<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Turgay Delibalta Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Çarşaf Duvar (Öykü)</title>
<description>Yüz yıllara tanıklık etmiş Kars yıllarca soğuk ve sıcağa okşanırmışçasına yanıt vermiş hala ayakta, okşanmanın erincini yaşıyor.  Hava kararmak üzere yağmur yeni dindi. Ortalık sessizlik içinde. Ne gece ne de gündüz, iki zaman arasında sıkışmış gün doğuramıyor. Doğa en zor sancılarında gündüz gitmemek üzere direniyor, gece, kendi dinginliğinin erincini yaşıyor. Küçük pencerelerden sızan ışıklar elindeki gazeteyi okumasına yetmiyor. Gazetedeki yazıları okuyamamanın verdiği sıkıntıdan daha çok beklediği arkadaşının gelmemesi onu meraklandırıyor. Cemil, gözlerden ırak, kapıyı görebileceği bir yere oturdu. Her kapı açıldığında kapıya baktı. Kapı açıldı içeri bir genç kız girdi. Pek oralarda görünmeyen tiplerden, bakımlı ve güzel genç kız pastanenin içindekileri tek tek süzdü ve elinde Tercüman Gazetesi olan Cemil’in yanına giderek kimliğini uzattı. Cemil gelen kıza şaşkın şaşkın bakıp “Gel otur, hoş geldin” Dedi. Genç kız kendini tanıttı. “Ben Seher.” Seher’in yüzüne bakmadan: “Ben de Cemil”. Delikanlı şaşkınlığını daha üzerinden atmadan garson iki çay getirdi. Tanışma bittikten sonra çaylar içildi. Cemil genç kızı kalacağı yere götürmek üzere yola çıktılar. Kars kalesi yüz yıllardır ondan fazla ayrı kültürden insanları bir arada konuk etmenin erincinde, kibirli ve suskun… Kars, her kent gibi ana arterlerinde kaynıyor. Bütün geç kalmışlıklarla sevişiyor gibi gençler. Bir grup genç yürüyüş kolunda“Defol Amerika! , Defol Altıncı Filo! ” seslerini yükseltiyorlar sokaklarda. Kent merkezi genellikle iki üç katlı yapılardan oluşmuş, geçmiş yılların özelliklerini barındırıyor. Merkezinden ırak mahallerine gittikçe kentin cariyelikleri gibi yeni yapılan gecekondular karşılar sizi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/carsaf-duvar-oyku-siiri/</link>
<guid>1013101</guid>
<pubDate>2008-08-29T20:42:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Bana Bir Bakış Bul Anne</title>
<description>yaralar  ellerimde dizlerimde gözlerimde ağzımda yüreğimde </description>
<link>https://www.antoloji.com/bana-bir-bakis-bul-anne-siiri/</link>
<guid>859494</guid>
<pubDate>2007-12-05T08:02:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Hadi Gel</title>
<description>Bak;  Yaz, çığlıklar içinde Son sevişmelerinin, Bir yaprak düşmüş ortasına Güz renginde Bir çift turna </description>
<link>https://www.antoloji.com/hadi-gel-36-siiri/</link>
<guid>548190</guid>
<pubDate>2006-09-28T23:05:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Geceye Yürüyorum</title>
<description>Geceye Yürüyorum Yüzüm gözüm sevi Geceye yürüyorum içim dışım  iki canlı Güneş(e)  parçalanacak Yıldızlara birer birer Saat </description>
<link>https://www.antoloji.com/geceye-yuruyorum-2-siiri/</link>
<guid>539050</guid>
<pubDate>2006-09-15T01:07:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Hanımeli Kokusunda</title>
<description>Güneş toz duman  altında gözleri yaşlı, kent kapıları; sarmaşık çiçekleri hanımeli kokusunda Bir orospu nazında çekiyor </description>
<link>https://www.antoloji.com/hanimeli-kokusunda-siiri/</link>
<guid>538799</guid>
<pubDate>2006-09-14T01:58:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Gölgeler</title>
<description>Gölgeler  Etten kemikten Yere basıp yürüyorlar Kent bulvarlarında  Gölgeler </description>
<link>https://www.antoloji.com/golgeler-51-siiri/</link>
<guid>535607</guid>
<pubDate>2006-09-09T12:37:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Katar</title>
<description>Ne taş dibi Ne de ağaç kovuğu, oyuk oyuk. Koca dağlar... Ferhat`ın Şirin`ine yol etmesine benzer. </description>
<link>https://www.antoloji.com/katar-siiri/</link>
<guid>534987</guid>
<pubDate>2006-09-08T11:01:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Kış Bastı Nardan Rahimlerde</title>
<description>Kış bastı,  kar, boran etti. Palandöken dağları beyaz örtüsünün üstüne yenisini giyindi. İlkyaz bürünüp güzelliklerine, bir nazlı gelin nazında Bütün güzelliklerini serdi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kis-basti-nardan-rahimlerde-siiri/</link>
<guid>532241</guid>
<pubDate>2006-09-03T21:32:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Sevdam</title>
<description>Bu gün yine yürüdü Ardında terü taza on sekizinde yayan Yine aynı ırmak içimde adı yok. Yol gün giderken karanlıktı Bir merhaba ışıktı içimde sabaha </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevdam-111-siiri/</link>
<guid>527216</guid>
<pubDate>2006-08-27T09:30:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Kırlangıç Ömrü Kadardı Işıklar</title>
<description>mum ışığı yetmiyor  gideli  bu bahar yalnızlık kapılarım açık çöl “humma”sı dır </description>
<link>https://www.antoloji.com/kirlangic-omru-kadardi-isiklar-siiri/</link>
<guid>523962</guid>
<pubDate>2006-08-22T15:38:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Kaybolmuşum</title>
<description>Yürüyorum tan yeri ayaklarımın altında hangi yana baksam bir kıvılcım tutuşur gözlerim kamaşır yıldızlar içinde yürüyorum yürüyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaybolmusum-8-siiri/</link>
<guid>523751</guid>
<pubDate>2006-08-22T10:02:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Söylenceler</title>
<description>Sevgiyi eylül'e boyayan kefen  -her şeyin solduğu- eylül'ün boyadığı renksizlikten geriye kalan söylenceler Ateş denizinden sonra söylenceler Gözlerinizdeki pırıltılarda yaşar, sonra o söylencelerin karşısında ince uzun dilli diller, </description>
<link>https://www.antoloji.com/soylenceler-2-siiri/</link>
<guid>498405</guid>
<pubDate>2006-07-14T20:05:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>On Daire Bir Opel (Öykü)</title>
<description>Duvarda, vitray süsleme sanatı örneklerinden bir gece lambası asılı. Kapı pencere, doğrama üzerine ince kavak dalların¬dan alınan kapaklarla kapatılmış, verniğin altında yeşil renk, derinleşip, durulanmış, insanın gözü doyuyor izledikçe. Uzunlu, kısalı, eni boyu bir birine uymayan tahta¬lardan yapılmış bir masa. Ayakları yuvarlak kızılçam dalından, üzeri verniklenmiş, tahta çivilerle tutturulmuş birbirine. Testerenin, törpünün izlerini görüyorsunuz. Kaba saba ama özgün gereçlerle donanmış oda. Yere boydan boya duvarda asılı halının bir eşi serili. Odanın üç duvarına aynı öz renk ve desenli halı yastıklar dayalı. Bulunduğunuz odaya girmeden önce burnunuza dar, taş duvarlar arasında oluşan ince salonda, nefis bir yemek kokusu geliyor. Odada yerdeki renkli, çiçekli kumaşlardan yapılmış minderlerin üzerine oturur oturmaz, orta yaşlı, her hareketinde kendine has güzellik ve olgunluk yansıtan, esmer, uzun boylu, bakımlı güzel, bir hanım karşılıyor. Çevresine yaydığı erinci size uzatır gibi elini uza¬tıyor ve hoş geldiniz sözüyle odanın içine düşüyorsunuz. Az sonra evin beyi içeri giriyor. Elini beline bastırmış dört parmağı arkadan beline destek verirken başparmağı ile oma kemiğinden destek aldığını duyum¬suyorsunuz. Elini size uzatırken yüzündeki çizgilerden. ince bir sancıyı elmacık kemikleri ve gözünü çevreleyen bir yay gibi açılıp kapanan kırışıklıklarda görüyorsunuz. Yüzünde ki renklerin yer değişimi ile doğrulurken içindeki sancının da gittiğini görü¬yorsunuz. O yavaş hareketlerden sonra yün minderlerin birinin üstüne kendini bir çuval gibi bırakıyor. Hoş beşini tamamlar tamamlamaz elini minderin üzerinde gezdirip bir şey arandığını ve bulamadığından ötürü yüzünde esen fırtınayı çizgilerde görüyorsunuz. Karısı ulaşıyor imdadına. “İşte Yusufçuk işte, aranma boşuna, çocuklar kaldırmışlar ayakaltından”. Karısı televizyonun üzerinden aldığı uzaktan kumanda aletini yetiştirdi eline, çıkıp gitti. Televizyonu açtı. Bir kaç kanal gezip, bunun da tiryakisi olduk bey bu Türkiye' de. Yabanda hiç zaman bulamıyorduk  böyle şeylere. Bulduğum her boş zamanda uyudum. Ah! Şimdi o da yok ya son beş altı aydır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/on-daire-bir-opel-oyku-siiri/</link>
<guid>489002</guid>
<pubDate>2006-07-01T13:46:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Gök Kubbe Çeliklere Bürünmüş</title>
<description>İnce elekten eliyor  Damla damla Kan. Kuşun kanadından Bu sabah. Bu sabah </description>
<link>https://www.antoloji.com/gok-kubbe-celiklere-burunmus-siiri/</link>
<guid>479265</guid>
<pubDate>2006-06-17T12:59:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Dönülmezlerin Başında</title>
<description>Yüreğin kavurur   derya ortasında dumanı düşse üstüne  Göz kırpımı yakın / uzak yaşam / ölüm </description>
<link>https://www.antoloji.com/donulmezlerin-basinda-siiri/</link>
<guid>475881</guid>
<pubDate>2006-06-12T17:30:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Kayıp Mevsim (öykü)</title>
<description>Onunla  dışarıdaki dünya arasında bağ. geride kalan cama vuran tek tük damlalar. Yağmur bir yağıyor bir diniyor. Ne ilk yaz ne de kıştan kalma hava var dışarıda. Kırk yıllın sonunda. Küçük bir işletmenin başlangıcı. Sonu görünmeyen bir yol. Bilgeliğini, yetilerini kullanarak bir kaç adım atabilmiş. Yaşam fırtınalara boğmuş. Her yeni kopan tipide yeniden düşüp, kalkmış. Her kalktığında yaşamın bir yerinden yeniden inatla tutunmuş. Yüzündeki çizgilerden okuyabilirsiniz bunları. Okursunuz da gözlerindeki o dipsiz sonu gelmez yaşam fırtınasına kendinizi kaptırmaya görün. Gözlerindeki o tipi sizi alır götürür ise vay geldi halinize. Cama vuran yağmur damlalarının koparıp götürdüğü düşlerindeki eşsiz dünyadan kapının zil sesi ayırdı. Aralanan yalnızlık kapısından bütün kavgaların biranda içeri üşüşmesi içini yaktı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kayip-mevsim-oyku-siiri/</link>
<guid>474945</guid>
<pubDate>2006-06-11T11:54:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgilim</title>
<description>Sevgilim Bir çift bakıştı Gecekondulardan yıkık harabe köylerden getirdiklerimiz. Çocukken başlar Gecelere sığdırıp  üzerine karanlık yıktıklarınız </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgilim-123-siiri/</link>
<guid>471507</guid>
<pubDate>2006-06-06T19:10:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Ürkek Bıldırcın (Öykü)</title>
<description>Ürkek Bıldırcın Bu kadar soluk, bu kadar soysuz yaşamın her gün biraz daha örüldüğü, kent içinde hep sığınacak bir yer aradı. İnsan kümelerinin hemen bulvarlara açılan arka sokaklarında küme küme küçük iskemlelere oturup günlük sıkıntılarını atmaya çalıştığı yerlerde oturup günün yorgunluklarını atmaya çalışır. Bazen o küçük iskemleli yerler yetmez daha sakin ve yalnızlıklara açılabilecek kapıların bulunabileceği yerler kapılar arayıp durdu. Bu yerlerde oturanların bir kısmı öğrenci, bir kısmı kent kaçkını, bir kısmı ise başkentte iş takip etmek üzere gelmiş kentin geçici sakinleri. Bazen yürüttüğü işlemlerden sıkılan ya da çıkmaz sokaklara düşen yolların verdiği sıkıntılardan ırak seçilen yerlerden biri. Bazen uğrayıp kafa çekmek üzere kentten kaçmak için kendinizi saklayabileceğiniz merdiven altı ya da hemen bulvarları iki kıyısın da yükselen gök delenler altında bodrum katlarda soluklanabilir ya da kendinizi bütün gözlerden saklayabilirsiniz. İşte böyle kendinizi saklayabileceğiniz yerlerden birinde. Hafta da birkaç kez gelip bir iki bira içip tam sözcüğün içini dolduracak şekilde bir başınıza politik tartışmalardan, çakır keyif kafalardan ırak kendi yalnızlığınıza kalabileceğiniz mekanlar vardır kentin o koca sonsuzluklarında kaybolup gideceğiniz. Her hafta hemen bir merdiven altında olan birahaneye gider orada kendine açılan tüm kapıları kapatır ve iç dünyasında savrulup giden dönülmezlerini hesaplar kendini kent içinde boğan her şeyden uzak tutar oralarda insanlar. Kendi sosyal kümesine ekonomik düzeyine bakmadan gelip oralarda kendini saklar kendi olanlarından insanlar…? </description>
<link>https://www.antoloji.com/urkek-bildircin-oyku-siiri/</link>
<guid>468993</guid>
<pubDate>2006-06-03T08:38:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Ben, sen</title>
<description>Ben, sen Ben, sen Ankara asfaltı yürüyor Ay menekşe yapraklarında </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-sen-14-siiri/</link>
<guid>468403</guid>
<pubDate>2006-06-02T12:44:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 <item>
<title>Bu bahar gelen bahar</title>
<description>Bu bahar gelen bahar Şarapnel parçası gibidir, Gediz’le geçip giden. Gene bahar gelecek Kıştan kalma tomurcuk, patlayacak </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-bahar-gelen-bahar-siiri/</link>
<guid>468257</guid>
<pubDate>2006-06-02T09:17:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Delibalta</author>
</item>
 </channel>
</rss>
