<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Zafer Başkaya Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Hoşçakal</title>
<description> Gözlerim güneşin doğuşuna hasret. Farz et ki dalıyorum ufkuna sabahın. Bir gemi kalkıyor yüreğimin ıssız limanından. Sesim düşerse boşluğa Gözlerim anlatır mıydı her şeyi </description>
<link>https://www.antoloji.com/hoscakal-493-siiri/</link>
<guid>3793306</guid>
<pubDate>2026-02-11T23:56:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Savunuş</title>
<description>Belki de hala aşık olduğumu sandığım en cana yakın gülümsemeyii; savunuyorum aşk diye bilmiyorum. Bunu yazmak bile kalbimi kırdı Çok yoruluyorum zaten. O kadar yorulup, çalıştıktan sonra bir de ona çalışıyorum sabaha kadar. Onu düşünerek ona gelerek iş yapıyorum. Bir gel kal biraz iki kelam edelim, cebimize harçlık misali koy şu duyguyu. Vallahi maaştan çoktan vazgeçtim. Bak senelerce dinlediğim bir derviş türküsünde ki bir sözün ne demek olduğu daha yeni anladım. Soluk soluğa da geldim sana ben , bak ben geldim; anlatmam lazım bi an evvel sana. Sen aklıma düştüğünden beri işsizim. Aşkın pazarında ben çok gezdim. Gezdim gezdim ve sonunda satayım dedim canımı; “ Satarım canımı alan bulunmaz. “ </description>
<link>https://www.antoloji.com/savunus-siiri/</link>
<guid>3793305</guid>
<pubDate>2026-02-11T23:55:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Seferi</title>
<description>Gözlerimi karartıp; bi cesaret çıktığım bir yolculukta yanıma almadığım ilk şey yine bendim aslında. Yollarla baş başa kalıp; gölgesinde soluklanacağım kimin diktiğini bilmediğim bir ağaç aradım. Heybemi anca rüzgarı sığdıracak kadar küçük zannederken; bir çok kişi taşımaya başladığım bir yolculuğa çıkmışım da farkedememişim. Sahiplenebildiğim bir koltuk ve hayatı izlemelik pencere. Bana yeterdi, bana kadardı. Pencereme yansıyan seni hiç hesap etmedim. Kimsin sen ? Gözlerime nerden gelipte çarpıverdin. Suskunluğuma sözüm var. Kelimelerimle aram açık. Ne yazmak istedim yola çıkarken ne de tek bir kelime konuşmak. Suskunluğun zehrinin; zembereği felç ettiği bir saat misali akrepte, yelkovanda  sana saplanmış, Çıkamıyor bir türlü. Çabaladıkça daha da batıyor şuanıma. Sen ay misali dönüyorsun eksenim etrafında. Ben çekiliyorum sana ama denk gelemiyorum seninle bir türlü. Senelerdir kaçtığım istikamete nefes nefes koşuyorum şimdi. Hiç yorulmadan, bir kez olsun bıkmadan, defalarca duvarlarına  çarparak  başladığım yere dönüp ancak yine de vazgeçmeyi aklımın ucuna bir kez bile barındırmadan koşuyorum dizlerimin bağları çözülene kadar. Ne farklı bir şey senle konuşamamak. Sana kelimelerim var yüreğimin beşiğinden. Bu suskunluk… Suskun bir kimsesizliğin izleri aslında kağıdıma dökülen. Zehir zemberek bir yalnızlığın bile kendine tanıyamadığı aynada ki çehresi gibiyim. Yüreğimin ara sokaklarında ki ıssız bir bayram sabahında okumayı sökememiş bir çocuğun ellerini tuttum sen gidince. Tek bir kelime öğrense gömülecekti sessiz çığlıkları, kuytu bir köşede sakladığı çocukluğuna sarılacaktı umutları. Şimdi bir çocuğun o çığlıkları ile yazdığı bir şiirsin. Bir okusan sanma ayakta durabilirsin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/seferi-13-siiri/</link>
<guid>3793302</guid>
<pubDate>2026-02-11T23:53:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Arayış</title>
<description>Çocukluğuma dair bir özür borcu vardı hayatın ve gençliğimin ceplerinden büyük bir bedelin ödeyemediği borcu vardı boynunda. Hayatım; hayatıma dair bir çok kişinin kırgınlıklarına ev sahibiydi. Ben bir başıma sessiz sedasız herkesi affetmiştim bir köşede. Her affedişim neden hep kendime dairdi. En çokta kendime yaptığım bu haksızlık hırpalıyor beni. Yüreğimi göz ardı edip, yine de körü körüne yaralarını saracak başka yürekler aradığımdan gücüm çekiliyor bedenimden. Bir kez bile kendi yaralarıma üflemedim. Bir üflesem ıslık çalmayı öğrenecek, belki de ıslığıma düşen bir çok yürekle ayağa kalkacaktı kendi boranıma yenik düşen dallarım. Hala başka baharların çiçeklerinin koruyucusu gibiyim. Çok fırtınaya sırtımı dönüp, kollarımı korumak için açtım yabancı baharların adını bilmediğim bahçelerine. Kar fırtınasında uykuya dalmak gibi naif ve huzur veren bir iç geçmesi gibiydi arkam döndüğümde ki tanımadığım yüzlerde ki tebessümler. İçim bi nebze daha geçse kapanacaktır dünya kapısı, son sayfasına o son cümle yazılıp kapanacaktı işte adı koyulamamış kitap. Kahramanı hiç bilinmeyen ancak okuyan herkezin empatilerine bir silah dayayıp, ön yargılarını gün yüzüne çıkartacaktı satırları. Her cümle doğru yazılıp tersten okunacak, her cümle okunduğunda bir noktadan ziyade noktaların yerine acıma söylemleri ile sonlanacaktı. Son soluğuma dek anlatmaya çalıştığım bir romanda; hiç kimseyle karşılıklı soluklanamadan, aynı soluğu paylaşamadan hızlı adımlarla sona yaklaşacaktım. Biliyordum.  Elbette kapanacaktı bir süre sonra romanın kapağı. Son sayfa okunacak, kelimelerin arasından kurtulan her göz hayatta ki değerlerini arar olacaktı. Denk gelinen her kaybedişlik, her vazgeçmişlik bana benzetilecek; “ demek ki “ diye başlanılan her bir varsayım cümlesi dua niteliğinde dökülecekti dudaklardan. Bu kadar zor muydu anlaşılmak. Bu kadar görünemez miydi kendimi sarmaladığım ifade cümleleri. Sahi o kadar da kuvvetli bir şekilde kaleme alınmış gizli öznesi miydim hikayemin. Çok mu bencildim dostluk kavramının bende ki anlamında. Literatürde yer almamış kelimelerle bu kavramı tanımlayıp, sırf bu yüzden mi okumaya can attığım dostlarımın satırlarında ona bir türlü denk gelemedim. Yakılan her sigara; “ Ateşe körükle gitmek “ deyiminin bir karşılığı oldu bende. Sessiz sedasız içimde ne yangılar tutuştu da kimseye tek bir söz etmeden sıgara yakabildim sadece. </description>
<link>https://www.antoloji.com/arayis-552-siiri/</link>
<guid>3559770</guid>
<pubDate>2024-03-04T14:43:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Kimsin</title>
<description>Sen kimsin; Yakamozları sakladığın bir gökyüzü, sakallarına dolanan bir rüzgar veyahutta sesine bulaşan bir tebessümüm alır beni. Saklandığım her gün yeryüzünden bir tek sana sobelenirim.  Sen benim bi haber çıktığım bir yolculukta; denk geldiğim, yolumun düştüğü bir söğüt gölgesi işte ne bileyim. Kelimelerle buluştuğum bir toplantısın şimdi kilitli kapılar ardında. Senin adınla başladığım bir anayasının yürürlüğe gireceği bir ihtilali, gözlerine denk geldiğim andan itibaren ayaklandıran bir kurşunsun, düşünmeden kalbime doğrultup ateşlediğim. Yerle bir olup uzanırım hayalinin kapısına uzanan ince bir yolda boylu boyunca. Faili meçhul değilim. Ey sen; yüreğim avuçlarına emanet failim; yüreğine gömülsün yeter ki bedenim. Ben anlatamam bir rüzgarı artık, hayran olamam bir yakamoza ve ezberleyemem bir şiiri seninle denk geldiğimden beri. Dizemem kelimeleri yan yana, lâl oluşunu elinden çaldığımdan beri ve gidemem hiç bir adım uzağa kendimden, gidemem yığılıp kaldığım gözlerinden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-kimsin-140-siiri/</link>
<guid>3530160</guid>
<pubDate>2023-12-01T02:20:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Söylenememişlikler</title>
<description> Kendime gelemiyorum. Bambaşka bir yerdeyim. Aldım aklımdakini karşıma. Saçlarını taradım, gözlerine çektim kalemi. Tam karşıma da oturttum. Kitledim gözlerini gözlerime. He bir de doldurdum göz yaşlarımla sulandırdığım kadehi. Çatalımın ucuyla bi kayıntı yaptım dertlerimden. Son ses en sevdiğim şarkılar çalıyor sessizliğimden. Ona ne zaman denk gelsem; kimsenin beni tanıyamadığı benliğimden sıyrılıp bir begonya misali açıyorum gözlerinin devrildiği, gölge görmez bahçesinde. Hala kalem ile aramda ki muhabbet dönmemişse kanlı bıçaklı bir ihtilale; bembeyaz kağıt şikayetini saklamışsa sabırla mahşere; bir tek gördüğüm anda kaybolduğum gözlerinin yüzü suyu hürmetine. Hiç bir literatür greve gitmemişse kelimeler için bana karşı, kafiyeler baş kaldırmamış, gizli özneler isyanını saklamışsa gizliden gizliye; bir sana vuslatım niyetine.  Sevgilim ; Bu yazıma seninle olan sensizliğimin baş harfini büyük harfle yazarak başlayacağım. Kalemimin kağıdıma dokunuşunda ki ilk anda unuttuğum adımla devam edeceğim bana kalan acizane bir seni anlatabileceğim kelimelerle. Sus pus edeceğim kim anmaya kalkarsa adımı. Her ne kadar nesne varsa hayata dair; öteleyeceğim. Adınla başlayan bir romanı yine adınla bitereceğim sayfa bildiğim hayatımın günlerinde. Önsözünde uyanacak, son noktasında sallanacağım asıp kendimi son cümlesine. </description>
<link>https://www.antoloji.com/soylenememislikler-siiri/</link>
<guid>3527751</guid>
<pubDate>2023-11-24T20:08:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Korkum</title>
<description>Göz göze gelmediğimiz bir anda kırıyorsun beni. Senin görmediğin bir anda huzur kendini aşağı bırakıyor göz pınarlarımdan. Sen farkında olmadan kırıyorsun tutunacak her dalı. Yerle bir olup, faili meçhul uzanıyorum gözler önünde işte boylu boyunca. Üstüme vuruyor sen aksi istikamette olduğunda en uzakta ki deniz feneri. Eskiden etrafımı saran gözler bile göz ardı ediyor beni, </description>
<link>https://www.antoloji.com/korkum-67-siiri/</link>
<guid>3527750</guid>
<pubDate>2023-11-24T20:07:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Geçmişe Göz Atmak</title>
<description>Neden kapattım ki gözlerimi,  Bir hayal peşinde koşup, bilmeden sürmüşüm bir mermiyi şakaklarıma dayalı silahın namlusuna. Her umuda ateş edip yaralı bırakmışım. Bir gerçekle öldürmüşüm hepsini aynı anda. Omuzlarım bir anda düşmüş, bir boş bakış ve yarım gülüşün;yarınların mezarını kazma çabasıyla bir başıma kalmışım. Gözlerimin devrildiği yerde hayalinin gölgesi bile alıp başını gidiyor gibi. Akrep yelkovanın üstüne yığılmış, zaman sızmıyor artık ikisinin arasından. Bir araf kalmış bana ağzından dökülen sözcükler sonrası. Zamanım erken dalmış dünya uykusuna. Ben en güzel detayına geç kalmışım. Kendimi ne kadar vurmak istediğim uyku varsa şimdi muaf hepsi bu rüyadan. Sen böyle ulaşılmaz, sen böyle geç kalıp, güzde uykuya dalıpta yetişememiş bir  tomurcuksun bahara denk gelen doğum günümde. Sen şimdi karşımdayken bile gölgeni esirgiyorsun ya benden. Omuzlarından doğsa güneş, parıldamaz yangın yeri bedenimden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gecmise-goz-atmak-siiri/</link>
<guid>3527749</guid>
<pubDate>2023-11-24T20:05:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Yalvarış</title>
<description>En çokta uyumayı özledim.  Vurur vurmaz kafamı yastığa. Söz geçiremeden göz kapaklarıma, Sinirden fark etmeyip, dalmak uykulara. Yürümeyi özledim kaybolmadan. Gittiğim istikamette ne güzellik varsa, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalvaris-118-siiri/</link>
<guid>3527748</guid>
<pubDate>2023-11-24T20:04:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Sen kim misin ?</title>
<description>Seninle bir rüyadayım sanki; Her ne kadar kafamı koyamasam da göğsüne; ne zaman dalsam rüyana; gözlerini üstüme örterim. Ağzından çıkan ilk söz önsözüdür gece hikayelerimin. Ben bir kahraman olmak istedim seninle olan hikayemde. Sana olan ve seninle yaşayacağım her ne kadar hayalim varsa gökyüzümün güvercinlerini ankaya dönüştürdü kanatları alevden. Aklıma ne zaman düşsen; ellerinden tutup umut tohumu da düştü yalnızlığın kurak topraklarına. Özlem çiçekleriyle bahara boyandı dallarım. Vazgeçişlerin tıka basa doldurduğu bir mahkeme salonunda şimdi masumiyetini savunuyor sana karşı bakışlarım. Hakimi olduğun bu celsenin her duruşmasında, her savunmam sırra kadem basıyor hakimiyetinin karşısında. Sen yüreğimin en yürekli direnişini bir anda örseliyorsun. Hükmen yeniliyorum her defasında kendi evimde. Kadın; daha fazla germe ellerinle; hürriyetimin boynuna geçirdiğin urganı. Yetmezmiş gibi mesafeler; yokmuş gibi aramızda şehirler ; bırak çöle dönsün düşlerim. En derin rüyalarımdan faydalanıp yağma topraklarıma. Yoksa ölüp gideceğim bir baharın tam ortasında karanfiller yatağında… </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-kim-misin-siiri/</link>
<guid>3527746</guid>
<pubDate>2023-11-24T20:02:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Kendimize Not</title>
<description>Hayat sana karşı durmuş sende hayata savaş açmışsın. Başlamış muharebe. İlk vurgunu sen yersin ilk o şaşmaz. Bayağı bir sendelersin. Hayat durur mu yerinde. Kesmez ataklarını. Gardını nereden yukarıda tutarsan o diğer taraftan saldırır. Dersin ki bir kerede es geçsin. Sanki bu savaşta ben bana karşı savaşıyorum hayatla. Bir müddet böyle devam eder. Sonralarında dişlerini sıkıp sende ufaktan atağa geçersin. Hayat bi şaşırır bi afallar. Sen baskınsındır artık vurdukça vurursun. Ardı ardına darbeler indirir bu sefer sen onu sendeletirsin. Bi bakarsın karşında sallanıyor, yere düştü düşecek. Yüzüne o anda bi tebessüm yerleşir. O tebessüm gardını ufak ufak düşürür aşağı. İşte o gülümseme varya…. O gülümsemeyi yapmamalıydık. Beklediği buydu vermemeliydik. O gülümseme bir kardelenin güneşi gördüğünde ki telaşı. Günün sonunda yerle bir olmuşuz, bir kardelen misali toprağa gömülüp kendimizi boğmuşuz. Hepimizin yorgunuz biliyorum en az birbirimiz kadar.! Şimdi inziva vakti, gitme vakti, susma vakti. Şimdi bir süre, beklenmedik bir güneş sökene dek bir dağın tepesinde; bir karanlığın zifirisini üstümüze giyme vakti. Geçecek ama zor geçecek. Şimdi o güneşin umuduyla her sabah bir birimizi günaydınlara uyandırma vakti… Güçlü olmalıyız ve de cesur en az bir kardelen kadar. Bu zamana dek ne anlatırsak anlatalım soluksuz. Bir güneş doğmazsa neye yarar… </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendimize-not-siiri/</link>
<guid>3527745</guid>
<pubDate>2023-11-24T20:00:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Kalakalmak</title>
<description>En çokta uyumayı özledim.  Vurur vurmaz kafamı yastığa. Söz geçiremeden göz kapaklarıma, Sinirden fark etmeyip, dalmak uykulara. Yürümeyi özledim kaybolmadan. Gittiğim istikamette ne güzellik varsa, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalakalmak-8-siiri/</link>
<guid>3487464</guid>
<pubDate>2023-07-11T16:59:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Konuşulamamış Özlem</title>
<description>Uykusuzluk Sonumuz olucak bir gün bu suskunluk Bir şiiri bitiremeden soluksuz, bir cümleyi noktalayamadan güçsüz ve bir yeryüzünü terkederken yine sakin , sessiz ve kimsesiz. Gideceğiz. Geldiğinde belki ben açacağım sana kapıyı gel diyeceğim Burayı tahsil ettiler bize, burda soluklanır yarım yamalak kalplerin taşıyıcıları. Öyle işte. </description>
<link>https://www.antoloji.com/konusulamamis-ozlem-siiri/</link>
<guid>3473967</guid>
<pubDate>2023-05-27T14:27:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Yoksayılan Hayaller</title>
<description>Bilmediğim bir dilde unutmak istiyorum seni. Duymadığım bir melodiyle eşlik etmek istiyorum seni terkedişlere. Yaşayamadığım sana dair hayallerin; ayaklarımın önüne yıkılışı ile bir başımayım. Yıkık bir şehirde ki harabe olmuş bahçemde ayaklandıramadım geriye kalan son begonyayı ve bir günaydının naçizane ışıltısınıda ağırlayamadım odamda. Tebessümleri yerle bir eden kurşun sonrası her ne kadar feryat varsa o kadar yalnızlık çöktü odamın duvarlarına. Bir köşesinden aşağı düştü seninle olan sensizliğimin tablosu. Senden sonra mevsimler birbirine karıştı. Hiç bir umut kapımı çalmaz sanırım yönünü şaşırdı. Tam yirmi yaş aldım sen gittiğinden beri hayattan. Üstüne koya koya neler verdim yirmi yaşa karşılık. Bana baktıkça dolan çağresiz gözleri annemin, dostlarıma benden geriye kalan suskunluklar. Seni hatırlatan ve hiç bir cümlede kullanmadığım kelimelerin vebali ile kalakaldım öylece. Nasıl anlatılır bilmiyorum, kelimeler de vazgeçiyor benden böylece… </description>
<link>https://www.antoloji.com/yoksayilan-hayaller-siiri/</link>
<guid>3473964</guid>
<pubDate>2023-05-27T14:20:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Kabulleniş</title>
<description>Farkettim ki; En büyük hata düşündelerimdi bana karşı yapılan. Kendi ellerimle hatalı düşünceler büyütmüş, bir tek ben kabullenememiştim. Hayallerimi kurmadan; kıracak her şeyi kendi ellerimle bir araya getirip ortasına bırakıveriyormuşum da kendime söylemeye korkuyormuşum. Korkuyor muşum göz göze gelmekten umutlarla. Tüm cesareti kırılmış sus pus bir halde karanlığına çekilen her ne kadar düş varsa göz kapaklarımın altına çizdiğim; karşısına dikilmeye de cesaret edemedim. Dört gözle aradığım bahaneler, ihtiyaç duyduğum avuntular ve ardına saklandığım keşkeler. Saklayamıyor beni benden. Nereden bakarsam bakayım görüyorum, ben baktıkça saydamlaşıyor ifşa ediyor beni tüm yenilişler. Karanlığın kirpiklerime bir fırça misali bulanıp, enine boyuna boyadığı odamda saklanmak istiyorum ancak en zifirisinde bile kendimi açık ediyorum kendime. Tamam yeter artık… Vazgeçiyorum. Yoruldum da. Bu tek kişilik manganın tek üyesi olduğum bu istikamette ki idam sehpasında; darağacında olan da, sehpaya inen tekme ve o yağlı urganda hepsi bendim. Çok kişi ararken hep kendimi bulduğum bu vazgeçmişliğimin tek sorumlusu evet sadece bendim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kabullenis-28-siiri/</link>
<guid>3448068</guid>
<pubDate>2023-03-02T00:49:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Uyku Kaçıran</title>
<description>Sensizlik ne uyutuyor ne de durduruyor yerinde. İçim dışım sensizlik olmuş. Boğazıma kadar özlemine boğulmuşum. Zaman ilerledikçe içine çekiyor beni. Sen ay vurunca odaya doluyor . rüzgar estikçe hayalinle ruhumu okşuyorsun. Hiç bir özlem kapımın eşiğinden böyle güzel girmemişti inan. Sen dinlediğim şarkılarda bana kelimesizlikler bahşediyorsun. Ne kadar güzel senin varlığınla yaşanılan hayat , olmadığında bile mutluluğum oluyorsun. O var benim hayatımda diyip mutlu olmak diye birşey var. Sen o şeye paha biçemediğim nedenim oluyorsun. Nasıl özlüyorum seni ve sabah nasılda ağır adımlarla yaklaşıyor geceye. Bir insanın nefes alışı , uyuyuşu ve mimikleri merak edilir ve bu merak her nefeste daha da kuvvetlenip kalbini ele geçirir mi insanın. Kalbimi ele geçiriyorsun kadın. Durma! Devam et. Durursan durulacağım mutlulukta. </description>
<link>https://www.antoloji.com/uyku-kaciran-siiri/</link>
<guid>3445274</guid>
<pubDate>2023-02-20T18:54:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Gölge Takası</title>
<description>Gecenin bir yarısı. Zaman yine kasıtlı şekilde hızını almış giderken avuçlarımın arasında , yine bir başımayım bir odanın tavanının altında ezik , büzük. Karanlığı zifiri , sessizliği kulak yırtan , yalnızlığı ay ışığını silip atan odamın camından. Öyle bir gece ve bilmiyorum böyle bir gecenin yansıdığı kaçıncı haziran. Sonbahar demini çekmiş bir ağacın yapraklarının terkettiği günler gibi geçiyorken günler , rüzgarlar esiyorken başımın üzerinde pervasızca. Bu kaçıncı kayboluşum içimin ara sokaklarında. Ellerimin uzandığı her bir kitabın tozlu sayfalarında , birbirinden farklı onca kelimeler çarpıyorken gözlerime , okuduğumda alıyorum ki her bir kelime literatüre yalnızlık olarak geçiyor benim nezdimde. Eski bir plak olsa ne mutlu olurdum hal bu ki , eski birşeyler dolsa kulaklarıma eski usulle , ondan ötesi, ondan yenisi ne kadar da emanet duruyor üzerimde. Hakkını yememek lazım yeni şarkıların , kim bilir hangi plağın gölgesinde ki bir yüreğe yansıdı da yazıldı satır satır ve bağışlandı pas tutan duygulara. Ne kadar büyük bir iş bağışlamak. Kelimeler bağışlamak mesela. Ölümsüzlük gibi birşey belki de , keşke bulunmasaydı mezar taşları , öldüğümüzde en sevdiğimiz kitaplar konulsaydı kabrimize. Bir kitap olmak isterdim , okullarda dağıtılmasa da her zaman oturup denizi izlediğim moda da ki o çay bahçesinde. Sevenlerim bir bardak çayla hatırlasın beni , demleneyim bende yüreklerinde... </description>
<link>https://www.antoloji.com/golge-takasi-siiri/</link>
<guid>3445273</guid>
<pubDate>2023-02-20T18:51:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Düş Düşüşü</title>
<description>Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku. Derin bir deniz , derin bir kuyu. Boğulmak ve kaybolmak istiyor insan. Bu kadar mı vazgeçmek kolay diye düşünüyor insan. Düşündüğü anda bile yüreği meyil ediyor kaybolmalara. Düşünüyorum da çoğu zaman resminle baş başa. Saçlarının omuzlarından aşağı düşüşüne takılıyor gözlerim. Bu kadar mı güzel olur bir intihar. Kim günah işlemiş gözüyle bakabilir böyle düşerken saçlarının her bir teline. Gözlerimi kapattığımda , gözkapaklarımın altında resmin çizilmişcesine yüreğime düşüşün ,  içime süzülüşün ve düşüncelerimde uyuyuşun. Tutamam ki kaskatı yüreğimi sen böyle düşersen içime. İşte bu sebeptendir sana yolladığım istikamete devirip gözlerimi , her bir cümlemi devirmem. Ne bir nefes alabilirim resminin karşısında , ne bir nefese yetecek kadar doldurabilirim gözlerimde ki seni. Derin bir nefes almaya alışıyorum sen geldiğinden beridir. Sen ne kadar hoş geliyorsun. Sen ne kadar sağlık , sıhat dolu geliyorsun ve ben ne kadar da hoş buluyorum gelişlerini. 70' lerin siyah beyaz bir sinama filmi gibi.  Tek kopyası avuçlarımın içinde sanki. Bu hayatın bana en büyük jesti gibi. Mutluyum bayram sabahına gözlerine açmış yedi yaşında bir çocuk gibi ve varlığın bir atlı karınca mutluluğu bana. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-dus-dususu-siiri/</link>
<guid>3445272</guid>
<pubDate>2023-02-20T18:50:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Zamansız Eylül</title>
<description>Bir Eylül geçiriyorum temmuzun ortasında. Bakmayın boş gözlerle nolur anlayamazsınız. Bir Eylül geçiriyorum temmuzun ortasında , dışarıda yağmur bardaktan boşanırcasına. Bir Eylül düşünün temmuz ortası. Yağmur damlası misali camıma çarpmışcasına. Bir Eylül var avuçlarımın arasına göremezsiniz. Yağmura dolmuş , toprağa konmuş , açık penceremden odama dolmuşcasına. </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamansiz-eylul-siiri/</link>
<guid>3445271</guid>
<pubDate>2023-02-20T18:48:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 <item>
<title>Moda ‘da Bir Mezarlık</title>
<description>En çokta izlemeyi severdim Modada ki o tarihi çay bahçesinden hayatı. Zaman buldukça , aradığımı şeyin ne olduğunu bulamadığım zamanlarda bir anda kendimi bulduğum o çaybahçesi. Deniz başka bir yerde buluşmayı kabul etmez , sadece orada gösterirdi bana çaldığı gök mavisini. Bugün Modadan döndüm. Saat bu saat olmuş. Ellerimde zerre mavi yok. Saatlerdir boş bakmışım. Bir tutam mavinin bile değmediği gözkapaklarımın altına uykuları çizmek ve kendimi uykulara vurmak istedğim anda geliverdin pardon çarpıverdin gözlerime. Günbatımında güneşin Marmaraya döktüğü kızılı hatırlatmayan bir kırmızı dudağın , durgun denizin üzerinde aksamüstü martıların dönüş telaşının yandığı ve denize bakarak izlediğim gökyüzünü unutturan dudağının üstünde ki benin ve her insanın yüreğini burkan o intihar sözcüğünü en güzel cümlelerde kullandırtabilecek her bir saç telinin omuzlarından aşağı düşüşü ve son olarak en usta sanatçıların , en pahalı perdelerin yanına yanaşamayacağı o gülüşünün yüzünde sahne alışıyla çarpıverdin. Bu sebepten yatağa uzandığımda kendimi vurmayı istediğim uykuları unuttum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/moda-da-bir-mezarlik-siiri/</link>
<guid>3445270</guid>
<pubDate>2023-02-20T18:46:00+03:00</pubDate>
<author>Zafer Başkaya</author>
</item>
 </channel>
</rss>
