<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Turgay Adlım Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Sahne boşaldı</title>
<description>Sahne boşaldı.  Işıklar söndü.  Sessizlik kaldı. Ve içimde çöken boşluk. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahne-bosaldi-siiri/</link>
<guid>3843569</guid>
<pubDate>2026-06-16T19:39:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgarın dili</title>
<description>Hangi sessizlik büyütür insanın içindeki o eski sızıyı, bilir misin? Rüzgârın dili var mıdır, yoksa biz mi ona anlam yükleriz? Bir yurt arar gibi dolaşır kalp, kendi göğsünde bile yabancı, Her adımda biraz daha eksilerek çoğalır hatıralar. Ve insan, en çok yola düştüğünde anlar— Hiçbir yere varmaktan çok, kaybolmaya meyilli olduğunu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sakli-murekkep-2-siiri/</link>
<guid>3807144</guid>
<pubDate>2026-03-20T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Ahit</title>
<description> Biz ki, kaderin kalemini dahi tereddüde düşüren bir hüküm idik. Can ateşinde dövülmüş, ezel suyuna batırılmış bir yemindik. Öyle bir duruş ki, ne zevalin eli erişir ne de inhitat diz çöktürürdü. Ne zalimin büyüsü, ne feleğin oyalayan nakışı çözemezdi bu düğümü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ahit-18-siiri/</link>
<guid>3708864</guid>
<pubDate>2025-07-02T23:58:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Yüzün,o münkir tarih</title>
<description> Seni bir gün, evet, bir gün görselerdi Sirkeci'de yüzlerin alınıp satıldığı o menhus handa yahut Kadıköy'de, kâfir dumanları ortasında zulmün bir parçası olmuş elin, başka bir elde, gözlerin ki artık benim olmayan bir hezimete ayarlı— </description>
<link>https://www.antoloji.com/yuzun-o-munkir-tarih-siiri/</link>
<guid>3708826</guid>
<pubDate>2025-07-02T22:48:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Suskun bir mevsim</title>
<description> Biraz güneşte ısınacaktık, birkaç sabah uyanacaktık kuş sesine, bir iki düş kurup bir iki kelime bırakacaktık ardımızda.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/suskun-bir-mevsim-siiri/</link>
<guid>3707978</guid>
<pubDate>2025-06-30T21:28:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Kadın</title>
<description>Sesin, damarlarıma sızan bir yeraltı ırmağı, Her harfi şifalı bir bitkinin kökü, Her sükûtu, dağların göğe uzanan duası. Yüzün, kayıp bir masalın is mürekkebiyle çizilmiş haritası; Meryem’in vebali sinmiş o sessizliğe, Asya’nın koynunda uyanan o ilk sabaha. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kadin-286-siiri/</link>
<guid>3702148</guid>
<pubDate>2025-06-14T16:24:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Gidiyorum</title>
<description> Gidiyorum Süreyya, ruhum çürümüş bir menzil halatı, o ıssız iklime bıraktım bakışının paslı mihrabını. Bu firar, gönül sandığına saklanmış kadim bir sızı, kelimelerim, varacağım limanın harfsiz veda taşları.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/gidiyorum-1462-siiri/</link>
<guid>3702139</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:51:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>İsyan Çiçeği</title>
<description> Aldanma teselliye, her nağmesi bir mahşer nidası, Bu bir merhem değil, ruha işleyen aşkın belası. Alnıma yazılan sevda değil, bir isyan tuğrası, Seninle kuruldu içimde o mahşer divanı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/isyan-cicegi-3-siiri/</link>
<guid>3702137</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:45:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Sırça ve Sitare</title>
<description> Gönlüm bu aşk çölünde bak, âvâre düştü, Ne bir serap ne bir vaha, her umut boşa düştü. Sırça saray misali can, bîçâre düştü, En küçük bir sarsıntıyla binbir parçaya düştü.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sirca-ve-sitare-siiri/</link>
<guid>3702136</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:43:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Muteber Bir Cinayet</title>
<description>  Perde I: Hâkim  Hükmüm kesindi; kalemim kılıç, dilim baltaydı. Gönlüm taştan bir duvar... Bir yetim ahı arşa dayandı. Sandım ki o kanlı defter dürüldü, dava kapandı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/muteber-bir-cinayet-siiri/</link>
<guid>3702135</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:40:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Ruhun Haritası</title>
<description> Hürriyet, nefsin köhne sürgüsü değildir, Ruhun menşuruna işlenmiş ezeli bir sır'dır. O, kalpte "Ene'l-Hakk" diyen bir Mansur, Kâinatın duvarlarına fırlatılmış bir feryattır.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruhun-haritasi-siiri/</link>
<guid>3702131</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:36:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Son Eşik</title>
<description> Duramadım, çünkü çağrı son kez çaldı içimde. Kapımda duran ferman, ömrümün mühürlü nüshasıydı. Başımı eğdim, sükûtla geçtim o eşikten, Ruhuma sunulan şarap, ezelden döküldü bir sâkinin elinden.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-esik-3-siiri/</link>
<guid>3702130</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:34:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Taşın Ezberi</title>
<description> Ekranlardan sızan bir cızırtı, çağın yeni lisanı bu, Dilimde, melodisi unutulmuş paslı bir alfabe. Gövdem, içine rüzgârın dolduğu terk edilmiş bir kovan, Yıkık duvarlarından seyrederim bu dünyayı; Baharı olmayan sahte renkler, dili uyuşturan bir zehir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/tasin-ezberi-siiri/</link>
<guid>3702129</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:32:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Kalbini Döğen Saki</title>
<description> Odamın sessizliği, mühürlenmiş bir lahit değil artık — Yankısını yutmuş bir mağara sanki, Zaman bile nefes almıyor burada. Sonra, bu ölü sükûnetin içinden Kör bir sancı gibi bir ses sızıyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kalbini-dogen-saki-siiri/</link>
<guid>3702128</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:30:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Paslı Kilit</title>
<description>Gözlerin, unutulmuş bir handaki aynalı avlu, Yüzümde bir yangın bıraktı her bakışın. Kalbime o gün kar yağdı, sustu kelimelerim, Her suskunluğun, alnıma yazılmış bir fermandı sanki.  Gençliğimi bir sokak lambasının ipine astım o gece, </description>
<link>https://www.antoloji.com/pasli-kilit-8-siiri/</link>
<guid>3702127</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:28:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Niyaz</title>
<description>Bekleyişler, bekleyişler... İniltilerle bekleşiyor pür-cefa kara bahtım, Yeise düşmüş Yunus'um, dünyaya küsmüşüm. Efendim himmet eyle, Şefkat diyarından uzak kalmışım. Duy ah-u zarımı candan sevdiğim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/niyaz-95-siiri/</link>
<guid>3702125</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:27:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Ashab-ı Kehf</title>
<description> Bir kopuş için seçtik bu kahrı, bu demir leblebiyi, Reddettik o avutur diyen putu, o morfinli tekkeyi. Bileklerimizi kesmek daha evlaydı sahte şifadan, Bir Yâr'in keskin gölgesine sığındık, terk edip dünyadan.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ashab-i-kehf-6-siiri/</link>
<guid>3702122</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:23:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Zindan ve Kurt</title>
<description> Hücrem, zamanın tabutuna çakılmış son çivi, Soluduğum küf, geçmişin leşi. Düşüncem, paslı bir kantar, tartan kendi hiçliğini, Tütünümün dumanı, hafızamdan kaçan bir cin. Uykum, dipsiz bir kuyu, bozkır o kuyunun ağzı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/zindan-ve-kurt-siiri/</link>
<guid>3702120</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:20:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Erlik'in Yurdunda</title>
<description>Erlik’in unuttuğu o dipsiz yurda indim, Celladımla göz göze, belâmla diz dize geldim. Ruhumu kuşanan bir kam ayiniydi bu cenk; Varlıkla hiçliğin son, kadim pazarıydı.  Karşımda Tamag açıldı — ne kapı, ne de kubbe, </description>
<link>https://www.antoloji.com/erlik-in-yurdunda-siiri/</link>
<guid>3702119</guid>
<pubDate>2025-06-14T15:18:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 <item>
<title>Çirmen Yemini</title>
<description>Biz o gece Meriç'te bir avuç serdengeçtiydik, Ölümle ezelde yemin etmiş, o kutlu ahdi seçmiştik.  Karşımızda Vukaşin, Uglješa; kibirle dolu her biri, Sanırlardı ki bu topraklar, onların şarap sofrası yeri.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cirmen-yemini-siiri/</link>
<guid>3701895</guid>
<pubDate>2025-06-14T00:20:00+03:00</pubDate>
<author>Turgay Adlım</author>
</item>
 </channel>
</rss>
