<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Zeynep Buğlem Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yorgunum</title>
<description>Uzun bir yoldan geldim Ayaklarımda kilometrelerin yorgunluğu, Cebimde hiç açılmamış mektupların ağır kokusu. Hani sorsan, Sorsan diyorum, öyle üstün körü değil, Şöyle esaslı bir çay koyup sorsan </description>
<link>https://www.antoloji.com/yorgunum-456-siiri/</link>
<guid>3838253</guid>
<pubDate>2026-06-03T07:55:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Çık gel sevgili</title>
<description>Şehrime Gel Sevgili… Şehrime gel sevgili… Bir akşamüstü ya da bir seher vakti… Ne fark eder ki? Gel işte; yarın başkaymış gibi, bugün bitiyormuş gibi, Dünyanın son günüymüş gibi… Bana en iyi gelebileceğin bir vakitte çık gel. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cik-gel-sevgili-4-siiri/</link>
<guid>3838251</guid>
<pubDate>2026-06-03T07:53:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Mevsimler</title>
<description>İnsanın insana yaşattığına benzer mi mevsimler? Her mevsim üşür mü insan gibi dünya? Her dökülüşte sızlar mı yaprağın yüreği? Çorak toprak görür mü yüzündeki çatlakları? Boşluğa düşen kolları sarar mı kiraz dalları? Zemheri anlar mı saçlara düşen kırağıyı? </description>
<link>https://www.antoloji.com/mevsimler-189-siiri/</link>
<guid>3837847</guid>
<pubDate>2026-06-02T05:27:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Gece</title>
<description>Ört üstümü gece! Yine zifiri bir gecenin içinden geçiyorum. Yine tenha ummanda bir yalnızlık yüreğimde, ağlamayı anımsatan bir buruk gülümseme </description>
<link>https://www.antoloji.com/gece-1482-siiri/</link>
<guid>3837846</guid>
<pubDate>2026-06-02T05:26:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Hoşçakal 2</title>
<description>Ve artık; yokluğunu üzerime giyinip, yüreğimin duvarlarına hayalden resimlerini koyuyorum şimdilerde... Gülüşünün sıcaklığını seriyorum odamın soğuk duvarlarına. Sana yazdığım şiirleri yatağımın başucuna koyup, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hoscakal-2-4-siiri/</link>
<guid>3837845</guid>
<pubDate>2026-06-02T05:25:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Demedim mi...</title>
<description>Ben sana demedim mi? Seni benden başka kimse anlamaz, demedim mi? Bakışının yarım kaldığı yerden cümlelerini tamamlayan bendim, suskunluğunu bile ezberleyen… </description>
<link>https://www.antoloji.com/demedim-mi-150-siiri/</link>
<guid>3825775</guid>
<pubDate>2026-05-03T15:33:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Memleket kadar hasretim</title>
<description>Sana bir memleket kadar hasretim, Ama sen yine de özlemedim farz et. Ben yine her sabah kahve içiyorum; aç karnına, Biri sade, biri orta… Ama sen içmiyorum farz et...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/farzet-ki-75-siiri/</link>
<guid>3814804</guid>
<pubDate>2026-04-09T02:32:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>İkra gibi sevdim...</title>
<description>İkra gibi başladım sevmeye, hafız, onu. Her seferinde besmelesiz sevemedim. Bakara gibi uzun uzun seyrettim, Firdevs’imi seyreder gibi gözlerini. İnşirahlar yolladım, binbir renkli balonların içine koyup kaç gece gökyüzüne; Kıyamet gibi bitmesin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ikra-gibi-siiri/</link>
<guid>3812611</guid>
<pubDate>2026-04-03T00:01:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Bu cenaze kimin söylesene ,ölen sen misin ,ben mi?</title>
<description>Dünyanın sığacağı bir gönlüm vardı. İçine seni koydum. Dar geldi cihan, dar geldi kaburgalarım, dar geldi göğsümde musallâsı kurulan bu şehir..  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-cenaze-kimin-2-siiri/</link>
<guid>3800859</guid>
<pubDate>2026-03-03T00:39:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Günaydın..</title>
<description>Mahşere Sakladığım Günaydın Günaydın sabah’ımın güneşi… Günaydın çayımın sıcaklığı… Günaydın kahve kokum, sigaramın dumanına karışan hayallerim… Günaydınlar içimde ağır ağır büyüyen hasrete… Günaydınlar adını anarken titreyen dudaklarıma… </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunaydin-646-siiri/</link>
<guid>3800850</guid>
<pubDate>2026-03-03T00:31:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Çâğırsan benii</title>
<description>Bir fecr vakti açsan balkonun kapısını, çağırsan beni yüreğinle… Gelsemmm… Sabahın en savunmasız anında, adını dudaklarımda taşıya taşıya gelsem sana. Bir çığlık olsam suskunluğunda, </description>
<link>https://www.antoloji.com/cagirsan-benii-siiri/</link>
<guid>3795588</guid>
<pubDate>2026-02-16T23:35:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhumun diğer yarısına Cân</title>
<description>Ruhumun Diğer Yarısına Bazı insanlar hayata bir eksikle başlar; adını koyamadıkları, nereden sızdığını bilmedikleri bir boşlukla… O boşluğu doldurmak için durmadan ararlar; insanlarda, yollarda, cümlelerde, susuşlarda. Seni tanıdığımda anladım ki, içimdeki o eksiklik bir yokluk değilmiş; sadece sen gelene kadar bekleyen bir yermiş. Meğer kalbimdeki o sessiz alan, başkasına değil, yalnızca sana aitmiş. Seni sevmek benim için bir seçim olmadı hiç; aklın terazisinde tartılmış bir karar da… Seni sevmek, ruhumun kendini tamamlamasıymış. Nefes almak gibi, kalbin atması gibi doğal ve kaçınılmaz. Seninle konuşurken zamanın nasıl akıp gittiğini fark etmemek, kelimelerin arasında kaybolmak ya da sadece varlığının verdiği o açıklanamaz güven duygusu… Hayatın bana sunduğu en sade ama en kıymetli armağan bu. Bizim bağımız, sadece güzel cümlelere sığan ya da mutlu anların fotoğrafında kalan bir şey değil. Biz, birbirinin yarasını kanatmadan dokunabilen, susarak da anlaşabilen iki ruhuz. Göz göze geldiğimizde kelimelerin gereksizleştiği, bakışların her şeyi anlattığı bir yer var aramızda. Sen yanımdayken dünyanın kalabalığı uzaklaşıyor; gürültüler susuyor, fazlalıklar dökülüyor üzerimden. Hayat sadeleşiyor, ben hafifliyorum. Seninleyken sadece dünyaya değil, kendime de başka bir yerden bakıyorum. Kendimi daha çok kabul ediyor, daha çok seviyorum. Eksiklerimle barışıyor, yaralarımı saklama ihtiyacı duymuyorum. Çünkü sen, olduğum hâlimle kalabileceğim nadir duraklardan birisin. Yollar nereye çıkarsa çıksın, kader hangi istikameti gösterirse göstersin; kalbimdeki pusula hep seni işaret edecek. Mevsimler değişecek, zaman yüzümüze izler bırakacak belki ama içimde sana dair olan o yön hiç şaşmayacak. Seninle her şeyi göze almak, bilinmeyen yollara korkmadan yürümek benim en büyük cesaretim. Çünkü cesaret bazen ileri atılmak değil, doğru insanın yanında kalabilmektir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhumun-diger-yarisina-can-siiri/</link>
<guid>3789752</guid>
<pubDate>2026-02-04T08:06:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Özür dilerim kalbim..</title>
<description>Gölge mi bile yük hissettiğim bugünlerde; Küskünlerimi kuytulara bıraktıysam sebebine bakmadan, Uçurumun dibinde asılı bıraktıysam kırgınlıklarımı, Bil ki artık taşıyacak gücüm kalmadığındandır… Ve hâlâ nefes almak için bir sebep bulabiliyorsam, Bu biraz alışkanlık, biraz umut kırıntısı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozur-dilerim-kalbim-5-siiri/</link>
<guid>3789651</guid>
<pubDate>2026-02-03T22:19:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Adresine ulaşamayan mektuplar gibiyim..</title>
<description>ADRESİNE ULAŞAMAYAN MEKTUPLAR GİBİYİM Rüzgârın uğultusu apartman boşluğunda yankılanırken, posta kutularının metal kapakları birer birer titredi. Her birinde bir amaç, bir haber, bir ses vardı. Ama benim içimde hep aynı cümle çınlıyordu: “Adresine ulaşamayan mektuplar gibiyim.” Çünkü ben de tıpkı o sahipsiz zarf yığınları gibiydim… Göndericisi belli, alıcısı belli olmayan duygularla dolu. Ne açılabiliyor, ne de yırtılıp çöpe atılabiliyordum. Arada bir, hayat posta memuru gibi beni birinin kapısına bırakır sandım ama her seferinde “adres yetersiz” damgasıyla geri döndüm. Bir zamanlar birine gider sandım; adını bildiğim, yüzünü ezberlediğim birine. Ona yazdığım mektuplar vardı — kimseye okumadığım, kimsenin bilmediği satırlar. Ama o asla kapıyı açmadı. Ya da belki ben hiç çalamadım.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/adresine-ulasamayan-mektuplar-gibiyim-siiri/</link>
<guid>3785436</guid>
<pubDate>2026-01-25T22:55:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Senle biz.</title>
<description>Senle biz.!! Binlerce şiire sığmış, Yüzlerce mısraya dokunmuş, Milyonlarca duaya karışmışken… Adımız her cümlede biraz eksik, Her temennide biraz yarım kalmışken; </description>
<link>https://www.antoloji.com/senle-biz-4-siiri/</link>
<guid>3781876</guid>
<pubDate>2026-01-17T08:52:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Araf</title>
<description>ARAF Gitmek nere, kalmak nere? Söyle bir kere, insan kaç kez ölür aynı yerde kalbiyle sürgünken? Ya kendimi götürmesem hiçbir yere, </description>
<link>https://www.antoloji.com/araf-273-siiri/</link>
<guid>3781547</guid>
<pubDate>2026-01-16T11:37:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Sen benim ilk yaralarımdan öp adam...</title>
<description>Sen beni diz kapaklarımdan öp adam. Bugüne dek tüm düşmüşlüklerimden; ayağımın kaydığı anlardan, yere ilk çarptığım yerden, kalkmayı öğrenmeden önce öğrendiğim acılardan, yaralarımdan, izlerinden… </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-benim-ilk-yaralarimdan-op-adam-siiri/</link>
<guid>3780577</guid>
<pubDate>2026-01-13T18:01:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Yanık Ruhun Dilinden..</title>
<description> Âh…Ahhh... Ruhumda kanadı kırık kuşlar var, esrarlı, suskun, ürkek. Nefesim dar, sesim yorgun, kafesim kendim kadar ağır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yanik-ruhun-dilinden-siiri/</link>
<guid>3777322</guid>
<pubDate>2026-01-05T18:48:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Sahi söylesene..</title>
<description>Sorgusuz gitmelerin vardı senin… Kapıyı çarpmadan çıkan vedaların. Hesapsız nefretin mesela; Sebepsiz başlayan, iz bırakıp giden. Usandıran görmezden gelişlerin vardı senin, Bakıp da görmemek gibi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahi-soylesene-siiri/</link>
<guid>3777317</guid>
<pubDate>2026-01-05T18:24:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 <item>
<title>Söylesene adam..</title>
<description>Söylesene adam, Unutur muyuz gerçekten birbirimizi? Adını anmadan geçen bir gün olur mu sanıyorsun, ya da kalbin, kalbimi tanımamış gibi atar mı? Ne sen beni unutursun, ne ben seni… </description>
<link>https://www.antoloji.com/soylesene-adam-3-siiri/</link>
<guid>3777308</guid>
<pubDate>2026-01-05T17:59:00+03:00</pubDate>
<author>Zeynep Buğlem</author>
</item>
 </channel>
</rss>
