Seni Bekledim Şiiri - Metehan Budak

Metehan Budak
6

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Seni Bekledim

İnan, Seni Bekledim

Ne yapabilirim Rosalinda
Söyle bana
Çöle mi düşmeli, dağları mı aşmalı
Telefon mu etmeli yoksa
Bunlar arasında çok fark yok

Mazereti olmaz mı aşkın
Olur
Olduğu yerde bir duvar örülür
Ziyadesiyle konuşmayacak mıyız
Küfretmeyecek miyiz birbirimize
Sen, ben, ben, yine ben
Bekledim seni,
Çat kapı gelmeni bekledim
Elinde bir parça kek ile
Kahveleri ben demleyecektim
Aramanı bekledim
Sesinde bir parça hüzün ile
Havadan sudan muhabbet için
Sen bana, ben sana
Hesap soracaktık
Hoyratça kavga edecektik
Sevişmenin arifesinde
Öfkemiz beyaz çarşafların içine karışacaktı

Bekledim seni,
Kusmak için bekledim
Senin neden kusacağını görmek için bekledim
Aklının kirini yüzüme akıt diye bekledim
Kibre bulaşan parmaklarını gözyaşımla yıka diye bekledim
İtirafını bekledim
En saydam halini görmek için
İkimizin de aynı anda gardının düşmesini bekledim

Bir gün, seni terk etmek için bekledim seni
Hazırlandım,
Sen geldiğinde terk edecektim seni
Kırılmış bir parça kalp verip eline
Alkışlayacaktım
Şimdi aşıklar şelalesinde yüzebilirsin
Ağlamanı bekledim
Senin pişmanlığını tutacaktım
Gidişine bir özür sıkıştırıp
Ensenden öpecektim sonra
Dönüşüne tebessüm kondurup
Zamanın örtüsünü kaldıracaktım
Altına girecektik zamanın
Burada bizden başkası yok
Söz yok, ses yok, gurur yok
Burası dünyaya ait değil

Bekledim seni
Daha ne kadar beklerim bilmiyorum
Ne lazım sana
Söyle Rosalinda
Nasıl çözülür bu düğüm
Nasıl bir kanal açılacak
Nasıl asılacağım sana
Nasıl kur yapacaksın artık bana
Nasıl alacağız sevgilim deme hakkını toplumdan

Nasıl karışacağız birbirimize
Nasıl karışma hakkımız olacak birbirimize
Nasıl bükeceğiz yolları
Nasıl akacağız kenardan
Seslerimiz nasıl çarpacak birbirine
Tenlerimiz nasıl değecek
Kilometreler bitmez gönlünden gönlüme
Nasıl terminalde karşılayacaksın beni
Nasıl selamlaşacağız artık
İlgimizi nasıl yutacağız
Nasıl karalayacağız amel defterimizi
Nasıl yörüngesinden çıkaracağız dünyayı
İade edebilir miyiz bu sevdayı
Ağlatabilir miyiz Tanrı’yı
Öyleyse nasıl kıvıracağız

Alnını nasıl öpeceğim
Kumandayı nasıl uzatacaksın
Ceketimi nasıl tutacaksın
Gömleğimi nasıl giyeceksin
Emlakçıya nasıl gideceğiz beraber
Nasıl gömüleceğiz aile mezarına
Hakkımız var mı?

Dedikoduları nasıl sokacağız çuvala
Kimliğimizi nasıl yırtacağız

Nasıl Rosalinda, nasıl?

Eskiyoruz, çürüyeceğiz
Ya da yıllanmış şarap gibi
Tadlanacağız
Ama nasıl kırılacak zincirler
Nasıl tutuşacak ellerimiz
Tutuşacak ellerimiz, dokunduğu yeri yakacak

Biliyor olsaydın böyle olmazdı zaten
Biz mıktanısların iten tarafı
Yaklaşınca yanıyor cildimiz
Aynı insan, aynı ruh
Aynı şekilde itiyoruz birbirimizi
İki eşit güç
Galibi olmayınca bu sevdanın
Biri eğmeyince boynunu
Kavuşulmuyor Rosalinda
Ne değişik cilvesi aşkın
Sen bana küskün ben sana
Ama sen benim için varsın ben senin

Defolup gidebilir miydim
Sırtımda gülücüklerle
Sessiz sedasız kayabilir miyim kollarından
Ben yerin dibine girdiğim gün
Gökkuşağı ayaklarına serilmişti
Ben yerin dibinde bekledim seni

Seni bekledim
Öyle durakta bekler gibi değil
Başkasının koynunda bekledim
Seccadenin üzerinde ve bar taburesinde bekledim
Sabah namazlarında ve gece kulüplerinde
Tanrının önünde eğilmişken seni bekledim
Ruhum sana rükudayken bekledim
Eyüpsultan’da camide, Palermo’da kilisede
Mürtedlikte, deizmde ve ateizmde bekledim
Abdestli bekledim, sarhoş bekledim, dumanlı bekledim
Ama bekledim

İnadındaki körlükte bekledim
Kırılmış gururunda ve kırgınlığında
Benliğinin salyalarında
Yersiz korkularında
Utancından soyunamayan ruhunda
Rüyalarının kapısında
Kuruntularında, hezeyanlarında
Deliliğinde seni bekledim
Senin aklında bekledim seni

Midenin bulantısında
Sıktığın yumruğunda, dişlerinin arasında
Küfürlerinde, inkarında
Elinin tersinde bekledim seni

Kadınlığında bekledim
Analığında ve genç kızlığında bekledim
Kardeşliğinde ve dostluğunda ve düşmanlığında
Namahremde ve helalde bekledim
Bin yüzünün hepsinde bekledim
Masum olduğunda da bekledim mahkum olduğunda da
Doğduğunda da bekledim öldüğünde de
Konuştun, bekledim
Ağzından çıkanlar içi boş kelam
Konuşmadın, bekledim
Suskunluğun omuzlarımda yük
Yoruldum, ama bekledim
Senin kalabalığının içinde bekledim

Büktüğün dudaklarında
Bileğinden kasıklarına kadar bacaklarında
Ayak parmaklarında ve alnındaki ayda
Saçlarının her bir telinde bekledim
Kıvrılan belinde,
Peygamberlik kokan ensende
Seyirlik sırtında, keyiflik omuzlarında
Göğüslerinin arasında bekledim seni

Göbeğinin altında dinlendim
Göbeğinin altında durdurdum kendimi
Göbeğinin altında bekledim seni
Anadan doğma bekledim
Kundakta, beşikte, lisede
Travmalarımda bekledim
Uslu uslu da bekledim ahlaksızca da
Sofu da oldum serseri de
Adem de oldum şeytan da
Mecnun da oldum Don Juan da
Hepsinde seni bekledim

Ruhum kaşındı
Ruhum yara aldı
Ruhum kabuk bağladı
Ben yine seni bekledim

Huzurevlerinde ve oyun parklarında bekledim
Atari salonlarında ve sinema salonlarında bekledim
Solcuların ve sağcıların tartışma masasında
Ülkücülerin ve eşcinsellerin yanında
İşçi eylemlerinde ve Gezi Parkı’nda seni bekledim

Cam kenarlarında bekledim, yağmurdan ıslak
Tavana bakarken bekledim
Kapı gıcırtısında bekledim
Tırnaklarımı yerken, dişlerimi fırçalarken
İnsanların tahammül sınırlarında seni bekledim
İç sesimde ve yankılarda ve intihar çığlıklarında
Azgın kadınların göz kapaklarında ve orgazm çığlıklarında
Esrardan kafası kıyak kaybolmuş ruhlarını arayan gençlerin zihninde
Şarap parası dilenen berduşların midesinde
Mutsuz genel müdürlerin narsistliğinde
Başkasının beğenisiyle yaşayanların özgürlüklerinde
Tespih sallamaktan başka bir şey bilmeyen ahmakların çatık kaşlarının arasında
Sidik yarışı içindeki ezber beyinli akademisyenlerin ünvanları arasında
Kurnaz köylülerin kinayelerinde
İkiyüzlü şehirlilerin modernliğinde
İşçisini sömüren komünist patronların ahlakında
Sanattan korkan tarikat şeyhlerinin şehvetinde
Üç kuruşluk paramı dolandırıcılara kaptırdığım sırada aklımda sen vardın, bekliyordum
Ve birden bire ayağa kalkıp “susun” diye bağırmak isteyenlerin arasında
Ve gülümsediği için kendini suçlu hissedenlerin arasında
Ve nezaketten yorgun düşmüş olgun ruhlar arasında
Ve sevdiği adama aşkını itiraf etmeyip inadına başka adamla evlenerek hayatı kendisine zindan eden genç kadınlar arasında
Ve artık zamanı geldi diye sevmediği adamla evlenen kadınlar arasında
Ve senin yerinde olmak isteyen aşka aşık kadınlar arasında
Ve erkeğini peşinden koşturarak sınayan ve böylece kendini ona vermeye layık bulan benmerkezci kadınlar arasında
Ve özür dilemeyi kaybetmek sanan zavallılar arasında
Ve sokak ortasında tango yapmaya cesaret edenlerin arasında
Ve küpe taktığı için oğlan muamelesi görenlerin arasında
Ve sürekli diyetini bozduğu için odasında gizli gizli ağlayanların arasında
Ve 40 yaşında hâlâ ailesiyle yaşadığı için üzülenlerin arasında
Ve öldürülme korkusu ile kocasından boşanamayan kadınların arasında
Ve ölümüne sevdiğini söylediği için kendini jiletleyenlerin arasında
Ve pole dansı ile akılları baştan alan, her hareketiyle seksi çağrıştıran kadınlar arasında
Ve abartılı egzozuyla mahalle arasında fink atan ucubelerin arasında
Ve abuk sabuk tipli minibüsçülerin yolcu alma kavgaları arasında
Ve kilodunu sahnedeki RockStar’ın kafasına atmak isteyen üniversiteli kızların arasında
Ve afilice kelepçelenmek için protestoların en ön safhasında naralar atan üniversiteli erkeklerin arasında
Ve saçları rastalı marjinal gruplar arasında
Ve beyaz yakalı işinden istifa edip köyüne göçen tutunamayanlar arasında
Ve gururuna yenik düştüğü için konuşamayan, konuşamadıkça gözleri yaşaran aşıklar arasında
Ve artık sevmiyorum ve aşk diye bir şey yok ve ben sevemiyorum ve hatırlamıyorum bile diyenlerin arasında
Ve başkasını bulursun diye teselli eden dostlar arasında, kimseye sezdirmeden
Sağır ola, kör ola, inatla
Seni bekledim

Bebek ağlamalarında ve züppe kahkahalarında
Sarhoş kavgalarında ve köpek havlamalarında
Kamyoncuların kamyon arkası yazılarında
Bozacıların ve simitçilerin sesinde
Salonda, tuvalette ve apartman boşluğunda
Yangın merdivenlerinde ve çatıda
Fabrika seslerinde ve sanayide ve otoparklarda
Plazalarda ve ofislerde ve atölyelerde
Burger King’de ve Waffle’cıda ve Starbucks’ta
Gelinlikçilerde ve kuaförde ve fotoğraf stüdyolarında
Üsküdar’da bankta, Moda’da çay bahçesinde
İzmir’de saat kulesinde
İzmit’te yürüyüş yolunda hep seni bekledim

2000’lerde masaüstünde
15.yy’da Rönesans’ta
6. yy’da Mekke’de
Ben milattan önce de seni bekledim
Küba’da devrimin ateşli günlerinde
Japonya’da 2. Dünya Savaşı’nda bombalar yağarken
Fransa’da giyotinin başında mahkum edilmişken
Avustralya’da aborjinlerin yanında yok olurken
İsa’nın çarmıha gerildiği sırada seni bekledim
İngilizce, Çince ve Sanskritçe seni bekledim
Olasılık üzerine matematikte
Fizikte ve metafizikte seni bekledim
Zamanın ve uzayın ardında
Kozmos’un dışında bekledim
Bedenimi yardım, seni bekledim
Kıyametin dünyayı beklediğini gördüm
Seni bir kıyamet alameti olarak bekledim
Biliyordum, bir gün doğacaktın
Bilmezsin
Ben ezelde seni bekliyordum

Ergen şarkılarında ve blues’da ve rock’n roll’da
Kornaların ve tekstil atölyelerinin yanında
Zifiri sessizlikte bekledim seni
Hurdacıların arabasındaki tabloda,
Yontulmamış heykel taşlarında
Dizilerde ve aykırı filmlerde ve pornolarda
Freud’da, Moslow’da, Adler’de
Ayraçlarda ve pankartlarda ve reklamlarda
Parfüm şişelerinde ve topuk seslerinde
Salatalarda ve çikolata paketlerinde
Uyku ilaçlarında ve anti-depresanlarda
Battaniyenin altında seni bekledim

İlk bakışında bekledim
Bu aşkı bitirdiğin yerde bekledim
Beni öldürdüğün çıkmaz sokakta ölü bekledim
Özür dilemek için fırsat bekledim, gelmedi
Bir adım bekledim bana doğru, gelmedin

Kavramlarda bekledim seni
Etik, pathos, tevafuk, persona
Anarşide seninle öpüşmeyi bekledim
Kapşonumun altında seni bekledim
Bağcıklarımı bağlarken seni bekledim

Seni beklediğim için gençliğimi ittim
Seni beklediğim için maskemi büyüttüm
Seni beklediğim için aldım o gömleği
Seni beklediğim için yardım ettim Ayşe teyzeye
Seni beklediğim için

Tanımadığım insanların ağızlarında bekledim
Dedikodularda, iftiralarda, rivayetlerde
Afrikalı mültecilerin bohçalarında bekledim
Annemin yanında bekledim
Kedimin mama kabında
Tanımadığım insanların mezarlarını sularken bekledim
Yanlış numaralarda bekledim
Keyfinde bekledim
Karasızlığında bekledim
Neyle karşılaşacağımı bilmediğim zamanda bekledim
Umutlarımın tükendiği gecenin sabahında bekledim
Hayallerimin söndüğü yerde oturdum, bekledim

Ben utanılacak bir şey yapmadım
Belki sadece belki de kıymeti pahabiçilemez şekilde
Bekledim
Yani, işte, bekledim
Beklemek gibi bekledim

Paltomun cebinde bekledim
Tımarhanede bekledim, kollarım bağlı
Aklımın kuruluğunda bekledim
Halüsinasyonlar içindeyken bekledim
Berbat tost satan hastane kantinlerinde bekledim

Ucuz pansiyonlara yakın benzin istasyonlarında bekledim

Ölüdeniz’de sahilde, Kaz Dağları’nda dağ başında
Şirince’de şarap evlerinde
Nicolosi’de, Etna yanardağının eteklerinde
Odamın köşesinde, kuruldum ve bekledim
Mum ışığında akşam yemeğinde
Rakı sofrasında
İş molasında öğle yemeğinde
Gölgemde bekledim
Hevesimde bekledim
Kursağımda bekledim
Ben seni, senin karnında bekledim

Seni beklemekle birlikteydim
Ruhumu seni beklemeye sattım
Milyarderler, mafyalar, devlet adamları
Güçleri yetmez, satın alamazlar
Satın alamazlar seni beklemeyi
Ben aldım, önüne koydum

Bir yağmur damlası kaç saniyede düşer yere
Seni beklerken kaç yağmur damlası düştü yere
Hangi kelime tarif edebilir hislerimi
Özlem, efkar, vurgun, virane,
Ben seni gerçekten bekledim Rosalinda

Bir duyguyu yakaladım paçasından
Şeytanı tuttum yakasından
Ayağa kaldırdım ruhumu
Çıktım Nostradamus’un karşısına
Öngörü değil kesinlik adına
Dirilttim aşkımızı

Tek bir nedenle bekledim
Bin bahaneyle bekledim
Bu aşk beklemeyi istedi,
Bizimki de böyleymiş dedim, bekledim
Demlensin diye
Telkinlerle bekledim,
Düşüyoruz, tutmayacak mısın?

Neye üzülüyorum biliyor musun
Kimseyi bu kadar bekleyemem artık
Yaşam izin vermez
Seni beklemem zayi olacak
Vuslatsız ve gülünç
Kıymetini anladığımız gün
Ve pişman olduğumuz gün
Ve zamanı geri almak isteyeceğimiz gün
Bavulumuzu çoktan hazırlamış olacağız
Henüz yaşlanmadık,

Henüz yaşlanmadık,
Henüz
Bavulları toplamadık
Henüz
Zaman gafil avlamadan
70’imde dahi henüz diyeceğim
Henüz.

19.09.2020 – 23.09.2020 / 22:36

Metehan Budak
Kayıt Tarihi : 9.6.2021 23:29:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!