<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Uluğ &#199;elik Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Yar ile...</title>
<description>Mecnun ağyar çölünden azad ola,bula Leyla'sını Şirin'ine vara Ferhat,dele varlık dağını Kerem Aslı'sına vuslat ede ateş-i aşk ile Bayram o bayram ola YAR ile.. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yar-ile-5-siiri/</link>
<guid>2155679</guid>
<pubDate>2015-07-19T04:00:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Beklerken...</title>
<description>/ içimin çorak toprağında/ yağmuruna hasret kaldım gözlerim semada /bulutları gözlüyorum gözlerin kadar kara /bir damla bir damla ne olur Leyla/ ne çok susamışım aşka /içmek istiyorum gözlerinin pınarlarından sevdayı kana kana... </description>
<link>https://www.antoloji.com/beklerken-102-siiri/</link>
<guid>2003425</guid>
<pubDate>2014-05-25T23:57:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Vuslatın Ayak Sesleri</title>
<description>yunusun balık karnındaki hicranıyla yusufun zindandaki imtihanıyla en sevgilinin hiradaki sabrıyla vuslatın ayak seslerini bekliyorum yüreğime batan dikenin hesabını gülden sormadan gönül dağımı kara bulutlar sarmadan </description>
<link>https://www.antoloji.com/vuslatin-ayak-sesleri-siiri/</link>
<guid>1893037</guid>
<pubDate>2013-07-28T01:15:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Kimsesiz kelimeler 2</title>
<description>Sana biriktirdiğim kimsesiz kelimeler var içimde biliyorum bir gün bana gelişin günaha bulanmişlikla olacak ama yine de vuslat vakti senin tövben ben benim duam sen olacaksin... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimsesiz-kelimeler-2-2-siiri/</link>
<guid>1893036</guid>
<pubDate>2013-07-28T01:12:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Leyla Nerede?</title>
<description>Gönül ister mecnun olup ateş-i aşka yanmak Uğrunda can verip canana varmak Mecnun'dan daha ziyade aşıklık yeteneği var bende de Yoluna baş koymaya değecek Leyla nerede </description>
<link>https://www.antoloji.com/leyla-nerede-siiri/</link>
<guid>1286326</guid>
<pubDate>2009-11-12T01:08:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Şimdi</title>
<description>Şimdi gelmeyeceksen hiç gelme Şimdi sevmeyeceksen  hiç sevme Şimdi silmeyeceksen gözyaşımı hiç silme Hazanımda hüznü yaşarken gel Zemherimde titrerken gel Ne olur birbirimize geç kalmadan gel </description>
<link>https://www.antoloji.com/simdi-214-siiri/</link>
<guid>1269144</guid>
<pubDate>2009-10-14T02:53:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Kadın Ruhu</title>
<description>KADIN RUHU   Kadının kişiliğini yaratan ne terbiye, ne baskı. Ona özellik veren aşk ve omuzlarına yüklendiği misyon. Çağdaş toplum kadını erkekleştirme yolunda. Cemiyeti değerli bir yardımcıdan mahrum eden bir yöneliş bu. Üstelik kadına mutluluk da getirmiyor. Mutluluk vaadi laf.  Kadının içinde bulunduğu şartlar... bundan daha büyük adaletsizlik olur mu? Neden kadın erkeğe boyun eğmek zorunda kalsın? Erkeğe, yani yaratılışı bakımından, hatta ahlâk ve zekâ bakımından kendisinden daha aşağı bir varlığa. Neden herkesten küçük görülsün? Niçin en büyük sayılan zevklerin dışında bırakılsın? Neden erkek kadar hakları yok? Neden erkek için şeref sayılan, kadın için yüz karası? Erkekten daha ahlâklı olması neden istenir? Neden çok daha büyük fedakârlıklara zorlanır?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadin-ruhu-siiri/</link>
<guid>1264702</guid>
<pubDate>2009-10-05T17:19:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Kimsesiz Kelimeler</title>
<description>Sensiz,sessiz,kelimesiz kaldım Kimsesiz kelimelerimi bir tomara yazdım Sırça bir şişenin içine bıraktım Çocuk ellerimle kumdan bir kale yaptım  Cemalin yalgın </description>
<link>https://www.antoloji.com/kimsesiz-kelimeler-3-siiri/</link>
<guid>1246552</guid>
<pubDate>2009-08-30T23:08:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Şimdilik Adı Konmamış Şiir</title>
<description>hüzün,gözlerinizde tebessüm,leblerinizde reyhan kokusu, dizelerinizde yaşanmışlık,asılı kalmış resminizde... </description>
<link>https://www.antoloji.com/simdilik-adi-konmamis-siir-siiri/</link>
<guid>1239570</guid>
<pubDate>2009-08-18T15:03:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Hocam</title>
<description>H o c a m   Ömrümün neşesiz geçti baharı Neyleyim baharı gülsüz olunca. Bir tutsam gerektir yar-ı ağyarı Gurbet illerinde öksüz olunca. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hocam-15-siiri/</link>
<guid>329831</guid>
<pubDate>2005-11-06T15:38:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Güzelin Cefası</title>
<description>Güzelin Cefası  Hasretine dayanacak gücüm yok Tek bir yaprağım yok. Sabretmeye tahammülüm, Beklemeye kudretim yok. </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzelin-cefasi-siiri/</link>
<guid>328271</guid>
<pubDate>2005-11-02T01:19:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Sanal Güller ve Yanıbaşımızdaki Kır Çiçekleri -1-</title>
<description>Sanal Güller ve Yanıbaşımızdaki Kır Çiçekleri...  İnsanlar çarpa çarpa geçiyorlar birbirlerinin yanlarından.Belki birazcık ilgi, bir sevda,bir dostluk aradıkları...Maskeleri takıp çıkıyorlar bu sanal koridorlara.Burası bir hallüsinasyon evreni.Biliyorlar belki,ama inanmak istiyorlar aradıkları şeyi bulacaklarına...Mutlu olmak ve mutlu etmek istiyorlar.Kimileri beyinlerinin haz alanlarını tatmin için aranırken.kimileri sevmeden asla diyorlar. Aşk, burda yok! .. Bilesiniz.Yalan sevdalar,yapmacık konuşmalar ve sahte iletişimler var yalnızca.Erkek seziyor niyetini kadının sağırmış,körmüş gibi yazıyor kelimelerini.Çok eşliliğe eğilim var sanki genlerinde bir kadın ile yetinemiyor.Sevdiği kadına asla yapmadığı komplimanları yabancı bir kadına yapıyor ve bekliyor karşılığını.Bir çiçek bile almamışken kır çiçeğine sanal güller yolluyor karşısındakine.Kadın ise sevgilisinin bir zamanlar verdiği,ilişki denen yaratığın tükettiği ilgiyi bekliyor belki erkekten.Yedek bir sevda arıyor belki.Erkeğine hiç söylemediği sözleri kendiyle de çelişerek o yabancıya söylüyor.Belki çocuğu bile var ama olsun o an,işte o anlarda herşeyi unutup bilinçaltında bastırdığı o şuh kadını oynuyor.Burası uçsuz bucaksız bir psikoloji labaratuarı sanki.İnsanların 'id''lerinin,bastırılmış duygularının tatmin alanı. Sevdaları,kayboluşları,arayışları,acıdan inleyen sesleri ve çılgınca,hoyratça gülüşleri duyuyorum bu koridorlarda.Kimileri zevkten dört köşe olmuş, kimileri yalvarıyor gitme! ...Gerçek hayatta söyleyemediğimiz,yaşayamadığımız şeyleri yaşatıyor bu ağlar.WWW:DÜNYAYI SARAN AĞ bizi de sarıyor.Bir parça et ararken kaybettiğimiz ruhumuzun parçaları.Kalabalıklar içindeki yalnızlığımızı paylaşıp unutturacak olanı arıyoruz belki...Hayal dünyasında,simülasyon evreninde gerçek hayatta söylenememiş sözleri, yaşayamadığımız zevkleri,ertelenmiş mutlulukları yaşamaya çalışıyoruz. Ah! .. Ne çok şey bekliyoruz bu W.W.W' den ve ne az şey buluyoruz orada.Duygularımızla dalga geçiliyor bazen.İğreti,vıcık vıcık kurlara şahit oluyor kimimiz.Yine de hoşlanıyoruz zevk alanlarımıza dokunulmasından.  İstiyoruz ki beğensin birileri,arzu etsin bizi diğerleri.Karanlıklar içinde sakladığımız,susturduğumuz her yanımız dökülüyor üstümüzden.Aşağılık komplekslerimizin yerini beğenilme ve sevilme ihtiyacımız alıyor.Doyurmaya çalışıyoruz burada,işte tam burada! ...Olmuyor ve içimizden bir ses diyor ki bize ''sana yazarken msn'lerde,yahoo'larda o sevdiğin cümleleri aynı anda belki 9 kişiye de yazıyor.''Kadın ve erkek sanal mutluluklar uğruna arıyor, bekliyor,yazıyor,görünüyor bilgisayar ekranlarından.Klavyelerden bilgisayara ulaşan veriler W.W.W ağlarıyla çok uzaklara, ekranın diğer ucundaki kişiye ulaşıyor anında.Olmak istediğimiz, ama olamadığımız mesleklere sahip oluyoruz.Sarışın, mavi gözlü bir manken oluyoruz bazen.Bazen de filinta gibi karayağız  delikanlı.Yerinde olmak isteyip de olamadığımız kişileri oynuyoruz saatlerce.Senaryoyu biz yazıyor,başrolü biz oynuyor,yardımcı kadın ve erkek oyunculara biz teklif götürüyoruz.Ya da bu filmin teklifini birileri getiriyor bize.Üç aşağı beş yukarı aynı senaryo ve aynı filmi izliyoruz.Oscar ödüllü oyuncularız hepimiz,kılıktan kılığa rolden role geçiyoruz...Balta girmediğini sandığımız ormanlarda, maceralara koşuyoruz pervasızca.Gizli bir hazine sandığı arıyoruz,elimizde link haritalarıyla.O sandığın içinde ne olacağını,ya da ne olması gerektiğini de bilmiyoruz bence.İçini dolduran ta kendimiz,kaybedip arayan yine biz.Tüm zamanların en iyi romantik-komedisini oynuyoruz birileriyle.İçinde bolca aşk geçen cümleler kurmaya, karşımızdakini etkilemeye çalışıyoruz. Düşünmekten kaçıyoruz mantığımızı rölantiye alıyoruz.''İnsan düşünmeden yaşamaya çalıştığı müddetçe kendini pasif konuma  koyar, kişiliği ve davranışları anlamadığı güçlerin, onun anlık hislerinin ve rastgele çevresel etkilerin kazara sonucu olur. Sonuçta doldurulmayı bekleyen boş bir kalıba, herhangi bir çevre ve şartlandıncı tarafından ele geçirilmeyi bekleyen iradesiz bir robota çeviriyor  kendisini.''(1) </description>
<link>https://www.antoloji.com/sanal-guller-ve-yanibasimizdaki-kir-cicekleri-1-siiri/</link>
<guid>325398</guid>
<pubDate>2005-10-26T23:14:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Cinsel Politika</title>
<description>CİNSEL POLİTİKA  '' Eğer gerçekten özgür olmak istiyorsak,herkesçe benimsenen görüşleri körükörüne kabul etmek zincirinden kendimizi kurtarmamız gerekir.İçine hapsolunduğumuz üç büyük kafesin demirlerini kırmak zorundayız.  I.Bilinci; Varlığı kendinden menkul,mucize,keramet ve olağanüstülük gibi bir anlamsızlığa zincirleyen,papazların,ilkel kurama bağlı yargıçların,savaşçı kahramanlar gibi-büyük adamlar-mitinden kurtarmalıyız. </description>
<link>https://www.antoloji.com/cinsel-politika-siiri/</link>
<guid>324863</guid>
<pubDate>2005-10-25T22:56:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Çocukluk Dönemi-İçlerinden Biri</title>
<description>ÇOCUKLUK DÖNEMİ-İÇLERİNDEN BİRİ  Çocuklarınız sizin çocuklarınız değil, Yaşam'ın kendisini özleyişinin kız ve erkek evlatlarıdır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cocukluk-donemi-iclerinden-biri-siiri/</link>
<guid>324805</guid>
<pubDate>2005-10-25T21:48:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Mutluluk Ne Ola ki...</title>
<description>	Önce evlendiğimizde hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi. Evlendikten sonra, bir çocuğumuz doğduktan hatta ardından bir tane daha olduktan sonra hayatın daha iyi olacağına inandırırız kendimizi.  Sonra çocuklar yeterince büyük olmadıkları icin kızar, onlar büyüyünce daha mutlu olacağımıza inanırız.  Bundan sonra, ergenlik dönemlerinde çocuklarla uğraşmamız gerektiği için öfkeleniriz.  Kendimize, çocuklarımız bu donemden çıkınca daha mutlu </description>
<link>https://www.antoloji.com/mutluluk-ne-ola-ki-siiri/</link>
<guid>323602</guid>
<pubDate>2005-10-23T02:53:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>O Gittikten Sonra Ne Kaldı Ellerinizde?</title>
<description>ONDAN SONRA NE KALDI ELİNİZDE?   Ondan sonra ne kaldı elinizde? Yoksa onlardan sonra mı demeliydim? Onlar kimler mi? Giderlerken bizden bir şeyler götürdüğünü sandığımız kişiler…Ama benim kastettiğim bizi terk eden güzeller ya da yakışıklılar…Çok olabilir hayatınızda ama benim çok değildi.Bir kişiydi o. Aşina güzeller değil, güzeller içindeki müstesna güzel.Bir kişidir o ya da bilemediniz birkaç… Neler götürdü sizden? Gülümsemeyi,ruhunuzdan bir parçayı,hazlarınızı ve daha neler neler… O gittikten sonra şarkılar, çok sevdiğiniz mısralar,koklamaya doyamadığınız çiçekler artık haz vermez oldu mu size? .Antika dükkanınızda tozlu raflarda yerlerini almaya başlarlar birer birer… Elinizde ne kaldı? Arabesk olacak biraz ama bir kırık kalp,vazonuzda solmuş bir çiçek,ellerinizin ve yüreğinizin dayanılmaz boşluğu,bohem bir hayat… Peki ya biz öyle zannediyorsak? Güzelliklerin onunla gittiğini zannediyorsak? Tükendiğimizi zannediyorsak? Evet işte bence zannediyoruz sadece.Ve zannettiklerimizin çoğu doğru değildir…Sadece zandırlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/o-gittikten-sonra-ne-kaldi-ellerinizde-siiri/</link>
<guid>323411</guid>
<pubDate>2005-10-22T17:21:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Kelebek Etkisi</title>
<description>Kelebek Etkisi   Kelebek Etkisi, bir sistemin başlangıç verilerindeki ufak değişikliklerin, büyük ve öngörülemez sonuçlar doğurabilmesine verilen isimdir. İsmi, Edward N. Lorenz'in hava durumuyla verdiği örnekten geliyor: Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, Avrupa'da fırtına kopmasına sebep olabilir. Kelebek Etkisi'ni 1963 yılında Edward N. Lorenz bilgisayarıyla hava durumuyla ilgili hesaplar yaparken buldu. İlk hesaplamasında 0,506127 sayısını başlangıç verisi olarak kullandı. İkinci hesaplamada ise 0,506 sayısını verdi. İki sayı arasında sadece yaklaşık 1/1000 (binde bir) , yani bir kelebeğin kanat çırpmasının yarattığı rüzgarla eşdeğerde fark olmasına rağmen, süreç içinde ikinci hesap birinci hesaba karşın çok farklı neticeler verdi ********** ‘İnsanın kendi başına buyruk çalışması özgürlük değildir. Çünkü bütün ile ilişkili olmadığı sürece bir insanın yapıp ettikleri herhangi bir sonuç üretmez, değer yaratmaz. Buna karşılık gerçekten nasıl katkısı olacağıyla ilgilenen insan, dünyamız içerisindeki yerini alır ve aynı zamanda yaratıcılık için sistemin sınırlarında dolaşmaya başlar. Fizik diliyle söyleyecek olursak o bir ‘Kelebek Etkisi’ yaratmak peşindedir. Yani ne ise o olmamak, daha iyisi ve daha fazlası olmak peşindedir.’ </description>
<link>https://www.antoloji.com/kelebek-etkisi-3-siiri/</link>
<guid>322279</guid>
<pubDate>2005-10-20T02:50:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Gittin</title>
<description>Gittin... Seninle birlikte sevdiğim şarkılarda gitti. Hayatımın renkleri! .. Dururlar mı? Onlarda gitti. Beyazlarım gri </description>
<link>https://www.antoloji.com/gittin-101-siiri/</link>
<guid>319472</guid>
<pubDate>2005-10-14T02:29:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>Anti-Aşk Militanı</title>
<description>‘‘Benim sevdam;  Sevgiliden iyilik gördüğünde artmayacak kadar doygun, Kötülük gördüğünde eksilmeyecek kadar sağlamdır.’’ Uluğ ÇELİK  ANTİ -AŞK MİLİTANI </description>
<link>https://www.antoloji.com/anti-ask-militani-siiri/</link>
<guid>319461</guid>
<pubDate>2005-10-14T01:35:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 <item>
<title>An Geldi ve Attila İlhan Öldü...</title>
<description>Bir söz üstadını kaybettik  Sisler bulvarında yitirdik Gözyaşlarımız içimize akıyor Kelimelerin son perdeyi oynuyor Parmaklarında hala imgeler coşuyor  </description>
<link>https://www.antoloji.com/an-geldi-ve-attila-ilhan-oldu-siiri/</link>
<guid>318533</guid>
<pubDate>2005-10-12T02:05:00+03:00</pubDate>
<author>Uluğ Çelik</author>
</item>
 </channel>
</rss>
