<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Yusuf Safi Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Cellat Azram</title>
<description>Bir anda kayboldu tüm ümitlerim,  Saat gece yarısına doğru 23:00 Hani şimdi tüm kayıplarımın hesaba çekileceği saati, Kurtulup tüm yanlışlıklarımdan sadece sana kalacaktım, Asacaktım boynuma tüm hayallerimi ve sunacaktım sana Hani İbrahim oğlunu sunmuştu ya Allah’a, </description>
<link>https://www.antoloji.com/cellat-azram-siiri/</link>
<guid>765710</guid>
<pubDate>2007-06-25T21:49:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlığım</title>
<description>Uzun mesafeler olmalıydı oysa bizim öykümüzde Yasak ilişkiler yaşamalıydı tüm güzelliklere inat Tarihe aydınlık namına bir şey kalmamalıydı bizden Gün ortası kararmalıydı güneş Sokaklar boşaltılmalıydı Her gün yasaklar koyup </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanligim-7-siiri/</link>
<guid>713352</guid>
<pubDate>2007-04-09T00:18:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Yokluğa Serenat-3</title>
<description>Kalk şimdi meydan oku hayata kara gözlerinle en namert anların intikamını alarak üstüme bir affet mağduru utangaçlığıyla bak gözlerime </description>
<link>https://www.antoloji.com/yokluga-serenat-3-siiri/</link>
<guid>608953</guid>
<pubDate>2006-12-16T23:26:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Sahibini Arayan Mektup-5</title>
<description>Kara gözlerini dikip uzaklara bir kere olsun dönseydin bana çok şey değişirdi belki hayatımızda, hani hiç anlaşılmamış sevgiler yada kadir bilmez duygular arasında kalıp durduğumuz zamanların intikamını almaya çalışıyorum şimdi. Kara gözlerinle en son ne zaman baktın bana? Tarihin tozlu sayfalarında arıyorum şimdi bu sorunun yanıtını bir türlü kabullenemediğin içimdeki sana olan sevgiyi. Şimdi ben de uzaklara bakıyorum senin bakışlarının değdiği son noktaya ulaşmak istiyor şimdi benim bakışlarım ama biçare kırılan bir ışık demeti gibi kırılıyor bakışlarım daha varamadan yolun ortasına. Kaç sevgi büyütmüştüm içimde, her büyüttüğüm sevgiyi insanlığa armağan etmek isterdim. Oysa sonradan öğrendim sevginin tek taraflı büyüyemediğini, her mevsim boyları değişmeyen çimler gibi kalakalmıştım ortada. Ne yana dönsem artık yalnızlığın hınzır kokusu değildi burnuma gelen ya da beynimin içine dolanan durmadan düşüncelerimi tırmalayan boş hain hayaller de kalmadı ortada, peki neydi şimdi seni bana düşündüren, neydi zamansız gelip aklıma takılan, her şey olup bitmişken daha doğrusu her şey olmadan bitmişken? Gecenin bu vaktinde uzun zaman olmuştu sen düşüncelerimin kapısını çalmayalı. Var edilen her şeyin sessizce köşesine çekildiği bu saate başlardı benim nöbetim, gözlerimi dikip uzaklara usul usul yanan sigaranın dumanında dağılırdı düşüncelerim, ne derin hayaller gelip geçerdi beynimin yarı açık yarı kapalı kapısında. İşte bugün sen kapıyı çaldın belki de haberin olmadan ayakların ruhunu zorla getirmişti seni bana, her zamanki gibiydi yüzün ve gözlerin bir türlü anlamına erişemediğim uzaklara bakıyordu, izin bile istememiştin bu sefer, merhaba demeden her zamanki köşene çekilmiştin, ağzını bıçak açmıyordu. Oysa sana soracak o kadar çok sorum vardı ki cevabını almayacağımı bile bile. Kara gözlerini dikip uzaklara bakardın hep oysa bir kere olsun gözlerimin içine baksaydın çok şey değişirdi, şimdi sadece kendi yüreğime ekiyorum tüm dertleri ve sessizce ağlıyorum her nöbet saatimde sana  ve sende kaybettiğim tüm güzellikleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahibini-arayan-mektup-5-siiri/</link>
<guid>605313</guid>
<pubDate>2006-12-13T00:29:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Yokluğa Serenat-2</title>
<description>şimdi diyorum çocukluğuma  kaç küfür sığmıştı acaba yada kaç rubai söylemiştim sana gecenin en soğuk anında yada bizim en ateşli olduğumuz saate kaç fırtına koptu bilinmez bu şehirde </description>
<link>https://www.antoloji.com/yokluga-serenat-2-siiri/</link>
<guid>566399</guid>
<pubDate>2006-10-25T01:01:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Yokluğa Serenat</title>
<description>kaybolan bir hayat  sen ve ben hangi karanlıkta kaybettiğimizi bilmediğimiz düşlerimiz gri bir yağmur sonrası hatırlıyoruz birbirimizi hani yıllar önceydi bir köşe başında görmüştüm seni </description>
<link>https://www.antoloji.com/yokluga-serenat-siiri/</link>
<guid>565434</guid>
<pubDate>2006-10-23T02:44:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Sahibini Arayan Mektup-4</title>
<description>Gittiğinin henüz ertesi günü Şimdiden duvarlara çizik atmaya başladım. Acaba diyorum kendime kaçıncı çizikte tüm çiziklere bir çizgi çizeceğim. Belki tüm duvar beyazlığını siyahlara terk edince bitecek bu lanet ibadet Ama o gün senin döneceğin gün de olmayabilir, tıpkı beyaz duvar gibi karanlıklara gömüleceğim gün olur. Acı tazeyken neden farkına varamıyor insan, tıpkı bir bıçak yarası gibi bir sıcaklık var şimdi bedenimin bilmediğim, dokunmaya korktuğum yada kendime kabullenmeye korktuğum tarafımda sıcak bir acı var.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahibini-arayan-mektup-4-siiri/</link>
<guid>368106</guid>
<pubDate>2006-01-20T23:50:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Sahibini Arayan Mektup-3</title>
<description>Bu gün yokluğunun bilmem kaçıncı günü Havada puslu bir duman Ekim ayının tam ortaları Artık bu şehir mevsim gibi kendini kışa hazırlıyor. Sonbaharın son yağmurları da artık veda ediyor bu lanetli şehre Çünkü bu gün yokluğunun bilmem kaçıncı günü </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahibini-arayan-mektup-3-siiri/</link>
<guid>368103</guid>
<pubDate>2006-01-20T23:48:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Sahibini Arayan Mektup-2</title>
<description>Sonbahara dönen mevsimin başlangıcında yitivermişti yine zaman. Senin çekip gitmenle talihsiz bir yağmur yağıyordu kendisine bile faydası olmayan bereketsiz bir yağmur dökülmüştü senin ardından.  Gittiğin gün hani bu kentte yıkılmamıştı. Sadece biraz sıkılganlık bir kabına sığmama ruh hali vardı o gün. Ama kuşlar ayrılmıştı şehirden senin gibi, her sonbaharın başlangıcında. Ve sen gitmiştin eylül ortası sonbahar başlangıcı, arkana bile bakmadan  Son defa ellerimi sıkıp “Allahaısmarladık, belki yine görüşürüz.” İki cümle iki kısa ama yaşamı kara bir deliğe dönüştüren söyleyip yitmiştin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahibini-arayan-mektup-2-siiri/</link>
<guid>368102</guid>
<pubDate>2006-01-20T23:46:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Sahibini Arayan Mektup</title>
<description>Söz verdiği gibi zamanın usulca çekip gitmişti tıpkı hatıraların gibi ne geriye dönüş kaldı nede ileriye dönük herhangi bir umut. Kalan yalnızca sessizce bir çöküştü senin gözlerinde. Ayrılığın var olduğuna dair getirdiğin somut deliller bana seni tanıtmıştı, varolan bir gerçek ve yok olan bir yaşam. Gittiğin gün neden aklına getirmedin sen kaç hayat söndürmüştün kendinle beraber kaç gül soldurmuştun kendi gözlerinde. Umut da seninle beraber sessizce terk etmişti tüm yaşamlarımızı, zaten yok olan bir hayatın umudu olmazdı. Aynen öyle bırakıp gitmiştin her şeyi.  Senin ardından şiirler döküldü nice şairin kaleminden, nice dengbej senin adına türkü yaktı, Sana ulaşamayan ama yüreğimi dağlayan en acıklı sözler döküldü senin ardından. Bütün canlılar düşman kesildiler birbirine ve bir serçe yavrusunu terk etti tek bir damla gözyaşı dökülmeden gözlerinden tıpkı senin gibi. Rüzgarlar fırtınaya dönüştü yağmurlar kasırgaya ve dağıttılar tüm yaratılanların yuvalarını düşleriyle umutlarıyla sonra arkalarına bile bakmadan terk edip gittiler bu şehri senin gittiğin gibi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahibini-arayan-mektup-siiri/</link>
<guid>368099</guid>
<pubDate>2006-01-20T23:44:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Tutuştur Düşlerimi</title>
<description>Yağmayack genede yağmur Yağsada bir sel götürecek Herşeyi ve Sönmeyecek yüreğinin yangını. Acılara teslim olduğun zaman Açılacak yokluğun kapısı </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutustur-duslerimi-siiri/</link>
<guid>312227</guid>
<pubDate>2005-09-27T16:43:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Geç Şehir Yağmurları</title>
<description>Acı ve hüzün kalıyorsun yine de bana  Bildiğim bir şehrin Bildik insanı Ama çıkmaz sokaklara Dönüyor senin yolculuğun Sen bir seyyah bense </description>
<link>https://www.antoloji.com/gec-sehir-yagmurlari-siiri/</link>
<guid>312223</guid>
<pubDate>2005-09-27T16:37:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 <item>
<title>Düş Yanığım</title>
<description>Durup dinlenmeden yıkanıyorsun karanlık gecenin yağmurlarında Uzak bir kentte Sahibini bulamamış bir medeniyetin Sahipsiz çocuğu Sen </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-yanigim-siiri/</link>
<guid>312213</guid>
<pubDate>2005-09-27T16:21:00+03:00</pubDate>
<author>Yusuf Safi</author>
</item>
 </channel>
</rss>
