<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Tunahan Bozkurt Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Kekremsi Saatler</title>
<description>Ahan da yine keder çöktü şurama, Şurama derler ya, kalbime işte, yüreğime, Tel tel dökülüyorum yine, Başım ağrıyor, midem bulanıyor, kafam karışıyor; Hiç şaşmıyor gözünü sevdiğimin acıları, Dakik sancılarım benim! </description>
<link>https://www.antoloji.com/kekremsi-saatler-siiri/</link>
<guid>1746686</guid>
<pubDate>2012-07-25T11:49:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Sahru Saadet</title>
<description>Mutluluk Mutfağın yanan ışığıdır bu gece  Mutluluk Birbirine karışan çatal kaşık sesleri Davulcunun tokmağıdır bu gece </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahru-saadet-siiri/</link>
<guid>1744457</guid>
<pubDate>2012-07-20T03:57:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Yine</title>
<description>Ve yine boş bir sayfa, yine yalnızlık Siyah bir şey dolaşıyor sayfamda, kafamda sorular Soru işaretleri girmiş sıraya, konmak ister Uykuyla savaşan gözler Bir kuş sesi dinler  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yine-168-siiri/</link>
<guid>1744001</guid>
<pubDate>2012-07-19T03:26:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Tepetaklak Bir Asrın Evlatlarıyız Biz</title>
<description>Kafamız karışık, suratımız asık Kılavuzumuz karga, yönümüz arka Hasretiz arkadaşa Muhtacız aşka  Öyle böyle değil </description>
<link>https://www.antoloji.com/tepetaklak-bir-asrin-evlatlariyiz-biz-siiri/</link>
<guid>1742758</guid>
<pubDate>2012-07-16T01:46:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Nehir Müddeti</title>
<description>Bir nehir Çekirge sesli, rüzgar nefesli Öyle beyaz Öyle saydam  Akmaktan usanmaz </description>
<link>https://www.antoloji.com/nehir-muddeti-siiri/</link>
<guid>1742105</guid>
<pubDate>2012-07-14T23:24:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Ben Benden İçeri</title>
<description>Bir Ben, Benden İçeri Bir dala konmak istiyorum artık Orda uyumak, orda uyanmak Orda büyümek, orda küçülmek Orda açmak, orda solmak Orda gülmek, orda ağlamak </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-ben-benden-iceri-siiri/</link>
<guid>1741807</guid>
<pubDate>2012-07-14T02:51:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Cehennem</title>
<description>Cehennemde yaşıyoruz Kimsenin haberi yok  Cennet ne zaman gelecek Bilen yok, umut yok  </description>
<link>https://www.antoloji.com/cehennem-78-siiri/</link>
<guid>1741180</guid>
<pubDate>2012-07-13T03:32:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Sen</title>
<description>Sen,
Sen fırtınasını bekleyen sessizlik
Ezanını bekleyen imsak
Bir misvak kadar ferah
Bürgen kokan akşam üstleri
Tütsüleyen geceleri

Sen,
Elleri tutulasıca
Yüreği öpülesice

Sen,
Kaçıp giden raylardan
Ok gibi çıkan yaydan
Od gibi yakan kavuran
Sepserin, depderin, yemyeşil

Sen,
Menzili duaların
Mendili halayların
Ve dili, lal olmuşların

Sen,
Zat-ı muhterem
Zat-ı muhteşem

Sen, 
Elleri tutulasıca
Yüreği öpülesice

Sen, 
Hüzün faslının kısık sesli bestesi
Fecrin susmak bilmeyen serçesi
Yok, kimsenin senden geçesi
Sabah akşam, aç karnına tok karnına
Rüyalara giresi, türküler söyleyesi

Sen,
Arabesk akşamların biricik yoldaşı
Küçük âşıkların emin sırdaşı
Şairleri kurtaran uyak arkadaşı
Şimdi gel de bu yükü taşı

Sen, 
Elleri tutulasıca
Yüreği öpülesice

Sen, 
Bir de yüzünü göstersen
İşte geldim, burdayım desen
Adresin versen, adın söylesen

O zaman,
Dile benden ne dilersen! 

Temmuz 2012, Maraş </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-2809-siiri/</link>
<guid>1739963</guid>
<pubDate>2012-07-10T03:43:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Sözüm Ona Sen</title>
<description>Koptu inceldiği yerden, al işte! 
Bıçak kemiğe dayandı, seller azdı…
Bir anlaşmazlık, bir anlaşılmazlık var bu işte! 
Bitti nihayet, aşka bakılırsa, çektiklerimiz azdı…

Bağlar, bağlamlar, bağlantılar koptu! 
Sadakat, riayet, feragat; hepsi yoklar…
Aşk, can, cici; siyaha çalan sevda birer koftu! 
Şimdi ayrılıklar, gözyaşları, hezimetler bizi yoklar…

Üçüncü bir müdahaleye etmedi toprak müsaade! 
Yapraklar solmakta bir kez de biz yoluna…
Kıvamımda sen solumaktayken ben, senden ziyade! 
Birileri fısıldıyor: “ ben sonuma, sen yoluna”…

Bir şehirlerarası otobüs daha belirdi ufukta! 
Bir yol boyu daha hüzün aldım soluma…
Bir kaçış daha; umut da nokta, ufuk da! 
Birileri fısıldıyor: “yeter artık, naçar soluma”…

Kumbaramda hasretler, kalp kırıkları, yoz doğumlar! 
Bozuk çalıyorum, bozdurup bozdurup harcıyorum…
Beni eli tutulur, gözü görülür bir güzel değil, tekerrürlerim doğrular! 
İntiharla meşgulüm şu sıralar; son jetonumu harcıyorum...


2006 </description>
<link>https://www.antoloji.com/sozum-ona-sen-siiri/</link>
<guid>1738817</guid>
<pubDate>2012-07-06T22:58:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Beyaz Bir Kağıdı Görmek İçin</title>
<description>Beyaz bir kağıdı görmek için yazıyorum,
Boşa giden vaktin sersemliği,
Ve uykusuz geçirilmiş bir ezelin intibasında,
Ne rakı eşliğinde; ne de Ayşe, Fatma rüyasında,
Beyaz bir kağıdı görmek için yazıyorum! 
 
Şairim demiyorum; ama ben de iyi yazıyorum! 
Dünyayı kurtaran adamdan geçeli oldu epey
Ama bensiz de olmaz bu dünya! 
Çok bilmişlikle hiçbir şey bilmezliğin girdabında
Uyduruk bir şarkının tenhasında
Ve bir balkonun en ücrasında
Ama en önemlisi,
Beyaz bir kağıdı görmek için yazıyorum! 
 
Ne Karacaoğlan var bugün beynimde
Ne de Nazım geziyor damarımda
Ne mazlumum ne mağrur
Öylesine bir hava tutturmak
Ve ziyadesiyle,
Beyaz bir kağıdı görmek için yazıyorum! 
 
Aşka inanmam; yağmurda romantizm olmaz! 
Hiç kimse hiç kimse için, inan, öylesine ıslanmaz! 
Senin o hayatımın anlamı dediğin
İçini kendin boşalttığın
Bir çekirdekten öte olamaz! 
E o zaman diyorum,
Beyaz bir kağıdı görmek için yazıyorum! 
 
Aruz vezni, hece ölçüsü, uyak, cinas...
Hadi ordan! 
Şiir, birkaç çiçekçi süsüne sığamaz! 
Bak işte görüyorsun
En güzel şiiri ben yazıyorum
Ama sadece
Beyaz bir kağıdı görmek için yazıyorum! 
 
 
2008 Bahar </description>
<link>https://www.antoloji.com/beyaz-bir-kagidi-gormek-icin-siiri/</link>
<guid>1738810</guid>
<pubDate>2012-07-06T22:30:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Hiç</title>
<description>Sen hiç dayak yedin mi bir gözden Kaçayım derken döndün mü duvarlara çarpa çarpa Yıldızlara uzatıp elini, mavi mavi boğuldun mu  Hiç şehir hapsine mahkum oldun mu sen Müebbet yedin mi sokak ortasında, tavan aralarında </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-hic-24-siiri/</link>
<guid>1734680</guid>
<pubDate>2012-06-27T02:23:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Gece</title>
<description>Kahrolası bütün sınırları kaldırdım bu gece, Herkes her yere gidebilir, Herkes her istediğini yiyebilir, diyebilir, giyebilir; bendensiniz bu gece!  Bütün haklarını iade ediyorum hakkını yediğim bütün halkların, İstediğiniz dilde konuşabilir, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-gece-812-siiri/</link>
<guid>1734678</guid>
<pubDate>2012-06-27T02:13:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Uyan Artık Çocuk</title>
<description>Uyan artık çocuk! 
Bu dirilişi, bu kavgayı
Kıyamete bırakma,
Sen kıyam et! 

Uyan artık çocuk! 
Yığ bütün zulümleri üst üste,
Sonra kus, ayet ayet,
Zalimlerin üstüne! 

Uyan artık çocuk! 
Seni teskine bir “pardon” yetecek sanan hadsize,
Bildir haddini,
Rüku ile, “la” ile! 

Uyan artık çocuk! 
Sokakta yattığın geceler aşkına,
Yitip giden canların aşkına,
Uyan artık Allah aşkına! 

Uyan artık çocuk! 
Her şey seni bekler,
Aşıklar, şairler, türküler; 
Yüzünü dönmüş güneşe,
Ay çiçekleri…

Uyan artık çocuk! 
Bu dirilişi, bu kavgayı
Kıyamete bırakma,
Sen kıyam et! 

Tunahan Bozkurt 
Haziran 2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/uyan-artik-cocuk-siiri/</link>
<guid>1726718</guid>
<pubDate>2012-06-06T03:42:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Nöbet</title>
<description>Kalem uzatabilmek şehirleşmiş bir ruha…
Buğusunda bir ekmeğin,
“Ne var ne yok”lar saçabilmek ve paylaşabilmek o son lokmayı…
Esnasında esnek bir mecburiyetin,
Mahkum edebilmek üçüncül bir acıyı kendi sinesine…
Bir “keşke” solurken nefes nefese,
“Eyvallah” edebilmek “inşallah”lara…
Sözlerin beyinleri taşıyamadığı bir anda,
Gözleri; yargısız, sorgusuz ve bir o kadar da sonsuz,
Feda edebilmek ne idiğü belirsiz bir adama…
Saçma ile sapan ile saldırırken işbu üçüncü,
Pepe olabilmek karşısında…
Anlamlandırabilmek için sözcükleri,
Yakarışlarla Allah’a…
Kendisi savrulurken med-cezirlerle,
Keşişleyebilmek soldan soldan…
Esebilmek en uzaktan ve en yakından…
Ve yine buğusunda bir bitmişliğin,
Tükenmişliğin arifesi,
Çaresizliğin ertesinde,
Yüklemi ne olursa olsun,
Öznesi “Biz” olan,
Bir cümle kurabilmek…
Mubah kılmışken “dünyalar arası” bir “sonculuğu” bütün yaşanmışlıklar,
Üleştirebilmek yine de yarınını…
Paydasına bile dokunmadan kendisi! 
İşte o yerde ve o zamanda,
Mekansızlığın mekanında…


T.Bozkurt - 2007 </description>
<link>https://www.antoloji.com/nobet-52-siiri/</link>
<guid>1725437</guid>
<pubDate>2012-06-02T15:09:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Hayati Vasfi Taşyürek</title>
<description>Zor zamanda meyloldu hayata,
Kelimeler kıttı; 
İnsanlar cümle kurmaktan aciz,
Düşünmekten ürkektiler.

Bir rüya görmüştü; 
Sevgi dolu,
Neden sonra bir şiir döküldü dilinden; 
Umut dolu.

Mütercimi oldu her derdin, her dilin; 
Dilsize dil,
Yolsuza yol,
Yoksula var,
Varsıla yok demeyi öğretti.

Ve,

Uyandı gördüğü rüyadan,
Asık suratlı bir şehirde açtı gözlerini,
Gülmüyordu insanlar,

Anlamıyordu Hayati,
Neredeydi onlar,
Bir “vefa” çıktı ağzından,
Sonra,
“Yalan” dedi,
Ağladı,
Taş filan değildi yüreği,
Ağladı…

Ve anladı…
Ancak gidince şiir yazılırdı bir şairin arkasından.

T.Bozkurt – Kasım 2006 </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayati-vasfi-tasyurek-siiri/</link>
<guid>1725436</guid>
<pubDate>2012-06-02T15:08:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Şehri Kabus</title>
<description>Selçukluların başkenti diyor sana az kullanılmış çok çarpıtılmış kitaplar
Ve Hakkari demişti bir film hayal kırıklıklarının başkentine
Hakkari’yi bilmem; görmedim aslına bakarsan
Ama çirkin yüzün bana gösterdi ki
Sensin başkent
Hayalleri incinmişlere ve duaları yitirilmişlere
Kurulan büyük hayatları eriten
Edilen yeminleri ve sağlaması yapılmış bütün tezleri çürüten
Yılanın başı ve kırık hayallerin başkentisin sen
Küstürensin bir tomurcuğu güneşe dönmeye
Dini, dili, insanı istismarla, döndürensin etrafında
Mevlana kod adınla
Ve intihara teşebbüsüne tanıksın henüz hiçbir hadiseye sanık bile olmamış bir çocuğun
Dünyayı gezmiş sayarsın seni gezeni
Oysa gezegenini unutturansın sen üçüncü dünyalılara
Geceler senin yüzünden
Ve karanlıkların hepsinde sensin ışıkları söndüren
Sıcak iklimleri ve yeşil coğrafyaları silensin büyük ölçekli haritalardan
Organiza bir biçimde sanayi dumanı saçansın, henüz filizlenmiş yeşillerin üstüne
En iyi ihtimalle
Birkaç yağmur damlasısın, ancak 18lik âşıklara yetecek
Ne kadar çelişki varsa sende
Ne kadar yobaz olunabilirse o kadar yobaz
Ve ne kadar yoz olunabilirse o kadar yozsun
En asimile sensin
Ve dize getirensin yıkılmamaya ant içmişleri
E o zaman durma, gurur duy eserinle
Bedbahtlık namına ne varsa yaşattığın için bana, bize, ona
Pişmanlık adına bütün keşkelerimizi harcattığın için
Boşa, boş yere; sana
Sen doldurmaya çalışırken içindeki boşluğu hoşbeşlerle
Gözleri boyadın en siyaha, görülmesin “boş”luğum
Loş kalayım diye
Velhasıl, Hakkari değil; sensin başkent, kırık dökük hayallere
Özenti midir sendeki bu mahvetme telaşı
İstanbul’a mı öykünüyorsun bilmem
Bilirim ki İstanbul; Yeditepe ve laleler açıyor orda
Velhasıl, İstanbul değil; sensin yutan adamı
Malum kitaplar Selçukluların başkenti diyorlar sana
Ama ben diyorum ki
Üçüncü dünyalıların ana karası
Beşeri coğrafyanın bozkırlar ülkesinin
Yani sarımtırak insanların
Başkenti
Ve
Veresiye satılmaların para birimisin sen

T.Bozkurt - 2006 </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehri-kabus-siiri/</link>
<guid>1725434</guid>
<pubDate>2012-06-02T15:06:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Garip İstek</title>
<description>Ben sende insanı sevmek istedim,
Ne bileyim dünyayı kurtaralım istedim birlikte,
Yitip gitmeyelim taş duvarlar arasında,
Gömmeyelim kafamızı toprağa istedim,

İstedim ki biz de herkes gibi olmayalım,
Sen de benim gibi gel-git istedim,
Madem aynı yastığa baş koyduk,
Aynı rüyayı da görelim istedim.

Şımaralım, huysuzlaşalım,
Gülelim, ağlayalım,
Şiir yazalım, şair olalım,
Savaşalım, silah olalım
Barışalım, akit olalım
Sürüden ayrılalım,
Yem olalım, 
Biz bir başka olalım istedim.

O kadar sağlamcı olmayalım,
Bileğimiz burkulsun,
Dizimiz kanasın,
Sümüğümüz aksın,
Herkes bize baksın,
Biz kimseye bakmayalım istedim.

İşin açığı; 
Ben sende insanı sevmek istedim,
Ben sende kendimi görmek istedim,
Bencillik benimki; ama olsun,
Sen benim aynam ol,
Davam ol,
Ben ol istedim.

Burnumuz pislikten kurtulmayacaksa da
Kılavuz olalım ona, buna, şuna
Sana, bana, bize istedim,

Darağacına tek başıma gitmeyeyim,
En azından celladım sen olma,
Son dileğimi sen sorma,
Bunu bana yapma istedim; 

Ama sen n’aptın,
Defolup gittin! 

Tunahan Bozkurt - 
Mayıs 2012 </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-garip-istek-siiri/</link>
<guid>1725163</guid>
<pubDate>2012-06-01T16:34:00+03:00</pubDate>
<author>Tunahan Bozkurt</author>
</item>
 </channel>
</rss>
