Şair - Yazar Celalettin Kurt ile Şair Ve ...

Durdu Şahin
941

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Şair - Yazar Celalettin Kurt ile Şair Ve Şiir Ekseninde Bir Gezinti

Durdu ŞAHİN: Kimlere iyi şair diyoruz?

Celalettin KURT: Şair; şiir coğrafyasının ikliminde sıhhatli bir şekilde beslenebiliyor; beslendiği kaynakları şiirin ipek mısralarına dökebiliyorsa o şair iyi bir şairdir. Özellikle de şair; mensubu olduğu medeniyetin bütün değer yargılarıyla barışıksa, o şaire iyi şair demek gerekir.

Günümüzde, özellikle mensubu bulunduğumuz ülkenin her kilometrekaresine birkaç şairin düştüğü söylenmektedir. İşte işin vahameti burada başlamaktadır. Edebî sanatlarda kemiyetin azaldığı, keyfiyetin arttığı bir perspektifte, iyi şair olmanın zorluğu bu noktada ortaya çıkmaktadır. Kemiyetin azaldığı, keyfiyetin arttığı bir atmosferde, hâliyle nitelikli şair bulmanın zorluğu görülecektir.

Şiir türlerimiz içinde, bugün gerek serbest, gerekse hece vezniyle şiir yazan günümüz şairlerinin büyük bir çoğunluğu şekil ve taklitten öteye gidememekte; serbest nazımcılar “Garip, birinci yeni, ikinci yeni” ekollerini aşamazlarken, hece vezniyle yazanlarımızın büyük bir çoğunluğu da, “Dadaloğlu, Köroğlu, Karacaoğlan, Emrah” gibi şairlerimizi, sadece beşinci kuşak olarak taklit etmektedirler. İş bu noktada seyrederken, bırakın güçlü ve soluklu şairlerin sayılarının artmasını, piyasanın nabzı müteşairlerin ellerine kalmaktadır.

D. ŞAHİN: Günümüzde şiir ve şair enflasyonu olduğu doğru mudur?

C. KURT: Şiiri, edebî sanatların namusudur şeklinde addetmek doğru olur kanaatindeyim. Şiir, gerçekten de edebî sanatların namusudur, en mahremiyet taşıyanıdır. Ayrıca şiir; bir kuyumcu titizliğinde işlenmesi, bir bahçıvan muhafazasında korunması gereken bir sanat dalıdır. Ama geliniz görünüz ki günümüzde, bir paragraf nesir yazmayı beceremeyen insanlar; şiir yazmayı, şiir ikliminde gezinmeyi kolay zannederek şairliğe soyunmaktadırlar. Hâl böyle olunca şairlik şöyle dursun, müteşairlik bile ortadan kalkmaktadır. Şiirin duygu, his, mûsiki, ritim, teknik boyutunu zerre kadar bilmeyenler; ellerine kalemi aldıklarında arabesk karalamaları, destansı bağırışları, fakirlik edebiyatıyla sosyal dertlenmeleri yazmaktalar; yazdıklarını da kendilerince şiir zannetmektedirler.

Yukarıda zikrettiğimiz açıklamalar doğrultusunda sorduğunuz soruya gelirsek; evet ülkemizde bir şair enflasyonundan bahsetmek mümkündür. Sanırım millet olarak biraz duygusal, biraz hamasi yapımızın olması; her insanımızı biraz şair yapmakta, ancak bu sayının çoğalması da bahsettiğiniz enflasyonu doğurmaktadır. Bu enflasyon içindeyse; güçlü, soluklu ve iyi şair bulmanın zorluğu ortaya çıkmaktadır. Yalnız bütün bunlara rağmen, memleketimizde genç ve kâmil kuşaklarımız arasında iyi ve nefesli şairlerimiz mevcuttur. Genç kuşak şairlerimiz iyi şair olma yolunda şiir ikliminde gezinirlerken, kâmil şairlerimiz de Türk şiirine güzel eserler kazandırmaya çalışmaktadırlar.

D. ŞAHİN: Şairi çok, şiiri az olan bir toplumuz denilmektedir. Bu tespiti doğru buluyor musunuz? Buluyorsanız “Şairi de, şiiri de çok” hâle getirmek için neler yapmalıyız?

C. KURT: Türk Edebiyatı tarihimizde, devâsa şairlerimiz ve devâsa şiirlerimiz mevcuttur. Devâsa şairlerimizin ortaya koydukları eserler, kalıcılıklarıyla dünden bugüne iz bırakmışlar; hafızalarımızın ortak değerleri hâline gelmişlerdir. Bir kale gibi, bir burç gibi ebedîleşen şairler ve şairlerimizin eserleri; kültür ve medeniyetimizin bediî zevklerine bir gül kokusu gibi yerleşmişlerdir. İsimlerini sayamayacağımız kadar çok olan şairlerimizin, günümüze bıraktıkları şiirlerinin bir çoğu dillerimizde nakarat olmuş; şiirin yürek tadı, şiirin has çağı kıvamına onlarla ermiştir. Bâki’den Fuzûli’ye, Yahya Kemâl’den Ahmet Haşim’e, Ahmet Muhip Dranas’tan Âşık Veysel’e binlerce şairimiz şiiristanımızın kaynağını hep besleyip durmuşlardır.
Günümüzdeyse, tarihî şiir geleneğimiz devam etmektedir etmesine de, şiirimizin sıhhatli bir rotada yol aldığını söylemek pek mümkün değildir. Piyasada arz-ı endam eden çoğu şairlerin yazdıkları şiir kitapları, dergilerde yayınladıkları şiirleri incelediğinde; bırakın altın, gümüş, bakır ayarını; yazılan şiirlerin bir çoğunun tenekeden daha düşük ayarda oldukları görülmektedir. Bugün geleneği bilmeyen, gelecekle kucaklaşamayan niteliksiz şairlerin sayıları o kadar artmıştır ki, gerçek şairlerin ses ve solukları edeplerinden olsa gerek, kesilir olmuştur. Şiir, kaset furyasıyla ayağa düşmüş; her önüne gelen arabesk, hamaset ve sosyal dertlenmelerle şiirler okumuşlar; şiir de sanat da böylece çok ucuzlamıştır. Yine, ahbap-çavuş ilişkisi ve derin medya patronlarının çıkardıkları edebiyat dergilerinde boy gösteren şairler; şiir ve sanatta tekelleşmeye gitmişler; şiir ve sanata ideolojik yaklaşımları yerleştirmişlerdir. Hâl böyleyken, şiiristanımızın coğrafyasında gezinenlerin büyük bir çoğunluğu, gerçek şairlerimiz değillerdir. Gerçek şairlerimiz bu coğrafyada neşv-ü nemâ bulamayınca, iyi ve kaliteli şiir de ortaya çıkmamaktadır.

Sorunuzda zikredilen nitelikli şairlerin, nitelikli şiirlerin çoğalması için, şairliğe soyunan kalem erbaplarımızın geçmişleriyle gelecekleri arasında köprü kurabilmeleri, kurdukları köprüde şiirimizin ipek sesiyle buluşabilmeleri gerekir. Ayrıca yukarıda sorduğunuz bir sorunuza verdiğim cevapta olduğu gibi, şairlerimizin kendi medeniyetleriyle barışabilmeleri ve medeniyetlerinden beslenmeleri gereklidir. Yine bu paralelde, usta-çırak ilişkisini de yabana atmamak gerekir sanırım. Vesselâm.

Durdu Şahin
Kayıt Tarihi : 10.9.2007 16:15:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Durdu Şahin