<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Tuna Kanaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Koşmalıyım</title>
<description>Koşmalıyım  Saatlerce nefessiz Geçen zamana inat Aşmalıyım örülen duvarları Sabahın köründe,gecenin yarısında bölünen Uykularımı... </description>
<link>https://www.antoloji.com/kosmaliyim-2-siiri/</link>
<guid>3013584</guid>
<pubDate>2019-07-06T19:11:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlık</title>
<description>Beni kendine çeken karanlık,tüm çabalarıma rağmen kurtulamadığım,bir o kadar soğuk ve keskin gecede,fenerle kendimi arıyorum. Bir bekleyişim de kalmadı. Artık güneş bana karanlığı anımsatıyor. Bu öyle bir karanlık ki bahara,aydınlığa, yaşamaya giden bir yolda barikat gibi dimdik karşımda duruyor. Önce hayaller ölür sonra insan ölür dipsiz karanlık kuyuda. Kalabalıklar içinde varım ama yok gibiyim. Benim karanlığım hep olmayacağını bile bile hayal kurmaktı ve bu da bir sonu hazırlıyor. Karanlık sevincimin üzerine karabasan gibi iniyor. Galiba bende bu durumu kabullenemiyorum. Sevgiden kurduğum köprüler ben üzerindeyken yıkıldılar. Bir boşlukta rüzgarın eşliğinde sessizce aşağıya kendimi bırakmak istiyorum dünyanın en kurak toprağına. Benim karanlık gecelerime gizledigim susuşlarım özlemim var. Içimde ki karanlık kanser gibi gittikçe büyüyor her yanımı sarmış durumda ve ben bişey yapamıyorum,yanlızlığa doğru ileriyor zaman. Belki de sona gelmişimdir...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanlik-520-siiri/</link>
<guid>2961329</guid>
<pubDate>2019-02-23T11:15:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Gittin işte</title>
<description>Bize yüz çeviren kutsallar masumiyetlerimizi de aforoz etti,ve bizde yurtsuz cesetlerimizle çocuksu düş'leri yurt edindik... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gittin-iste-18-siiri/</link>
<guid>2960073</guid>
<pubDate>2019-02-20T09:15:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Dilsiz yüreğim</title>
<description>Gidiyorum yeryüzüyle gökyüzünün mavi olduğu; Denizin de umut dalgalarının kıyıma vurduğu Senin hasretinle yandığım bu şehirden, Oysa ne kadar da alışmıştık birbirimize, Dilsizdi yüreğimiz,gözlerimiz konuşuyordu Uzaklara dalıp giden hayallermizdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/dilsiz-yuregim-9-siiri/</link>
<guid>2959405</guid>
<pubDate>2019-02-18T19:38:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sevgi Nereli</title>
<description>Vardığım sonrasızlık,içimdeki sonsuzluk arzusunu dizginliyor... Öncenin öncesinde ve sonranın sonrasında yaşamak gerekiyordu oysa;sonsuzluk değilse bile an'ın en derin çatlağında yaşamış olacaktık. Ama biz ya hep erken öldük ya da geç yaşadık. Ne bir milyon öncesinin ateşine dokunabildik,ne bir milyon yıl sonranın son nefesini içimize çekebildik. Çünkü biz hep varolanla yetinir varolanı tüketir,varolanı varlık olmaktan çıkardıktan sonra kendi etimizle beslenmeyi alışık hâline getirdik. Bütün çağların en büyük günahkârı ve suçlusu olmayı kendi aklımızla seçtik ama işlediğimiz günah ve suçların önüne geçme isteği uyansa da içimizde,o erdemi gösteremedik. Çünkü bu bir korku döngüsü. Tek farkı şu ki kendimizi yeniden yaratmayı beceremedik. Biz sadece döngünün kendini tüketen halkasında çakılıp kaldık. Ne sonraya ne önceye ne de an'ın sonsuzluğuna giden halkanın en derin çatlağına ait olabildik. Biz sadece bir gölgeyiz. Kendi gölgesiyle kavga eden bir başka gölge... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevgi-nereli-siiri/</link>
<guid>2955170</guid>
<pubDate>2019-02-11T17:10:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Tükendik</title>
<description>Sessizlik... Sadece sessizlik var onca yaşanan yürek acısı,vahşetler karşısında boyun eğmeyi seçmişiz. Ayağa kalkmayı aklımızdan geçirmiyoruz. Gittiğimiz ve kaldığımız bütün düşleri yaşanan umutsuzluklar karşısında kaybediyoruz. Bütün çocuklu düşlerden özür diliyoruz yüzsüzlüğümüzle... Ütopyamızı kaybettik. Gerçekliğimiz çirkin, varlığımız ucube artık. Sevgimiz tükenmiş... Yaşananlara nefretimizi her zamankinden daha katı,tükeniyoruz... Tükenmek ki;bir ağacın gövdesinde yaprağa koşan suyu hissedememizdir... Parmaklarımızın arasında kuru bir tohumun ezildikçe ezilmesidir. Uyurken dislerimizi sıkmaktır. Sevdiklerimize duyduğumuz sevgiden sitemkâr olmaktır. Öfkeden şikayetçi olmak ama nefretten memnuniyet duymamızdır... Bizi tüketen ne varsa onlara sarılmak ve sarsılmaktır. İnsan tükendi,zaman tükendi,biz tükendik sonunda... </description>
<link>https://www.antoloji.com/tukendik-7-siiri/</link>
<guid>2955167</guid>
<pubDate>2019-02-11T17:06:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yurtsuzum</title>
<description>Sana acıların hüküm sürdüğü bir şehirden yazıyorum. Yaşları gizleyebilmek için yağmuru bekleyen ağlayışlar vardı, bir de yokluğunu aratmamak için mevsimsel üşümeler, yanlış kalplerde ikamet eden duygular iğne atsan yere düşmez yalnızlıkları saklıyordu içinde hiçbir sır gizlemiyordu,beni sorarsan parçalanmış bakışların ve dilsiz hikayelerin usanmışlığına sebep olan bu fahişe ruhlu şehre bir fatihayı bile çok görüyorum,en içten dileklerle küfürler savuruyorum bin parça kendisi olurken bir parçası başkası olamayan insan türünün yüzüne tükürerek iz bırakıyorum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yurtsuzum-siiri/</link>
<guid>2955166</guid>
<pubDate>2019-02-11T17:02:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Son nefes</title>
<description>Sevda... Gözlerde yitip giden bekleyişin adıydı, Boğazında düğümlenen cümlelerin, Kilit vurulduğu dudaktı, Zemheri gecelerin karanlığında, İçine çekilen dumandı,sevda... </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-nefes-162-siiri/</link>
<guid>2955163</guid>
<pubDate>2019-02-11T16:56:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yangın gözlerin</title>
<description>Lanetlenmiş bir kavimden kalan acıya benziyordu gözlerin... Ne zaman bakışlarına takılsam helâk oluyordum. Hırpalanmış elinden salçalı tandır ekmeği alınmış bir çocuktan kalan hüzne benziyordu yüzün... Ne zaman o halini görsem yüreğim paramparca olurdu. Yazılmadan buruşturulup atılan bir şiire benziyordu suskunluğun, Ne zaman mısralarını okumaya yeltensem sağır oluyordu kulaklarım... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yangin-gozlerin-2-siiri/</link>
<guid>2955160</guid>
<pubDate>2019-02-11T16:52:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Suların sonsuzluğu</title>
<description>Şimdi doğmadan gamzende ölür taylar,dünden eski bir yârın düşer yüz çizgilerindeki takvimlere, yazılmadan yakılır saçlarında şiirler külleri düşer avucuma... Şimdi alır seni benden ceberütsüz dağlar,ışıksız köylerin soğukluğu aramızda boyverir,söylemeden unutulacak türküler, gözlerin düşerken düşlerimden, Kokun siner ıhlamur kokulu ovalara,gittiğin yer memleketim olur, Geçer mısralarımın kaviminin kadim acısı,şimdi adın geçer koynumda uyuttuğum şiirlerin içinden... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sularin-sonsuzlugu-siiri/</link>
<guid>2955159</guid>
<pubDate>2019-02-11T16:50:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Yokken</title>
<description>Sen yokken ben olur olmaz gülümserdim, Mıh gibi tavana çakılıp kalmazdı gözlerim, Şiirler yazardım acıdan yoksun gecelerin sessizliğinde, Sen yokken ben bu kadar yoksul değildim... Sen yokken ben türküler söylerdim, hasretinin boyverdiği yollarda,kuşlar bile beni dinlerdi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-yokken-191-siiri/</link>
<guid>2955071</guid>
<pubDate>2019-02-11T12:27:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Herseyde Sen</title>
<description>Salgın bir virüs gibi taşıyorum kaburgalarımın arasında seni... kimi sevmeye kalksam sen bulaşıyorsun, Avuç içimde açan bir intihar çiçeği gibi gözlerin, Ruhuma bu kadar işlemişken nasıl kesip atabilirim gülüşünü, Uğruna binlerce kez ölmeme rağmen hâlen hayattayım gerçek anlamda ölmem için kaç ölüm gerek söyle;o kadar ölelim. Sen sağır,ben lal'ım... Beni mısraların buz gibi soğukluğunda bıraktın, </description>
<link>https://www.antoloji.com/herseyde-sen-15-siiri/</link>
<guid>2955070</guid>
<pubDate>2019-02-11T12:23:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Içimdeki Sen</title>
<description>Bir geceydin düşlerime,beynimi kemiren sorulara ve korkulara boğulmuş... Elbet sabaha gebeydin her gece gibi,sonsuz ve sabahsız olmanı beklemek anlamsızdı... Ve düşlerimde yanlızca bir gece olarak kaldın. Güneşi vurduğunda zaman ve karanlık demir atarken koynuna, dağıldı yüreğimin mürettabatı ıslak ve davetkâr kentin sıcak iklimini andıran gözlerine... Geceden bir soğuk duygu acizliği kaldı düşlerimin dudakların da, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sevda-734-siiri/</link>
<guid>2955066</guid>
<pubDate>2019-02-11T11:54:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 <item>
<title>Düş'süz</title>
<description>Yüreğim ölü düşlerin mezarlığı, Diri diri toprağa gömülen, Sahipsiz bir mezarlık Hergün bir biri ardına gelenlerle dolu, Kiminin avucunda cam kırıkları Kiminin avucunda ise bir tek saç teli, </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-suz-siiri/</link>
<guid>2954921</guid>
<pubDate>2019-02-11T00:33:00+03:00</pubDate>
<author>Tuna Kanaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
