<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Vedat Koparan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Emek</title>
<description>Yaşadığım her an her gün senin eserin Sen yaşamı her an üreten var edensin Sana binlerce kez minnettarım Sınırsız sonsuz saygım ve sevgim  Sen var oldukça var olacak yaşamda </description>
<link>https://www.antoloji.com/emek-30-siiri/</link>
<guid>2114538</guid>
<pubDate>2015-04-12T12:53:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi Hüzün</title>
<description>Sevgili Şiir Sevdalısı Anzeli Ferda Gürçay Anısına  (Ne yaman ayrılıklar gördük yaşadık ne poyrazlara tutulduk fırtınalar yangınında Gülüşünü mavilerini toprak sarmakta, üşüyorken yanıyor anılar yitimin acısında)  Sevgiyle bakan gözleri özgür maviydi </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-huzun-13-siiri/</link>
<guid>2090314</guid>
<pubDate>2015-01-30T19:23:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Suskuların Koynunda</title>
<description>Dünün sessizliğinde  duyulmayan ağıtlarda bu gün hala süren katran karası kalp ağrısı büyüten bu vahşet kusan karanlıkta </description>
<link>https://www.antoloji.com/suskularin-koynunda-siiri/</link>
<guid>1991192</guid>
<pubDate>2014-04-27T14:56:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Ölümsüz Aşk</title>
<description>Ölümsüz Aşk  -Buluşulunca sevgide, yaşanır en güzel anlar o sevgiyle birlikte/ An gelip sevgi bittiğinde, başlar sorgular böylemi olur ayrılıklar, böyle mi olur kopuşlar  / Ayrılığın yaktığı ateşte,Kimin içini kaplar volkanik dağlar /Biter bazı sevgilerde, yeryüzünde yaşam sürdükçe /Bitmez bazı sevgiler, gözlerimin rengi gözlerim /Ömür ömrümdür sürer ömre bedelde-  (Bir boşluğun yetersizliğinin çemberinde/ gidip gelmeler, gelmelerde dönmeler/ gidipte gelmemeler /özlem biriktirmeler, yaşamak varken düşten gerçeğe /istencin doruğunda, bir ömre sığdırmak isteğimiz ne varsa / yarım kalan düşlerde/var oldukça sürüyor çözülesi yaşam denen bu bilmece/ içim zifir karası, geceler zindan yarası /yokluğun tamlanacak sen günüm ömrüm gelince)  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olumsuz-ask-67-siiri/</link>
<guid>1831079</guid>
<pubDate>2013-02-17T11:12:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgi</title>
<description>Sevgi  İnsanı insan kılan en güzel en büyük düşüncesinin yoğunlaşmış ifadesi olan duygunun, aynen inançsız insanın olamayacağı gibi (inanç illa bir dini düşünce ve duygunun olması anlamını taşımaz, inanmak farklı olguları da taşır. Her hangi bir dini inanışa inanmak gibi.) sevgisizde olamayacağı gerçeğidir. Bu bazılarımızda öyle farklı öyle derin anlam taşır ki, insanın kendi doğasına dönüşünde ilkel komünal işleyişten, modern komünal işleyişe sahip olunmanın derinliğidir. Bu derinlikten habersiz bilincine bunu almamış (dünyada egemen kapitalist-emperyalist sistemin onun egemen gücü olan büyük-tekelci burjuvazinin zehirlediği bilinçte olanlar) olanlarla, almış olanların farkı kendine işkence yapana bile acıyan onu insanlıktan çıkaran işleyişi kavradığından, onu bile bağışlayabilecek onurlu bir insanın bakışı ve duruşunda kendini gösterir. Bu yetmez dünyanın herhangi bir yerinde olan haksızlık, insanlık dışılık, onun bilincini- düşünce duygularını incitip acıtır. Kendi acıları gibi duyumsar derin bir hüzünle benliği sızlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgi-981-siiri/</link>
<guid>1831077</guid>
<pubDate>2013-02-17T11:11:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Emineler</title>
<description>(Erkeklerin egemen olduğu er/ke(k) çi toplumda, çabuk ağlayıp gözyaşı döken, birçok şeyden etkilenen, bastırılmışlığın yarattığı eziklikle,,yaşamın her alanında insan yerine konulmayan, kendini insan gibi yaşayamayan Emineler.)   Parçalanmış balkan göçmeni bir ailedendi, çocukluğu birçok yoksul aile gibi yoksunluklarla ve nice hengâmelerden geçmişti… Babası ismini annesinin ismi olan Emine ismini kendisine vermişti. Onun için sığınacak bir liman, en saf en doğru olan, İslamiyet diniydi. Ki, çocukluğunda belli bir etkisi olduğu o yönde bilgilerle donatıldığından kolayca adapte olmuştu. Bu durumda çevresinin- içinde bulunduğu insan ilişkilerinin de baskın oluşu onu içine kapatmış dini görevlerini yerine getiren beş vakit namazında niyazında biri haline gelmesini sağlamıştı. Oysa içinde ne fırtınalar kopmuştu, isyan dağları hep bir patlamaya hazır volkandı, haksızlığı vahşeti görmüş onay vermemişti. Panter gibiydi, gel gör ki şimdi yaşının ilerlemiş halinde sakin bir liman sessiz bir denizdi sanki. Sevgi dağları biriktirip büyütmüştü benliğinde, Maddi-manevi hep yapıcı hep verici olmuştu. Bir yanıyla kadir kıymet bilinsinler deydi. Bilmeseler de o Allah için yapıyor imanını temiz tutmaya çalışıyordu düşünce ve duygu dünyasında. Varsa geçmişteki günahlarından da arınmak, cehennem azabından uzak durmak, kimseye kötülük yapmamak üzere saf, rahmani bir Müslüman’dı. Günahtan uzak durup arınmayı seçmişti yaşamında.  Kan davası nedeniyle acılar coğrafyası yerinden -yurdundan Lice’den göçmüş, Zaza kökenli Kürt bir ailedendi. Onun da babası dinin etkisi ve annesinin ismi olan Emine ismini ona vermişti. Çocukluğu nice gelgitlerde yoksunluk içinde geçmiş, doğumundaki dünyaya gelişinde, beyninde sinirsel bir hastalıkla yaşama doğmuştu. Orta yaşına gelene kadar epilepsi rahatsızlığı yaşamının ayrılmazı ve ömrü boyunca sürecek olan bu illet durum onu ürkek- edilgen olmasına, alabildiğine agresif, beynini yormayan, kestirmeci bir anlayışa yol açmış, aile ilişkileri sürekli bir gerilimde, anında dışa vurumcu saflığıyla kendini ortaya koyan oto kontrolü zayıf biri haline dönüşmüş olmasına karşın aslında insani art niyetsiz içi dışı bir olduğu mertliğinin yanında ürkekliğini aşarak girişimci oluşunu da getirmiş sürekli gelgitlerin değişen yaşam karşısında kendini yalnız hissettiğinden içinde bulunduğu ortamın onu sarmaması yabancılaşmasını getirmişti. Bu durumun ortaya çıkması elbette bir şehirden başka bir şehre zorunlu yoksunluk gereği göç etmiş olmalarının büyük etkisi olduğu açıktır. Benliğinde kopan fırtınaların, bütün çelişkilerinin kaynağını bir bilen şüphesiz vardır, o bazı şeylere kendini kilitlediğinden diyalog yerine monologu geçirdiğinden bunları aşma yönünde de olamamaktadır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/emineler-siiri/</link>
<guid>1786623</guid>
<pubDate>2012-11-06T14:25:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Can İçre Yangınında</title>
<description>Vay benim can canım Kararmış karartılmış günlerin Karalar düşmüş günlerine Aydınlık günlerin özleminde  Solmuş kaç baharın </description>
<link>https://www.antoloji.com/can-icre-yangininda-siiri/</link>
<guid>1776839</guid>
<pubDate>2012-10-10T23:20:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Mavinin Şiiri</title>
<description>Devrimin ak gül yüzleri  Sevecen ve içten Olurken gülüşleri Ayrılığa düşen Gülün özlemi Dökerken güz sancısında Zamansız yapraklarını Her yaprağında acıları </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavinin-siiri-2-siiri/</link>
<guid>1775935</guid>
<pubDate>2012-10-08T15:46:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Güneş Sağan Gün İçenlere</title>
<description>Ben seni görünce  İçim nasıl titreyip sızlamasın Derin denizlerin vurgununda Nasıl olmasın  Güneşin alnın çatısında </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunes-sagan-gun-icenlere-siiri/</link>
<guid>1775932</guid>
<pubDate>2012-10-08T15:37:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Nirengi</title>
<description>(kavgamın harcında özgürlüğün çanlarında öz suyum havam toprağım yaşam kaynağım çağrılıyım vurgun düşlerimin güzelliği sana)  yaşamak sokak sokak olmadan hiç dur durak </description>
<link>https://www.antoloji.com/nirengi-2-siiri/</link>
<guid>1686053</guid>
<pubDate>2012-02-29T17:37:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Edinim Ve Manifesto</title>
<description>Genç beyinlerdeki anlayış ve davranış eksiklikleri, içinde bulundukları ortamdaki yetişkinlerin eksik anlayış ve davranışlarının birer yansımasıdır. Onlara kazandırılması gereken edinim önce düşünmeyi, özellikle doğru düşünmeyi, doğru düşünmenin de bilimsel düşünüş olduğundan hareketle her olay ve olguyu sorgulayan şüpheyle bakan ve eleştirel yaklaşımı sağlık vermekten geçtiğini kavratmaktır.  Tüm sınıflı toplumlar ve yaşamın gerçeği bize bu maddi gerçekliği çok net yansıtmaktadır. Zira şu doğru tespit “insan nasıl yaşıyorsa öyle düşünür “ve insan içinde bulunduğu koşulların ve tarihsel birikimin birer yansımasıdır. Bu gerçeği farklı ortaya koyan kişi ve toplumlar egemen gücün oluşturduğu o büyük etkiden ötürü farklar gösterir. Keza çarpıtılmış algılamalar, bilimsel düşünüşten uzaklaşmalar tam bir karmaşa içinde ki oluşumlar günümüz emperyal çağın işleyişinin insan beyni ve yaşamına hükmedişinin açık göstergesidir. İşte bizi kuşak farkı diye zıtlaştıran gerçek neden ve bir önceki kuşağın bir sonrakinden kopmasını sağlayan bu edinimden uzaklaşmak olduğunu görmek gerekir. Aynı dili kullanmamanın getirdiği bu durum adeta bir yıkım haline gelebilmektedir. Bir insanın yetişmesi bilincinin açık hale gelmesi kişiliğinin oluşması elbet uzun erekli sabırlı bir çabayı gerektirir. Olması gerekenin; olması yönünde olanın, birlikte bunu istemesi ve sevgiyle- saygıyla yapıcı yaklaşımları ortaya koyucu bir emek ürünüdür. Alan almayı ve bilmeyi bilirken, vermeyi bilende bunu bilinçli yapmalı ki istenilen en sağlıklı bir durum oluşabilsin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/edinim-ve-manifesto-siiri/</link>
<guid>1530283</guid>
<pubDate>2011-03-20T17:15:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Cinayetin Anatomisi</title>
<description>-Dişi; Yaşamı var eden yaşamı ören büyütürken hem sevindirip hem güldüren  Geri kalmışlığın girdaplarında aklın almadığı çapsızlıklarda yaşatılan “Bütün kötülüklerin anası günah keçisi yıkımın abidesi var ettiğini her an öldüren”(kadına toplumda biçilen rol ve konum açısından dayatılan ve kadına böylesi mantıklarla bakılmasına yol açan geçmişten günümüze kadar pompalanan egemen anlayışın yansıması)  -  (Fatma altınbaş; Akşam iş dönüşü saat 20.00.21.00 sularında evine tam yaklaşmak üzere iken karşısına çıkıp yolunu kesen kocası tarafından bıçaklanarak öldürülen kadın. Erkek yanımdan bir kez daha utandım insan yanımla yine kanadım) </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-cinayetin-anatomisi-siiri/</link>
<guid>1461739</guid>
<pubDate>2010-10-05T10:35:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Biz Güllerine</title>
<description>Acıları bal eyleyip Fırat’ı yol eyleyip Meriç’e el edip dostluğu demleyip  Gününüz güzel geçsin çocuk sevinçlerinde özgür nice bayramlara sevgiler   (Hüzün sağanakları yağıyor günlerimize Hüznümüz dağlarca öfkemiz okyanuslarca Vururken günün saltanatına Yıkarken gölge eden karanlıkları uzanıyor günden geleceğe </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-gullerine-siiri/</link>
<guid>1450712</guid>
<pubDate>2010-09-10T12:02:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Sende Olsun</title>
<description>(Ne Olursa Olsun Yaşamakta Ölmekte Aşkla Olsun)    Ne çok bekledim Ne çok beklettin Sen beni efendim Geceyi içip harında </description>
<link>https://www.antoloji.com/sende-olsun-siiri/</link>
<guid>1428920</guid>
<pubDate>2010-07-23T19:22:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>6 Mayıs 1972 Yılından 38.Yılında Deniz’ler</title>
<description>-Har Bir Aşka Düşersin Ak Bir Gülü Seversin Diyar Diyar Gezersin Derdi Derde Eklersin-   Bu sevda gülbahara isterse güz kışa kalsın Ne gece bilinsin ne gündüz Bırak yanarsa yürek yansın </description>
<link>https://www.antoloji.com/6-mayis-1972-yilindan-38-yilinda-deniz-ler-siiri/</link>
<guid>1390409</guid>
<pubDate>2010-05-09T12:08:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Kopuk</title>
<description>Ne zor şeydir ne acıdır köklerinden koparılmak ne yabanıl ne hoyrat bir yaklaşımdır bir leş yiyici gibi yaratılan değerlerin üzerine konmak asalaklara yakışandır.  Yok, edişin ölümün üzerine kurulan yalancılar şahlarının yaşamları nasıldır acaba; Gerçek midir mutlulukları yoksa yapay mı, dışına şirinlik maskesiyle mi çıkar bencilliğin kalesini ören o kalede her şeyi kendinden menkul bilen alçakların sürmanşet mastürbasyon yalanları perdeler doğruları karanlık ne zamana kadar gerçeğe gölge eder. Gelişleri bizden çok zaman önceydi zamansız amansız apansız acımasız bir tufandı gelen egemenliğin gücün erkinde asli iken atıl kılınıp yok edildiler. Hani nerede tüm Hıristiyan halklar Ermeniler, Rumlar, Süryaniler, Keldaniler. Toprak böyle acırken gök böyle karabulutlar çekilip karanlıklar içindeyken kaç zamandır sesleri acıları duyulmaz olmuş suskuların koynunda arar sorar olmuşum çocukluk okul arkadaşım Meri Benezra seni gül derendi ellerin küçük bir çocuk eliydi elim elini sevgiyle dostlukla tutmak isterdim hani neredesin anılarımın güzel prensesi neredesin şimdi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kopuk-17-siiri/</link>
<guid>1363762</guid>
<pubDate>2010-03-23T12:49:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Yarım Aklımın Süzgecinden</title>
<description>(Kar yağar biz geliriz üşür gündüzümüz gecemiz  Gün doğar ellerimizde kuşanıp şafakları biz geliriz Birer onar biner kırılır milyon milyon çoğalır biz geliriz Her güne bir gün eklenir her söze bir söz düşer biriz)  Zirvesi alçaklığın belgesi olan </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarim-aklimin-suzgecinden-siiri/</link>
<guid>1359842</guid>
<pubDate>2010-03-16T13:50:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Derdest (karalama)</title>
<description>Övünür ilkel maymun  Orangutanca eli göğsünde  Kaç devlet kurduklarını Savunur marifetmişçesine  </description>
<link>https://www.antoloji.com/derdest-karalama-siiri/</link>
<guid>1358318</guid>
<pubDate>2010-03-14T10:59:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>Eski Zaman Ağıtı</title>
<description>(Duyanlar bilenler lütfen ne olur söyleyin  Saymadı isem bir bir diğer çiçeklerin isimlerini Küsmesin gücenmesin aklımdalar unutmadım hiç birini)   Bizden eski bir tarihi </description>
<link>https://www.antoloji.com/eski-zaman-agiti-siiri/</link>
<guid>1356199</guid>
<pubDate>2010-03-10T13:33:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 <item>
<title>O  Biri Belki De Sizdiniz</title>
<description>-Yaşamda Her Şeyin Bir Değeri Vardır.  Farkındalık; Yaratan Ve Yaratılanların Farkında Olabilmektir…-  (Belki yanı başınızdan gelip geçen biriydi hiç bilmediğiniz, belki bir durakta durandı, kim bilir belki de bu kış gününde çatıya çıkmış hiçbir güvenliği olmayan yerin onlarca metre yüksekliğinde ki çatı aktaran, baca yapan yâda sıfırdan bir inşaatı binaya dönüştürenlerden veya yerin onlarca metre altında karaelmas ve çeşitli madenler için kazma sallayan iş kazası güvenliksiz sağlıksız dipdiri ölen biri-leri … Kara tahta başında bir öğretmen, beklide bir hastanede yer süpüren cam silen, iğne –pansuman yapan, izbe işletmelerde göz gözü görmeyen duman ve isin içinde betonlaşan soğuk binalarda emek veren kan ter akıtan, pazarcı tezgâhında brandası yırtık yağmur –kar sağanağı altında it gibi titreyerek kışın bağrında yazın güneşin kavuruculuğunda git git yollar boyu ulaşımda hizmet veren,laboratuarda bir laborant,kürsüde ders veren profesör,diş hekimi,doktor, öğrenci,mimar-mühendis,avukat-hukukçu, basın çalışanı,sanatın her hangi bir alanında bir yazar,sinemacı,tiyatrocu,ressam,müzisyen şahdamarı bize ruhumuzu getiren, kapılarımızın önünden çöpümüzü alan, zamanı sıkıştıran zaman içinde gardiyan, dayakçı –işkenceci olanları saymıyorum eder mi bizi ziyan, iş-aş bolluğunda işsiz birde şu her şeyi dert eden felsefecimi yoksa yürek işçisi şair mi o biri-leri sizmiydiniz….?) </description>
<link>https://www.antoloji.com/o-biri-belki-de-sizdiniz-siiri/</link>
<guid>1313836</guid>
<pubDate>2010-01-01T11:53:00+03:00</pubDate>
<author>Vedat Koparan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
