Sema Tatar Şiirleri

6

ŞİİR


0

TAKİPÇİ

Sema Tatar

Dolunay sâkin ve duru bir su gibi parlamakta,
Filistinimde Ezân-ı Muhammedî okunmaktadır.
Hangi şehâdet bana senden
daha çok yakışmaktadır...?
Filistinim, Vatanım!
Lisânında köprüler inşaa ettiğim cümlelerimin baş kahramânı,

Devamını Oku
Sema Tatar

Vakit efkârında büyüyen,zeytin ağaçları
Nar bahçelerinin
Hurma dallarının gölgeliği,
Tüm güzellikleri Mısır'ın, Dimyat'ın, Kâhirenin...
Nil nehrinden içime vuran dalgalar
Ruhumda biriken hüzünlü dalgalar...

Devamını Oku
Sema Tatar

...Kimse iyiliğin resmini yapamaz fakat iyiliği kalbine nakşedebilir. Suyun suya seslendiği gibi rikkatlice seslenebilir ruhu ve varlığı olan herşeye.
...

Devamını Oku
Sema Tatar

Şairin, "İnsanlar kırıcıydı, kitaplara sığındım" dediği yerdeyim.
Kültür cellatları gibi dizili, şuursuz dimağların boş lakırdılara dolu olduğu bir kainatta; mahlukatların, Yaradan'ın mührünü görmezden gelmesini hayret ve hayhat dolu bakışlarla seyr etmekteyim.
Oysa bize insanın eşref-i mahlukat olduğu öğretilmiş ve
Ahde vefâlı şuurla birlikte, zihinsel hizaların yozlaştırıcı olması değil, bilakis aydınlık ve hüsn-ü zan ile yoğrulmuş emsaller olması gerektiği Cenâb- Hakk'ın sırrı tecellisinden tebliğ edilmişti.
Hangi kültür celladı bizim şuurumuza kılıç vurabildi ki, soytarılar ve bencilliğini özgüven adı altında vitrinlerde boy gösteren; gayr-i ahlaki soytarılar, mahremiyetini teknolojik sömürüye emanet eden nesiller günyüzüne çıktı.
Belkide,

Devamını Oku
Sema Tatar

Zihin gördüğünü ve kendine aksedileni kaydeder.
Lâkin insan nâhoş bir kimliğe büründüğü vakit, zihin somut yada soyut olan ahlâkî değerlerden ırak olmaya başlar. Vahîm ve elem verici bir sıradanlaşma günyüzüne çıktığında ise toplumsal yozlaşma gittikçe hız kazanır. Sorsan herkes akıl hocasıdır, kimse kendini basite indirgemez. Çıta o kadar yükselir ki insanlar, kültürel bir mutluluğun yerine onları eğlendiren, günlük şarlatanların peşinde iz sürmeye bağımlı birer kukla haline gelirler.

Devamını Oku
Sema Tatar

Çeragân vakti yaklaşmaktadır fakat bağbân'ın dîde kadehleri giryân ile hemhâl iken, haddizâtında lâlezâr pek dilhun.....
Elvânlar, teknede sehâb gibi salınmakta,
âheng-i rûhânî bir tesîr bırakmaktadır...Ebrû ile mütemadiyen meşgul olan kimse şu cihân-ı şümûl denen rûy-ı zemînde lâle ile sırdaş olmaktan başka ne çâre bulabilir ki..?

Devamını Oku