<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ulvi Ziya Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Suriye'den İbret Almak...</title>
<description>Halkını öldüren devlet, cezasını bulmalıdır... Suriyede olanlar  herkese ibret olmalıdır... Halk devletine sevdâlı, devlet halkının babası; İnsanlığın tüm hakları, yasada yer almalıdır... Azıp sapmak olmamalı, olsa ender kalmalıdır... Devlet de güneş misali eşit ışık salmalıdır... </description>
<link>https://www.antoloji.com/suriye-den-ibret-almak-siiri/</link>
<guid>1704370</guid>
<pubDate>2012-04-13T11:36:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Has Şiirin Ölümü...</title>
<description>Hecesiz, kâfiyesiz, zaten dünden ölmüştü;  Şiir, düzyazının uyuşmaz sihrine düştü... Karanlıkta göz kırpmak gibi halleri ile; Dolanmış laflar sarmalını, herkes bölüştü...  Mânâ ve anafikir; yok olmuş,çürümüştü... </description>
<link>https://www.antoloji.com/has-siirin-olumu-siiri/</link>
<guid>1704300</guid>
<pubDate>2012-04-13T08:25:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Kızıl Beyin...5</title>
<description>Kızıl beyin şuursuzdur; ibret almaktan, uzak... Uyar önde gidenlere, görmeyerek, susarak... Eleştirmez baştakini, ders almaz gördüğünden; Atlar bütün saflığıyla, konsa önüne tuzak...  Aymazdır o, dağa çıkar, başkasına kanarak... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizil-beyin-5-siiri/</link>
<guid>1703121</guid>
<pubDate>2012-04-10T11:13:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Kızıl Beyin...4</title>
<description>Kızıl beyne söz anlatmak, tohum ekmektir mermere;  Ulvi söz ve kavramları, hiç düşünmez, silip atar... Çürür gider ektiklerin, çün gelmiştir bitmez yere... Şeytanların ektikleri, ayrık otu, münbit biter... Her birinin derununda kuduzluk mikrobu tüter... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizil-beyin-4-siiri/</link>
<guid>1701873</guid>
<pubDate>2012-04-07T11:22:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Kızıl Beyin...3</title>
<description>Sapık fikre münbit tarla, islâmî fikre mermer;  Vazifesi gören kokmuş ete, insler ne derler...? Bozuk bilgisayar, çürümüş et, şartlanmış beyin; Kuduz çakallar gibi hep,  mahvolarak ilerler... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizil-beyin-3-siiri/</link>
<guid>1700650</guid>
<pubDate>2012-04-04T08:17:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Kızıl Beyin...2</title>
<description>Dünün bütün komünistleri; bugun, PKKlı, KCKlıdırlar... Bilgileri Marxla sınırlı, özgürlükleri sınırsız, cakalıdırlar...(!) Dinsizlik, îmânsızlık, insanlık için ayıp, çıplaklık sayılırken; Bunlar, çıplaklar kampı müdâvimleri olarak, fiyakalıdırlar...(!) </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizil-beyin-2-siiri/</link>
<guid>1700647</guid>
<pubDate>2012-04-04T08:04:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Kızıl Beyin...1</title>
<description>Kızıl beyin şartlanmıştır; Yurtta, kaosları güder... Fikirleri, eylemi, kuduzluğu ifâde eder... Yaratanın  dileğine aklınca baş kaldırmıştır; İnsanken, bokböceği gibi tezeğe doğru gider... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kizil-beyin-1-siiri/</link>
<guid>1700351</guid>
<pubDate>2012-04-03T13:22:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Lânetli Gidişe Uygarlık Denmiş...</title>
<description>Gece gündüz;  çeşitli ışıklarla, nûra garkolmuş gibiyken, dünyâ, çevre, mekân... </description>
<link>https://www.antoloji.com/lanetli-gidise-uygarlik-denmis-siiri/</link>
<guid>1696567</guid>
<pubDate>2012-03-25T10:57:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Şerefe...</title>
<description>Allah"ın yarattığı kullar...
İyi kötü bir yuvaları var...
Geldiler; gidinceye dek, dünyâdan
Alınlardaki gizli yazıya göre
Hepsi rızk peşinde koşar...
Kiminde çokça evler, arabalar
Kimi de aç karnına kazma kürek sallar
Çoğu bağlıdır, içten, Rabbine
Müreffeh değilse de yuvalar
Mutlucadır, analar, babalar, çocuklar...
Hepsi; 
Dünyânın iyiliği, kendi şerefi için çabalar...

Beri yanda geniş masa etrafında kalantorlar...
Ya da ayaküstü erkek dişi tontonlar...
Ellerinde dolu içki kadehleri
Havaya kaldırır ŞEREFE diye haykırırlar
Birdenbire şerefleri çok artar...

Kiminin elinde türlü imkânlar
Dört gözle
Binbir elle
Helâli haram yapar...
Yediği haram lokmalar
Hiç dizilmez boğazına
Bütün sülâlesine yarar...

Düşünmezler, gözetleyen biri var....

Dahildir haram hayâta...
Binmiş gider rahvan ata...
Meydan okur kâinata...
Sıra gelince sırata; 
Bütün işler orda yatar...
İçki elde, şerefi çağırmakla
Demez hiç şeref mi artar...? 

Şerefsizdir, elindeki imkânları; 
Kötü işlerde kullananlar.... </description>
<link>https://www.antoloji.com/serefe-31-siiri/</link>
<guid>1688511</guid>
<pubDate>2012-03-06T10:59:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Hödüklere Birer Taş...</title>
<description>Burda, ne has şâir, ne de şiir seçilir;  Çünkü, akıl fikir, Marxın istilasında... Her gün, sevgiden çok, kin dolusu içilir; Yönetenler, zulmet yayar, gün ortasında...  Hödük dersin, onu küfür sayar silerler... </description>
<link>https://www.antoloji.com/hoduklere-birer-tas-siiri/</link>
<guid>1683477</guid>
<pubDate>2012-02-23T11:14:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Kahrolsun...</title>
<description>Türkün, gül tarlasında, has gül yetişir;  Kahrolsun, bu tarlaya, ayrık ekenler... Kalemleri hep, saf îmânla bitişir ; Kahrolsun, kızıl bataklığa çekenler...  Güyâ; akılları toplumun açında... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kahrolsun-13-siiri/</link>
<guid>1682583</guid>
<pubDate>2012-02-21T07:46:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Üvey Kardeşler...</title>
<description>Allah; üvey kardeşler vermiş bizlere... Ayrı yol giderler, gelmezler sözlere... Tarih boyu, bilinçsiz, çok iş ettiler; Çıkan isyân, nerdeyse, vardı yüzlere...  Gel kardeş dedikçe kızgın soluyan; </description>
<link>https://www.antoloji.com/uvey-kardesler-siiri/</link>
<guid>1681715</guid>
<pubDate>2012-02-19T17:06:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Agavat...</title>
<description>Yalan söyler; çalar çırpar, üstündür hep agavat... Zannederler hîle üzerine kurulu hayat... Kndi avenesiyle, içer, kusar, boş eğlenir; Beride,  üstüne lânet okur bütün kâinat...  Birşey söyle, anlatsın sana, düşünmediğini... </description>
<link>https://www.antoloji.com/agavat-siiri/</link>
<guid>1674625</guid>
<pubDate>2012-02-04T13:11:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Şeref...</title>
<description>İnsanın, eşyanın, herşeyin;  bir şerefi var... Biri, insanlık onuruna; diğeri,  zararına iş yapar... Yerine, zamanına, vukuuna göre iş değişir; Şerefsizdir, elindekini; </description>
<link>https://www.antoloji.com/seref-13-siiri/</link>
<guid>1674128</guid>
<pubDate>2012-02-03T09:13:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Hâbnâme...</title>
<description>Dana dana dastana, dana girdi bostana;  Uyan hele kulak ver, sen bu hazin destana...  Günün tam ortasında; bu uyumak ne, hayret... ! Uyur aslan takımı, çakallardadır gayret... Harmanı baştan sona haşerat sarmış bütün </description>
<link>https://www.antoloji.com/habname-siiri/</link>
<guid>1674123</guid>
<pubDate>2012-02-03T08:37:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Yalanlar...yanlışlar...ve Doğrular...</title>
<description>Yalancılık asrındayız; sözler, ayak altında... Para, servet, tek değerdir; sahte ilâh katında... Yiğitliğe değer yoktur, sürünür yerde yüzü; Eylem, sözün tam tersidir, nâmert kâinatında...  İnsanseverim diyenler, insan kasabı buğün... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalanlar-yanlislar-ve-dogrular-siiri/</link>
<guid>1668331</guid>
<pubDate>2012-01-22T12:32:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Nefsi Müdafaa...</title>
<description>Birçok gâvur devleti, Ermenileri kudurttu... Osmanlıya hâin etti, belâsını buldurttu... Kahrolsun, devletine isyân bayrağı çekenler; Öldürdükleri nice mâsum Türkün âhı tuttu...  Ermeniler,  güvenerek gâvur devletlerine; </description>
<link>https://www.antoloji.com/nefsi-mudafaa-2-siiri/</link>
<guid>1667085</guid>
<pubDate>2012-01-20T11:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Mermerlere Tohum Ekmek...</title>
<description>Kendince, değerli bir şey yok, insanlıktan gayrı;  Yakar, yıkar ve öldürür; söz ayrı, eylem ayrı... İşlediği katliamın, haddi, hesâbı yoktur; Denmez mi bu teröriste, ya komünist, ya sayrı...  İnsansever aslâ olmaz böyle insan kasabı... </description>
<link>https://www.antoloji.com/mermerlere-tohum-ekmek-siiri/</link>
<guid>1661808</guid>
<pubDate>2012-01-10T15:00:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılıkcılık Ve Komünizm...</title>
<description>Komünizm; büyük derttir, tüm insanların başına... Ruh öldürür, kudurtturur, baktırmaz hiç gözyaşına... En uyacan insanlara, isyan duyguları aşlar... Fiti alan rahat durmaz, artar gider yoz savaşlar... Halkların üstüne örtülen kıpkızıl bir örtüdür... Fikir iyi olsa bile eylem mutlaka kötüdür... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayrilikcilik-ve-komunizm-siiri/</link>
<guid>1658432</guid>
<pubDate>2012-01-04T16:18:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 <item>
<title>Söyle Ey Târih...</title>
<description>Nerde yazılı; ?  Selahaddin-i Eyyubi nin Kürt ırkından olduğu, Bana haber ver... Duysam da görsem de inanmam; Çıkmaz bu ırktan, Böyle müslim, mümîn bir cengâver... </description>
<link>https://www.antoloji.com/soyle-ey-tarih-siiri/</link>
<guid>1657261</guid>
<pubDate>2012-01-02T08:00:00+03:00</pubDate>
<author>Ulvi Ziya</author>
</item>
 </channel>
</rss>
