Senin masalın insan doğurur

Murat Tali
848

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

Senin masalın insan doğurur

Zamane çocuklarının saklambaç oynamasına özenip
içimdeki gizli dehlizlerde saklıyorum seni.
Senin beni
benim seni bulmam an meselesi iken
kırk yılı buluyor sobelemek...
Ebe olanın avuçlarından dökülüyor ebegümeci.
Sonra şiir oluyor her bir söz
kafiyeler ölüyor, aruz ölçüsü modern çağa ayak uyduruyor.
Noktası virgülü olmayan satırlar diziliyor kursağına
sabır timsali Eyüp'ün...
Kundağından düğün dernek kuruyor Musa.
Halk alacaklı oluyor firavundan...
Bir daha benden uzak düşersen
kurda kuzuya yem olursun diyor yaşlı bilge.
Kurda yem olmak için et,
kuzuya yem olmak içinse ot olmak lazımdı ya neyse.
Ot dediğimde de
sineklerin saldırısına uğrayan kolun için
kurban edilen inekler geldi aklıma.
Bir sizden bir bizden aşk içinde olsun çocuk der gibi...

Karl Marx geldi aklıma
işçi demişti bana da gücenmiştim ona,
ben işçi değilim emekçiyim
ekmek olmazsa doymam demiştim
o da bütün buğday başakları senin,
başağı büyüten toprakta senin, büyüttüğün su da...
Madem her şey Ben'im
toprağın ısrarla çağırması neden ki...

Kaldırımlar reklam tabelaları ile dolu.
Velev ki üzerinde isimlerimiz yazıyor.
Birimiz Ortaçağ diğerimiz cilalı taş devri çocuğuyuz.
Krallar büyütmüşüz heybesine kısrakların.
Derelerden geçmişiz ıslatarak paçalarını Kraliçe Magomar'ın...
Sabah havadislerde bahsediyordu
Ulubatlı Hasan'ın bayrak dikmeye çalıştığı yerde yatan Bizanslı çocuğun annesi
doğum yapmış.
Döngüsüne kurban olduğum karma
dönüp dolaşacak ve saracak tüm Konstantinapolis'i diye.
Korku hakimdi insanlara
işgal edilen İstanbul da kalmayan insanlığın
acı biber tadındaki yoksulluğundan kaçıyordu imamlar
Smyra denen bir şehre...
Biliyor musun?
Kleopatra plajında kum doldurmuştum bütün puştların zulasına.
İbrikten damlıyordu Sezar'ın gözyaşları.
Trafiği bilseydim girmezdim bu topraklara deyip
kendine kızdı Büyük İskender...
En büyük trajedi diye Anadolu'ya sürülmüştü Ibni Sina...
Davut ölüme göndermişti komşusunu
onun güzel karısı kendisine kalsın diye,
Nemrut balık üreme çiftliği kurmak için kafasını takmış İbrahim'e
bu yüzdenmiş bütün olan biten.
Bizde neler düşünüp duruyoruz zavallı adam için.
Sebebini bulamadığım bir yolculukta denk geldim sana.
Ne sabahın haberi vardı
ne de gecenin.
Montaigne’nin denemeleri gibi
her sayfada ayrı bir hikayesi vardı zamansız kalışlarımın.
İnsanın anlayacağı dilde yazılması mümkün değil diye
Franz Kafka tasvir etmişti hayata karşı duruşuma verdiğim anlamları...
Savaşlar başlatan tanrıların ruhuna
barış zekrettim
umarım tez zamanda erişir de bütün hücrelerine
durur bu amansız kolera salgını gibi hesaplar.

Kimin en çok üzüldüğünü görmek için geliyorlar insanlar
Ağlayan Kaya'nın yamacına.
Kocaman bir s*ktir çekiyor Kral Arthur
ve adalet diye bağırıyor elinde kavgası ile Hitler...

Neler oluyor dünyaya diye bakınırken,
Titanik geliyor ışıl ışıl kavuşmaları ile sahneye.
Laf uzuyor,
flamenko dansa kalkıyor uzun basma etekli çingene kızı,
gözleri fantezi açılıyor Aristotales'in.
Bir formül bir yemin bir çözüm deyip
yazdıkça yazıyor Hipokrat.
Ben...
Neyse geçelim şimdi beni de
sen bir çay koysan da
oturup meyletsek kendimize
son domino taşı yerde kalarak bitirsek oyunu
ve berabere kalsak iki berjer üzerinde
bir sehpa kenarında...
Ve sevgili
Sen göresin diye yarını
bugünü çoğaltarak geleceğim yanına...
Akşama sıkı tut sevinçlerini,
Sarsın beni kendime arta kalan zamanlarda
hasadını göklere savurup,
harman yerinde buğday döven
Aborjinler aşkına...

Murat Tali
Kayıt Tarihi : 10.8.2020 19:28:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Murat Tali