<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Veysel Sari Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ne faydası Var</title>
<description>Ne faydası var artık bu saatten sonra gecikmiş itirafların? Fırtına kopmuş, dalgalar kıyıya vurmuş, geriye sadece tuzla buz olmuş anılar kalmışken… "Olsun" diyorsun, sineye çekiyorsun da içindeki o sessiz çığlığı nereye sığdıracaksın? Her şarkıda bir teselli aramak, her ritimde biraz daha eksilmek nafile artık. Biz bu yolları yürürken ayaklarımıza batan cam kırıklarını bile gülüşümüzle gizlemiştik. Şimdi hangi cümlenin arkasına saklanırsak saklanalım, gerçekler çıplak ve soğuk. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-faydasi-var-41-siiri/</link>
<guid>3861753</guid>
<pubDate>2026-07-30T21:56:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Ay Yüzlüm.</title>
<description>Gece, penceremin ardında simsiyah bir derya gibi büyürken, odamın tenhalığında yine senin o efsunlu hayalinle baş başa kaldım. İçimde bentlerini yıkan kadim bir efkâr, göğüs kafesimi zorlayan deli bir nehir var şimdi. Pusulamı hangi yöne çevirsem, adımlarım hep senin o karanlığı Zülfikar gibi yaran asil çehrene çıkıyor. İnsan bir kez hakiki bir aşka ram oldu mu, dünyaya gözlerini kapatırmış; ben de seni gördüğüm o ilk saniyeden beri senden gayrı her şeye kör, her heceye lal oldum. Biz seninle, fırtınaların hırpaladığı iki ayrı uçurumken birleşen o tek ruhuz; toprağın bağrına sızan ortak sızımız, kaderin bizi düğümlediği o gizli bağdır. Hatırlar mısın o nehir boyunu, söğütlerin rüzgârla seviştiği o mukaddes saati? </description>
<link>https://www.antoloji.com/ay-yuzlum-137-siiri/</link>
<guid>3861743</guid>
<pubDate>2026-07-30T21:44:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Şu Dağlarda Kar Olsaydım</title>
<description>Omuzlarımda bir zamanlar sırtlandığım o ağır terk edilişin buz kesmiş yükü, yüreğimde ise adını her andığımda kanayan yarım kalmışlığın derin sızısı vardı. Yollar uzundu, ömür dediğin ise parmaklarımın arasından kayıp giden bir avuç kumdu. Gurbetin akşamı üzerime çöküp de odanın içindeki sessizlik büyüdüğünde, geriye sadece uzaktan uzağa rüzgarın taşıdığı o acı türkü kalırdı: "Bu dağlarda kar olsaydım... Yani senden uzak kalmasaydım."  İşte o an, zaman durur; zihnim senin bana veda ettiğin o son bakışa, o gaddar ve ıssız yüreğine geri dönerdi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/su-daglarda-kar-olsaydim-2-siiri/</link>
<guid>3861742</guid>
<pubDate>2026-07-30T21:41:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Yetim</title>
<description> Demir ranzaların, soğuk koridorların arasında sönüp gitti çocukluğumuz. Yastığım taş, yorganım ayazdı. Aynaya baktığımda bir çocuk değil, koca bir hüzün görürdüm. Kimimiz anasının kokusunu rüyada arar, kimimiz bayramlarda kapıya gelen yabancıların arkasından baka kalırdı. İçimdeki o derin sızı dağlar gibi büyür, kulaklarımda hep Küçük Emrah’ın o yanık sesi yankılanırdı: </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-yetim-siiri/</link>
<guid>3861741</guid>
<pubDate>2026-07-30T21:40:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Eren'le Türkü Diyarı</title>
<description>Gecenin ayazı Anadolu’nun topraklarına inerken, odada yanan sobanın çıtırtısına bir bağlama teli eşlik ederdi.  Yılların emeğiyle, anaların duası ve babaların alın teriyle kurulan o yuvada adı Eren olan bir evlat büyüdü. O, sadece bu toprağın bir evladı değil; memleketin ahını, neşesini ve sevdasını omuzlayan koca yürekli bir neferdi. Zaman değişip dünya ekranlara sığar olduğunda, Eren çıkageldi. Elinde telefonu, dilinde sızılı bir türküyle TikTok denen o modern meydanda öyle bir çatı kurdu ki, burası türkü sevdalılarının sığındığı kocaman bir yuva oldu. Türkiye’ye olan derin sevdası ekrandan taştı; sevmeyene bile bu sevgiyi aşılayan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eren-le-turku-diyari-siiri/</link>
<guid>3861739</guid>
<pubDate>2026-07-30T21:39:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Bingöl Şewti (megri)</title>
<description>Hele yaklaş yamacıma evlat, yaklaş da ciğerimin dumanını yakından gör. Sen bakma buralarda sustuğuma; kulaklarıma zincirlerinden boşanmış bir feryat gibi o kadim çığlığı gelir her gece: , "Bîngol şewitî, mij û dûman e... Megrî, megrî dayê megrî..." (Bingöl yanıyor, sis duman oluyor... Ağlama, ağlama anne ağlama...)  Biz öyle kapkara, öyle bahtsız bir zamana denk geldik ki evlat... Günlerden bir gün postal sesleri yardı gecenin mahrem sessizliğini, "esker ketin nav gundan e..." (askerler köylere girdi...) </description>
<link>https://www.antoloji.com/bingol-sewti-megri-siiri/</link>
<guid>3861736</guid>
<pubDate>2026-07-30T21:36:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Sevmek</title>
<description>Seni sevmek, ikindi vakti ansızın bastıran o ılık yaz yağmuruna hazırlıksız yakalanmak gibi. Şemsiyeni kapatıp gökyüzüne bakmak; sadece o anı yaşamak, hayatın tüm serinliğini hesapsızca göğsüne doldurmaktır...  İşte böyle olur seni sevmek; kelimelerin pasını siler, insanı uzun bir gurbetten sonra kendi kalbine misafir eder.  Seni sevmekle başlar benim asıl coğrafyam. </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-sevmek-988-siiri/</link>
<guid>3861693</guid>
<pubDate>2026-07-30T19:48:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Nikah Masasındaki İmza</title>
<description>O çok sevdiğimiz şarkı çalmaya başladığında, kaderimin infaz hükmü de verilmişti aslında. Hani diyordu ya o dertli ses; "Çok geçmeden geleceğim demiştin.. ." İşte geldim sevgilim, sözümde durdum; ama bir sevgili gibi değil, kendi cenazesine çağrılmış bir yabancı gibi geldim. Kapıdan adımımı attığım an, zaman denen o acımasız çark durdu. İçeride senin mutluluğunu kutlayan sahte bir neşe, havada uçuşan dertsiz kahkahalar vardı; benim adımlarım ise ayaklarına prangalar vurulmuş bir idam mahkûmununki kadar ağır, bir o kadar sessizdi. Tam o sırada salonun bir köşesinden, Ümit Besen’in o feryat gibi yükselen, kurşun gibi ağır ezgisi yayıldı boşluğa: "Nikah masasına oturdun işte, dayanmak çok zormuş böyle sevgiye... </description>
<link>https://www.antoloji.com/nikah-masasindaki-imza-siiri/</link>
<guid>3861691</guid>
<pubDate>2026-07-30T19:46:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Suzan Suzi</title>
<description>Kırklar Dağı’nın ardında yaslı bir türkü sızar, Suzan Suzi deyi inler Dicle, sular boyu gam kalır. Diyarbakır surlarında sızım sızım sızlar yar, Bu sevda çöktü göğsüme, akşam olur dem kalır.  Karanlık bürüdü dağları, söndü içimin yıldızı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/suzan-suzi-4-siiri/</link>
<guid>3861689</guid>
<pubDate>2026-07-30T19:37:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Olur Sölye Yar</title>
<description>Bir infaz salonu gibi sessiz şimdi bu şehrin sokakları, İçimde birikmiş yüzlerce kelime, dilimde adeta paslı bir kelepçe. Sana çıkan bütün yollar kapalı önümde, bütün menziller barikat, Dursam yangın yeri içim, gitsem ucu görünmez bir derin uçurum… Söyle yar, şimdi ben ne yapayım?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-olur-solye-yar-siiri/</link>
<guid>3861687</guid>
<pubDate>2026-07-30T19:36:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Huzurum Kalmadı</title>
<description>Bir akşamüstüydü; gölgelerin uzayıp umutların kısaldığı o sessiz ve kimsesiz saatlerde başladı her şey. Yıllardır sırtımda taşıdığım bu ağır, görünmez yükle, nereye gideceğimi bilmeden yürüdüm durdum ıslak kaldırımlarda. Ne gittiğim yönün bir anlamı kalmıştı artık benim için, ne de ardımda bıraktığım o tozlu, yorgun yolların. </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzurum-kalmadi-12-siiri/</link>
<guid>3860151</guid>
<pubDate>2026-07-27T04:53:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>İstediğin Oldu, Beni Öldürdün</title>
<description>Yine gecenin o lanet üçü… Yalnızlık denilen o meret, soğuk nefesini tam enseme üflüyor yine. Zaman akmıyor sanki; duvardaki saatin yelkovanı her ilerlediğinde sensizliğin o sağır edici, o yırtıcı sessizliği vuruyor şakaklarıma. Kaçıncı gece oldu bu, vallah saymayı bıraktım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/istedigin-oldu-beni-oldurdun-siiri/</link>
<guid>3860149</guid>
<pubDate>2026-07-27T04:51:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Gülmek Benim Neyime</title>
<description>Dört duvar arasına sıkışmış, nefesi daralmış bir adamın acılı feryadını dinle... Gökhan Güney’in o yeri göğü inleten, kasetlerin en arkasındaki en ağır taçsız şarkıları gibi; bizzat insanın ciğerini söken, gözden akıp yüreği yakan o koyu zemheri sızıyla...  Ben gülmeyi çocukken unuttum azizim! Hani o ayakların toprağa değdiği, yüreğin henüz lekelenmediği o yaşlarda... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gulmek-benim-neyime-3-siiri/</link>
<guid>3860148</guid>
<pubDate>2026-07-27T04:50:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Irmak'tan Yeşil Gözlüsüne</title>
<description>Dışarıda hayat bildiğin gibi akıp gidiyor; telaşlı, yorucu ve kendi halinde, Ama benim sol yanımda dinmeyen bir sızı var, aklım fikrim o hastane köşesinde. O beyaz odanın soğuk duvarlarına inat, bil ki yalnız değilsin bu amansız savaşta, Ablanın yüreği seninle atar yeşil gözlüm, sen benim içimde bitmeyen en derin nefessin. Biz seninle ne fırtınalar atlattık, ne acıları omuz omuza verip içimizde susturduk, Birimizin canı yansa, diğerimiz kan ağlar ama hayata karşı yine de dimdik dururduk. </description>
<link>https://www.antoloji.com/irmak-tan-yesil-gozlusune-siiri/</link>
<guid>3859284</guid>
<pubDate>2026-07-25T10:22:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>İstediğin Bu Muydu?</title>
<description>Zamanı geriye sarmak mümkün olsaydı eğer, o son cümlenin boğazımdan yırtılarak çıkmasına izin verir miydim, bilmiyorum. İnsan nefes alamayacağını bile bile kendi elleriyle örer miymiş meğer ayrılığın duvarlarını? Örürmüş. Ama bu duvarın tuğlalarını tek başıma dizmedim ben; sen arkana bakmadan giderken, harcını kendi ellerinle kardın. Aslında bu ayrılık benim değil, tamamen senin seçimdi; senin gizli ajandandı, senin arzundu.  Gurur denilen o soğuk kuleye çekilip kapıları ardımdan sertçe kapattığımda, kazandığımı sanmıştım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/istedigin-bu-muydu-3-siiri/</link>
<guid>3858805</guid>
<pubDate>2026-07-24T00:45:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Dertlerin Deryasında</title>
<description>Zaman, bazı insanlara neşesinden, baharından bolca pay verir; benim gibi bazılarına ise ömrün en keskin, en acımasız rüzgarlarını reva görür. Ömrüm boyunca bir kez olsun yürekten "hoş geldin" sesi duymadım. Kalabalıklar içinde, dünyadaki en büyük kimsesizliği yaşadım. Sevdim ama hep sevilmeyen, hep acı görmüş, dert keder içinde yoğrulmuş o kişi oldum. Sevdim ama bir kez olsun seçilmedim; aşkın, sevginin ne olduğunu hep uzaktan izledim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dertlerin-deryasinda-siiri/</link>
<guid>3858747</guid>
<pubDate>2026-07-23T22:10:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Bilmezler Kimin Delisiyim</title>
<description>Sokaklardan geçerken arkamdan fısıldadıklarını duyuyorum.  Görmezden gelmeye çalışsam da sesleri peşimi bırakmıyor. Diyorlar ki bana; aklını yitirdi. Dudaklarında o her şeyi bildiğini sanan acımasız gülüşlerle mırıldanıyorlar: “Deliliğin pençesiydi o, kurtulamadı.”  Adımlarım hızlanıyor, yollar uzuyor ama o sesler hiç susmuyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilmezler-kimin-delisiyim-siiri/</link>
<guid>3858731</guid>
<pubDate>2026-07-23T20:44:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Zor Be Kirvem Zor</title>
<description>Otur karşıma kirvem, ateşin közü azaldı ama içimdeki yangın harlıyor. Hani o türküde dediği gibi; Zor be kirvem zor...Gerçekten öyleymiş. Sevip de ayrılmak, bir ağacın kökünü topraktan ayırıp, o ağacı kurumaya mahkûm etmekten farksızmış.  Biz onunla ne hayaller kurmuştuk, kirvem </description>
<link>https://www.antoloji.com/zor-be-kirvem-zor-siiri/</link>
<guid>3855530</guid>
<pubDate>2026-07-17T19:06:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Umut</title>
<description>Şehrin adını "Umut" koymuştum; sanki ismini her andığımda yüreğimdeki o hiç geçmeyen kış ayazı baharın ilk müjdesiyle kırılacak, buz tutmuş taşlar ısınacaktı. Gökyüzüne baktığımda bulutların arasından süzülen ilk ışığı, senin yollarını gözlediğim penceremin pervazına adanmış bir selam bilirdim. Ben bu şehrin kör kuyularına senin sesini, tüm sokaklarına ise ayak izlerinden kalma o eşsiz gölgeyi kazımıştım.  Umudu, bir evin sarsılmaz demirbaşı gibi yüreğimin en izbe yerine saklamıştım. Zaman benim için takvim yapraklarında değil, nabzımın senin adına attığı o telaşlı ritimlerde akıyordu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-umut-144-siiri/</link>
<guid>3855529</guid>
<pubDate>2026-07-17T19:05:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Gidince Ne Mi Oldu?</title>
<description>Sen gidince, gökyüzünün rengi bir anda soldu; sanki dünya, üzerine serilen ağır, gri bir örtünün altında nefessiz kaldı. Her sabah açılan pencerelerden içeri giren güneş ışığı, senin yokluğunla birlikte ısısını kaybetti. Önce kokun çekildi odalardan, ardından sesin yankısı duvarlardan silindi. Bir vedanın kaç mevsim süreceğini bilmeden, takvim yapraklarını hüzünle eksiltmeye başladım. Senin gidişin, sadece bir kapının kapanması değildi; sanki içimdeki o koca bahçeye sonbahar, bir gecede, hiç izin almadan geldi. Yapraklar sarardı, ağaçlar boynunu büktü; o gün kuruyan çiçeklerin hiçbirine bir daha can suyu nasip olmadı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-gidince-ne-mi-oldu-siiri/</link>
<guid>3855528</guid>
<pubDate>2026-07-17T19:04:00+03:00</pubDate>
<author>Veysel Sari</author>
</item>
 </channel>
</rss>
