<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Yılmaz Turpcu Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Darağacı</title>
<description>DARAĞACI   Darağacıyım ben Ne köküm var Ne de yaprağım </description>
<link>https://www.antoloji.com/daragaci-49-siiri/</link>
<guid>1020945</guid>
<pubDate>2008-09-11T02:01:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Can can’a DENİZ, Can can’a HÜSEYİN,can can'a YUSUF</title>
<description>Can can’a DENİZ, Can can’a HÜSEYİN Can can’a YUSUF  Ay, bulanık bu gece hafif rüzgarda mı var ne canım, evde kalmak </description>
<link>https://www.antoloji.com/can-can-a-deniz-can-can-a-huseyin-can-can-a-yusuf-siiri/</link>
<guid>947279</guid>
<pubDate>2008-05-05T08:07:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Türküyüm</title>
<description>ben türküyüm yüreklerde kabarır kağıda dökülürüm dillerde coşarım ritim tutturduğum olur bazen bazen de gözlerden yaş getirdiğim  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-turkuyum-2-siiri/</link>
<guid>855354</guid>
<pubDate>2007-11-28T13:05:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Kapitalizm</title>
<description>Kaldırımlar YOSMA'lık olmuş Beyinde bitirilmiş NAMUS APIŞ arası Köfte ekmek fiatına 31/3/2007 </description>
<link>https://www.antoloji.com/kapitalizm-11-siiri/</link>
<guid>774202</guid>
<pubDate>2007-07-11T13:29:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Evrim</title>
<description>Ölünce toprak Oluruz Yaşarken Maymun Teorilerle Çatışır </description>
<link>https://www.antoloji.com/evrim-12-siiri/</link>
<guid>743640</guid>
<pubDate>2007-05-22T13:46:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Selam olsun şiirleri antolojisinden silenlere</title>
<description>Selam olsun şiirleri antolojisinden silenlere, Selam olsun şiirleri antolojisinden silmek mecburiyetinde bıraktıranlara Selam olsun şiir katillerine,selam olsun antoloji rütükcülerine Selam olsun aptalca uygulama kayonlara ve aptalca uygulamay uyanlara Selam olsun popiletesini kaybettiğinde pasifize edeceğim şiirime Selam olsun beni şiir yazmaktan soğutan şairlere </description>
<link>https://www.antoloji.com/selam-olsun-siirleri-antolojisinden-silenlere-siiri/</link>
<guid>717461</guid>
<pubDate>2007-04-13T11:28:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Öl(dür) müşsün</title>
<description>Göz pınarlarımdan Avuç avuç Sular taşıdım yüreğine Yeşertemedim Sevgimizi, Öl(dür) müşsün </description>
<link>https://www.antoloji.com/ol-dur-mussun-siiri/</link>
<guid>695129</guid>
<pubDate>2007-03-22T20:14:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Nasihat Etme</title>
<description>İlk okuduğum kitapta ''Ali yat yat uyu''yu Öğrettin Uyur gezer dolanır olduk. Nasihat etme artık Dinlemem </description>
<link>https://www.antoloji.com/nasihat-etme-siiri/</link>
<guid>686884</guid>
<pubDate>2007-03-14T18:23:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Doğurmak sadece dişilere(mi) özgüdür (makale)</title>
<description>Sadece doğurganlık dişilere özgümü dür? doğurmak için hamile kalmak gerekir.Bu, asırlardır Adem-Havva’dan beri  böyle bilinir(di)   AMA,hayır! ben de hamile kalıyorum-ben de doğuruyorum hem de erkek gibi  erkek iken.Sene de bir çok kez hamile kalıyorum,bir çok kez doğuruyorum.Bazıları ölü doğuyor,bazılarına hamile kaldığımı sanıyorum,içimde kıpırtılar hissediyorum sonra o sadece hismiş diyorum. İsterim ki her gün hamile kalayım,her gün güzel şeyler doğurayım.Doğurduklarımı dünya da  tüm insanlar görsünler,evlatlarımın her biri dünyada elden ele dolaşsın,başuçlarında bulunsun,kitaplıklarında en güzel raflarda yer alsınlar. Ya! Ne sanmıştınız,öykü ve şiirlere hamile kalıyorum.Bazıları doğuyor-büyüyor.7 çocuğumu 55 sayfalık bir kitabın içine koydum,yuvadan uçtular artık.Şimdi  doğurduklarımı büyütüyorum.Yeni kardeşlerini bekliyorlar,insanları çok özlüyorlar,bazıları tanıştı insanlarla,internet diye bir teknolojik bela var,oraya girmişler,insanlardan hoş övgüler almışlar,beni sıkıştırıyorlar ‘ YENİ KARDEŞLER İSTERİZ ‘ diye. Öyleyse doğurganlığımı-hamileliğimi sağlayan dişi İLHAM peri’me daha çok cilveler yapmam gerekecek,çünkü doğurduğum çocuklarıma söz verdim,onlar da insanlara kavuşmak için sabırsızlanıyorlar. ‘ Ana yüreğim ‘ onların isteklerine karşı koymam olası değil. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogurmak-sadece-disilere-mi-ozgudur-makale-siiri/</link>
<guid>617332</guid>
<pubDate>2006-12-26T18:35:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Sözcük Irkcılığı (Makale)</title>
<description>Bir öykü kitabı yazdım, birkaç tane de yayınlanmamış, dostlarımla paylaştığım şiirlerim var.Yakın dostlarımdan, yazdıklarımla ilgili kullandığım sözcüklerin arı Türkçeden oluşmamış eleştirilerini düşündüm, bu dostlarımın da tıpkı yayın dünyasında da bulunan illa Türkçe (ARI)  diye tutturan aydınlardan farkı olmadığını gördüm.İstisnalar dışındakileri kastederek biliyorum ki, ARI Türkçecilerimizin ülkemin yabancılaştırılması durumundaki tavırları, sözcükler konusundaki tavırları kadar sert değil.Şiir ve türküyü birbirine benzetirim.Biri duyguların yazıya dökülmesi, diğeri duyguların seslendirilişidir.Ve de ARI Türkçecilerimiz türküyü de çok sevdiklerini söylerler, hangi türkümüzde sözcükler mozaik değil.’Duygumu seslendiriyorum ben, öteden beri gelen ve de  halkın benimsediği sözcükleri o an kullanıverdiysem, şimdi duygumun dışa vurumunu biçimlendireceğim diyemi çalışayım.’ Demezmi türküyü çığırıveren, geleceğe miras bırakan ozan,eleştirildiğinde.Bu sözcük ARI Türkçe değil diye dışlamak, tıpkı bu ARI Türk değil diye Türkiye’de doğup büyümüş, asker olmuş, iş adamı, garson vs. bir ermeni-rum vs. yuttaşı dışlamakla aynıdır.Aynı düşüncedir, ve bu da IRKÇILIKTIR.Aynı düşünce gibi sözcükleri(kelimeleri)  dışlamak da ırkçılıktır, bu da sözcük ırkçılığıdır. Ben, sözcüklerin ırkçısı değilim, devrimci, toplumcu, yazdıklarıyla düşünmeye sevk eden bir şair-yazar olmaya çalışıyorum.İnsan düşüncesinde Arapça, Farsça, Kürtçe, Lazca,…. Nece düşünürse düşünsün, düşüncesini hayata geçirebilecek cesareti de kendinde gören insanları olan bir dünya yaratmaya çalışmalıyız. Ben yazılarımda, şiirlerimde, toplumun kanayan yarasını dile getirip çıkış yollarının olabileceği düşüncesini verebiliyorsam, sözcüklerimin kimi Arapçadan, kimi Farsçadan kimide ARI Türkçeden olsun ne fark eder.Öz Türkçeden oluşan bir yapıtı okuyup       ‘Anlamadım’ diye kenara atılan yapıtlar vermekten iyidir diye düşündüm hep. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozcuk-irkciligi-makale-siiri/</link>
<guid>614628</guid>
<pubDate>2006-12-23T12:23:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm Döşeğinde (Makale)</title>
<description>İnsanlar doğar,büyür,ölür.Bu gerçek tüm canlılar için de geçerlidir.Doğumla ölüm arasında geçen sürede yaşam mücadelesi,hayatta kalma mücadelesi diğer canlılarla da aynıdır,ne yapılır bu sürede,yenir,içilir ve aşk yapılır,buraya kadar benzeşiriz diğer canlılarla,hatta,yuva kurulup yavrular meydana gelene kadar da bazı canlılarla da birbirimize benzeriz.Ta ki; onlar yavrularını hayata hazırlayıp,doğada tek başlarına bırakana dek bu benzerlik örtüşür insan oğluyla(kadınıyla) . GERÇEK MÜCADELE  İnsanın gerçek mücadelesi bundan sonra başlar ki bu,diğer canlılardan daha zor bir mücadeledir.Çocukların geleceği,onların büyümesi,okutulması,bir işe yerleştirilmesi,evlendirilmesi hatta hatta torunlarının bile geleceğini düşünmek gibi. İyi bir eğitim gören birey ortalama 23-24 yaşlarında eğitimini tamamlar,iş bulup evlenme yaşı 28-30 alınırsa doğacak çocukların yetiştirilmesi sonrası başlar bundan sonra.Ortalama yaşam süresi 60 alınırsa ve de ülkemiz gibi gelecek sorunu çözülmemiş bir ülkede yaşıyorsak,ölüm döşeğinde huzurlu,her sorunu çözmüş bir şekilde ölümü bekliyor olabilir miyiz? Peki ‘Gözüm açık gitmez artık ’diyebilmek için yaşanan sürede neler yapmalı insanoğulları(kadınları) …. İyi bir iş,iyi bir eş,bir iki çocuk,bir ev,bir araba,sonrası da çocuklarının geleceğini düşünerek geçirmeli mi zamanını? Yeter mi bu sahip oldukları? Hayır! </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-doseginde-makale-siiri/</link>
<guid>613756</guid>
<pubDate>2006-12-22T11:49:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgili Mahir,sevgili Deniz</title>
<description>Sevgili Mahir,sevgili Deniz Sevgili……..’ler  Sizlere sevgili diyorum, Sizin görmeye fırsat bulamadığınız Yaşlardayım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-mahir-sevgili-deniz-siiri/</link>
<guid>612158</guid>
<pubDate>2006-12-20T12:55:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Yedi Kat Yerli Uzaylı.(Öykü)</title>
<description>YEDİ KAT YERLİ UZAYLI   Eren, on üç yaşında sekizinci sınıfa giden bir çocuktu. Kasabanın sessizliğe gömüldüğü, yabancıların ortalıkta şortlarla dolaşmadığı, bakkalın, manavın, lokantacının ve hediyelik eşya satıcılarının suratlarındaki gülümsemelerin gittiği, hatta somurtkan olduğu bir dönemdi.Yaz sezonu bitmiş.Ağustos sonlarıydı.Eren evden çıktı, çocukların yemekten önce anlaşıp top oynamak için gittikleri Alilerin evlerinin arkasında, bu sene ekilmeyen boş bir tarlaya doğru yöneldi, durdu, düşündü, tam tersine sahile doğru döndü. Mayosunu alsa mıydı? Vazgeçti.’Kimse yoktur oralarda’ dedi.Top oynarken giydiği şort vardı kot pantolonun içinde, yürüdü, sahile indi, tahmin ettiği gibi kimsecikler yoktu. Açıkta birkaç kayık ağ atmış her birinin içinde sigaraların yakılarak, sessizce beklendiği bir dönemi yaşayan balıkçılar vardı. Eren biliyordu onların neler hissettiğini, babası da balıkçıydı. O farklıydı diğerlerinden, ya erkenden çıkar ya da güneş batımını tercih ederdi. “Deniz benimmiş gibi geliyor bana, suyun üzerinde sallanan kayıkta suyun çırpıntı sesi ve derinden gelen yosun ve balık kokusu, tatlı tatlı esen rüzgar, beni denizin tek sahibi gibi yapıyor, en çok sevdiğim an ağları atıp beklediğim an” derdi. Ağabeyinin yanına gitmişti şimdi babası. Ağabeyi askerdi. Sekizinci sınıfı bitirmiş okumamıştı. Sevdiği vardı, askerlik sonrası evlenecekti. O da balıkçı olacaktı ya da esnaf. Okumayan ne yapabilirdi ki bu kasabada, “Ama ben okuyacağım, okuyup gemi mühendisi olacağım. Bu uçsuz bucaksız görünen suyun öteleri mutlaka vardır. Üzerinde çalışacağım, her şeyini yaparken öğreneceğim gemi ile açılıp uzaklara giderim”, diye düşündü. Silkindi, kendine geldi. İleride bir köpek, burnu ile yerleri koklayarak geziniyordu. Belki o da hayal kuruyordur. “Ne güzel geleceği düşünmek, insan düşlerini gerçekleştirse, burnunu kıvırıp ya da ellerini şaklatıp düşlerine gitse, mutlu olsa tekrar tekrar düşler kursa elini şaklatıp o düşlerine gitse ne güzel olurdu”, diye düşündü. Köpeğe doğru yaklaşıyordu. Köpek onu fark etti. Kafasını yerden kaldırdı, geriye döndü ve Eren’le göz göze geldiler. Eren irkildi, gözlerini köpeğin gözlerinden alamıyordu. Köpek, bildiği hayvansal bakışlarla bakmıyordu. Köpeğin gözlerindeki gülümsemeyi fark etti. Şoktaydı Eren. Köpek yaklaştı. -Merhaba merhaba Eren. -Sen sen kimsin? Nesin sen? Konuşuyorsun da. Beni nereden biliyorsun? Rüya mı bu? </description>
<link>https://www.antoloji.com/yedi-kat-yerli-uzayli-oyku-siiri/</link>
<guid>608420</guid>
<pubDate>2006-12-16T11:41:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman Akıp Gidiyor..Öykü</title>
<description>ZAMAN AKIP GİDİYOR Önce müzik durdu.Çav bel ‘ la’ diyemedi Gurup Yorumun solisti.Elektrikler kesildi sanırım diye düşündü,duvardaki saate baktı,aa o da durmuş oysa daha dün değiştirmiştim pillerini.Sessizlik vardı,sessizlikte,sesleri dinledi.Günün ikindi saatleri,bahçeden çocuk seslerinin en çok yükseldiği saatlerdi,Cumartesinin hareketli gecen ev yaşamından kendilerini arka bahçeye attıkları saatler.Çocuklar başka yere gitmişlerdir diye geçiştirdi sessizliğin sebepsizliğini,kuş ve kedi,köpek sesleri,komşu kadınlarının balkondan balkona birbirlerine laf atmaları,halı,kilim,bez silkmeleri….Yo yo bişeyler oluyor,bu sessizlik hayra alamet değil.120 metrekarelik evinin arka bahçesi tarafındaydı yatak odası,kitabını elinden bıraktı,ön tarafa,işlek caddenin olduğu taraftaki salona yöneldi.Kulakları, caddedeki	sessizliği sezmiş olmalılarki,kendi adımlarının seslerini duyamıyorlardı.Uzakları, çok daha uzakları dinlemekle meşguldular.Balkon kapısını açmaya korkuyordu,dışarıdaki bu sessizliğin sebebiyle aniden duran müzik,saat,çocukların haykırışlarının bitmesi,kuşların,kedi ve köpeklerin adeta ortadan yok olmaları.Araçlar,araçlara ne olmuştu,başka zaman vızır,vızır işleyen,olur olmaz korna çalan o arabalar nereye gitti.Balkon kapısını açtı,ilkin, havada kanatları açık şekilde donmuş duran güvercine ilişti gözleri.yukarılardaki değişik kuşlarda aynısıydı,yerçekimi,yerçekimi….aşağı baktı,iki taksi yan yana yolun ortasında durmuşlar, sanki trafiği kapatıp biri aşağı giderken, diğeride çıkarken karşılaşıp,birbirleriyle sohbete dalan fütursuz magandalar gibi.Karşı apartmanların camlarında,balkonlarında dışarı bakarken durakalan,caddenin sağında,solunda öylece kalakalmış bir sürü insan,çocuk,kedi,tavuk…….Ağaçlardaki kıpırtısızlığı fark etti.Ve hemen ardından kendi hareketliliğini…İyi de dedi kendi kendine..Ben niye hareket edebiliyorum? ..Belki de daha mantıklı bir soru  olmalıydı duruma ilişkin.’Her şey neden duruyor? ’gibi mesela…Sessizliğin sesini dinledi bir süre daha.Suskundu her şey, durgun...En iyisi dışarı çıkmalıydı, yakından şahit olmalıydı gördüklerine.Gözü kapıya ilişince aynı korku sardı içini, tekrar yavaş adımlarla ilerledi.Elini kapının koluna götürürken tüm bu olup bitenleri düşünüyordu….Kapıyı açar açmaz irkildi.Kapının önünde duran ve öylece ona bakan bir adamdı karşısındaki.Tanımıyordu ki adamı.Kimdi ki bu heybetli, gözleri çakmak çakmak, hayatın tüm yükünü omuzlarında hisseden  insanların ifadesini taşıyan esmer adam…Eli kapının zilinde.Zile basmış mıydı acaba? ! ! Zil sesi duymadığını, duymadığını düşündü sonra.Elinin tersiyle alnındaki teri sildi.Çok garipti her şey, çok garip…Sanki bir masalın içindeydi. ‘Alice Harikalar Diyarında’…ya da onun gibi bir şey..caddenin karşısına geçti adama boş verip.Yetmiş yaşlarında görülen; saçları yarı beyaz, yarı kırmızımtırak, mevsimine göre giyinmiş, boynunda birkaç sıra inci ve zincir karışımını kolye olan bir kadın ve ona elindeki parayı uzatmış simitçi çocuk...onlara bakan ve donakalmış bir kedi..Sessizlikten başını ağrıdığını hissetti..Gülümsedi sonra, deme ki sessizlikten de başı ağrıyabiliyormuş insanın diye geçirdi aklından.Aniden sinirleri bozuldu sonra..Bir ses, bir kıpırtı olsa..Çığlık atmak istedi, tüm gücüyle ağzını açtı….Ama hayır, olmuyordu..Sesi çıkmıyordu.Tekrar denedi, tekrar, tekrar….Çaresizce oturdu yanındaki banka. Rüya mıydı acaba içinde olduğu durumun sebebi? Gözlerini kapattı uyumak için.Hani belki uyanınca her şey eski haline dönerdi.Kahretsin o da olmuyordu..Uyuyamıyordu bir türlü..Çaresizce kalktı.Tekrar karşıya geçti yine aynı yavaş hareketlerle.Ne yapacağını bilmez bir insanın bitkinliğiyle evine doğru yürüdü..Kapının ziline uzanmış adamın elindeki poşete baktı uzun, uzun.Poşeti adamın elinde alıp, içine baktı.Bir sürü saat vardı poşetin içinde…Kol saati..ve gözüne iki tane pil çarptı…İki kalem pil..Dün aldığı pillerin aynısından.Pilleri alıp, hızlı hızlı saatin yanına gitti…Pilleri değiştirdi…ve saat çalışmaya başladı.Tik tak, tik tak…Adiymiş diğerleri dedi içinde, sövdü hatta içinden bir iki….Arkasından Çav bel ‘la’ yankılandı odanın içinde ve yine ardından bahçeden ve caddeden gürültüler…Bomboştu kafasının içi…Hiçbir şey hatırlamıyordu sanki.Koltuğuna oturup, kitabını eline aldı.Kaldığı satırdan devam etti okumaya hiçbir şey olmamışcasına.Yazar şöyle diyordu göz gezdirdiği satırlarda; ‘Zaman akıp gidiyor, “zaman” la her şey değişiyor...Zaman bazen giderken el sallıyor,  bazen de arkasına bile bakmıyor…Saat pili biterken haber vermiyor..Oysa bilmiyor ki…o durunca hayat duruyor.Belki de insanlar öyle zannediyor…’ YILMAZ  TURPCU (yitik78) </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-akip-gidiyor-oyku-siiri/</link>
<guid>606737</guid>
<pubDate>2006-12-14T14:09:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Başları Olmalı Ayakların</title>
<description>başlar mı ayaklarını terketti ayaklar mı doğru bir baş bulamadılar caddelerde başsız dolaşan ayak ayak değil milyonlarca ayaklar siz de görürsünüz </description>
<link>https://www.antoloji.com/baslari-olmali-ayaklarin-siiri/</link>
<guid>569214</guid>
<pubDate>2006-10-29T13:07:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Diyemem</title>
<description>Bir insan yediğinin artıklarını sokağa atıyorsa Bir kedi, yaptığı pisliğin üstünü örtüyorsa Ben kediye hayvan diyemem.  İnsanlar birbirleriyle sürekli kavga ederlerken Kedi ile köpek dostluklar kurabiliyorsa </description>
<link>https://www.antoloji.com/diyemem-20-siiri/</link>
<guid>563417</guid>
<pubDate>2006-10-20T11:53:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Eyvallah</title>
<description>canın, canım canım da canın olmayacaksa hadi eyvallah! </description>
<link>https://www.antoloji.com/eyvallah-35-siiri/</link>
<guid>548873</guid>
<pubDate>2006-09-29T22:16:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Zamanı ıskalayanlara</title>
<description>saliseyi saniyeyi dakika ve saati paketleyip </description>
<link>https://www.antoloji.com/zamani-iskalayanlara-siiri/</link>
<guid>548627</guid>
<pubDate>2006-09-29T16:10:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Ay</title>
<description>Ay başını alıp gidince Geceden Yalnızlığımla kalırım Yeniden Gecelerin sıcaklığı Yoktur </description>
<link>https://www.antoloji.com/ay-50-siiri/</link>
<guid>545265</guid>
<pubDate>2006-09-24T15:14:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 <item>
<title>Kazanma</title>
<description>Yürek vardır içi sevgi,barış,dostluk duygusuyla dolu Yürek vardır içi nefret,kin,kazanma hırsıyla dolu Birinci yüreklerin çoğalması için İkinci yüreklilerle mücadele ederken Düşünüyorum da bazen Onlar gibi mi oluyorum NE? </description>
<link>https://www.antoloji.com/kazanma-siiri/</link>
<guid>545260</guid>
<pubDate>2006-09-24T15:10:00+03:00</pubDate>
<author>Yılmaz Turpcu</author>
</item>
 </channel>
</rss>
