İçimde bir dağ devriliyor
Kaçın fareler, çakallar, tilkiler
Çekilin fidanlar kıyılarımdan
Düzlükler kendinizi beriye alın
Hey kendini zor ıslatan dere
Biraz bana doğru kay
Yitirilmiş umutların
Kıyılarına vuran dalgalar kadar uzağım
Bu kara parçasında sana.
Güneş,
intihara açılan gökyüzünün
aralığından sızan
Hani
Gülerken gördüğüm
Ve yüzlerinde
Seni aradığım
İnsanlar var ya;
Hepsi de
Sen geleceğimden geldin,
yüzyıllar ötesinin
mevsimlerinden..
Dut kurusu dudaklarınla...
Ben şiire uçkur çözüyorum
Sen kimsin ki epik sevgili
Çekip gitmelerin kopuktu zaten
Ağzına yapıştırdığın hüzünler
Dağılan bakışlarımda tükenen
çoban ateşi gibi
Bugünlerde buralarda değilim,
güneşe kabuklarımı yakmaya gittim...
Ağlamalarıyla hüzün kızartan
bir soylu yalnızlığı bu...
Arkamdan esen rüzgarın
dokunuşlarına bıraktım,
Beş yaşında
osuruğu ilk öğrenen çocuk,
kendine gülen insanların
yüzlerine bakarak
anlıyor ayıp yaptığını.
Şaşırıyor tabii ki
Çıplak bir kayanın kalbinde
karşılıklı birer avuç toprak olsak,
Kumru kuşlarının bıraktığı
kaçak tohumlar içimizde
karşılıklı büyüsek bakışarak
olmaz ya...
Şimdi bir ağaç olsam
sonra kuş,
kendi dalıma konsam...
Taşıp aksam kendimden,
sarı gülüşlerin üstünden.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!