiliyorum.
Kırılmak kolaydı aslında…
Zor olan, kırıldığı yeri kimseye göstermeden güçlüymüş gibi durmaktı.
Ben bir şey demedikçe sen hiçbir şey duymadın;
ben sustukça içimdeki acı daha çok yer tuttu.
Belki de sevda sandığımız şey, iki kişinin tutunabildiği bir yer değildi…
Ben tutmaya çalışırken, sen çoktan bırakmışsın meğer.
Yine de söylemek isterim:
Ben gitmeyi değil, seninle kalmayı öğrenmek isterdim.
Şimdi ise…
Yarım bir hikâyeyi sessizce taşıyorum.
Ve kırılmanın da bir dili olduğunu anlamanı bekliyorum.
Çünkü sustukça, bu kırgınlık
kalbime batmaya devam ediyor.
@dsız..
@dressiz mektuplar✍️✍️✍️
Kayıt Tarihi : 27.11.2025 12:36:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!