Demek sen şimdi;
oyuncaklarımı, dondurmamı,
elma şekerimi, salıncaklarımı;
Demek sen şimdi;
sarılmalarımı, mutlu uykusuzluklarımı
Bir yanımda olsaydın
düşseydi yanıma
bir dudak yarası bıraksaydı
kanasaydım kalbimden ağzına
Hayaller zamanı boşa harcadılar
Denizde kıpırdayan,
ışığın içnie bırakıyorum uykularını...
Orada daha uzun yaşarsın biliyorum.
Kelebeği incitmeden yakalamaya çalışan,
bir çocuk uykusu senin ki...
(Ece Ayhan'a)
Uzaklarda olmana
sözüm yok,
benim kızgınlığım,
yanımda olmayışına...
Bakma öyle telaşlı
Ruhumu acıtıyorsun
Şimdi kendimden çıkıp gitsem,
Şimdi senden çıkıp gitsem
Ağaçların, böceklerin, gecenin memeleketine
Bir yoksulun çatı katında
Anne üstüme göğün mavi yüzü incelip düştü
Ben Tanrı’yı seyrediyordum
Bulutların arkasına her saklandığında
Açıyordu yüzünü rüzgâr
Anne ben taşa bakıyordum
Meşe ağacının dibindeki
Annemin üstüne yemin ediyorum
Ki bilmiyorum nereye gidiyorlarsa şey arayanlar
Üstüme başıma
yorgunluğuma yemin ediyorum ki
Uyumaya çalışıyordum
Sustum, susun!
bütün yemlerinizi karıncalara dağıttım,
develerin hörgüçlerinde nehirler taşıdım,
elmalar atların ağzında,
kuyruğunu sallayan korkaklar,
kafeslerinde hala tutsaklar,
Sen oradaydın, ben gidip geliyordum
Unutulmuş aşk arşivlerinde geziniyor
Bir yalnızlık dalgınlığında yürüyordum
Bilmediğim bir yeri arıyordum
Boşluk; soğuk bir ilkbahar ışıltısı
Gözlerin, bir tarifti hiçbir şeyi açıklayan
Hey zaman geçmeseydin
donup kalsaydın hep o mevsimde
şimdi tanımsız üşüyorum sana...
Sessizliğimin içine düşmüş,
ağlayan bir hüzünde yakalıyorsun beni.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!