<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Zişan T&#252;rkcephe Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Cielo’nun Kıyısına Yolculuk/ -an öldür beni cielo</title>
<description>Ölmeyi istediğim an öldür beni cielo. Biliyorum, biliyorsun..her gün acı çekiyorum cielo, acılar içindeyim, acı benim içimde. Bunu daha fazla sürdüremem, sürdüremiyorum. Her gün yeniden ve yeniden bir kez daha ve dahası, kelimelerim gibi hayatım tekrar ediyor aynı acıları cielo. Her şey geçip gitti derken, hiçbir şeyin bitmediğini anlıyorum. Bu farkındalık çok ama çok kötü cielo. Bazı sorunların merkezinden köküne inmeye başlıyorsun, yaşadığın şeylere şaşırmıyor hayret etmiyorsun hatta tüm olacaklara hazırlıklısın, artık biliyorum ne olacağını cielo, artık biliyorum.. öyle ki insanlar da şaşırtmıyor beni, bunca zaman nasıl, böyle, bu kadar kör olmuşum cielo.. nasıl göremedim? Beni nasıl da güzel inandırmışlar cielo. Öfkem içimdeki canavarla savaşta.. tüm suskunluğum bu yüzden. Ama sana söyleyeceklerim daha bitmedi. Cielo… çok yorgunum, tutmuyor ellerim, tutunmuyor dallarına. Gerçekleri anlatamıyorum cielo, gerçekler, gerçek..?  — Olduğum kişiyle olmak istediğim kişi arasında kıyılar vardı. Birçok insan için kolay olan şeyler benim için hep daha çok zordu. Sen ise bunu hep bilirdin, bana söylediklerin hâlâ zihnimde cielo. Ama bunu hiç başaramadım..hiçbir zaman yok sayamadım, hiçliği bile. Her şeyin altından bir şey aradım, deştim durdum, buldum da. Hep kendimi kanattım. Cielo sana dedim, en çok istediğim an öldür beni. Cielo.. mazur gör beni, yapamadım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cielo-nun-kiyisina-yolculuk-an-oldur-beni-cielo-siiri/</link>
<guid>3738601</guid>
<pubDate>2025-09-22T17:58:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Mukadderat</title>
<description>Bir yer sana zarar veriyorsa ne kadar dayanabilirsin?  Değersiz ve sevgisiz hissediyorsan, üstelik yorulmuşsan.. sonumu hiç iyi göremiyorum cielo, sonumu göremiyorum. Şimdi söyle bana, kendimi kötü sona sürükleyen ben miyim? Yoksa bu kötü insanlar mı? Herkesin derdi başkaymış, insanlık namına bir şey de kalmamış.. en ufak sevgi gösterisi kırıyor beni, insanı insan yapan yanlarımdan kırılıyorum, kırıyorlar cielo durduramıyorum… Bu yol zarar veriyor cielo, benliğimi kaybediyorum. Vahşi canavarların saldırısına uğramışım, vakit geçmiş içimdeki canavarın esiri olmuşum. Susmuyor cielo, kendini parçalıyor. Sizin de var mı canavarınız? Benimkisi içten içe yiyip bitiriyor kendini, üstelik tek zararı da kendine. Sonra dizginleşiyor her defasında son kezmiş gibi.. Ne savaşabiliyorum ne de vazgeçebiliyorum, tutuyorum elimdeki ipi sıkı sıkıya, ellerimi kesmiş çoktandır kanar da kapanmaz. Direniyorum cielo direniyorum da kurtulamıyorum, ne kurtulabiliyorum ne de devam edebiliyorum.. Her gün içimdeki canavarı besliyorum cielo yetmezmiş gibi bi’ de insanlarla savaşıyorum. Geçen beş ayda çok şey oldu cielo, ondan sonrası bende de yok.. ama çok şey oldu; anlattıklarımı tekrar tekrar yaşadım cielo, ne kurtulabildim ne de direnebildim, ne vazgeçebildim ne de devam edebildim.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mukadderat-13-siiri/</link>
<guid>3738599</guid>
<pubDate>2025-09-22T17:55:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Kayıp Çocukluğum</title>
<description>Bir morgun soğukluğu işlemiş ruhuma Çoktandır zehir zemberek ellerim Ölü bir toprağa kucak açtım gün gece Son nefesini vermeye yüz tutmuş kimses(s)izliğim..  Üstümde morg soğukluğu var, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayip-cocuklugum-2-siiri/</link>
<guid>3659089</guid>
<pubDate>2025-02-09T20:50:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>*sunturlu* durak</title>
<description>Öyle anların içinde bulunuruz ki bazen, saatlerce bir noktayı izler dururuz. Belki bir tavanı seyrederken belki de otobüs durağında kuru yapraklı ağaçlara bakarken..  hayat işte tam olarak bazen böyle..içinde olduğum bu durum, hissettiğim bu şeyin adı tam olarak nedir? bilemiyorum…bu zamana kadar yaşadığım her şey bir öncekine hiç benzemiyor, ve ben her defasında bunu atlatamamaktan korkuyorum. Her şeyin ardımızda kaldığını biliyoruz, geçmeyen her yaranın bir gün kanamayacağını da. Ama şuan olduğum yer bir öncekine benzemiyor, geçip geçmeyeceğinden yine emin değilim. Kendimi sorgulamaktan alıkoyamıyorum, kendimi hiçbir yere koyamıyorum. Düşüncelerim karmaşık bir hâl alıyor ve ben kafamda hangi kapıyı açsam başkalarla yüzleşiyorum… Yaşamak nasıl bir şey bilmiyorum? Bir hayat var ortada, hayatım diyebileceğim kadarıyla yok. Merkezden çok uzaktayım, kıyısında yahut köşe bi’ yerlerde. Hayatınız için çaba göstermek gerekir, bilirsiniz çünkü mücadelesini vermediğiniz hiçbir şeyin önünüze altın tepsiyle sunulmadığını. Ama bu öyle bir şey değil ki..! Bunu anlatamıyorum kimselere.. ortada bir hayat varsa gereken çabayı gösterirsiniz , ben göremediğim bu hayatın neresine çaba göstermeliyim? Kafamda yine bir kapıyı çekip çıkıyorken, halledememiş olmanın verdiği ağırlıkla birkaç adım atıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sunturlu-durak-siiri/</link>
<guid>3657208</guid>
<pubDate>2025-02-05T01:21:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Ayna *yansıyan yara*</title>
<description>Bazen korktuğumuz şeyler olur,  hayatınızdaki eksiklikler, hayatınızda ki en büyük yaralar, yaraların getirdiği acılardır bu korkular..bunlar bi’ insanın size yapmış olduğu en büyük kötülüklerden bir tanesidir. Yaşamınız boyunca rol model olarak gördüğünüz aileniz, dostlarınız ya da sevdiğiniz bir insan..hayata da bu noktada atılırsınız, her şey doğdunuz o evde başlar. ya onlar gibi olmak istersiniz, ya da onlara benzemekten korkarsınız. Çünkü sizden alıp sizde eksik bıraktığı şeyler çok olur, ve tüm yaşamınız boyunca o eksikliği doldurmaya çalışırsınız, günden güne tükenirken..kendinize yeni yaralar açmaya devam edersiniz ve bilirsiniz ki bu da en büyük yaralardandır. Sizin eksikliğiniz anneniz olabilir, diğerinizin babası..ilk yaranızdır bu, ilk ve unutamayacağınız tek yara. Ama hayat öyle bir raddeye getirir ki sizi, bir bakmışsınız olmak istemeyeceğiniz o kişinin ta kendisi olmuşsunuzdur - ki bu da en korkuncudur. İşte o vakit yüzleştiğiniz hayatınız size en büyük darbeyi vurmaktan çekinmez. -hiç çekinmedi- sizde yer edinen bu boşluğu, bir başkasının boşluğu haline getirirsiniz..sonrası ise o boşlukta çırpınıp durmak olur..artık bu da ömrünüz boyunca açık kalan tek yaranızdır. Aile her şey olabilir -ki buna diyecek pek bir sözüm yok- lakin birimizin her şeyi diğerimizin hiçbir şeyi haline gelebilir. Çünkü bu dünyanın hep iki yüzü vardır, bir taraf aydınlıkken diğer taraf karanlıkta kalır..ve bunu  sizden başkası bilemez…bu tıpkı bir aynaya bakmak gibi, hiç saatlerce ayna karşısında kendinizi izlediğiniz oldu mu? Sizin sizde gördüklerinizi, bir başkası görebildi mi? Hepimizin bir aydınlık yüzü vardır, bu herkese gösterdiğimizdir. İçimizde ki karanlık ise sadece bizimdir. Neresinden bakarsan bak aynaya, görebileceğin tek şeydir yansıyan yara. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayna-yansiyan-yara-siiri/</link>
<guid>3656728</guid>
<pubDate>2025-02-03T17:49:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>İnkisar *dağılma hâli*</title>
<description> Ben hiç böyle hissetmemiştim.. çok aşağıdan bi’ yerden düşmüş gibiyim, kalp kırıklıklarım batar oldu göğüs kafesime.. çok aşağıdan bi’ yerden düştüm. Bunlar en beklemediklerimdi.. kendi yaramı kendim kanatır oldum. Üstelik buna ben bile hayret ettim. şimdi yine o aşina olduğum yerdeyim çok aşağıdan düştüğüm o yer.. sorma bana “ne oldu?” diye, deşme daha fazla. Bilirim sorarsan ağlarım, gözyaşlarım kanatır biraz da. O vakit yol alır giderim, çekilirim odamın en kuytu köşesine, az da orada yara alırım. Hayatın hep öğrettiği bir şeyler vardır.. hayattan ziyade insanların, insanlar size çok şey katar, bazısı iyilikleriyle bazısı da kötülükleriyle. Hayatıma çok şey kattı insanlar, fakat benden birçok şeyi de alıp götürdüler peşleri sıra. Bu bir inanç da oldu yahut bir güvende, ne aciz öyle değil mi? Bir insanla her şey değişebiliyor, ve bir insan sizin hayatınızı bir anda değiştirebiliyor da. Bunu ya size umut vererek yapıyor ya da sizden tüm umutlarınızı alarak. Nasıl oluyor da buna izin veriyoruz? Kızgınlığım kendime, kırgınlığım da öyle. Belki en hatalı benim ama özür dileyeceğim tek kişi de kendim. Bunu biliyorum, ama söyledim ya hayat öğretiyor size. Bu neyin nesi bazen anlam veremiyorum, bunu çok düşünüyorum ama neyin geçmemiş hissi emin değilim, hep böyle ikilemdeyim bilmek ile bilmemek arasında. Kendimle geçimsizim, gurursuzum belki, hatta kırık bir dal parçası gibi kimsesizim, kırığım da. Belli ki henüz kalkamamışım o yükün altından, sonra dağılmışım tıpkı bir bulutun göğü terk edişi gibi. Sahi yerim neresi benim? Tam olarak neresindeyim? Göğün yüzü mü evim yoksa toprağın üstü mü? İşte yine düşüyorum çok aşağıdan, kırıklarım batıyor.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/inkisar-dagilma-hali-siiri/</link>
<guid>3656221</guid>
<pubDate>2025-02-01T20:38:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Âh-u Zâr</title>
<description>Veda etmesini bilmem hiç sevemedim de.. ama bunu veda say Hem belli mi olur? Karşılaşırız belki, hatta oturur şiirler konuşuruz </description>
<link>https://www.antoloji.com/ah-u-zar-24-siiri/</link>
<guid>3656220</guid>
<pubDate>2025-02-01T20:36:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Filinta Gibi Yalnızlık</title>
<description>Bugün yalnız ve yalnızlık arasındaki farkı öğrendim..  sonra oturdum uzun uzun düşündüm, yalnızlık ve yalnız olma durumu, ama zannımca bir şeyler ters gitti… bir baktım yine yalnızım, üstelik sarkaçlı saatin en yalnız olduğu vakit. Hissetmek, önemli olan hissetmek. Peki o hâlde hiç yalnız hissettiğiniz oldu mu? Yalnız kalmaya ihtiyacınız olduğu vakitler? Ne yazık ki bu da yalnızlığın sunmuş olduğu bir yalnızlık.. ne çok yalnız dedim öyle değil mi? Kelimeler bile misafir gibi.. sanki biraz sonra hepsi kalkıp gidecekmişte..yine ben kalacakmışım bana, her kuytu öyle bilir beni, sarkaçlı saat gece onikiyi vurduğunda yalnızlığımdan tanır köşebaşında ki garib cellat…onun bile yalnızlığı işlemiş ruhuma, nerde görsem tanırım aşina olduğum bu yabancı, bir o kadar tanıdık çehreleri. Lafı çok dolandırmakta istemiyorum, düğüm oldum haliyle..ama bazen de bile bile kalkıp sen gidiyorsan yalnızlığa.. ya anlayacak biri olmamıştır yalnızlığını, ya da anlatabileceğin bir yalnızlığın. Öyle söyledi köşebaşındaki garib cellat…kaldırdım kafamı baktım etrafa, ne sarkaçlı saatten eser var ne garib cellattan ne de benim filinta gibi yalnızlığımdan. Şimdi varız, günün sonunda olduğumuz muamma, yarın belki bir ihtimal, ertesi günden merhaba. İki gün sonra kaldık yine baş başa. Üçüncü gün, zaman epey gece. Dördüncü, beşinci…hepsinden geçip gitti ömrümüz. Ve biz bir hiç gibi, hiç gibi gelip geçti yalnız. </description>
<link>https://www.antoloji.com/filinta-gibi-yalnizlik-siiri/</link>
<guid>3656218</guid>
<pubDate>2025-02-01T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Keşkeler Dehlizi</title>
<description>Kabul ediyorum..hatalarım oldu, yanlışlarım oldu, pişmanlıklarım ve keşkelerim..yenilgilerimde oldu, galibiyetlerimde.. ama şimdi geriye dönüp baktığımda hiçbirinden eser kalmadığını görüyorum. Bu hayatın bize sunmuş olduğu kaçıncı evre emin değilim…emin olduğum şeylerin sayısı da gün geçtikçe azalıyor, şimdi bu satırları yazarken bile ellerim kararsızlıkla dolaşıyor harflerin üzerinde. Bir cümle bitiyor diğerine nokta koyuyorum, bir düşüncem baş kaldırıyor oradan.. ardından öteki. Kendi kendimle çelişiyorken, neyim varsa kaldırıp atıyorum..sonra ardından yine aynı keşkeler. Ne bir eksik ne bir fazla, neyim eksik ki? neyim fazla? Aslına bakacak olursan, yapamadım hiçbir şeyi. Mesela tutturamadım hiç o pilavı, ya suyunu fazla koydum ya da pirinci eksik. İşte ben hep böyle, bir türlü ortasını bulamadım yaşamın. Ya eksik yaşadım ya da fazla düşündüm, bilirsin “çok düşünmek bir çeşit intihardır.” Ve ben ne zamandır çok düşünür oldum.. şimdi böyle de olmadı lakin, nasıl olur bilemedim. O vakit devam ettim, bir süre yazdım, uzunca düşündüm, biraz sildim, bakışlarım ilişti penceremin yansımasına..az da kendimi izledim..baktım olacak gibi değil kalkıp gittim oradan. Boynu bükük sokak lambası altında yazıyorum keşkelerimi, sen şimdi sorarsan bana bende bilmiyorum, sahi ne ara geldi mevzu buraya? Bunu çoktandır bende düşünüyorum, ama bilme.. uğurluyorum seni dehlizlere.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/keskeler-dehlizi-siiri/</link>
<guid>3656217</guid>
<pubDate>2025-02-01T20:34:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Kekre</title>
<description>Mutluluk nedir? Bana soracak olursanız şayet, bunu anlatacak birkaç kelimem bile yok. Ah hayır! Cümleme yanlış soruyla başladım. Mutlu olmak nedir? Bana soracak olursanız şayet, bunu hiç bilemedim. Belki kıymetini, belki varlığını, belki hissini.. ama gel gelelim keder.. hüzün ve acı. Onlar adına yazacak çok şeyim var. Ama neresinden başlarsam başlayayım hep eksik kalacak, ve siz anlattığım kadarı ile bilebileceksiniz gerisi anlatmadıklarım, gerisi anlayamadıklarınız..ve siz sadece size düşen gerçeklerle yetinmeyi öğreneceksiniz.. bu da benim öğrendiğim gerçeklerden bir tanesi. Payıma düşen neyse onunla, bir hiçlikle yetindim… bahaneler ardına sığınmaktansa gerçeklerle yüzleşmeyi seçtim. Bu hayatın birçok pekte sahi olmayan gerçekleriyle.. peki benim gerçeğim sizin de gerçeğiniz olabilir miydi? Bu hayat benimse, bu hayatın gerçekleri de öyleyse.. sizin olabilir miydi? Sizin yerinize cevap hakkım varsa şayet, hayır.  Yanlışlarınız benim doğrularım ile çelişiyorsa bu sadece sizin yanlışınız olur. Madem ki bu böyleydi, madem ki bana ait olan her şey sadece banaydı..neden hayatımı kendi hayatınız gibi yaşadınız? Neden hayatımı hiçe saydınız? Payıma düşenin bu olduğunu neden bana inandırdınız? Sorum size… ama kabahat bende, “körler çarşısında ayna satan bendim..”  ve ben ilk kez bu denli yenildim.. şimdi baştan alıyorum tadı buruk olan hayatı.. artık daha gerçekçi yaşamak için yaşamı. Sonra kalktım bir çay koydum, anlatmak istersin diye kekre mutluluğunu.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kekre-4-siiri/</link>
<guid>3654236</guid>
<pubDate>2025-01-26T19:40:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Dışarıdan Bir Göz Hayat</title>
<description>Dışarıdan bir gözüm artık kendi hayatıma sadece uzaktan izlemekle kefilim..  Ne bir adım ileri gidebilmek hakkım ne de gidebilmek..  Kaldım o yolun ortasında, önümü hiç göremeden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/disaridan-bir-goz-hayat-siiri/</link>
<guid>3651548</guid>
<pubDate>2025-01-17T20:36:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Hayata Dair Hayatım</title>
<description>Hayatımın yolunda gidip gitmediğini bilmiyorum. İyi veya kötü müyüm, onu da bilmiyorum. İyiyim galiba ya da iyiymiş gibiyim. Yıllarca söylediğim yalana inanıyorum belki de. Belki de mış gibilere inanıyorum. Sahi iyi miyim? Sahiden iyi mi her şey? Yolunda mı gidiyor?  Yarım bırakılmış hissediyorum. Işıkları söndürülmüş, kapısı kilitlenmeden çekip gidilen ve terk edilmiş bir ev gibi. Bir ev gibi hissediyorum… </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayata-dair-hayatim-siiri/</link>
<guid>3651547</guid>
<pubDate>2025-01-17T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Avare Yara</title>
<description>Bir şey tamamlanmıyorsa, yarım bırakılmaya mahkumdur. Bu özenle başlanılan bir kitapta olabilir veyahut hiç gitmeyeceğini düşündüğümüz bir insanla da. İnsanlar bir gün gider, herkes bir gün gider. Ve siz eksik kalırsınız, yarım bırakılırsınız. Bu, yerini hiç dolduramayacağınız bir yara hâline gelir, ve bazı yaralar vardır ki ne kanar ne de izi geçer. Alıştıklarımızdır bu yaralar, ardımıza bıraktıklarımızdır.  Gün geçtikçe katlanarak önümüze sunulur ama devreye alışkanlıklarımız girer. Bir kere yaptıysanız şayet hep yapmaya devam edersiniz. Unutamayacağınız şeyler vardır lakin insanoğlu, tabiatı hep unutulmaya yüz tutar, nankör ve bencillikle. Şimdi bu dediğimle beni suçluyor olabilirsiniz, katılmayacağınız noktalar da yer yer mevcuttur. Fakat bir gün yarım bırakıldığınızda ve bunun sonucu yalnızlığa mahkum kaldığınızda ne demek istediğimi anlayacaksınız. Aslına bakarsanız yalnızlık da kimine göre olduğu tartışılır. Şayet günün sonunda bakacak olursak, hepimiz biraz yalnızız. Dört duvar arasında kendinizle baş başa kaldığınızda  bir düşünün isterim, kim ne kadar sizinle? Acı ama gerçek, sanırım biraz fazla kendim sandım sizleri.. bunlar benden kalan son hatıralar. Benden giden insanlar var, yarım bırakılmaya mahkum bir yalnızlığım. “gitmem” diye söz verenler, beni terk edip gidenler ile aynı tarafta. Ardıma bıraktığım ve alıştığım yaralarım var, üstüne üstlük gittikçe sızlayan. Unutulmaya yüz tutmuş bencillikler ile unutmaya çalıştığım yaşanmışlıklar. Şimdilerde hepsi avare birer yara. </description>
<link>https://www.antoloji.com/avare-yara-siiri/</link>
<guid>3651546</guid>
<pubDate>2025-01-17T20:34:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Güzeşte(zaman Bakımından Geçmiş)</title>
<description>Hayat bazen acıtır..bizden aldığı çok şey vardır hayatın..bize getirdiği kadar götürdükleri de. Şimdi oturmuş evimde, köhne bir yalnızlıkla bu satırları yazıyorsam şayet, hayat benden birçok şeyi almış vaziyettedir..hayatım beni benden almış bir vaziyette.. Bazen bir şeyler olur, toparlayamazsın. İpin ucu kaçar senden, bir tarafı düzeltirsin diğer taraf hepten bozulur.   Ama zaten hep bir şeyler olur.. ve sen bir daha eskisi gibi olamazsın. Yoluna koymaya çalıştığım bu hayat aslında hiçbir zaman bir yolun başında veya ortasında değilmiş, o yola hiç giremeden sonunu getirmiş. Bunu fark ettiğinde ise artık zaten pekte bir önemi kalmıyor yaşamın..veyahut yaşanacakların. Hayat çok erken bir vakitte yol aldırdı. Ve şimdi yaşamın ne olduğunu bilmeden, göremeden sonunu düşünür oldum.. ve o sona gitmekten gocunmadım..izin verdim, tüm bu olacak sonlara. Bana adım atmayı öğretmeden hayat koşmayı öğretti.. ve ben şimdi bu hayatta nasıl ayakta durabilirim emin değilim.. zira yeniden yürümeye de nasıl başlarım bilmiyorum.. benim davam başkaymış.. Bunu fark ettiğimde ise her şey için biraz daha geçti.. ama hep bize tam tersi söylenir öyle değil mi? “Hiçbir şey için geç olmadığı..” ama bazen gün gelir ki yetişemezsiniz, bu yetişemediklerinizin en büyüğü de hayatınız olur..şimdilerde ise bu hayata fazlasıyla geç kalmış durumdayım. Zaman şimdi birçok bakımdan geç-miş..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzeste-zaman-bakimindan-gecmis-siiri/</link>
<guid>3650093</guid>
<pubDate>2025-01-13T13:56:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>İzmihlâl</title>
<description>Her şeyin anlamsızlaştığı bir yer vardır. Bir yerden ziyade, bir zaman, bir an veyahut bir gün. O zaman yaşadığın her neyse, daha doğrusu şöyle söyleyeyim yaşayamadığın her neyse o şey, her şeyi anlamsız kılar. O vakit bir şeylerin hiç adil olmadığını anlarsın. Seni haksız çıkartır bu hayat. Birileri için adilken bir taraf hep haksızlığa uğrar. Peki bu dünyanın düzeni mi? diye sorgularsın kendini. Çünkü bu düzen hep eksik tamamlanır. Ve bu düzende bir yerlerde dağılan bir şeyler hep vardır. Şimdi bu düzende dağılan benim, düşündüklerim, hissettiklerim..peyderpey kişiliğim..  sanki yolunda giden şeylere dikenli güller atan benim, bir nevi dağılan da hatta dağıtan da keza öyle. Anlıyorum ki, bu hayat hep böyle..seçimlerimin sonucunu bir tek ödemekle yükümlüyüm. İnsan ne yapıyorsa kendine yapıyor aslında.. Bazı şeyler hariç , aslında çoğu şey insanın kendi seçimidir.. bahanelere sığınmak sadece bahanesi olur.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/izmihlal-6-siiri/</link>
<guid>3650092</guid>
<pubDate>2025-01-13T13:53:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Ya hep ya hiç</title>
<description>"İnsanın sevilebilmesi için kendisi gibi olmaması gerekiyormuş.."  Bunu anladığım zaman biraz geç kalmıştım, insan bazen bazı şeylere geç kalabiliyor-muş.. Yaşayarak insan..öğreniyor.. Yetişemiyorum şimdi birçok şeye, yetişemediğim bu hayata geç kalıyorum. Hakikatten ne zaman böyle hisseder insan? Heyecanla yürüdüğüm o yolların sonu yokken bir sona geldiğimi hissediyorum şimdilerde.. Kendimi bunca vakit bir şeylerin güzel olacağına, yarınların umutlarına inandırırken, elimde avucumda hiçbir şeyin kalmadığını, hiçbir şeyim kalmayınca anladım. Ama hep öyle yapmadık mı? Hep buna inandırmadık mı zaten kendimizi. Geçeceğine.. Ben yanıldım, vaadettiğim umutların altında ezilirken, geçmeyeceğini bile bile inandım. Lakin öyle mecrûhum ki..inançlarımı, umutlarımı bu yanılgı altında yitirdim.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ya-hep-ya-hic-25-siiri/</link>
<guid>3618918</guid>
<pubDate>2024-09-25T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Acı Badem</title>
<description>sen erik ağacıydın Efulim  ben o ağaçta acı badem, böyleydi bizim sevdamız, acıya çalınmış, târumar..  sen yeşiller arasında bir güzel gül, </description>
<link>https://www.antoloji.com/aci-badem-9-siiri/</link>
<guid>3599574</guid>
<pubDate>2024-07-18T20:13:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Müşkülpesent</title>
<description>  Sonumun ne olacağı belliymiş efulim, daha en başından belliymiş.. Birçok acılarım var benim, birçok umutlarım, birçok mutluluklarım, bir ve en çok suskunluğum.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/muskulpesent-2-siiri/</link>
<guid>3599573</guid>
<pubDate>2024-07-18T20:12:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Yolculuk</title>
<description>Yine bir derin yolculuktayım..gözlerimin önündeki pencerede bir dünyanın yarısı, diğer pencereyi omuzlarımın arkasına almışım.. onda da bilmediğim öteki yarım bir dünya.. Ama bildiklerimden konuşacağım, baktığım vakit gördüklerimden. Yeşiller arasına karışmış bir dünya insan, İki binanın arasında iki ağaç, Ve mavinin altında umutlu umutsuz.. Mutlu mutsuz insan dolu bir hayat.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yolculuk-566-siiri/</link>
<guid>3575282</guid>
<pubDate>2024-04-25T20:49:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 <item>
<title>Kimsesiz Duvar</title>
<description>Duvarlardaki çıkıntılı izler gibiyim geçmişi anımsatan. Bazen gecenin hüznüne sığınılan.. Acıya ve gözyaşlarına şahit bir duvar köşesiyim.. Acının ve gözyaşının ta kendisiyim bazı geceler.. Sığınabileceğim bir tek duvarlarım  var benim, Korktuğum vakitler güvende hissedebileceğim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimsesiz-duvar-siiri/</link>
<guid>3575281</guid>
<pubDate>2024-04-25T20:41:00+03:00</pubDate>
<author>Zişan Türkcephe</author>
</item>
 </channel>
</rss>
