<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Yimla Yaver Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ölü Balıklar</title>
<description>Tedarik olur mu bir gülümseyle  Bu üstünü bir türlü örtemediğim soğuk ayrılık  Gitgide azalıyorken mutluluğum, çabuk olmalı  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olu-baliklar-siiri/</link>
<guid>2016102</guid>
<pubDate>2014-06-27T04:41:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Bitsen</title>
<description>Biraz durgun bu yaz aksami,  Esmiyor mesela meltem Carpmiyor gonul hurra da hurra Ismarladim yagmur bulutlarini Bir ara gelir mi bilmem  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-bitsen-siiri/</link>
<guid>2011406</guid>
<pubDate>2014-06-13T04:00:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Darbe</title>
<description>Once sessiz geldi butun iskence Sonra yikti bir ulusu, bir kusun kanadi vatan Kirikti ve ve kaniyordu  Annem anlatir, </description>
<link>https://www.antoloji.com/darbe-43-siiri/</link>
<guid>1946503</guid>
<pubDate>2013-12-19T00:23:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Onun Elleri</title>
<description>Sana inandigim tum degerler uzerine... en cok gunahi sende isledim yesil gozlerinde akiyordum dalgasiz derindim ve senin olduktan sonra delirdim en cok mafya, en cok silah; en cok aci, en cok kan bir yol gibiydi sana varan </description>
<link>https://www.antoloji.com/onun-elleri-5-siiri/</link>
<guid>1938109</guid>
<pubDate>2013-11-26T11:32:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Sukun Cigiltisi</title>
<description>Tam ortasindan gectim o uzun koprunun Asklar, cemaatler, kapali zihniyetler biribirinin icinde Tam yanindan gectim, hem guzelin hem cirkinin Hem iyinin hem kotunun  Bir kadin dusuruyordu kalbini yere </description>
<link>https://www.antoloji.com/sukun-cigiltisi-siiri/</link>
<guid>1938106</guid>
<pubDate>2013-11-26T11:30:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Salise</title>
<description>Aslinda bencilimdir; herkesten azicik fazla Gurur, bir inat bekcisi kapimda her kavgamda aslinda iyi de sevisirim cok istedigim bir adamla Ama orgazm sonudur bu hazzinda  Bana cahili degil, Kulebi'yi getirin </description>
<link>https://www.antoloji.com/salise-siiri/</link>
<guid>1938105</guid>
<pubDate>2013-11-26T11:27:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Asigim Galiba</title>
<description>Asik oluyorum ruyalarimda,  Yer, zaman, kisi belli Yakalaniyor kalbim bir balikcinin agina Giris, gelisme, sonuc belli ayrilik...hep ayrilik  </description>
<link>https://www.antoloji.com/asigim-galiba-siiri/</link>
<guid>1938103</guid>
<pubDate>2013-11-26T11:22:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Ay Amor Amor Yine!</title>
<description>simdi beyaz ipli, siyah bir elbise ile ellerim ellerinde, karisiyoruz biribirimize gogsune takiliyor biri iplerin koparamiyorum kendimi, ellerin yine guzel yine narin ve bugday ayiriyorsun bizi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ay-amor-amor-yine-siiri/</link>
<guid>1426688</guid>
<pubDate>2010-07-19T23:23:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Ciragan Sarayina da Gelirdim</title>
<description>Ben sarhos oldum da, aksam diyordun iceriz, az makyaj yapmissin kadina benzemiyorsun bu ne ukalalik be asik, asili kaldim duvarimda yakalaniyordum sarhos oldum da, saatler vurdu da, sen nerdesin  ciplaktim, adamin biri gordu de afalladi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ciragan-sarayina-da-gelirdim-siiri/</link>
<guid>800890</guid>
<pubDate>2007-08-28T00:04:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Rüya İzi</title>
<description>Rüya İzi  İlkokulu okuduğu, o okulun bahçesindeydi, okulda her şey eskisinin aynıydı; sınıf arkadaşlarının hepsini tanıdı, hepsi aynı yaştaydılar gene, nasıl olurdu, üzerinden yıllar geçmişti, hepsi 10-12 yaşlarındaydılar hâlâ. Birkaç arkadaşına yaklaştı, kendini tanıttı, ama insanlar onun deli olduğunu düşünüp annelerini ya da babalarını çağırıyordu. Ben Sertan’ım diyordu, numaram şu, bu sınıftaydım, hatta kimliğini bile göstermişti. Birileri Sertan hasta bugün okula gelemedi diyor; nasıl olurdu bu, kendisi buradaydı, başka bir kendisi de ne demek? Yapacak başka bir şey kalmamıştı, kimse ona inanmıyordu. Tarihi sordu, mayıs anneler günü haftası ve 73 senesiydi, ilkokulu okuduğu o yıldı. Ama şu an içinde bulunduğu tarih bu değildi ki, tam 20 yıl öncesine dönmüştü. Bir süre sonra yoruldu kendini tanıtmaktan ve kendi eğlencesine dalıverdi. Gidip 30'lu yaşlardakilerle sohbet etti, hem de onlara ben Sertan’ım demeden. Bir piknik alanı kurulmuştu, kocaman U şeklindeki bahçede, herkes eskisi gibi neşeliydi. Hamile bir kadın ona yaklaştı ve adını sordu, o da gülümseyerek adını söyledi, bir çırpıda sohbet başlamıştı.. Yüzü ak güller gibi, yanakları kızarmış ekmek edasında, çok temiz ve içten bir duruşu vardı; belki de annelik tohumlarının tarlaya bu kadar yakışmasındandı, kadın da onunla aynı yaşlardaydı. Hamile olduğu hemen kestirilecek kadar zamanı geçmişti. Karnından, yüzünden, ellerinin farklı şişkinliğinden, gözlerine yansımış annelikten; bir küçük ördek yavrusu gibi arada paytak paytak yürüyüşünden ve birbirine yapışmış, ondan önce yürüyen iki koca memeden... her şey bir gebeyi tamamlıyordu. Kadın o okulda daha önce okuyan bir öğrenci olmamasına rağmen, o da bu eğlencenin bir parçası olmuştu, Sertan’a sebebi şöyle açıklamıştı; eşi, bu okulda öğrenciymiş yıllar önce, hatta Sertan’la aynı yıllarda; ama Sertan ne yapsa da anımsayamadı bu esmer, kalın kara kaşlı diye tarif edilen zayıf, uzun adamı. Onun o gün yapması gereken önemli işleri olduğundan, eşi onun yerine bu güzelliği paylaşacakmış! .. Sertan şaşırsa da bu garip gelişe, her şey de bir içtenlik bulmayı becerdi ve sohbet koyulaştıkça içine battı, battıkça daha çok içine girmek istedi... Sertan’sa gelişinin sebebini bu okulda öğretmen olan birine bağlamıştı, hemen öğretmenlerinden birinin adını söyledi. Oysa, gerçek sebep bu değildi. Kadın birdenbire sohbeti kesti, durgunlaştı yüzü değişti. Gitmek zorunda olduğunu söyledi. Anlamsızdı; tanışırken gülümseyen o yüz, kocasını anlattıkça değişti ve sohbeti daha fazla uzatmadan bir bahane bulup uzaklaştı. Herkes kendince eğleniyordu. İlkokulda âşık olduğu o kız gelmişti, aşk değildi aslında, geçirdikleri zamanı güzel bulan iki çocuğun sevinciydi, kız başını çevirmiş geçmişti. Ama Sertan onu hemen tanıyıvermişti, yaklaşmaya cesaret edemiyordu. “Ben Sertan’ım” dese, deli sanacaktı kız onu. Öylece arkasından baktı, okulda tiyatrolar düzenlenmişti yıllar önce, ona da kral rolü verilmişti, oynadıkları oyunda Çıplak Kral'dı. Hiç kimsenin çıplak olmadığı bir oyundu, Sertan bu oyunda oynamış ve adı öylece Çıplak Sertan kalmıştı; gözleri doldu, hatıralara dalıverdi. Önceleri kızdığı bu isim bile onu ne kadar mutlu etmiş ve duygu yüklemişti kendisi bile şaşmıştı. Gene aynı okulda olmak, eski arkadaşlarını görmek... onu daha önce dövmüş çocukları bile gördü. Şimdi Sertan 32, onlarsa sadece 12 yaşlarındaydı, ama gene de yaklaşıp kızamadı onlara, yıllar süren ürkekliği o yaşta bile sekiverdi üzerinden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruya-izi-siiri/</link>
<guid>653611</guid>
<pubDate>2007-02-06T23:19:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Duvar Çatlakları</title>
<description>1999, Ağustos 17'i depreminin yaşandığı Yalova'da eski bir evin onundeyiz; evin bütün kolonlarında o tarihin izlerini, çatlaklarla görebilirsiniz.Eski renginin yeşil olduğu belli olan bu ev; rutubetle, üzerinden geçen yıllarla birlikte kahvenin en yaşlı tonuna dönmüş; duvar diplerinde ise nemden küflenmeler...Belki de deprem altında kalmış bir çocuğun duvara çizmiş olduğu oyuncak evler bile duvarla çatlamış tam orta yerinden.Keşke, diyor insan hepsi öyle çizilmiş evler olsa da, kimse acı çekmese!  .Iste bu evin icinde o yasli annemiz, anacigimiz Muhayyer Teyze'nin, kuculmus masmavi, cekik gozlerini gormek insana aci veriyor inanin.Kapiyi yavasca aciyor Muhayyer Teyze, kamburlamaya az kalmis sirti; icinde onca aciyi barindirsa da gulen bakislarini buluyorsunuz karsinizda, size hemen bir cay ismarlayip hem de kendi elleriyle ' Zahmet Olmasin' ' sozune de kizan bir durusla agidini yakmaya başlıyor.Sımsıcak çay eşliğinde acı bir hikaye dinlemek. Karadeniz Ereğlisi'nden gelip buralara gelin olmuş. Ah olmaz mışım güzel kızım, deyince de dolan gözleri boşalıyor insanın avucuna.Boğazında düğümlenen kelimeler o yaşlı narin elin yaptığı katı kurabiyeler gibi zor geciyor insanın boğazından.Muhayyer Teyze, bir teybe koyuyor türküsünü, kendisi de arada mırıldanıyor, birçok şeyi unutmuş gibi davransa da, bir kelimeyle ağlayacak bir pınar gibi duruyor gözleri. Çeyiz sandığı da depremden sonra kurtardığı anılarından biri, onu kaybettiği evlatları yerine saklıyormuş evinde.Geçimi mi? Devlet maaşa bağlamış onu, şöyle ökçelisinden olmasa da dualarını eksik tutmuyor onlardan.Postacılar yoluyla evine bırakılan para, birkaç serserinin postacıları yolda kıstırıp parayı almasından sonra, polisler eşliğinde konvoyla olmasa da, evine özenli bir zarfta getiriliyormuş. Muhayyer Teyze, üç çocuğunu depremden kaybetmiş, eşi ise yakın tarihte hayatını kaybetmiş, evinden ayrılırken bir sürahi su boşaltıyor arkamızdan, şansımız bol olsun diye.Ama ben, dayanamayıp ağlıyorum evin son çatlağını bitirmeden.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/duvar-catlaklari-siiri/</link>
<guid>653565</guid>
<pubDate>2007-02-06T22:30:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Isimsiz su an icin</title>
<description>Afyonu patlamamış bir sevda Yalpak yalpak üstüme yürüdü bir kuşluk vakti kalkacakken sevişmeye, birden çekti dudağını tam o aralikta da, yüzüme acıyarak bakıp söylendi ' Bu kadar mi aç yüreğin aşka? ' </description>
<link>https://www.antoloji.com/isimsiz-su-an-icin-siiri/</link>
<guid>638012</guid>
<pubDate>2007-01-21T09:24:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Ya (r) Ağlıyorum</title>
<description>Böylesizim işte Ne zaman yetişsem sana Bir başkası çalıyor seni Çırılçıplak... Koşuyorum sokaklarda Yar(a)  alıyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/ya-r-agliyorum-siiri/</link>
<guid>636373</guid>
<pubDate>2007-01-19T05:27:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Sevmiştim....Sevmiştin</title>
<description>Cayır cayır yanıyorken anılar, tutmak bu değil delice,içten ve öyle sualsizce; sevmek bu değil,  beynimi kemiriyor bin ayaklı bir böcek, hangi anım varsa öcünü aldı bu aksam, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevmistim-sevmistin-siiri/</link>
<guid>632015</guid>
<pubDate>2007-01-14T09:09:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Deli Filozof</title>
<description>Bayramını kutladın da beni eksik ettin bugününden,  Saçı sakalına karışık adam,  habersiz, kanat açıp uçamazsın değil mi? ya da bana yazmadan... duramazsın </description>
<link>https://www.antoloji.com/deli-filozof-siiri/</link>
<guid>631947</guid>
<pubDate>2007-01-14T01:52:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Süsledim Acılarımı</title>
<description>SÜSLEDİM ACILARIMI  Yazsaydım, yazardım kimse bilmeden, Gitseydim, daha ilk ağrıda, ruhumu da alıp yanıma Üstsüz başsız, hiçbir alışkın yanımı giyinmeden Giderdim bir kuşluk vakti... </description>
<link>https://www.antoloji.com/susledim-acilarimi-siiri/</link>
<guid>630233</guid>
<pubDate>2007-01-12T05:28:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Git Şimdi Çaldığın Aklımdan</title>
<description>Bir kıza aşık olan adam onu o kadar sever ki... Ama bu yalancı adam, kızı etiketlerle kandırıp aşık edeceğini sanırken.Kızdan görmez tek karşılığıi bir akşam üstünü alıp gider kıza.Aşk bölüşülmemeli, der.Ve kızı öldürür...   GİT ŞİMDİ ÇALDIĞIN AKLIMDAN  </description>
<link>https://www.antoloji.com/git-simdi-caldigin-aklimdan-siiri/</link>
<guid>630231</guid>
<pubDate>2007-01-12T05:26:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Anlamak İçin 2</title>
<description>Sarhoşsun kapıyı açamam git hadi haksız yanına  Şimdi içtiğin her şişede beni bul dokunduğun her kadeh saçlarım olsun sıkıca tut... </description>
<link>https://www.antoloji.com/anlamak-icin-2-siiri/</link>
<guid>626324</guid>
<pubDate>2007-01-07T22:30:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>En Zararsız Hallerin</title>
<description>En Zararsız Hallerin  Yorgan altı masalları anlatılıyor bir dev yamacında başını vücudundan kopararak ona doğru gidiyor, korkak bakıyor o dev, o şefkatli bakışlara sonra yavaş yavaş gözleri yuvasından şikayetçi olurken, </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-zararsiz-hallerin-siiri/</link>
<guid>623065</guid>
<pubDate>2007-01-04T02:24:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 <item>
<title>Anılardan Öleceğim</title>
<description>Gece demez gündüz demez dolabından süzülür naftalin kokan anılar diyorum ki bir gün ölsem anılardan öleceğim  GÜÇLÜ </description>
<link>https://www.antoloji.com/anilardan-olecegim-siiri/</link>
<guid>623049</guid>
<pubDate>2007-01-04T01:20:00+03:00</pubDate>
<author>Yimla Yaver</author>
</item>
 </channel>
</rss>
