Küçük bir çocuktum
köye bir ağaç diktim
Ve o ağaç
Bir şehir oldu
Ve o şehir
Benim diktiğim
Kanatlarım sığmıyor
göğe...
Kaburgamda,
eğri bir yıldız,
aynada
kendini düzeltiyor...
Eski zamanlar taşıyorum,
Öldüğüne sevinen solgun resimler
Mum ışığına saklanmış dilekler,
Yokluğun biriktiği bir göl oldum
Kırılgan yüzgeçlerim zor taşır beni artık,
Eski zamanlar taşıyorum hep yürüme...
Ben yürürüm yollar sallanır
Gören de beni sarhoş sanır.
Arabalar sağa sola çarpa durur
Ağaçlar bir o yanda bir bu yanda
Kılıksız bir herife rastlarım
O da beni sarhoş sanır.
Hani korkuyorum
şiirim tükenir diye
Yoksa nasıl basarım gölgenize.
Ne yağmur yağar,
ne güneş doğar.
Küçük bir öfke bile kalmaz sığınacak
Bir köylünün çalan ıslığında
çiseye düşen
bir güneş parçası gibidir
horozların sesi
Yumurtalar açlığı, hatırlatır
aç bir köpeğe...
Susuz bir derede yüzme öğrenen çocuğun
Çırpınmalarınadır suskun duruşum
oysa ağzımdan nehirler akar
ve denizlerle buluşurum...
Büyük şehirlerin küçük meydanlarında
Kaldırımlar yürümemi beğenmiyormuş
biraz düzgün yürümeliymişim
yoksa kayarlarmış ayaklarımın altından!
Sarı alevlerle tutuşturduğum
sözcükler akar ağzımdan.
Gökyüzü soğuk bir uzaklık...
Gülüşlerine uzanmış bir yeryürü
arada ben
kabuğuna saklanmış bir böcek
dondurulmuş yalnızlıkların tarihçesi




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!