<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Zehra Yılmaz Şiirleri
</description>
 <item>
<title> Ömrümün Çile Faslını Yaşıyorum </title>
<description>Ah ah! bir gün görürmüyüm beklediğim günleri  Çıkar mı yeryüzüne yüreğimde sakladığım kelebekler Söyleyin, söyleyin bu yürek vuslatı daha ne kadar bekler Bedeli ızdırap olan daha kaç hükmüm var Derdimin dermanı sandığım güller neden hep erken solar Bu çileli ömrümün son demi hangi mevsim dolar </description>
<link>https://www.antoloji.com/omrumun-cile-faslini-yasiyorum-siiri/</link>
<guid>1000081</guid>
<pubDate>2008-08-08T10:44:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>-Yediveren</title>
<description>Bir haber gelse gökkuşağından, içinde sen olsan Damla damla muştulansan yüreğime, içime dolsan Yedi renge boyasan yedi yerinden kalbimi Ben mumdan bir gemi olsam, sen ateşten bir deniz Dönemem artık geriye, erisem de beraberiz </description>
<link>https://www.antoloji.com/yediveren-16-siiri/</link>
<guid>949147</guid>
<pubDate>2008-05-08T16:10:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>*Teröre, terörü töre sanana</title>
<description>Sel, deprem, yangın ve trafik  Can aldılar sonra ağladılar Baktılar ki o canlar cennete Güldüler güldüler güldüler Teröristler şehit etti bir askeri Güldüler................................. </description>
<link>https://www.antoloji.com/terore-teroru-tore-sanana-siiri/</link>
<guid>828218</guid>
<pubDate>2007-10-10T14:19:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>*Bir Dostun Ardından*</title>
<description>Uyumayıp dertleştiğimiz Eylül gecelerinde Anlamıştım Gerçek bir dost olduğunu Gözlerime güldüğünde Alışmıştım </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-dostun-ardindan-9-siiri/</link>
<guid>700718</guid>
<pubDate>2007-03-28T12:05:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Düşününce</title>
<description>Seni düşününce  Bin bir çiçek açar gönlümde Martılar uçar gözlerimin önünden Sen bir çiçek olursun Ben masmavi bir deniz Seni düşününce </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-dusununce-12-siiri/</link>
<guid>684657</guid>
<pubDate>2007-03-12T13:57:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Şans</title>
<description>Senin şanssızlığın bana mı vuruyor Yoksa Benim şanssızlığım senide mi vuruyor Söylesene sevdiğim Bu şanssızlık kimin şansı </description>
<link>https://www.antoloji.com/sans-30-siiri/</link>
<guid>672220</guid>
<pubDate>2007-02-27T14:31:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Gözlerimde Aşk Var</title>
<description>Gözlerimde bir ağrı  Gözlerimde yaş var Gözlerimde bir sızı Gözlerimde aşk var </description>
<link>https://www.antoloji.com/gozlerimde-ask-var-siiri/</link>
<guid>666841</guid>
<pubDate>2007-02-21T11:55:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title> Tesadüf </title>
<description>Sanma ki âşık olunma sırası sana gelmişti Hayır Sadece âşık  olma sırası bana gelmişti Ve karşıma sen çıkmıştın </description>
<link>https://www.antoloji.com/tesaduf-17-siiri/</link>
<guid>576262</guid>
<pubDate>2006-11-07T15:35:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Sevdiğim</title>
<description>Bir gece vakti girdin düşlerime Daha o vakit sevdim seni Âşık oldum görüntüne, adına Vuruldum sessizliğinin sesine Vazgeçemiyordum artık senden Gün geçtikçe benden bir parça oluyordun </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevdigim-123-siiri/</link>
<guid>535024</guid>
<pubDate>2006-09-08T12:17:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>EylüL</title>
<description>Sararıp solan bir gül  Güle ağlayan bülbül Ve işte geldi yine Hüzünlendiren Eylül </description>
<link>https://www.antoloji.com/eylul-129-siiri/</link>
<guid>533198</guid>
<pubDate>2006-09-05T12:23:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Mutluluğu Anlatan Mutsuz Şiir</title>
<description>Artık şiir yazamıyorum Kalemim hicrana karışmış Mutluyum ben diyemiyorum Kelâmım hüsrana alışmış </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutlulugu-anlatan-mutsuz-siir-siiri/</link>
<guid>532670</guid>
<pubDate>2006-09-04T15:12:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>İmkansız</title>
<description>Bulutsuz yağmur imkânsız  Ateşsiz duman, başaksız harman Kervansız yol, çöllerde su imkânsız Sensin ey yar gönlüme derman Yareme merhem, katlime ferman Gelse de ölüm can vermem </description>
<link>https://www.antoloji.com/imkansiz-39-siiri/</link>
<guid>509483</guid>
<pubDate>2006-08-01T17:19:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Dostlar ve Güller</title>
<description>Dosta gül verdim güldü Dosta gül verdim ağladı  Dosta gül verdim gül dedi Dosta gül verdim ağla dedi  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dostlar-ve-guller-siiri/</link>
<guid>506943</guid>
<pubDate>2006-07-28T14:49:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Evin Hikayesi</title>
<description>Birisi bana çocukluğumun ilk hatıralarını sorsa, hayatımın bazı acı sergüzeştlerini bir yana bırakıp şu oturduğumuz kocaman evin kocamış halini anlatırdım herhalde. Çocukken kapısından ilk girişimde bu evin bana neler göstereceğini, hayatımın acı yanı bol olan hengâmelerini yaşatacağını ve burada bu kadar çok kalacağımı, kaldıkça alışıp seveceğimi, ayrılık vaktini hiç düşünmemiştim demekte ilk sözlerim olurdu tabiî ki...   Ev şehrin en eski mahallelerinden birinde ve o mahallenin en güzel yerindeydi. Ben küçükken bu ev o kadar büyüktü ki dünya sadece bu mahalle ve bu evden ibaret zannederdim. Ben büyüdükçe bu evin küçüleceğini sonradan anlayacaktım. Ama yinede dede yadigârı olan bu evin diğer bütün evlere inat güzellikleri vardı. Mesela kale kapısına benzeyen o zamanlar gözüme büyük mü büyük görünen öyle bir kapısı vardı ki, iki tane vuruşlu olan tokmakları çalındığında mahalleyi inim inim inletirdi. Evet, iki vuruşlu diyorum. Çünkü bu ev bir Osmanlı şaheseriydi. İnce düşünceli o büyük mimar dedelerimizin bilinçli olarak yaptığı bu vuruşlardan ince ses çıkaranı kadınlar, kalın ses çıkaranı erkekler içindi ki hane halkı kapıyı ona göre açsın. Tabi ben bunları sonradan öğrendim benim ilk gördüğümde bu güzel Osmanlı işlemeli tokmaklar hane halkını sinirlendirmek için yapılan birer oyun edevatı idi. Neden mi boş zamanlarımda kapıyı çalıp bu tokmakların o güzel seslerini dinlemek çok eğlenceliydi de ondan. Kapıdan içeriye girilince betonarma küçük bir avlu vardı. Avlunun sonunda enli enli üç basamak merdivenle inilen, Arnavut kaldırımlarına benzeyen daha büyük bir avlu vardı ki burası evin en göz alıcı yerlerinden biriydi. Mesela iki tane karşılıklı dikilmiş dut ağacı vardı. Bunlardan birisi siyah diğeri ise beyaz duttu. Ben büyüdükçe büyüyen bu dut ağaçlarının zamanla kesileceğini, dallarına kurduğumuz salıncakların ben on sekiz yaşıma geldiğimde birer anı olarak kalacağını anımsamak bile istemiyorum. Ve bu avlunun öyle bir havuzu vardı ki işte önceleri bu evin kalbi bu havuzdan atarmış. Köpük köpük kaynayan suyu öyle tazyikli akarmış ki evin bütün damarlarına can verir, can verdikçe sevinir, komşuların kıskanmalarına rağmen bu suya göz nazar değmez, güzelim havuz dolup dolup taşarmış. Tabi bütün bunlar o çağlayanlar gibi, oluk oluk akan suya belediye el koymadan önceymiş. Şimdi o havuzcağız küçük bir belediye musluğu ile yetinmek zorunda bırakıldı. Ne acı değil mi. Dede yadigârı olan ve belinin bükük hali, orasına burasına çakılan direkleriyle de elinde bastonla gezen ihtiyarlamış dedelere benzeyen bu evde odaların çok olması hesabiyle çok insan yaşarmış. Aşağı kattaki odalarda yukarı katta insan yaşayan odalara karşılık yine dededen kalma meslek olan dokumacılık süregetirilirmiş. Biz bu eve gelmeden önce memleketin en güzel kumaş dokumaları bu evden çıkarmış. Şimdi boş duran bu odalarda sadece kırılmış dokuma tezgâhları,duymak isteyenlere de bu tezgâhların sesleri var. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-evin-hikayesi-siiri/</link>
<guid>504454</guid>
<pubDate>2006-07-24T16:24:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title> Halimi Görmedin Yar (Hece)</title>
<description>Sevileyim derken erkenden soldum Bin bir dertlere tek ortak ben oldum Sardın her yanımı sen ile doldum Bir kez olsun halimi görmedin yar  Bir özüm vardı kalmadı eridi </description>
<link>https://www.antoloji.com/halimi-gormedin-yar-hece-siiri/</link>
<guid>501089</guid>
<pubDate>2006-07-19T11:48:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Dörtlükler 5</title>
<description>Sen gül gez bağ-ı gülistan içinde  Ben ağlarım derdi figan içinde Bin derdim var hepsi başka biçimde Sen gül gez bağ-ı gülistan içinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/dortlukler-5-5-siiri/</link>
<guid>501040</guid>
<pubDate>2006-07-19T10:50:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Dörtlükler 4</title>
<description>Boynu bükük kaldım yine Derdi derde saldım yine Ben ağladım sen güldün ya Matemlere daldım yine </description>
<link>https://www.antoloji.com/dortlukler-4-5-siiri/</link>
<guid>493426</guid>
<pubDate>2006-07-07T16:07:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Dörtlükler 3</title>
<description>Efkarımdan perişanım ben Aklımdasın divaneyim ben Etrafında pervaneyim ben Yar yoluna mübtelayım ben </description>
<link>https://www.antoloji.com/dortlukler-3-6-siiri/</link>
<guid>490238</guid>
<pubDate>2006-07-03T11:46:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Dörtlükler 2</title>
<description>Kalbimde gamsın sen ruhumda elem Söyle ey yar ben sana nasıl gelem Ferhatlar gibi dağlarımı delem Söyle ey yar ben sana nasıl gelem </description>
<link>https://www.antoloji.com/dortlukler-2-8-siiri/</link>
<guid>488377</guid>
<pubDate>2006-06-30T14:20:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 <item>
<title>Dörtlükler 1</title>
<description>Gözlerimde dinemeyen yaşsın sen Özümde sönemeyen ateşsin sen Ruhuma nurundan bir müjde versen İnan ki solacağım tek aşksın sen </description>
<link>https://www.antoloji.com/dortlukler-1-5-siiri/</link>
<guid>487489</guid>
<pubDate>2006-06-29T12:02:00+03:00</pubDate>
<author>Zehra Yılmaz</author>
</item>
 </channel>
</rss>
