<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Umut Bağcı Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yol</title>
<description>Günlerden belki Ortalık müzik kutusu Cam kenarı lunapark Araba mavi  Biz, bir tablonun içinde köye giden 5 kişilik bir cümle. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yol-197-siiri/</link>
<guid>2339537</guid>
<pubDate>2017-04-05T02:25:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Mon</title>
<description>Her toplu hezeyanda, öfkeyle bir araya gelip, o şeyi değiştirebilecekmişiz gibi hissetmek. Bir süreliğine. Kılını kıpırdatmadan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mon-siiri/</link>
<guid>2339534</guid>
<pubDate>2017-04-05T02:23:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Kırmızı</title>
<description>Anlatamam, Anlamazsınızda. Size onu ne denli sevebileceğimi söylesem Hayalindeki aşk bu, derdiniz. Ben buna katlanamam Gerçekliği yeterince güzel iken. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirmizi-183-siiri/</link>
<guid>2090312</guid>
<pubDate>2015-01-30T19:15:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Not</title>
<description>Yağmur yada kar yağarken, sanki hikayesinde yaşıyormuş gibi sanki elimi attığımda montumun cebindeymiş sin gibi zannet sem.  Başka bir şey ararken hep seni bulsam. </description>
<link>https://www.antoloji.com/not-46-siiri/</link>
<guid>2006869</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:34:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Özgürlük Atlası</title>
<description>Bazen bazı insanlara, nezaketen küfür ederiz! çünkü onlar daha fazlasını hak eder... Saygılar albayım… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ozgurluk-atlasi-siiri/</link>
<guid>2006867</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:29:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Mi</title>
<description>İçimdeki fısıltıları kelimelere dökmek için hangi dili kullanmam lazım bilemedim. Usulca mı yoksa sessizce mi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/mi-30-siiri/</link>
<guid>2006865</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:28:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Biz'den</title>
<description>Bazen sadece, oturup sessizce  etrafına bakmaya ihtiyacın vardır;  Bazense ondan başka hiçbir şey şeyi görmemeye…  Bazen gözlerini açıp yeni, güzel şeyler görme arayışına girersin; Bazense tüm güzel anılardan gözlerini kısarak kaçmaya…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/biz-den-2-siiri/</link>
<guid>2006863</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:27:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Yağmur Islatmaz Umutlar</title>
<description>Neden bu kadar sessizsin diye sordum. Oldukça ürperticiydi. Oysa ki istasyonların daha  neşeli olması gerekmez mi diye ekledim? “İlk yolcu, yüzünü ona hiç çevirmeden insanların her şeylerine noktayı koydukları bu yer neşeli olabilir mi? ” dedi ve  hiç cevap  beklemeden devam etti “istasyon bir bekleyen için zordur bir de giden için. ‘neşe’ ise bu koskoca iki insan türü için pek akla gelebilecek bir kelime değildir.” dedi, küçük adam.  Ve ekledi “Özlem var, özlem. Sonbaharda ki bir ağaç gibi. Sessiz ve renksiz.” </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagmur-islatmaz-umutlar-siiri/</link>
<guid>2006859</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:24:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Şehr-i Hüzüm</title>
<description>Anlamsızlığı kalabalık bu şehirde, bir adım daha atacak hali kalmamış şiirin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehr-i-huzum-siiri/</link>
<guid>2006857</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:23:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Sade ve Hiçli</title>
<description>Sanırım biraz yorgun başlıycak bu cümleler, hayatı ağırdan alır gibi. Zamana “durr! ” diycem hatta, ardındanda sevdiklerime… Ne akrep vazgeçicek yelkovanı izlemekten, ne de sevdiklerim dönücek yollarından.  Bazen “zor olmuyo mu? ” diye mırıldanıcam akrebe. O an durucak sanki ve bana bakıcak, onu ilk kez  gözlerinden hüzün damlacıkları taşarken görücem. Sevdiklerimde böyle bakıcak mı bana, “gitmek zorundayım” der gibi? bilmem, belki de… Günler geçicek, “belki kalırlar” ümidi besliycem biraz, çayımdan onada içiricem. Hayal tohumu ekicem yanına, çabuk yeşermesi için pencerenin önüne koyucam. Şiirler okuycam, huzur veren yağmurlu havalarda  battaniyeme sarılırken. Sonu güzel biten kitaplardan okuycam. Sevdikleriyle ölene dek mutlu yaşıyan insanları anlatan kitaplardan, masal tadında hayatları anlatan kitaplardan…  Bi gün oturucam karşısına sonbahar yüzlü penceremin. Yanıma umursamazlığı, çayımı, battaniyemi, şiirlerimi alıcam. Hayallerim büyüycek gün geçtikçe. Pencereyi kaplicaklar, göremiycem gidenleri. Ben hayal ettikçe onlar biraz daha silinecek gelecekten. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sade-ve-hicli-siiri/</link>
<guid>2006855</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:22:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Avuç içi</title>
<description>Uzaklardan gelen müziğin sesini içine çeke çeke sordu kız “en sevdiğin şarkı ne? ” diye, kısa ama her biri birbiriyle eşit uzunlukta olan kumral kirpiklerine bakarak “içimi en titreteni en sevdiğim” dedi çocuk.  Oturdukları banka sığmazken hayalleri uzaklara baktılar, ne kız sorunun devamını getirebildi ne de çocuk cesaret edebildi “içimi en çok senin sesin titretiyor”demeye. Avuçlarının terini üstüne sildi kız, zaten hep böyle anlarda bir aksilik olurdu,hep çok terlerdi elleri.  Kızın gözleri kahve haliydi sonsuzluğun, gözlerinin kahvesinde kırk yıl hatırı kalmıştı çocuğun. Kırk değil kırk bin yıl sevmek istedi o an, dirilip dirilip yeniden sevmek… </description>
<link>https://www.antoloji.com/avuc-ici-7-siiri/</link>
<guid>2006852</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:20:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Kırmızı defterim</title>
<description>Tüm anılarımı asla yetişemeyeceğim bir rafa kaldırdım, çünkü ben bugün mutlu sonu olan bir hayata doğacağım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirmizi-defterim-siiri/</link>
<guid>2006851</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:19:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Lavin</title>
<description>Bir çay kaşığı yalnızlığıydım ben Duvarlarında örümcek ağlarının dolandığı.  Belki bilmeyecektim, Solmuş… Çürümüş… </description>
<link>https://www.antoloji.com/lavin-siiri/</link>
<guid>2006849</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:18:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Suret</title>
<description>Sonbahar yüzlü bir palyaçonun düşleri süzüyor kalemimden, cesaretinin sayfalarına doğru. Üstü kırmızı anılarını topla ve sor ona, ‘peki ya umut? ’. </description>
<link>https://www.antoloji.com/suret-36-siiri/</link>
<guid>2006848</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:17:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Göğ</title>
<description>Kanatları karlı meleklerin fısıltıları, dans ettiriyordu bulutları gecenin soğuk caddelerinde…  Yanaklarını papatya yaprakları ile süsleyen o kız…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gog-2-siiri/</link>
<guid>2006847</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:16:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Bir hikayem var</title>
<description>Ben kahverengi çamurlu bir çadırın kızıyım. Siyahtan başka özgürlük tanımaz çadırım. Biz bilmeyiz, papatyalarla süslenmiş şiirler yazmayı. Çiçekli perdeler mi pencereye asılır, Yoksa asılanların beyaz perdelerine mi çiçekler koyulur? Biz bilmeyiz bayım! </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-hikayem-var-5-siiri/</link>
<guid>2006841</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:13:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Biraz da senim bugün</title>
<description>Biraz yorgunum bugün. Çürümüş, hava alan bir yer var bedenimin sol tarafında Telaffuzu mümkün olmayan kelimeler içerisinde kıvranmakta  Sokaklarına siyah bulanmış hayallerin gölgesinde yaşıyorum az biraz Ne zaman yüzüme götürsem, derisi yıpranmış avuçlarımı </description>
<link>https://www.antoloji.com/biraz-da-senim-bugun-siiri/</link>
<guid>2006839</guid>
<pubDate>2014-06-02T17:08:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Uzak sığınağı</title>
<description>Kanatları karlı meleklerin fısıltıları, dans ettiriyordu bulutları gecenin soğuk caddelerinde…  Yanaklarını papatya yaprakları ile süsleyen o kız…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/uzak-siginagi-siiri/</link>
<guid>2005986</guid>
<pubDate>2014-05-31T14:48:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Füruğ</title>
<description>neden hiç arayıp sormuyorsun? dedi istasyon kokulu kız.  elimdeki kitaptan bir şeyler arıyor gibi özlemimi gizleyip ölüler merak etmez dedim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/furug-2-siiri/</link>
<guid>2005985</guid>
<pubDate>2014-05-31T14:44:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 <item>
<title>Hüzüm</title>
<description>”Buruk” bir devam edebilme biçimi aslında. Umut ise, buruk. </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzum-siiri/</link>
<guid>2005983</guid>
<pubDate>2014-05-31T14:42:00+03:00</pubDate>
<author>Umut Bağcı</author>
</item>
 </channel>
</rss>
