ŞALCI ŞÖHRET BACI "HiKÂYE" "Bölüm 1"

Hikmet Çiftçi 2
154

ŞİİR


34

TAKİPÇİ

ŞALCI ŞÖHRET BACI "HiKÂYE" "Bölüm 1"

“Kadın şapka giye ki asıla! ”

“Kasım ayının son günleri sayılır. Ne kaldı ki şunun şurasında. On, on beş gün sonra kışın koynunda bulacağız kendimizi…”

Soğuktu hava.
Kendi kendine söylenmektedir Şalcı Bacı.
Zamansız gittin, zamansız terk ettin be herif…
Allah'a isyanım yok, şikâyetim yok, ama beni yalnız bırakmamalıydın…
Maharetli elleri gibi, güçlü çenesi de çalışmaktadır Şöhret Bacı’nın.
Bir yandan da bohçasına, önceden hazırladığı şalları, çarşafları, yatak örtülerini, kenarları oyalı yazmaları, el örgülü kışlık yün çorapları, yün patikleri ne varsa sıra sıra istifleyip, renkli koca bohçasını, çaprazlama attığı düğümlerle sağ omzuna takıp her zamanki alışkanlığı ile evden çıkar.

Dik duruşlu iri, diri biridir.
Çarşafı, başından beline kadar bütün vücuduna sarmış. İşlemeli beyaz yazması, burnunun altına kadar yüzünün büyük bir kısmını kapatmış, alnındaki ve burun kenarlarından ağız kenarlarına doğru inen derin sert çizgileri bile hemen hemen görünmez olmuştu.
Soğuk yanığı esmer yüzünün açıkta kalan kısmı, kasım ayının güneşsiz öğle saatinin sert rüzgârında, ılık nefesinin serinliği ile hafif yollu pembeleşmiş gibi duruyordu.

Sanki sırtındaki yükü yük değil, bahtıydı. Çocuklarının geleceğiydi.
Kadın başına kalmasına rağmen hayata küsmemiş, hayat mücadelesini sürdürme azmi ve iradesiyle ocağının dumanını tüttürmeyi başarmıştı.
Gururluydu.
İnançlıydı.
‘Bir kapıyı kapatan Rabbimiz, başka bir kapı açar’ anlayışı ve inancını içselleştirmiş bir Anadolu kadınıydı.

Adımları sağlam, mesafesi bacaklarının uzunluğuyla paraleldi. Normal yürürken bile yanındakiler ayak uyduramazlar, yavaş gitmesini söylerlerdi Şöhret Bacı’ya.
Duramazdı, yavaşlayamazdı.
Daha çok haneye, daha çok eve, daha çok sokağa uğraması lazımdı. Ne kadar hızlı davranırsa o günkü nafakaları da o kadar verimli, o kadar fazla olacaktı. Bunu çok iyi biliyordu Şalcı Bacı.

Erzurum’un taş döşeli dar sokaklarından birindedir bugünkü kısmeti… İnsanın yüzünde soğuğunu daha çok hissettiren taş duvarlı evlerinden birinin demir tokmaklı bahçe kapısını gümbür gümbür vurur.
-Kız Fedme! ..
-Kız, anam bacım, aç hele kapıyı!
Sesi de duruşu ve yüzündeki derin çizgileri gibi serttir biraz. Erkek sesi gibi gür ve kararlıdır.
Kısa bir süre sonra koca tahta kapının bir yarısı gıcırtılarla açılır.
-Evde kimse var mı, Fedme?
-Yok, yok Şalcı Bacı, gel hele…
-Hele şu komşulara da haber ver anam. Onlar da gelsinler, hep beraber bakalım. Ben biraz burada beklerim.
-Olur mu Şalcı Bacı? Sen içeri gir, bizim kızla otur hele.
O sırada evin kapısının önünde on dört, on beş yaşlarında, örgülü siyah saçları omuzlarından sarkan Ünzile görünür.
-Gel Şalcı teyze, ben buradayım. İçeriye gel!
Aradan çok zaman geçmez, birkaç komşu daha Fadime bacının evinde toplanırlar.

Kadınlar her zamanki meraklı halleriyle açılan bohçadan çıkanları tek tek incelerler. Renklerine, boylarına bakarlar.
Rengini, desenini beğenen ihtiyacı olanı alır. Parası olan verir. Olmayan da bir dahaki gelişinde veririm der ve alacağını veresiye almış olur.
Şalcı bacının defteri aklıdır. Kime ne verdiğini yazacak defteri yoktur. Hem olsa neye yarardı ki? Okuma yazması da yoktu.
O, her şeyi hafızasına yazanlardandı.

Şalcı Bacı, gittiği her yerde hem duyduklarını anlatır, hem gördüklerini.
-Anam, duydunuz mu? Bundan sonra bütün herifler şapka giyeceklermiş. Giymeyenleri cezalandırıyorlarmış. Ya hapse gönderiyorlarmış, ya da kimselerin bilmediği başka yerlere.
Anam, millet istemiyor şapka mapka. Şapka giyince ilerlemiş olacakmışız.
Kadınlar da çarşaf marşaf giyemeyecekmiş. Yüzleri kapanmayacakmış. Anam bacım, Erzurum’un soğuk kış günlerinde herkes başını gözünü örter. Ey, kadınlar zaten örtünmüyorlar mı? Dinimiz de öyle demiyor mu?
Komşu kadınlardan biri:
-Kim demiş anam? Herkes başını yüzünü açacak mıymış? Evinde açsın da, sokakta günah olamaz mı? Şalcı Bacı:
-Günah tabi anam. Günah olmaz mı?
Evin genç kızı Ünzile araya girer.
-Şalcı Teyze, çay getirdim. İç de için ısınsın.
-Ver hele kız. İyi ettin. Hele bir de kırtlamalık şeker ver bana…
Üfleye üfleye, höpürdete höpürdete içerler çayları komşular.
Bu sırada Şalcı Bacı da Ünzile’yi süzmektedir, göz ucuyla. İçinden, maşallah güzel kız. Boylu boslu, yanakları al al. Kara kaşlı, kara gözlü…
-Kız Ünzile!
-Sen neler yapıyorsun?
Şalcı Bacı, Fadime’ye dönerek:
Anam, bizim oğlanlar da bir işin ucundan tutsalardı…

Bu konuşma şeklini bütün kadınlar bilirler. Kimin ne demek istediğini, aklından geçenlerin neler olabileceğini çok iyi tahmin ederler.
Anlaşılan oydu ki, Şalcı Bacı, Ünzile’yi gözüne kestirmişti.
Bu sokağa geldiğinde ilk uğrak yeri burası olurdu.

Şalcı Bacı ani bir hareketle;
-Hadi kalkın karılar, herkesin işi gücü vardır. Bu kadar çene yeter. Herifleriniz sizden aş bekler. Çocuklar ekmek bekler.
Çabucak toparlanır Şalcı Bacı ve oturduğu minderden kalkar. Bohçasını sırtlandığı gibi, başka bir mahallede soluğu alır.
Daha çok yere uğramalı, daha çok satmalı.
Duracak, fazla oyalanacak vakti yoktur…
*
Bir günün diğer bir günden farkı yok gibiydi.
Kış yüzünü iyice göstermeye başlamıştı. Havalar oldukça ayaza çekmiş, dışarılar çekilmez olmuştu.
Bu da yetmiyormuş gibi, millet, bir de askerlerin sert davranışlarına maruz kalıyordu.
Kimse fesle, serpuşla, takkeyle, kavukla dışarı çıkamaz olmuştu. Herkes şapka kanununa uymak ve şapka giymek zorundaydı.
Kanun böyle, emir böyleydi.
Uygulanması için de sokaklarda jandarmalar gezmekte, uymayanları karakola götürmektedirler.
Bu sıralar, sorgu sual bitmez.
Millet için için kızmaktaydı. Hatta hükumete karşı öfke duymaya başlamışlardı. Halkta bir kıpırdanma başlamış, ayaklanma havası hissedilir hale gelmişti bile.
Herkes birbiriyle hep aynı konuyu konuşmakta ve eski köye yeni adet getirildiğinden dert yanmaktadır.

Herkesin dilinde Merkez Jandarma Komutanı Tatar Hasan Paşa vardır. Onu konuşurlar, konuştukları kadar da ondan çekinirler. Karakola çektiklerine yapmadığı baskı kalmazmış. Kızdığı zaman küfürün bini bir para. Bağırıp çağırır, hatta çok kızdırırlarsa, ona karşı gelen, sözüne cevap veren olursa tekme tokat girişir, dövermiş…

Bir taraftan soğukların, bir taraftan jandarmanın etkisi ile insanlar iyice titremeye başlarlar. Her gün durum biraz daha kötüye gitmektedir.
Halkta, şapkaya karşı, görünmeyen ama sağlam bir direnç oluşur.
Baskı arttıkça direnç de artmaktadır.

(Devam edecek)

Hikmet Çiftçi 2
Kayıt Tarihi : 11.3.2013 12:53:00
Hikayesi:


“Kadın şapka giye ki asıla! ”

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • İbrahim Değerli
    İbrahim Değerli

    sımsıcak bir anlatım güzel bir hikaye türü okuduguma inanıyorum. Tebrikler hikmet bey.listemde.saygilar efendim...

  • Aside Melek
    Aside Melek

    farklı bır çalışma şiir sayfasında..devamını merakla bekliyorum..başarılar hocam..hürmetle

  • Saliha Değirmenci Yavaş
    Saliha Değirmenci Yavaş

    _______________________1¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
    _____________________¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ___________________1¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ____________11111¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶11¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
    ________1¶¶¶¶¶¶11¶¶¶¶¶¶¶¶¶1111111¶¶¶¶¶¶¶¶1

    _______¶¶¶11¶¶¶¶11111¶¶¶¶¶11111111¶¶¶¶¶¶¶1
    ______¶¶¶¶1¶¶¶¶¶¶¶¶111¶¶¶¶1111¶11¶¶¶¶¶¶¶¶
    ____________¶¶¶¶¶¶¶¶¶11¶¶¶111111¶¶¶11111111
    _____________¶¶¶¶¶¶¶¶¶11¶¶¶111¶¶¶111111111¶¶1
    _____________1¶¶¶¶¶¶¶¶¶11¶¶¶¶¶¶111¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
    _____________¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶111¶¶1111¶¶¶¶¶¶¶¶¶
    _____________¶¶¶¶¶¶1¶¶¶¶11¶1111¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ____________¶¶¶¶¶¶111¶¶¶111111¶¶¶¶1¶¶¶¶¶¶
    ____________¶¶¶¶¶111¶¶¶¶11111¶¶¶¶11¶¶¶¶¶¶
    ____________¶¶¶¶11111¶¶¶¶111¶¶¶¶111¶¶¶¶¶¶
    ____________¶¶¶¶11111¶¶¶¶11¶¶¶¶1111¶¶¶¶¶¶
    ____________¶¶¶¶¶1111¶¶¶1¶¶¶¶¶11111¶¶¶¶¶¶
    ____________1¶¶¶¶11111¶¶¶¶¶¶1111111¶¶¶¶¶¶
    _____________¶¶¶¶¶1111¶¶¶¶1111111¶¶¶¶¶¶¶1
    _____________1¶¶¶¶¶¶¶1¶¶¶1111111¶¶¶¶¶¶¶¶
    ______________1¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶1¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
    ________________¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ____¶____________11¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ___¶¶¶_____________1¶¶¶¶¶1¶¶¶¶11
    __¶¶¶¶____________¶¶¶11¶¶1
    _¶¶¶¶¶1___________¶___11¶¶
    ¶¶¶¶¶¶¶1__________¶__¶1¶¶¶
    ¶1¶1¶¶¶¶_________¶¶_1¶¶¶1
    ¶11¶¶¶¶¶¶_______1¶__¶¶
    ¶¶¶¶¶¶¶¶¶_______¶__¶¶
    ¶¶¶¶¶¶¶¶¶_________¶¶
    ¶¶¶¶¶¶¶¶¶________¶¶
    ¶¶¶¶¶¶¶¶¶_______¶¶1_11111
    ¶¶¶¶¶¶¶¶______¶¶11¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ¶¶¶¶¶¶¶¶_____¶¶1¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
    ¶11¶¶¶¶____¶¶¶_¶¶¶1111¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ¶11¶¶¶__1¶¶¶____¶¶¶¶1111¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ¶¶¶¶1__¶¶¶1______¶¶¶¶¶11¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶1
    ¶1___1¶¶¶__________¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
    ¶__¶¶¶¶______________1¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶¶
    ......... ............. ............
    .............. ..... ...................
    ................... .....................
    ................ ...... .............. ...
    .............. ............. .... TAKDİRLE

  • İbrahim Kavas
    İbrahim Kavas

    Başarılarınızın devamını dilerim.

  • Yaşar Aydın
    Yaşar Aydın

    degerli hocam unutulmamasi gereken bir konuyu cok etkili ve coskun bir dille anlatmissiniz. yalan tarihle bizi aldatanlar aslinda kendileri ni aldanmislardir. idam edilen onbinlerce belki yuzbinlerce imanli insanimizin hesabi elbet sorulacak. yureginize.saglik hocam. cok cok degerli bir calismaydi. tebriklerimle

TÜM YORUMLAR (7)