<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Ufuk Bayraktar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>. Sevgili Amy;</title>
<description>Bir kaç gün önceydi, bir gece bir internet paylaşım sitesindeki bir arkadaşımın mesajından öğrendim hayata veda ettiğini. Seni hiç tanımıyordum ama öyle üzgün bir notla paylaşılmıştı ki haberin; merak ettim seni. ’You Know, I No Good’ idi şarkının adı, ’Biliyorsun, iyi değilim’... Bir tuşa basıp o şarkıyı dinlemek zor değildi, dinledim. Sesindeki o tınıya üzüldüm sonra da, farkında değildik ama çok şey kaybetmiştik; yazık etmiştin kendine...  Gençtin, çok güzel bir sesin, güzel şarkıların vardı. O gece yas tuttum senin için, bu güzel sesten artık yeni şarkılar duyamayacağımın acısını yaşadım sabaha dek...   Sabah uyandığımda ise beni daha büyük bir acıya salacak bir haberle sarsıldım. Benim seni keşfetmeye, seni sevmeye ve sana üzülmeye başladığım saatlerde; Mardin’de hain bir pusu kurulmuş ve 3 askerimiz şehit olmuştu, biliyor musun daha sonra 4’e yükseldi o sayı... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgili-amy-siiri/</link>
<guid>1590276</guid>
<pubDate>2011-07-28T08:21:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>.HAMAL...   Öykü, 1. Bölüm</title>
<description>Nisan 2010, Antakya  ‘’Ne kadar acı çektiğimi görmüyor musunuz? ’’ diye haykırdı. Görmemek bir şey değil, duymuyorlardı da… Belki biraz tahmin edecek ama hiçbir zaman bilmeyeceklerdi, çünkü ara sıra nereye daldığını soranlara asla ‘’geçmişe’’ demeyecek, yapmayı planladığı şeylerden bahsederek onları kandıracak, bir anlamda avutacaktı. Bu isyanlarına ise hiçbir zaman, hiç kimse şahit olmayacaktı, tıpkı biraz önce olduğu gibi kendi köşesine çekildiğinde ve hiç kimsenin artık onu arayıp sormayacağından emin olduğunda ancak bu gözyaşları dökülecekti birer birer ‘’Lacrimosa’’ eşliğinde…  Mozart’ın Lacrimosa’sı… Tam olarak ne zaman okuduğunu hatırlamıyordu ama o romanı bitirdiğinde içinde inanılmaz bir merak uyanmıştı o ağıda karşı. Bir internet paylaşım sitesi yardımcı olmuştu o merakın giderilmesine, işte; tıpkı romanda anlatıldığı gibi, o melodinin tınısı hüzünle sarmaya başlamıştı vücudunun her hücresini! O geceden sonra neredeyse her gece saatlerce o koronun iniş çıkışları eşliğinde düşündü hayatındaki iniş ve çıkışları… En çok da dibe vurduğu o güne takılıyordu hafızası; hani bulmacaların olmazsa olmaz sorularından ‘’en kısa zaman dilimi: an’’ların ne kadar değerli ve nelere kadir olduğunu o güne kadar algılayamamasına hayıflanırdı her defasında. O andan bir an öncesine dönmeyi istedi tüm benliğinde, yoktu öyle bir yeteneği oysa… ‘’Keşke olsaydı’’ diye geçirecekti içinden yine, keşke olsaydı…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hamal-oyku-1-bolum-2-siiri/</link>
<guid>1588909</guid>
<pubDate>2011-07-24T22:03:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>(Eskici)</title>
<description>Kayıp, aynı kayıp Acı, aynı acı... Özlem aynı Hasret aynı Çaresizlik...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskici-110-siiri/</link>
<guid>1583465</guid>
<pubDate>2011-07-10T13:37:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>(Ağzımda Limon Tadı)</title>
<description>Saatler durmuş sanki Zamanım gelmiyor, zaman tükenmiyor…  Tükenen çok şey var oysa içimde Dost tadında bir an geçirmeyeli öyle çok oldu ki Şöyle içten gülmeyeli… </description>
<link>https://www.antoloji.com/agzimda-limon-tadi-siiri/</link>
<guid>1446261</guid>
<pubDate>2010-08-29T23:43:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>. Eksik Resimler</title>
<description>Van Gölü'nün Atatürk Dağı'nı gören kıyısında neden tek bir resmimiz yok; ve yahut Nemrut'u ya da Süphan'ı arkamıza alıp hani olmadı şöyle uçsuz bucaksız maviliğin önünde?  Orda burda çekilmiş bir kaç resmimiz var </description>
<link>https://www.antoloji.com/eksik-resimler-2-siiri/</link>
<guid>1413760</guid>
<pubDate>2010-06-26T04:04:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Bitlis'te Beş Minare</title>
<description>Beni nasıl yolcu etmiştiniz, hatırlıyor musun? Gaziantep'te bir türkü kafedeydik. Türküleri söyleyen kişi senin arkadaşındı. Tayin yerim belli olmuştu ve sizlerle vedalaşmak için gelmiştim. Akşamdı, sahneden bir ses ''bu türküyü Ufuk kardeşimiz için söylüyorum'' demiş ve Bitlis'te Beş Minare'yi söylemişti Türkçe ve Kürtçe... Topluluk içinde ilk ağlamamdı bu, beni ağlatmıştın... Gözümden dökülen yaşlara aldırmadan kollarını omzuma atmış ve sallana salana eşlik etmiştin şarkının Türkçe kısımlarına...  Sen de okulu bitirdikten sonra tayin yerleri açıklanıp Tatvan 112 istasyonunda boş kadro olduğunu söylediğinde çok heyecanlanmıştım. Sen ''yazayım mı'' diye sorana dek ben içimden bin kere dua etmiştim bunu... Tercihlerin arasında ikinci sıraya yazdığında ne çok kızmıştım sana... Sonra tayin yerleri açıklandığı gün beni aramıştın. Sesin çok mutlu geliyordu; ''Yanına geliyorum'' demiştin. Geldiğin sabah, benim bu şehirde en mutlu olduğum sabahtı. Yorgundun ama enerji doluydun. Aynı gün tüm işlemlerini tamamlayıp görevine resmen başlamıştın. Bir kaç hafta benim evimde kalmıştın ama Bitlis-Tatvan arasındaki mesafe seni yormaya başladığında Tatvan'a yerleşmeye karar verdin. Yine kızmıştım sana çünkü hiç tanımadığın birinin yanına yerleşiyordun, Yakup'un... Birlikte gidip evine eşyalar almıştık, ben her seçtiğin parçada seni vazgeçirmeye çalışmıştım... Yakup'u da hiç sevmemiştim.  Evin kasvetliydi ama bir penceresinden Van Gölü görülebiliyordu. Sigaralarımızı zaman zaman o pencerenin önünde içerdik. Sen de hayrandın Van Gölü'ne...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bitlis-te-bes-minare-siiri/</link>
<guid>1287800</guid>
<pubDate>2009-11-14T16:11:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Yine de Öğrenemediğim Bir Şey Var</title>
<description>Apansız gidişinle çok şey öğrettin; yaşarken öğretmediğin, öğretemeyeceğin kadar çok!   ''Zaman'' denilen şeyin çok değerli olduğu kendimi bildim bileli vurgulanmıştı da, bu değerin ne anlama geldiğini ve ''sonra'' denilen kavramın anlamsızlığını sen öğrenttin. Şimdiye kadar bir çok şeyi sonraya ertelemiştim, bazılarında ufak tefek pişmanlıklarım oldu ama ''sonra''ya bel bağlamaktan hiç vazgeçmemiştim. Ta ki belim o dayanılmaz ağrıyla bükülene kadar... ''Sonra'' diye bir şey yok artık hayatımda; ne varsa şimdi var, ne yaşanacaksa şimdi yaşanacak. ''Sonra'' denilen şey apansız bir ölüm olabilirmiş, öğrendim.  Kime, niye lanet edeceğini bilemeden; teselliyi yine acıyı verende bulmayı öğrendim. Kader denen tesadüfler dizisinde senaryoların anlık yazıldığını, bir sonraki haftayı merakla beklemek için bir fragman bile yayınlanmadığını ve o merağın aslında hep içimizde olduğunu ama umursamadığımızı öğrendim. Şimdiyse her geçen dakikanın ardından, bir sonraki dakikanın ne getireceğini gerçek bir merakla bekliyorum; merak etmeyi öğrendim.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yine-de-ogrenemedigim-bir-sey-var-siiri/</link>
<guid>1286292</guid>
<pubDate>2009-11-11T23:55:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Ruh Çağırma Seansı</title>
<description>Böylesine büyük bir acıyı sensiz yaşamak çok zor...   Bu diyarı terk eylediğinden beri ne ailene ne de sevenlerine sabır diliyorum, bir sureyi dilime dolamışım </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruh-cagirma-seansi-siiri/</link>
<guid>1278879</guid>
<pubDate>2009-10-31T04:10:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Sandın</title>
<description>Sen dönülmez deneni Yolum mu sandın?  Çürüyecek bedeni Tohum mu sandın?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-sandin-37-siiri/</link>
<guid>1277918</guid>
<pubDate>2009-10-29T14:18:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Herşeyim Değildin...</title>
<description>...ama çok şeyimdin...   - Kemal Müderrisoğlu için -   </description>
<link>https://www.antoloji.com/herseyim-degildin-siiri/</link>
<guid>1277722</guid>
<pubDate>2009-10-29T00:32:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Kral Baba</title>
<description>evvel günlerin birinde, herkesin bildiği ama hiç kimsenin tanımadığı bir ülke varmış. o ülke de her ülke gibi bir kral tarafından yönetilirmiş ama belirli bir kraliyet hanedanı yokmuş. kral ölünce, onun yerine geçmek isteyen adaylardan biri seçimle kral olurmuş. yalnız kral seçilebilmek için olmazsa olmaz bir şart varmış; herkesin bildiği ama hiç kimsenin bilmediği bir kural: kral, mutlak suretle ''siyon'' hanedanının çıkarlarını korumak ve kollamak zorundaymış. ''siyon''lar, ülkenin yönetimine hiç talip olmazlarmış ama ülkeyi aslında hep onlar yönetirmiş...     o ülkenin halkı siyon hanedanını hiç sevmezmiş. seçilen krallar da bunu bildikleri için konuşurken hep o hanedanı suçlar ama kapalı kapılar ardında onların sözünden de çıkmazmış. bir kez direniş gösteren bir kral olursa ülke ya hiç anlamadığı bir savaşın içinde bulurmuş kendini ya da ekonomik krize girermiş... hiç bir şey olmazsa da kral aniden eceliyle ölüverirmiş!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kral-baba-siiri/</link>
<guid>1124826</guid>
<pubDate>2009-02-16T22:41:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Ütopya'nın Düşü(şü)</title>
<description>_________________Babam için...   Bir tek düşlerimiz temizdi...  Sen yine düşlerinde yaşa o kenti </description>
<link>https://www.antoloji.com/utopya-nin-dusu-su-siiri/</link>
<guid>1116073</guid>
<pubDate>2009-02-05T10:05:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Acı Kahvenin Telvesi</title>
<description>Sen şimdi neye inanacaksın?     Yürekten sevmeye, evet  </description>
<link>https://www.antoloji.com/aci-kahvenin-telvesi-siiri/</link>
<guid>1105681</guid>
<pubDate>2009-01-20T16:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Abortus</title>
<description>o gece isimsiz bir düş prensi gibi dölledim bu aşkı yüreğinde  şimdi gece gibi dilsiz düşlerin içindesin </description>
<link>https://www.antoloji.com/abortus-siiri/</link>
<guid>1037011</guid>
<pubDate>2008-10-05T19:28:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Küskün Hilal</title>
<description>Ay da küstü geceye ve gecenin karanlığına inat topladı bütün ışıkları gövdesinde.  Kırdı döngüsünün zincirini ve o elli yıldıza inat </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuskun-hilal-siiri/</link>
<guid>1028182</guid>
<pubDate>2008-09-21T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Gazeteci ile bir anı</title>
<description>bugün az kalsın bir gazeteci dövüyordum, meşhur olmam işten değildi  :))    bitlis 112 ile ilgili bir haber düştü bugün ajanslara... haberi düşen muhabiri 112'ye çağırarak bu tür çarpıtılmış haberlerin, büyük bir özveri ile çalışan ekibimizi üzdüğünü söyledik. (başhekim ve yardımcısı olarak ben)  gazeteci de geçen hafta cumartesi günü bir trafik kazasına ambulansın 20 dakikada gelmediğini söyledi (özveri ile çalışan ekip bu mu dercesine)  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gazeteci-ile-bir-ani-siiri/</link>
<guid>996187</guid>
<pubDate>2008-08-01T22:40:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Kaldırım Serçesi</title>
<description>img src='http://timesonline.typepad.com/photos/uncategorized/2007/06/25/edith_piaf_2'   _______________________Edith Piaf için...   </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaldirim-sercesi-siiri/</link>
<guid>988683</guid>
<pubDate>2008-07-19T22:45:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Düş Palazı</title>
<description>suskundu gece  suskundu ay, düşümden düştüm de uyandım dinledim o çıldırtan sessizliği saatlerce...  düşsüzlüğüm yine dert gönlüme </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-palazi-siiri/</link>
<guid>980512</guid>
<pubDate>2008-07-06T14:56:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Yar, Yüreğimi de Yar</title>
<description>işte o zaman sığındım uykusuzluğuma  düşsüzlüğüm ayrı bir dert, biçareyim! hani bir gece ki sabahsız bir ayrılık ki vuslatsız  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yar-yuregimi-de-yar-siiri/</link>
<guid>969737</guid>
<pubDate>2008-06-17T13:36:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 <item>
<title>Bitlis'e Ateş Düştü</title>
<description>ATEŞ DÜŞTÜĞÜ YERİ Mİ YAKAR?     29 Mayıs 2008 akşamı Bitlis Merkez’e bağlı Bölükyazı Köyü’nde illegal örgüt üyelerinin saldırısı sonucu 1’i ağır 4 askerimiz yaralanmıştı. Ağır yaralı askerimiz Bitlis Devlet Hastanesi’nde acil ameliyata alınmış, ardından GATA Hastanesi’ne ulaştılırılmak üzere Muş Havaalanı’na götürülmüştü. Her şey yolundaydı, ameliyat sonrası askerimiz kendine gelmişti, umutluyduk.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bitlis-e-ates-dustu-siiri/</link>
<guid>960234</guid>
<pubDate>2008-06-01T12:17:00+03:00</pubDate>
<author>Ufuk Bayraktar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
