Önce sana dokunurum, bir tez gibi sessizce, sadece teninin ısısını ölçerim, dudaklarının kenarındaki titremeyi izlerim, çünkü bilirim ki her başlangıç kendini saklar.
Sonra bir antitez gibi üstüne yürürüm, her sınırı ihlal eder, omuz başından beline kadar bütün mantığını paramparça ederim, çünkü arzu, önce yıkar ki yeniden kursun.
Ve sentez gelir; terimizin birbirine karıştığı, nefeslerimizin hızlandığı, dudaklarımızın mantığı unuttuğu o an, felsefe kendi kitaplarını yakar
ama hiçbir zirve, kendini korumaz; her doruk, kendi çöküşünü çağırır, her çöküş, yeni bir yükselişin eşiğidir, her yükseliş, tekrar yıkılmak ister.
Biz, bu bitmeyen döngünün içinde, bedenlerimizle hakikati arayan iki cümle gibiyiz; birbirini tamamlayan ama her tamamlanışta yeniden eksilen, her eksilişte yeniden başlayan.
Ve bilirim, mutlak, kitaplarda değil, senin bana son kez, yeniden dokunduğun anda bulunur.
Aşk
ne ağaca benzer, ne de buluta.
burası gibi değil gideceğim memleket
denizi ayrı deniz,
havası ayrı hava..




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta