<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Yasin Yoldaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>0099</title>
<description>Çünkü ben artık yoruldum...   Sesine koşar adım gittiklerime, adım atmak gelmiyor artık içimden. Kırgınlık değil bu, Artık, olur böyle şeyler deyip de kendimi kandıramıyorum. Densizlik hiç değil. </description>
<link>https://www.antoloji.com/0099-siiri/</link>
<guid>3228950</guid>
<pubDate>2021-03-04T15:14:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>909</title>
<description>Oysa incecik bir ihtimalin arkasına uçsuz bucaksız şehirler dizerdik eskiden.  Daha da kötüsü şu ki, Biz artık o incecik ihtimalin içinde bile yer alamıyoruz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/909-siiri/</link>
<guid>3118486</guid>
<pubDate>2020-04-25T11:20:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>998</title>
<description>Şairin dediği gibi.  Sonra o güzel seven son birkaç adam da ceketlerini ilikleyip çıktılar. Yarasını açana, bırakıp gittiler ciğerinin yarısını. </description>
<link>https://www.antoloji.com/998-siiri/</link>
<guid>3050025</guid>
<pubDate>2019-10-24T22:57:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>97</title>
<description> Hangi kelimenin nefesi seni anlatmaya yetecek kadar güçlü bilmiyorum. Zira benim haznemde adın geçmeden ayağa kalkabilecek delikanlı kelime yok.     </description>
<link>https://www.antoloji.com/97-siiri/</link>
<guid>3045198</guid>
<pubDate>2019-10-09T23:42:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>754</title>
<description>Demir atmış kalbim, Gülüşünün kıyısına saplanmış kalmışım. Dalmışım öyle, Zaman geçmiş, mevsim geçmiş, içim geçmiş. Ben sana geçmişim, Benden haberim yok. </description>
<link>https://www.antoloji.com/754-siiri/</link>
<guid>3044119</guid>
<pubDate>2019-10-05T23:27:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>90</title>
<description>"Sen gülerken" demiş şair, Çiçek açar kalbim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/90-siiri/</link>
<guid>3037949</guid>
<pubDate>2019-09-17T16:59:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>00444</title>
<description>      Birine veya birilerine bir gün mutlaka çok incineceksiniz. Kalbiniz, pencereniz, çiçeğiniz hatta sesiniz bile kırılacak. Bunun hiç yolu yordamı yok öyle. Önce bunu bir kenara yazın. Dünya burası. Buraya kadar eyvallah. İnsanız; kırılacağız, döküleceğiz. Ama bir şekilde kalkacağız, toparlanacağız. Bir şekilde o gün de gelecek, devran da dönecek. Yuvarlana yuvarlana bulacağız kapağımızı. Buraya kadar da eyvallah.  Çünkü hepimizin hatta ve hatta yeryüzünde nefes alan bütün canlıların bir umudu var. Yaşayacağız, savaşacağız ki umut var olsun. Yaşayacağız ki, başka bir pencerede daha renkli çiçekler sulayalım. Bir şarkının kanadına tutunup, "daha öncekiler gibi bu da geçer" dercesine, çaresiz kalmaktan ziyade, çaresini bulmak için yol almaya devam edeceğiz. Belki yalnız kaldığımız bir sokağın ortasında, belki içimizdekileri boğduğumuz bir deniz kıyısında gönlümüze dokunup ağlayacağız. Belki kabuklarımız öyle çabuk iyileşmeyecek. Boğazına sıkı sıkı sarılmamız gereken yerlerde, bir başımıza kokusunda, teninde sarpa saracağız. Ama biliyoruz, şimdi sapasağlam duran insanlar, bir zamanlar yıkık döküktü. Elbet biz de karanlığın müebbetinden af almış bir sabah, gökyüzünün mavisinden atarız gözlerimize. Hep karanlık kalmaz ya sokağımız. Şöyle ki biz de hep kalbi taş duvar insanlara çiçek ekip açmasını beklemişiz. Terkedilmiş bir virane misali, içimiz yaramıza yaramayanlarla dolu. Şöyle ki biz de hep karanlığın ortasında gökkuşağı beklemişiz. Umut dedik ya işte. Bize umut lazım. Yenildiğimiz yerde dert etmek yerine, benim cebim umut dolu, yarın sabah kalkar yine başlarım deyip, "umut" etmek lazım. Her şey bir parça daha güzel yarınlara çıkan "umut" için. Sözün kısası; sizi kıran, üzen, yarım bırakan, hatta tekmeleye tekmeleye hayatından çıkaran insanları bile affedin. Ama umudunuzu kıranları, bir daha yolunuza çıkarmayın. İnsan insanın kalbine yol olmalı, "Yar" dan önce... </description>
<link>https://www.antoloji.com/00444-siiri/</link>
<guid>3033094</guid>
<pubDate>2019-09-03T01:26:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>099</title>
<description>    Gözleri azizim... Daha çehremin sınırlarına değmeden başlar ruhumda sızı. Şöyle ki; benim kalbim, Beşiktaş sahaya çıkınca bile bu kadar teklemedi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/099-siiri/</link>
<guid>3020174</guid>
<pubDate>2019-07-23T23:12:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>.. 1</title>
<description>Bir gün senin de önünde papatyalar büyüttüğün pencereni kıracaklar. Bahçesine çiçek, uçurumuna duvar olduğun insanlar kıracak hem de. Yaz bunu...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/1-13-siiri/</link>
<guid>3018817</guid>
<pubDate>2019-07-20T01:16:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>444</title>
<description>Ve ben o gece mezarlığımda biten son çiçeği de kökünden söktüm. Artık benim suyum, benim yarama yetecek kadar.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/444-2-siiri/</link>
<guid>3018099</guid>
<pubDate>2019-07-18T01:21:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>0044</title>
<description>Beş dakika önce solumdan gülüşün geçmiş gibiyim.  Ne bileyim, beş dakikadır evren muhteşem güzel. </description>
<link>https://www.antoloji.com/0044-siiri/</link>
<guid>2976205</guid>
<pubDate>2019-04-02T22:36:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>Ben En Çok Sana Yenildim</title>
<description>     Ben en çok sende yenildim.  Hep bir ümitle beklediğim güzel yarınlara, en büyük kayıplarımı, en büyük acılarımı bıraktım. Her günü, dünümde açtığın acıları, yarınki sabahlara umut koyarak uyandırıyorum. Hep eksik kalan bir şey var adını koyamadığım. Sancı sancı, hüzün hüzün. Hep sana çıkan kırık bir şeyler. Bir şarkıda düşüyorsun mesela uçurumlarıma. İçimde en çok sen paramparçasın ama en çok benim canım acıyor. Başımdan aşağı tıklım tıklım sen dökülüyorsun. Ansızın sızım sızım kopuyorsun bedenimden. Kulaklarımdan sesin, nefesimden kokun eksilmiyor. Ama sen hep eksiksin. Adın, her notada acılarıma ayrı vuruyor. Her hüzünlü şarkıda kopar tellerim benim. Titrer ellerim anlatamam, sığmaz hiçbir şiire yokluğun. Bomboş bir sayfanın ortasında yarım kalmış darmadağın bir kelime gibi. Silip süpürüp çizmişler üzerini. Üstüne almıyor kimse. Gözlerindeki papatyalar, kelebekler, masmavi denizler bir ömür saklambaç bana. Sağım solum, önüm arkam yıkık dökük. Dedim ya. Yenilmişim sana ben. Kendi ülkemde, kendi silahımla, kendi askerimden yemişim kurşunumu. Ben hep bana dert yanmışım. Onca kitabın arasından seçtiğim gonca kelimeleri saçlarının arasına bırakerken ölmüşüm. Seni kaybetmekten korkarken, kendi bedenimde kendimi kaybetmişim. Ama sanmışım. Sanmışım işte... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-en-cok-sana-yenildim-siiri/</link>
<guid>2974028</guid>
<pubDate>2019-03-27T22:45:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>Bilsen</title>
<description>Bir konuşabilsem sana şöyle usulca, Derdimi yüzüne dökebilsem. Anlatabilsem sana, Yokluğun nasıl zehir zıkkım. Bir tarif edebilsem. Bir şarkı, bir şiir sensiz kaç kez çarpıyor adına. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilsen-103-siiri/</link>
<guid>2956608</guid>
<pubDate>2019-02-13T23:14:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sevda</title>
<description>   Nice uçurumlara duvar olmuş bedenimiz. Tıklım tıkış atmışız içimize gelen geçeni. Kimimiz bir sıcak el beklerken, kimimiz geçtiği sokağın lambasının kaçta söndüğünü bile öğrenmiş sevdiceğinin. Bir kavganın ortasında kalmışız ama çoğumuz kendi yaramızı kendimiz açmışız. Kimimizin bir bahar sabahı çiçeği sökülmüş kökünden, kimimizin de çiçeğine kar kış olmuşlar. Solmuş rengimiz. Yine kimimiz kaşına gözüne çarpılmışız, kimimiz de sesinden sözünden eksiğiz. Karanlık içinde aydınlık umutlar ararken ışığımızı kaybetmişiz. Bir parça daha güzel sevelim dediğimiz, hep bir parça daha fazla gitmiş. Bölünmüş yollarımız. Parantez içinde parça parça kalmışız. Salmışız kendimizi. Kendi dalımızdan kopup, kırık ağaçlara omuz olmuşuz. "Sevda" dır adı bu denksizliğimizin. Dokunan dokunmuş yüreğimize. Giden unutmuş, kalan ölmüş. Koca bir mezarlık içimiz; kime sarsıldıysak, onu gömmüşüz.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevda-733-siiri/</link>
<guid>2948616</guid>
<pubDate>2019-01-29T22:25:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>0051</title>
<description>        İnsanın içinde insana hasret insan.  🍁  </description>
<link>https://www.antoloji.com/0051-siiri/</link>
<guid>2928317</guid>
<pubDate>2018-12-16T22:57:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>Şelale</title>
<description>      Yükseklerden, sabah uykusunun sessizliğine düşen huzurun vaktiydi yine birgün. Alelacele fırladım yatağımdan. Sabah ezanının sesinden  ayrı bir haz alıyorum inceden inceye kulağıma düşerken. Parmak uçlarım hafif üşümüş, göğsüm, yanan evini seyre durmaktan başka elinden bir şey gelmeyen garip bir adamın yangını kadar ateş içindeydi.  Tam yerinde kaldırmıştı aslında. Biraz daha dalsaydım geçmişin derin izine, günüm aydın olmadan, kan ter içinde uyanacaktım yine. "Bu da rüya olmasın" dediğim günlere nazaran, beyaz kanatlı iyilik meleğim biraz daha erken dürtmüştü o gün beni. Uzun zamandır çok sıkkındı canım. Canıma da hak vermiyor değilim. En mutlu günlerimde, kahkahalarımın arasına maskeleri düşen yüzlerin, canıma verdiği bıkkınlıktan olsa gerek. Toplamam gerekiyordu artık, kokusu mandallarımda asılı kalan kıyafetleri. Artık başka dallara tutunan korkak ellerimi teselli edip, silkelenmemin vaktiydi. Yerlere düşmüş tomurcuğumdan kendi gövdemi oluşturup, kendi gölgemde, kendime gelmeliydim önce. Hava biraz serindi. Üstüme hafif bir şeyler alarak çıktım bomboş sokağın sessizliğini fırsat bilerek. Mahallenin bekçisi bile kış uykusuna dalmış, en tatlı rüyalarındaydı. Gün, yüzünü göstermeye hazırlanırken, karanlık ise kabusu olduğu yüreklerden çekilip istirahate geçmek için esniyordu artık. Nereye gideceğimi bilmiyordum. Ama gitmeliydim. Bir şeyler bugün çok uzak tutmalıydı beni bu kadar boğan ellerinin yokluğundan. Parmak uçlarıma kadar tıka basa doldurduğum özlemini üzerime alıp, göğsümün derinliklerine dalıp dalıp çıkan anılarımın kıyısına kadar yol aldım. Şelalesi vardı şehrimin. Kocaman ışıltısı, huzur dolu sesiyle dünyanın ne kadar acımasız oyunu varsa unutturan o muhteşem tablosu çatıp durdu birden aklıma. Oraya gitmeliydim. Anılarımın çoğu orada yatıyordu. Kimsesizlerdi artık. Sessizlerdi. Etrafı ağaçlarla çevrili, daracık ve uzunca bir yolu vardı şelalenin. İğne atsan yere düşmezdi. Koca alanda, ağaçların tepelerinden başka gökyüzünü gören yoktu. Gecenin zifiri karanlığında bile, ay ışığı onun saçlarına parça parça düşerdi. Çok özlemiştim burayı. Uzun zamandır yolumu buraya düşürmeyen neydi bilmiyorum ama o gün bir şeyler çekiştiriyordu beni oraya. Davetsiz misafir gibi büyük bir sürprizle attım kendimi o koca dev akıntıların sesine doğru. Üzerimde farklı bir his taşıyordum. Oradaydı sanki. Beni bekliyordu. Geç kalmamalıydım. Zaten hep geç kaldığım için kaybettim çarptığım kapıların anahtarlarını. Nefesime düşen kokusunu çoktan götürmüş olsa da rüzgarlar, ben hala dün gibi soluğumda yaşıyorum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/selale-39-siiri/</link>
<guid>2925033</guid>
<pubDate>2018-12-09T21:19:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>00000</title>
<description>İsmini hangi cümlenin sonuna koysam, yanına oturan bütün kelimeler gökten zembille iniyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/00000-siiri/</link>
<guid>2922327</guid>
<pubDate>2018-12-02T22:17:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>006</title>
<description>Bakıyorum da biz de hep uçurumlara duvar olmuşuz </description>
<link>https://www.antoloji.com/006-siiri/</link>
<guid>2921155</guid>
<pubDate>2018-11-29T22:00:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>00001</title>
<description>Bir boğaz manzarasında yokluğunun eşlik ettiği kokunu çekiyor göğüs kafesim. Helal et. </description>
<link>https://www.antoloji.com/00001-siiri/</link>
<guid>2891151</guid>
<pubDate>2018-09-20T17:51:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 <item>
<title>Hoşça kal...</title>
<description>     Bu son çalışım kapını. Gözlerinin edasında boğulmaya son gelişim. Rüzgarların kokunu ulaştıramayacağı kadar göçmenim uzaklara. Ellerim ellerinin yokluğuna üşümeyecek bir ağustos akşamında. Bağıra bağıra sana yazdığım her şiiri, satır satır söküyorum kitabımdan. Artık o dalgalı saçlarına dokunmak için bir ömür bekleyen gönlüme laf anlatabiliyorum. İçin için çektiğim sigaramın konusuna kahraman değilsin artık. Saatlerce düşündükten sonra aradığım telefonun, o ilk çalışındaki kalp atışlarıma sebep olan heyecanım da kalmadı. Biliyorum cehenneme dönmüş canım bedenimden çıkana kadar kokunu özleyeceğim. Varını yoğunu göğsümden toplamış bütün şiirler en dokunaklı satırlarda yine sana rastlayacak. Biliyorum hiç geçip gitmeyecek ay yüzün boşluğumdan. Sabah akşam sana çıksa da yolum, ben en büyük kaybımı yine sende yaşayacağım. Yine en çok sen kayıp olacaksın sol muhitimden, en çok sen bendeyken. Geçmeyecek acım. Senelerce, bir bahar akşamı koynunda yatıp, bir kış sabahı yokluğuna kalkacağım. Adını duymak, bağıra bağıra kan ter içinde uyandığım en korkulu rüyam olacak benim. Sigaramın eşlik ettiği bütün yaralı şarkılar yokluğuna karanfil bırakacak. Her sabah; özlemine denk ölüm kalım savaşına yenik düştükten sonra, gecenin derin sessizliğinde yine sana uyanacağım. Sen hep; en güzelinden bir parça yarım kalacaksın bende. Ve ben, hep en güzelinden bir parça daha fazla kaybetmiş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hosca-kal-190-siiri/</link>
<guid>2890982</guid>
<pubDate>2018-09-19T23:17:00+03:00</pubDate>
<author>Yasin Yoldaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
