<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Yakut Yakamoz Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ne Derseniz Adına</title>
<description>Müziğin ritmi ile sandalyelerinde oturamayan davetliler pisti doldurmuşlar. Salondaki insanlar mutlu. Gelin - Damat da mutlu mu acaba?  Saatler ilerledikçe, misafirler ikili - üçlü ayrılıyorlar salondan. Ve sonunda notalar suskun, kendini assolist sanan bayan şarkıcıda. Damadın babası Kudret beyin verdiği bol bahşişle yüzleri gülen müzisyenlerde bir hareketlenme. Yoksa hep asık suratla kalacaklardı sahnede. Türkçe ve Almanca yapılan iyi geceler anosu ile damat Toprak, son model mavi taksi direksiyonunda ve gelin Pelinsu yanında. Coşkulu uğurlamanın sonrasında bahçeli bir ev ve açılan kapılar peş peşe. Güneyli Kudret ‘in evinde mutluluk. Sadret’in evinde hüzün. Kız babası olmak kolay mı?  Kapalı pencereler, toplanmış perdeler ve genişçe bir oda. Ve odanın ortasında büyük bir yer yatağı, yatağın kırmızı renkli çarşafının üzerinde, düzgünce katlanmış beyaz bir bez. Guguk kuşlu duvar saati 23.15’i gösterir. Bahçedeki havuzunun göründüğü pencere yanındaki masanın üzerinde gümüş meyvelik ve içerisinde muz, ayva, kiraz, ananas, siyah üzüm ve beyazından porselen çerezlik içerisinde de Antep fıstığı ile kabuksuz fındık gelinle damada bakışan. …ve perdeler kapanır. Gece, sabaha yol alır ve güneş ile birlikte avizenin yansıttığı parıltıların sona eren nöbeti, ürkek bir sese karışır ve perdeler gülümser. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-derseniz-adina-siiri/</link>
<guid>830277</guid>
<pubDate>2007-10-15T01:54:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Yorulmadan</title>
<description>Yürüyorum Ne derince kazılmış tuzaklar var yolumda Ne de patlamaya hazır mayınlar Gözlerimde Barış ışığı, Sevgi ışığı var. Az sonra koşacağım, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yorulmadan-2-siiri/</link>
<guid>788412</guid>
<pubDate>2007-08-06T00:57:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Ölü Canlara</title>
<description>Paylaşımla yaşar acılarla mutluluğu Paylaşım ki o en güzeli. Gün olur öfke kusar karanlık bakışlara, Gün olur şiirler yazar haklıca Öyle bir gün olur ki yaklaşmaz olur cahile Yalnız bir umut ışığı görsün </description>
<link>https://www.antoloji.com/olu-canlara-siiri/</link>
<guid>788411</guid>
<pubDate>2007-08-06T00:56:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Bağ Arası</title>
<description>Toprak döşek olmuş sırtıma, Ellerim başımın altında yastık, Bedenim mayhoş, gözlerim doğada. Kuşlar kelebeklerle dans ediyorlar Güneş göz kırpar. Tan yeri kızıl bir şemsiye </description>
<link>https://www.antoloji.com/bag-arasi-siiri/</link>
<guid>788410</guid>
<pubDate>2007-08-06T00:55:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Arkadaşıma Mektup</title>
<description>Suskunken de çok sesliyim, yeter ki duymasını bil!  Gerçektende suskunluk bazı hallerde çok işe yaramaktadır. İçinde bulunduğumuz verilerin sentezini rahatlıkla yapabilme yetilerimizi enerjiye dönüştürmekte etken oluyor.Yargılamalar sorgusuzca yapılmaksızın,doğru ve yanlışlara net bir şekilde ulaşılarak, mantıklı kararlar vermeye çalışıyoruz. Bu eksenler içerisinde yaşamın kurallarını kendi mantığınla yoğurup, yeni bir harita çizmiş olmakla kalmayıp; bu çizmiş olduğun haritayı istediğin tonlarda renklendirerek gün ışığıyla paylaşabiliyorsun. Yalnız, bu uğraşların sorumluluğun bilincinde olmak ve sorumluluğun önemini kavrayabilmek burada önemli olanıdır. Daha geniş pencereden bakacak olursak: İlköğretim okulunu bitirdikten sonra lise, derken üniversite gelir peşi sıra. Yüksek öğrenimleri için başka şehirlere giden arkadaşlar değişik kültürler ve yaşam biçimleriyle iç içe olacaklardır kuşkusuz. Sonrasında yaşamsal kalıntılarında belirgin izler bırakarak, öğrenim kurumlarının başlangıcı olan “AİLE YAPISINA MERHABA” diyeceklerdir. Ancak, geçirmiş oldukları evrelerin öncesin de ve sonrasın da sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerinde algılamalar saydamlaşır. Fakat AİLE, TOPLUM ve ŞEHİR üçgeninde kişileri olumsuz yönde etkileyen bazı dürtüler de olacaktır şüphesiz. İç ve dış ben’in kavgası benler savaşını doğuracaktır peşinden. İşte burada çok dikkatli olunmalıdır. Kişi değişik arayışlara yönelecektir tutarsızca. Ama tutarsızlık yenilgiye uğrayabilir. Yeter ki “ süreç – bilinç ve denge” unsuru göz ardı edilmesin!  Med-Cezirlerden sonraki hallerde negatif değerler, pozitif değerlere dönüştürülerek paylaşılmalı ve hayat çizgisinin üzerindeki noktaların yerlerini iyice saptanılmalıdır arkadaşım. Ve her noktanın bir öncekinden daha belirgin olmasına dikkat edilmelidir. Bu yaşam frekansındayken aynı havayı soluduğumuz korkuluklara, ölü canlara ve kemirgenlere karşı zaman zaman umarsız, acımasız ve kural dışı davranmak gerekiyor. Bu arada yanılgılara da düşebiliriz. Fakat yanılgılar sonrasında, gerçekler bize daha çabuk yansımış olacaktır. YANLIŞ BİR ŞEY YAPTIĞININ FARKINDAYSAN MUTLU OLMALISIN! İşte bu tümceyle dalgalanmalardaki parazitler yavaş yavaş yok olmaya yüz tutacak ve yaşam daha bir anlam kazanarak,  günlerin ışıltılı, yüreğin umutlu - mutlu ve de sevecen olacaktır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/arkadasima-mektup-3-siiri/</link>
<guid>788103</guid>
<pubDate>2007-08-05T14:48:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Üç Kişilik Dünya</title>
<description>Karlı bir günde, puslu havanın yeryüzünde hüküm sürdüğü ikindi vaktiymiş… Zeytin toplama işinin yorgunluğuyla boğuşan annem, birde doğum sancılarıyla kavga eder olmuş. Ta ki tıngır mıngır ilerleyen at arabasının gıcırtıları son bulup da; iki odalı evimizin doğuya bakan penceresinin pervazına tutunarak, beni dünyaya getirdiği ana kadar… Çığlığımla rahatlayan annemin anlattıkları hala kulaklarımda çınlıyor… Doğum günüm; Pazar, yıl; zeytin vakti. Babam, ablam Iraz ve ben. Kısaca “ÜÇ KİŞİLİK DÜNYA.”  Annemi geçen yaz kaybettik. Köydeki yaşlı kimselerin önerdiği karı koca ilaçlarının sonucu yaşama veda etti. Ah cahillik! Ah okuyamamazlık!  Ah töreler! Evet, evet okumayan insanların yaşam mücadelesi verirken düştükleri çıkılmaz çukurlardaki çırpınışları içler acısı bir durumun belirtileridir. İşte bir örneği de bizim aile: Annemle babam amca çocukları ve bu evlilik sonucu IRAZ ablam ve ben, yani var sayalım İsmail. Ablam Iraz kız, on sekiz yaşında ve“ Zihinsel Özürlü”.Doğumundan sonra dört yıl boyunca doktor tedavisinde olmasına karşın hiçbir iyileşme görülmemiş. Doktorların, babamın ve annemin bütün uğraşları sonuçsuz kalmış. Elden bir şey gelmez! TIP’ da akraba evliliklerinin olumsuzlukları açıkça bilinmektedir. Fakat bizim köyde ve diğer köylerde ve de büyük kentlerde  hala devam etmektedir… Ben zihinsel özürlü değilim ama ayda birkaç kez rahatsızlanıp iki üç gün yataklarda kıvrandığım olmaktadır..Oysa annem beni doğurmadan önce  doktor kontrolündeymiş.. Ama ne çare Kan bağı bu, değişmez yazgı gibi... Iraz kızın ve benim ve bizim gibilerin ne suçu vardı? Neden, neden insanlar daha duyarlı değiller? Oysa sağlık ve eğitim en temel olgudur yaşantımız boyunca, su gibi, hava gibi. Büyüklerimiz akraba evliliklerine niçin karşı çıkmayıp da onay verirler? Görmezler mi IRAZ KIZ'I ve Iraz kız gibilerini? Yazık değil mi çocuklara? Onların böyle bir yaşamı seçme hakları var mı ki? Bir düşünün ne olur!  Neden?  Neden? BUNA KİM DUR DİYECEK? Şu an ilköğretim okulunun dördüncü sınıfına gidiyorum ama mutlaka </description>
<link>https://www.antoloji.com/uc-kisilik-dunya-siiri/</link>
<guid>788099</guid>
<pubDate>2007-08-05T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgiye Uzat Elini</title>
<description>Alavere dalavere katılmış dostluklara Çıkar için arkadaşlıklar oluşuyor Herkes  yürürken bir ileri bir geri Mışıl mışıl uykulu. Sahtelikler rağbet görür olmuş Alın terini çalanlar başköşede otururken </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgiye-uzat-elini-siiri/</link>
<guid>787997</guid>
<pubDate>2007-08-05T10:51:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Yabancı</title>
<description>Beyaz papatyalar solgunlaştı Kin, nefret çiçek açar gözlerde Dokunma soldurursun! Adı yabancıdır. Suskunluğa bürünür ne yapsan Kapatırlar ağzını, sus pus ayıp tıkarlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yabanci-125-siiri/</link>
<guid>787995</guid>
<pubDate>2007-08-05T10:50:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>...Ve Sevdiysen Eğer</title>
<description>Bir tesadüf bir, rastlantı mı denir adına, Adını koyamadığım duyguların Renginİi betimleyemediğim tonların ne denirse işte onlardan  Korkaklar gece yaşar, Yarasalar gece güler misali uykusuzluklara </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-sevdiysen-eger-siiri/</link>
<guid>787873</guid>
<pubDate>2007-08-05T00:25:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Görebilseydin</title>
<description>Şöyle bir batkımda ağaçlara Kıkır kıkır gülüşmekteler Hızmalı burunlar, kınalı eller gibi. Biri yanı başındakine ben yeşilim der Öteki,ben daha da yeşilim der Yarış pistindeler sanki? </description>
<link>https://www.antoloji.com/gorebilseydin-2-siiri/</link>
<guid>787770</guid>
<pubDate>2007-08-04T20:42:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Uyan</title>
<description>Güneş bir başka ısıtır üşüyen ruhumu Rüzgâr ılgıt ılgıt eser gönlüme Kokladığım çiçekler dışa dönük Dokunduğum yapraklar suya hasret değiller. Toprak kendi özünü benimsemiş, üretken. Sense bomboş yaşamdasın </description>
<link>https://www.antoloji.com/uyan-101-siiri/</link>
<guid>787768</guid>
<pubDate>2007-08-04T20:40:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Haberin Olsun</title>
<description>Savaşta ve yaşamda bir defa ölünür Sen savaşlardan da betersin Yüz defa, bin defa öldürürsün Ağlata ağlata. Sevda nedir bilmezsin, Anlamazsın sevenin halinden. </description>
<link>https://www.antoloji.com/haberin-olsun-56-siiri/</link>
<guid>787732</guid>
<pubDate>2007-08-04T19:16:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Kavgası</title>
<description>Fırtınalar savurgandır, delicedir Şimşekler çaktırır gözlerimde. Yağmur kara, kar doluya dönüşür Kızıl kıyamet kopar zamansız. Duymak istemediğim savaş çığlıkları Sağır eder kulaklarımı </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-kavgasi-siiri/</link>
<guid>787556</guid>
<pubDate>2007-08-04T13:40:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Beyaz Köpük</title>
<description>Bedenimde savaşın izleri var gibi Ruhum girdaba kapılmışçasına çırpınır, Gözlerim bir noktada yoğunlaşır bu gece; Hayallere tutsak olup, düşlere giderim. Nefes nefeseyim. Mavilerin denizinde bulurum kendimi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-kopuk-siiri/</link>
<guid>787206</guid>
<pubDate>2007-08-03T21:55:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 <item>
<title>Dört Duvar Arasındayım</title>
<description>Özgürlük anam gibi tüter burnumda Duvarlara çizik çeker gün sayarım. Açım sıcak bir çorbaya susamışım. Dört bir yanım paslı demir, taş yığını Üzerim rutubet kokar, nefesim tütün Koşmaya, konuşmaya hasretim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dort-duvar-arasindayim-2-siiri/</link>
<guid>786616</guid>
<pubDate>2007-08-02T21:59:00+03:00</pubDate>
<author>Yakut Yakamoz</author>
</item>
 </channel>
</rss>
