<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Yunus Emre Atıcı Şiirleri
</description>
 <item>
<title>19 Yaş Aşkım</title>
<description>19 yaş aşkımdın  En taze hayallerimin olduğu zamanlar Hani 19 yaşındaysanız dünyayı değiştirebilirsiniz sanarsınız ya Sen benim dünyamı güzelleştirecektin bende tüm dünyayı 19 yaş aşkımdın ve gittin Ondan sonra ben hep seni aradım hemde herkeste </description>
<link>https://www.antoloji.com/19-yas-askim-siiri/</link>
<guid>3222150</guid>
<pubDate>2021-02-14T15:32:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Eksik</title>
<description>Herşeyden biraz kalıyormuş Ama hep eksik kalıyormuş Sevinçler kursakta kalıyormuş mesela Sevdalar rakı sofrasında kalıyormuş Umutlar fakirin ekmeğinde kalıyormuş Özlemler yollarda saklı kalıyormuş Heyecanlar çocukların oyun parklarında kalıyormuş Yaşamlar kelebeğin ömründe eksik kalıyormuş </description>
<link>https://www.antoloji.com/eksik-188-siiri/</link>
<guid>3222112</guid>
<pubDate>2021-02-14T14:02:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Tutunamayanlar</title>
<description>Kaç hayat daha kayacak tutunamayan yıldızların ardında  Kaç hayat daha yarım kalacak yaşanması  mümkünken yaşayamadıklarıyla Kaç hayat daha kendi duvarlarında hapsolacak ruhunda güneş sıcaklığı varken ayaza Bugünü kendi yaşayan hiç kimse başkasının yarınına ihtiyaç duymaz.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tutunamayanlar-12-siiri/</link>
<guid>3222108</guid>
<pubDate>2021-02-14T14:00:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Yangın</title>
<description>En çok ne vakit yanarsın Aşk ile tamamlandığında mı yoksa Yoksa kocaman aşkın tam anlamıyla yarım kaldığında mı Bilemezsin sanki zaman durmuştur kelebeklerin kanat çırpınışını duyduğunu hissedersin ama ölü kelebekler kanat çırpmaz der kendine gelirsin Sen ona öle bir anlamlar yüklersinki aşk o sanarsın hatta kendini bile onda ararsın ararsın aramasına da asıl istediğin kaybolmaktır yoksa çok iyi bilirsin göklerin göğünü varoluşunun en derin sırrını iyi bilirsin herşey sende gizli bunu çok iyi bilirsin ama gidersin de onda kaybolmaya çalışırsın her yükü taşırsın üstünde dünyayı alırsın ona da küçük bir bulut parçası verirsin sonra o bulut yağmur olur ıslanırsın bir bakmışsın ki yağmur senden onuda zamanı da alıp gitmiştir artık geriye bir sen kalırsın kalırsın ama ıslanmışsın bir kere için titremiş hissetmişsin o ıslaklığı sen gökyüzünü koklamak isterken şu kaderin yaptığınada bakın hele dersin bir bulut parçası almış seni götürmüş o eski senden eser bırakmamış elbette bir daha o eski sen olamazsın ıslandın bir kere bu seferde sen kurulanmak istersin güneşin sıcaklığını hissetmek ama güneş sana her dokunduğunda yanarsın ya kurumak korkutuyor seni yada GÜNEŞE hazır değilsindir bunu anlar bir kere daha susar yutkunursun boğazın düğümlenir nefes almakta zorluk çekersin bir yudum su çözecektir o düğümü ama sen ıslandın ya bir kere bir yudum suya muhtaç olmana rağmen ödün kopar o suyu içmekten üzerime yağan bu damlacıklar beni bu hale getirdiyse onu içinde hissetmek ne hale getirir diye aval aval düşünürsün işte hayat böyledir sen kana kana içmek isterken suyu bir kaşık aşk da boğuverir </description>
<link>https://www.antoloji.com/yangin-299-siiri/</link>
<guid>3222106</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:59:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Ölü Toprağın Umudu</title>
<description>Sen şimdi bitti diyorsun  Herşeyden vazgeçmiş umudunu yitirmiş tek kelimeyle bitti Bilmez misin be aşık hiçbirşey bitmez Sadece yeni bir başlangıç için son bulur Sen zannediyor musun şu hayatta herkese yer var Eğer herkese herseye yer olsaydı bu hayatta ağaçtan elma hiç eksilmezdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/olu-topragin-umudu-siiri/</link>
<guid>3222105</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:58:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Papatya</title>
<description>Diyorum ki herşey sana dahil  Aşk sensin ben ise senin ta kendinim Senden gelecek üzüntü benim kederim Ben kederi bile senleyken kader bilirim Aşk da sen hayat da Hayatın güzellikleri sen kötü nedir  bilmem ben Çünkü papatyam senden gelecek herşeye razıyım ben </description>
<link>https://www.antoloji.com/papatya-305-siiri/</link>
<guid>3222103</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:57:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşattığın Kadar Yaşam</title>
<description>Belki sevdik dünyayı herşeyden çok  Yarınlar için yaşarken bugunü kaçırdık Dolu dizgin sokaklar isterken Bir çocuğun başını okşamaya korkar olduk  Belki sevdik yaşamayı herşeyden çok </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasattigin-kadar-yasam-siiri/</link>
<guid>3222101</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:55:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Geceler</title>
<description>Bazı geceler çok uzun geçiyor  Bazı geceler kısa Bazen insan çok kolay düşüyor yanılgıya Bazense çelik gibi oluyorsun yıkılmıyorsun asla  Şafak aynı şafak güneş aynı güneş </description>
<link>https://www.antoloji.com/geceler-776-siiri/</link>
<guid>3222100</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:53:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Güneşin Umudu</title>
<description>Ben güneşe gömdüm umudumu  Bundandır ki ne zaman hava kararsa bir hüzün çöker ağlamaklı olurum Ben güneşe gömdüm umudumu Her yağan yağmuru felaketim sanar üzülürüm Ben güneşe gömdüm umudumu Hele de hava soğuksa kar taneleri süzülüyorsa gökyüzünden işte o gün tüm kainatı var oluşu sorgularım huysuz bir adam olurum </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunesin-umudu-siiri/</link>
<guid>3222099</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:52:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Hürriyet</title>
<description>Özlemim ağır yaşamaya dair Kavgam yalancı baharla Hasreti bile güzel şu deniz kokusunun Nasıl da ihtişamlıymış denizle gökyüzünün birleştiği nokta Önceden de severdim ben denizi gökyüzünü izlerdim bakıp bakıp dalardım İçimdeki yaşamak ağır basmış </description>
<link>https://www.antoloji.com/hurriyet-100-siiri/</link>
<guid>3222097</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:49:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Umut</title>
<description>Üzülün üzülün üzülün ama fırsatınıda buldumu çok sevinin mutlu olun dibine kadar neden biliyor musun çünkü; tekrar üzüleceksin ve öle bir acıyacak ki canın sanki daha önce hiç tanışmamışsın zannedeceksin bu duyguyla aldanın ,aldatmayın kire dokunun ama temiz kalın demem o ki çok mutlu olun çünkü tekrar tekrar üzüleceksin her fırsatta olabildiğince mutlu olun , illa da gömecekseniz umutlarınızı,toprağa gömmeyin ,toprak aldığını geri vermez güneşe gömün umutlarınızı en tepeye gömün güneşe bakarken gözümüz kısılır ya hani o arada kalan en ince çizgiye gömün umudunuzu... </description>
<link>https://www.antoloji.com/umut-1648-siiri/</link>
<guid>3222094</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:48:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman</title>
<description>Zaman perde arkasındaki sır Durmak nedir bilmeyen Anıları yanında getiren silip süpüren Bazense daha güzel yaşantılara şans veren  Zaman perde arkasındaki sır </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-1882-siiri/</link>
<guid>3222096</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:48:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Matem</title>
<description>Sessizlik derin bir matem Hani gün geçtikçe azalacaktı acısı Arar oldum ilk günki yanmayı Her geçen gün bir önceki günün üzerine ekleniyor Anılar Şafak nöbeti gibi bekleniyor İmkan olsaydı eğer anılar ile yaşamaya </description>
<link>https://www.antoloji.com/matem-105-siiri/</link>
<guid>3222093</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:47:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm</title>
<description>Açsanıza Işık’ları neden bu kadar karanlık her yer Ne oluyor ne ara geldik bu son durağa Az önce binmiştim ben daha soluğum yavaşlamadı Neden bu kadar yağmur yağıyor bu toprak kokusu da ne böyle Cam mı açık yoksa hiç kapalı bir yer mi yok sırılsıklam düşüm Evde canparem bekler bu son durak evimi göstermiyor bana </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-1369-siiri/</link>
<guid>3222091</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:46:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Ölü Küvez</title>
<description>Bedenim burada ruhum yola çıktı sana doğru Karşılarım onu kanlar içinde şehvet dolu karşılarım onu bir küvezde ölü bedenimle karşılarım onu en hayrete düşmüş halimle karşılarım onu cehennemde yasak elmayla karşılarım onu ve ölü bedenim canlanır kanlarım geri damarlarıma çekilir şehvet arzı endam olur yasak elma da bu aşkın tohumu olur cennet bahçesinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/olu-kuvez-siiri/</link>
<guid>3222090</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:45:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Aşkın Açıları</title>
<description>Bin şiir de yazsam az Dökemem içimi Ya istiklal ya ölüm Evet evet burhan bir ölüm İstiklal aşkın neresinde Hani hep derler ya barışta savaşın içerisinde </description>
<link>https://www.antoloji.com/askin-acilari-2-siiri/</link>
<guid>3222089</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:43:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Özlem</title>
<description>Özlem  ne de doru bir tabir Öz herşeyin en derini en özü Özlemine karşılık varsa başka bir özlemle O zaman biraz daha kolay tabi Hatta güzel bile kavuşmak var sonunda Yoksa orada film kopar işte ama bitmez </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozlem-1536-siiri/</link>
<guid>3222088</guid>
<pubDate>2021-02-14T13:42:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 <item>
<title>Alparslan 4 Yaşında</title>
<description>Dört yaşında bir çocuk, dört koldan sarılabilir evrene.                                                                                                                                        Ya evren kucaklar mı onu, annesi gibi?                                                                                                                  Dört yaşında bir çocuk, gezebilir dört kıtayı düşüncesiyle.                                                                                     Oysa hatırlar mı bastığı toprak parçasını?                                                                                                                        Ya da melek gibi, kanatlıdır ya melekler,                                                                                                                              Tepeden mi seyretti insanlığı?                                                                                                                         Tanrı gibi,                                                                                                                                                                                  Ya Tanrı dört yaşında bir çocuk olsaydı!                                                                                                                                                                                 Kızdıklarına mı hastalık verirdi, sevdiklerine mi?                                                                                                                                           Duygular değil midir insanı hayata bağlayan?                                                                                                                                                                  Ve o duyguların yoğunluğu değil midir?                                                                                                                          Gerçekten hamurunu yoğuran,                                                                                                                                     Belki de Tanrı, üzüntüleri daha tarifsiz yapmıştır, mutluluktan,                                                                                                                                              Mutluluklar çok sıradan,                                                                                                                                                                                                           Her insan sevinebilir, gülebilir yalancıktan.                                                                                                                                  Oysa üzüntüler farklıdır.                                                                                                                                                                               Herkes üzülebilir.                                                                                                                                                                                   Her üzülen içtenlikle ağlayamaz.                                                                                                                                                Ağlayan bir damla yaş döker.                                                                                                                                               Ağlayamayan iki, bir damlası içeriye,                                                                                                                                  O da tüm yaşamını sırılsıklam yapar.  Ya Tanrı dört yaşında bir çocuk olsaydı!                                                                                                                     O zaman ağlamazdı hiç kimseler.                                                                                                                                                 Özellikle de bebekler, sonra da anneler,                                                                                                                                                           Yanlış anlaşılmasın.                                                                                                                                                          Tanrılıkta yok gözüm.                                                                                                                                                                        Yalnız Tanrı’nın adaletini sevemiyorum.                                                                                                                                            Ondandır bunca sözüm.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/alparslan-4-yasinda-siiri/</link>
<guid>3220560</guid>
<pubDate>2021-02-10T11:35:00+03:00</pubDate>
<author>Yunus Emre Atıcı</author>
</item>
 </channel>
</rss>
