<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Turgut Erdoğan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Susuyorum</title>
<description>Susuyorum..., Çığlık çığlığa. Susuyorum..., Dişlerimi kanatırcasına. Bedenimde milyon baloncuk..., Susuyorum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/susuyorum-199-siiri/</link>
<guid>2371772</guid>
<pubDate>2017-07-12T00:28:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Er Ya Da Geç</title>
<description>Er  ya da geç; Yağmur duracak ve güneş açacak. Er  ya da geç; Kış bahara dönecek, Çocuklar tarlalarda gelincik derecek. Er  ya da geç; </description>
<link>https://www.antoloji.com/er-ya-da-gec-6-siiri/</link>
<guid>2371769</guid>
<pubDate>2017-07-12T00:06:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Mektup -24- (Gülüm)</title>
<description>Çok erken gelmişim, seni bulamıyorum... Biraz uzak kalarak bana zaman tanımışsın... İki kalp arasında en kısa yol, birbirine uzanmış ve bazen ancak parmak uçlarıyla değebilen iki kol ise... Çabuk olmalısın.  Konuşur gibi susuyorum çığlık çığlığa... Sen çok güzelsin... Düşün ki ne kadar kadın kıskanıyor seni. Yalnızca içindeki bu sesi dinle ve aynanın yansıttığı gerçeğe bak. Yağmur bulutları kadar buğulu gözlerine, ıslak saçlarının değdiği çıplak vücuduna, boynunun gümüş ovasında dört nala koşan coşkuya, teninin diriliğine, tazeliğine, titreyişine, usulcana açılıp kapanan pembe dudaklarına bak... Kalbin, işte şuracıkta çarpıyor...  Koyuvermişim kendimi kanepeye, ıslak çimenleri düşleyerek, sereserpe ruhumu çağırıyorum. İşte seninim, gel al beni! ! ! Sayıklamalarım çoğaldıkça çoğaldı...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mektup-24-gulum-siiri/</link>
<guid>1180420</guid>
<pubDate>2009-05-20T13:56:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül Şiirim'e</title>
<description>Bazen kelimeler dolanıverir insanın boğazına da birşey  çıkmaz ya ortaya.. Hani insan bir boşluk hisseder uçsuz bucaksız.sonsuz....ve sonunun nerde olduğu belli ama sonucu meçhul.......Yine de şanslıyım biliyor musun şiir gözlüm, yüreğim bir yerlere sıkışıp kalsa da birşeyleri koparıp ordan atabiliyorum satırlara...anlatabiliyoum anlaşılmasını beklemeden....... işte bu öyle güzelki..... aslında ömür bir defter ve biz onun sayfalarıyız, ama yazıyı bazen biz yazamıyoruz o sayfaya, bu  elde değil bazen gönül şiirim....içim rahatlıyor yazdıkça,birşey var şuramda, tam bedenimin sol yanında sızlayan......Bir şey vardı cevabı olmayan, bir şey benden uzakta bana hükmeden bir şey ...diyorum ya o..  SiiR_AdAM </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-siirim-e-siiri/</link>
<guid>753502</guid>
<pubDate>2007-06-06T16:21:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül Şiirim</title>
<description>Saçımın teline kadar yangın bu yürek sana yangın be gönül şiirim..... umutlar varya. şarkılar var ya...ah o umutların......ah o sevdayı ince ince içime akıtan şarkıların gözü kör olsun...nedir, niyedir sana böylesine susamışlığım,böylesine istemişliğim bilmiyorum, bilmiyorum çigan gözlüm........Düşündükçe ben gibi seninde içini acıt mıyormu,ellerinin ellerimden kocaman bir hayatı alıp gidişini.......benki kurşun gibi.hergün,her saat, her an bağrımda duyuyorum acısını bu yanardağ olmuş terkedilmişliğin...sensizliğin... Boşuna bu kaçış,gördüm ki gitmiyorsun şuramdan, gördüm ki bitmiyorsun, ömür takviminden yapraklar bir bir düşsede....anlıyorum zaman kavramı silmiyor,kanatıyor,sızlatıyor....için için....bense hala şiirler yazıyorum sana hala ve her sayfayı buruşturup  buruşturup atıyorum içime............Bir bak...gönül defterimin her sayfası sen, sen, sen, yine sen...............  SiiR_AdAM </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-siirim-siiri/</link>
<guid>753496</guid>
<pubDate>2007-06-06T16:15:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Kahreden Sensizliğe</title>
<description>Ağlıyorum... Ayların biriktirdiği bir hüzün seli boşalıyor gözlerimden.Hep seni düşünmek, durmadan seni düşünmek nasıl kahrediyor beni sen bilemezsin! ! ! Seninle hiç yaşamadık biz, bir elmanın iki yarısı iken hiç bütün olamadık. Onun içindir ki sensizliğin dayanılmaz sancıları gitgide büyüyor içimde.Bir kıvılcım attın sol yanıma, şimdi ülkeler yanıyor oralarda.Bir anda baştan başa özlem kesildiğimi hissediyorum. Her uzvum aklıma ve irademe isyan ediyor.Özlem, milyonlarca iğne halinde saplanmış tenime. Ancak sen çıkartabilirsin onları birer birer. Yaktığın bu özlem ateşini ancak sen söndürebilirsin... 27 Mayıs 2007 / Side  (SiiR_AdAM) </description>
<link>https://www.antoloji.com/kahreden-sensizlige-siiri/</link>
<guid>753494</guid>
<pubDate>2007-06-06T16:14:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Sensizliğe Serzeniş</title>
<description>Nicedir bıraktım kendimi kelimelerin akışına.Nicedir savaşmıyorum pişman zamanlarla.Hoyrat bir can varki yılgın bedenimde, zaman zaman yorgun gözlerimin içinde kaybolmuş.Islak bir kaldırım köşesinde sırılsıklam olmuş öksüz yanımı hatırlatıyor bana.Ne zaman uzaklara dalsa gözlerim,yolların,yılların,dağların  ardından sen düşüveriyorsun içime.Ne zaman yüreğimde hergün birkez daha kopan o delişmen yanım benden uzaklaşsa,sana hep sana birikiyorum delice.Gecenin o dinmeyen uğultusu çoğaldıkça gözlerimin umutsuz rotasında, nedendir bilmem işte o an seni düşünür,düşünürüm.Sürükleyici bir romana dalar masal kahramanlarını sana benzetirim.O umutsuz, bin yüreği bir yüreğe ekleyen genç kızları,yüreğindeki deli inada,zaman misali sürekli ağrıyan o yalnızlığa rağmen, yüzünde tebessüm maskesiyle yalancı dünyada yalancı masalların gölgesine sığınmış yüreği gerçek delikanlıları.Yazıkki elimden bırakıp bir köşeye atamıyorum bu romanı.Giden benden gitsede,sayfa sayfa,umut umut. SiiR_AdAM </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensizlige-serzenis-2-siiri/</link>
<guid>753483</guid>
<pubDate>2007-06-06T16:02:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Sensizliğe Dair</title>
<description>Bazen satırlarca yazmak istiyor ellerim! Doyamıyorum sana,anlatmak istedikçe büyüyor büyüyorsun...Titrek ellerimde cansız bir resim oldun hep.Bundan öteye gidemedi sevda masalım...Ne bir adım öteye, ne bir adım geriye...Yaşamda belli çizgiler var çizilince iz bırakan...Bir çizgi çizdin ucu bucağı yok.Şunu bilmelisin ki aşka hudut çizilmiyor gönül şiirim çizilmiyor...Gece lambalar aydınlatır karanlık sokakları,güzdüzleri de güneş...Değilmi ki hep bir aydınlıktır aradığımız karanlıklar içinde,işte karanlık çöktükçe inan özlemin çörekleniyor gönlümün uçsuz bucaksız kimsesizliğine... SiiR_AdAM </description>
<link>https://www.antoloji.com/sensizlige-dair-12-siiri/</link>
<guid>753476</guid>
<pubDate>2007-06-06T15:46:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Türkü Bitti</title>
<description>“En çocuk sesinin anımsadığımda şimdi Sen çoktan bir bahar sabahıydın hiç uyanmadığım… Onur CAYMAZ”  Öykülerde böyle yaşanmaz aşklar! Ansızın başlayıp tutkulu sürer. </description>
<link>https://www.antoloji.com/turku-bitti-siiri/</link>
<guid>75516</guid>
<pubDate>2003-01-31T11:20:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Yarım Kalan Şiirler -6-</title>
<description>Yokluğunda… Gözlerim kararıyor, Yüreğim daralıyor. İçimdeki o küçük çocuk Vurup sırtına heybesini, Alıp başını gidiyor, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarim-kalan-siirler-6-siiri/</link>
<guid>75515</guid>
<pubDate>2003-01-31T11:18:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Yarım Kalan Şiirler -5-</title>
<description>Ey! ! !  Hüznü tomurcuk yarim… Hiç görmez misin naçardır halim. Oyy diyemem ki Lâldir dilim. Saçlarını sevemem ki </description>
<link>https://www.antoloji.com/yarim-kalan-siirler-5-siiri/</link>
<guid>75514</guid>
<pubDate>2003-01-31T11:17:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Kayıp İlanı</title>
<description>Hatırlar mısın?  Asırlara sığdırılan kısacık öykümüzü. Hatırlar mısın? Dört duvar arasında Dar zamanlarda söylenen, Kuğu zarafeti ile vücutta titreyen, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayip-ilani-4-siiri/</link>
<guid>72494</guid>
<pubDate>2003-01-09T21:21:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Mektup -23- (Uzaklığın)</title>
<description>Her sabah böyle uyanırım, kuş gibi.Yeni doğmuş bir bebeğin günahsızlığındayımdır her sabah, her gecenin bitimindeki tüm günahlarıma inat. İlk seninle başlarım güne, aklıma ilk düşen yüzünde çağıldayan akarsulardır. Berrak, temiz, saf ve günahsız. Ve bir o kadar da ayrılığın, uzaklığın buruk tadı vardır o sularda. Dudaklarımın kıyısında beliren tebessüm, önce yüzüme ardından tüm bedenime yayıldığında kahkahaya dönüşmüştür artık. Gayrı hiçbir avcı izini süremez bir maralın, apansız sıkıştırıp bir kaynak başında  umutlarına, hayallerine son veremez gözbebeğimdeki engin çayırlarda, gayrı tek damla yağmur yağmaz kirpiklerimdeki yağmur ormanlarında. Her sabah seninle ilk kez buluşacakmış, ilk kez gözlerimiz birbirine değecekmiş, ilk kez ellerimiz birleşecekmiş ve ilk kez o ipek saçlarını okşayacakmışçasına dolu dolu bir umut ve sevinçle hazırlanırım.07.15 Trenine yetişmek için kapıyı yalnızlığımın suratına çarpıp koşar adım tutarım istasyonun yolunu. Bindiğim vagondaki insanların yüzü ilgimi çekmez hiç. Ama bilirim ne şartlarda yaşadıklarını, ne zorlukları aşmaya çalıştıklarını ve her birinin yüreklerinde ulaşılması imkansız bir aşka son sürat koştuklarını. Benim de tek derdim sana olan uzaklıkları aşmaktır 07.15 treninde. Raylar üzerinde salına salına giden trenin son vagonunda otururken rayların kıyısındaki telefon direklerinden fallar tutarım sevdaya dair, “seviyor-sevmiyor” diye. Hep “seviyor” çıkar ama uzaksın, niye? Durup duruken bir şiirin mısraları gelir çakılır düşüncelerime; “Şimdi! ! ! Ne saz dayanır yokluğunun türküsüne, Ne mızrap dayanır bu sevdanın öyküsüne. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mektup-23-uzakligin-siiri/</link>
<guid>70813</guid>
<pubDate>2002-12-28T11:00:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Müjgan'ın Ardından</title>
<description>Sen orada değildin Müjgan,  Bilemezsin… Sen yıkık değildin, değildin viran, Göremezdin… Sen çekip gidendin, Oysa ben, geride kalan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mujgan-in-ardindan-siiri/</link>
<guid>70812</guid>
<pubDate>2002-12-28T10:58:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Mektup -22- (Nokta)</title>
<description>(Kendime ne şair diyebiliyorum ne de şiir.Çünkü ben noktalama işaretlerinden nokta’yı hiç kullan(a)  mıyorum.Ne kadar nokta görünse de hep ama hep virgül vardır cümlelerimin sonunda, çünkü cümlenin bitmesini istemiyorum.)   Ağustos ayının başlarıydı, sıcak bir yaz günü idi ansızın gelişin.Ne sen hazırdın bu gelişe ne de ben hazırdım gelişine.Henüz buğday başakları olgunlaşmaktaydı kavurucu sıcağın etkisiyle.Ben seni yüreğime serinlik katacak bir meltem olarak beklerken, sıcak ama çok sıcak esen, rotasını kaybetmiş deli dolu bir fırtınaydın sen. Hiç bir denizde esmedin, bedenimde estiğin kadar.Hiç bir okyanus dalgalanmadı benim dalgalandığım kadar.Hiç bir şehri yakmadın, yüreğimi yaktığın kadar.Hiç bir şehir yanmadı –oyy kadınım- benim sana yandığım kadar. Gelişin de öyleydi ya! Apansız olmalıydı gidişin.Apansız olmalıydı, cümlenin sonuna « nokta » koyar gibi « elveda » deyişin... Alanya,15 Ekim 2002 </description>
<link>https://www.antoloji.com/mektup-22-nokta-siiri/</link>
<guid>62671</guid>
<pubDate>2002-10-15T12:05:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Veda</title>
<description>« Güle Güle » diyemedim,  O şehirler arası otobüs garajında. Dayarken sen yanağını otobüsün soğuk camına, Ben dokunamadım o sıcak yanağına. Ve sen göremedin, İçine akıtırken ayrılığın sancısını, </description>
<link>https://www.antoloji.com/veda-49-siiri/</link>
<guid>61880</guid>
<pubDate>2002-10-06T23:29:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Gidişin</title>
<description>Hep böyle mi olacak terkedişlerin,  Hep böyle yıkacak mısın beni, Meydanlara mı sereceksin, Bu kahrolası lanet bedenimi...  Söyle hep yargılayacak mısın beni, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidisin-8-siiri/</link>
<guid>61712</guid>
<pubDate>2002-10-06T00:06:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılık</title>
<description>Bu gidiş son değil,  Elbet bir dönüşü olacak. Bugün olmaz belki, Ama yarın döneceğim yar...  Ben yokken kendine iyi bak, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayrilik-72-siiri/</link>
<guid>61711</guid>
<pubDate>2002-10-06T00:00:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Hayal</title>
<description>Ne yana baksam sen,  Kimi görsem sana benziyor. Gözümü kapatıyorum sen, Gözümü açıyorum yine sen. Deli miyim neyim ben?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayal-27-siiri/</link>
<guid>60146</guid>
<pubDate>2002-09-20T14:58:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 <item>
<title>Geliyorum Dediğinde! ! !</title>
<description>Sen... 'Geliyorum sevgilim, hasret bitti' dediğinde, kor olacak bedenim, her zerresi ayrı titreyecek. Kirpiklerim cilve yapmayacak birbirine, sevişmeyecek. </description>
<link>https://www.antoloji.com/geliyorum-dediginde-siiri/</link>
<guid>60145</guid>
<pubDate>2002-09-20T14:57:00+03:00</pubDate>
<author>Turgut Erdoğan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
