Rüya İstasyonundaki Paranoya Treni

Şiir Yarışması
Ahmet Yusuf Yılmaz
32

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Rüya İstasyonundaki Paranoya Treni

Karnım ağrıyor,
Bir yabancı hal var üzerimde.
Üşüyorum.
Serecek üstüme yok bir kelam,
Isıtacak bir bakış yok buralarda.
Olsa da yok bir fayda,
Saat on ikiden sonra...

Kalabalıklar içinde yalnız,
Sessiz duruyorum.
Bekliyorum bazen sürekli o ses gelsin.
Geliyor.
Dinliyorum ve dinlerken, susuyorum;
Tiksindiğim kendi sesim,
Bozmasın bu ahenkli müziği.
Ne müziği?
Yok bir müzik ortada.
Sadece bir tutam retarder,
Bir çimdik martı sesi.
Niye bağırır anlamam,
Yok yaşamaya hevesi,
Galiba...
Derim ve giderim.
Dinleyemem bu rahatsız edici sesi...

Rüyaymış gördüğüm...
Ama öyle güzel ki,
Şefkatin havada uçuşan kokusu...
Öyle hoş ki;
Sevdanın yokuşu.
Nefese nefese de kalsan,
Taşlarına aşıksın,
Betondan yok olmuş çimenlerine aşıksın...

Göresin gelir her daim,
Duvarlarında o vardır,
Onlar kadar soğuk mudur bilinmez...
Gel gelelim rüyadır...
Dokunulur ama hissedilmez...
Parmakların geçer,
Kâh takıla takıla,
Kâh aksine bir tempoyla,
İpek saçların arasından.
Yok...
Hissedilmez...
Koklasan, kokusu gelmez...
Aslında gelir de,
Koklamaya müsaade edilmez...
Tam edilir;
Yatağında sıçrarsın,
Düşermişçesine boşluktan,
Enteresan bir yokluktan,
Uzaklaşmışsındır...
Terkedilmez...
Ama bir o kadar da edilir...

Şimdi nerededir?
Yarım kalmış bir rüya,
Tam da arkasından koşarken,
Ağızları köpürmüş yaratıklar!
O anda bıraktım,
Gittim...
"Bu mudur gafil!
"Bu mudur senin sevgin?!" dedim...
Duvarlara vurdum,
İsyanlar ettim,
Ve tanrıya yalvardım;
"Beni geri götür oraya,
Çekecekler hayatımdan,
Alacaklar gözlerimden,
Gönlümden...
"GERİ GÖTÜR BENİ ORAYA!"
Nedir bu paranoya?
Nedendir bilinmez...
"Neden?!" dersin kabuslarına...
Gözlerinden silinmez,
O an, o korku ve endişeli telaş hali,
Göğsünden inmez oğlu inmez...

Her korku bir kıymet,
Korkunca insan anlıyor kıymeti,
Beklemiyor Tanrı;
Korkutmak için, kıyameti...

Verdiğin sözler,
Gözlerinin önünden geçti...
Tutup tutamadığın hakkında,
Yok en ufak bir fikrin.
Ağzında bir tek, sevdiğin zikrin...
Korkuyla sayıklıyorsun.
Nedendir bilinmez,
Bilinse de;
Aklın ömrü uzun sürmez...

Bağırdın...
Bağırdın "YANINDAYIM" diye...
Söz verdin!
Ama yaratıklar çıkınca meydana,
Kaçtın rüyadan bir korkak gibi!
Korkaklığınla yüzleştin!
Olamadın yanında,
Rüyada bile başaramadın!

Her şey güzeldi değil mi,
Başı omzunda dururken?
Mehtabın gölgesinde,
Yarı uyanık, yarı uyurken.
"HAYIR!" diye bağırdım içimdeki şeytana,
"Ben böyle bir insan değilim!
Attılar beni bir kuyudan aşağı,
Gerisini nasıl göreyim?
Onsuz ben neyleyim?
Onu çok seviyorum!"
Dedim ve sustu gitti pislik!
Sevgiden korkar o puşt!
Koşarak kaçtı...
Sokamadı beni o paranoyaya...

Paranoya treni gitti,
Kaldım rüya istasyonunda.
Bekledim yeni seferi,
Adı namı diğer "AŞK"...
Beklerken sordum,
Öğrendim rüyanın devamını;
Kurtulmuş güzel gönüllüm!
Çok güçlüymüş o...
Öyle dediler...
"Bana kızgın mı?" dedim.
"Olamadım yanında..."
"O çıkardı zaten seni kuyudan..." dediler...
"Baygındın görmedin...
Göğsüne bir karanfil bırakıp,
Sakin adımlarla oradan uzaklaştı..." dediler...

Öyle güçlüymüş işte,
Güzel gönüllüm...
Beni bile kurtarmış da,
Öyle gitmiş...

Ardından istasyon şefi geldi ve bana;
"Bir gün sen tutarsın elinden
Bir gün o tutar gönülden..." dedi...
Bindim trene gittim...
Bu öyküyü de burada bitirdim...

Ahmet Yusuf Yılmaz
Kayıt Tarihi : 19.4.2021 06:25:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!