<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. T&#246;re Hanım Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Ecelimmiş</title>
<description> ​Karanlık çökünce sokağın başına, Düşmüşüm amansız bir sevdalıkla. Baktım da gözünün süzgün yaşına, Ecelimmiş meğer, kandım tatlılıkla. ​                                                                                    _____________________________________________                    Adını anarken tutuştu dilim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ecelimmis-siiri/</link>
<guid>3877207</guid>
<pubDate>2026-09-06T02:33:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Kelamin Hükmü</title>
<description>Nefes durur, zaman durur, bir harf düşer dile,    Dünyanın ekseni sarsılır o ilk heceyle.                      Bir söz çıkar dudaktan, oku yaydan fırlatır gibi,   Zamanın kumaşında yürür dilin makası;                  Ya kör bir karanlığı yarar geçer,                                  Ya da canı canından ayırıp keser.    ××××××××××××××××××××××××××××                      Doğru yerde, doğru kalbe dokunursa eğer; Gökkubbeyi indirir insanın ayakları altına.         Ruhun en çıplak, en yaralı yerine,                            İlahi bir terzi gibi zarafet dokur.                             Sana kralların bile eğileceği bir taht sunar,               Bir kaftan biçer ömrüne, şerefle parıldayan,         Seni bir hiçeken, cihanın merkezine koyan.               ××××××××××××××××××××××××××××××                    Ama sakın güvenme elindeki o keskin çeliğe.  Yanlış bir menzilde, kibirli bir nefeste açılırsa ağzı;   O makas döner, kendi şah damarını keser insanın.  Geriye ne onur kalır, ne bir damla umut,           Sadece kendi dilinle kurduğun o soğuk mahkeme.  ××××××××××××××××××××××××××××××××               Dostu düşman eyler, sarayları yıkar da geçer,Bir bakmışsın, o terzi bu kez senin için biçer;Suskunluğun ardına gizlenmiş o beyaz kefeni.Anla ki ey insan, kelam sadece bir ses değildir;Söz, varlıkla yokluk arasındaki o ince çizgidir.Ya tek bir cümleyle cana can katıp ölümsüzleşirsin,Ya da kendi celladının makasını, kendi elinle bileylersin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kelamin-hukmu-siiri/</link>
<guid>3877204</guid>
<pubDate>2026-09-06T02:23:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>İmkansız</title>
<description>Kâğıt üzerinde hiçbir şeyimdin sen benim, alt tarafı bir sevgili!                                                                      Ne bir ev paylaştık seninle, ne bir soyadı, ne de bir resmiyet.                                                             Sorsalar, “Bitti, anı oldu” deyip geçilecek sıradan bir hikaye...                                                                      Ama sen, benim ruhumu yasal bir evrak gibi parçalayıp attın!                                                      Hangi mahkeme yargılayacak şimdi senin bu faili meçhul cinayetini?                                                 Hangi kanun cezalandıracak resmiyetsiz bir adamın, bir kadının içini böyle vahşice katletmesini?                                                    Nerdesin?                                                           Arkamda bıraktığın bu kan gölünün ortasında, hangi korkaklığın arkasına saklanıyorsun?     Bizimkisi daha baştan imkânsız bir yangındı, bilirsin;                                                                            Ne kavuşmaya adımız vardı, ne de bu acıyı ellerime vermeye yetkin.                                                    Özledim seni, evet; ama bu özlem artık bir aşk feryadı değil,                                                                  Bu özlem, seni kendi ellerimle yok etme arzusu, vahşi bir nefret!                                                              İki sevgiliydik hani, bağlayıcılığı yoktu, bitince gidilirdi.                                                                            O zaman sök al içimden bu zehrini!                           Al ki gebermesin içimdeki insanlık!                         Beni kâğıtsız, şartsız, güvencesiz bir cehennemin ortasına fırlatıp attın,                                               Şimdi bir başkasına aynı yalanları satarken vicdanın hiç mi sızlamıyor?                                 Herkes "Unutursun, alt tarafı bir sevgiliydi" diyor,    Bilmiyorlar ki imzasız sevdaların acısı, her gün yeniden ölmekmiş.                                                     Sen beni evli bir kadından daha dul,                   Yüreği sökülmüş bir ölüden daha kimsesiz bıraktın!   Gelme artık, yüzünü bile görmek istemiyorum,   Ama sakın unuttum sanma bu hesabı!                    Sen bende sadece bir "sevgili" olarak kalmayacaksın;                                                    Ömrüm boyunca adını her andığımda lanet okuyacağım en büyük katilim olacaksın.       Nerdesin o zaman, ey katilim?                                 Çok özledim seni...                                                           Ve yemin ederim, bu vahşi özlem o imkânsız düşü de, seni de, beni de bu cehennemde diri diri yakacak! </description>
<link>https://www.antoloji.com/imkansiz-289-siiri/</link>
<guid>3868756</guid>
<pubDate>2026-08-17T13:38:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Kendimi Sende Unuttum</title>
<description> ​Sokak lambasının camdan içeri süzülen solgun ışığında, hiç çalmayan bir telefonun yükü var masada. Zaman bir sarkaç gibi sallanıp duruyor aynı boşlukta, ne ileri gidebiliyorum ne de o günden geriye kalanı toplayabiliyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendimi-sende-unuttum-5-siiri/</link>
<guid>3868144</guid>
<pubDate>2026-08-16T01:33:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Çaresiz Sevdam</title>
<description>Sevdam, yüreğimde sönmeyen közsün,          Geceye sığmayan en acı sözsün.                        Kader bu oyunla bizi mi üzsün?                              Seni unutmaya ömrüm yeter mi?                      **************************************                                                               Çaresiz bir sevgi bağladı beni,                        Gözlerim yollarda beklerim seni.                               Bir kuru yaprağa döndürdün teni,                           Seni unutmaya ömrüm yeter mi?                              *********************************                                                                  Ne bir umut verdi ne güldü felek,                      Boşuna çırpındı bu dertli yürek.                            Boşa çıktı göğe açılan dilek,                                    Seni unutmaya ömrüm yeter mi?                          *********************************                                                        Adını anarken titrer dudaklar,                                     Bu gizli derdimi sırlar odaklar.                             Bizden uzak düştü mutlu şafaklar,                         Seni unutmaya ömrüm yeter mi?                      **********************************                     Zaman ilaç derler, yalanmış meğer,                     Aşkın bir ömürlük acıya değer.                       Boynumu büktüyse bu kara kader,                         Seni unutmaya ömrüm yeter mi?                           **********************************                          Ecel şerbetini içtiğim anda,                                Ruhum ayrılırken şu fani canda,                             Adın yankılanır bomboş cihanda,                           Seni unutmaya ömrüm yeter mi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/caresiz-sevdam-2-siiri/</link>
<guid>3868020</guid>
<pubDate>2026-08-15T19:37:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Yıkımın şahidi</title>
<description> ​Kendi kuytusuna sürgün edilmiş bir ruhtu bendeki, Adının harfleriyle çizilmiş o görünmez hudutları fütursuzca çiğnerken. Seni ağır bir vebal gibi göğsümün en saklı hücresinde büyüttüm, Biliyordum; bu çekim bir kurtuluş değil, zihnin kendi celladına sarılışıydı. Işığın uğramadığı o çorak vadide, varlığın üzerime çöken ağır bir hükümdü, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yikimin-sahidi-siiri/</link>
<guid>3865786</guid>
<pubDate>2026-08-10T11:52:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>İstanbul’da Uzak sende sakli</title>
<description>Sahi, neydi sevmek?                                                     Şu koca İstanbul’u bir uçtan bir uca,                        Sırf sen içindesin diye kutsal bir harita gibi taşımak mıydı?                                                                          Yedi tepenin üstüne çöken o kurşunî sise,            Seni görememenin hıncıyla öfke kusmak mıydı?                                                ---___________________________________________________Sevmek,Galata’dan Kız Kulesi’ne bakarken.       ,Araya giren o hırçın denizi hasretinle kurutmaya çalışmaktı.                                                            Kadıköy vapurunun arkasında uçuşan martılara,  Sırf sana doğru uçarlar diye cebindeki son ekmeği bölmek,                                                                          Ve Boğaz’ın dalgalarında senin sesini aramaktı.                                                      ___________________________________________________Bazen İstiklal’in o kalabalığında yapayalnız yürümektir sevmek.                                        Omuzuma çarpan binlerce yabancı yüzde,       Sadece senin gözlerini aramak, bulamayınca kahrolmak.                                              Haydarpaşa’nın sessiz raylarına bakıp,                  Seni bu şehre getirmeyen tüm trenlere düşman olmaktır.                                         __________________________________________________Ne ağır şeydir sevmek;                                 Karaköy’de bir çay ocağında tek başına otururken,   Karşı sandalyedeki o korkunç boşlukla hesaplaşmak.                                                İstanbul’un tüm ışıkları bu gece birer birer sönerken,                                                               Benim sadece senin sokağının karanlığıyla üşümem.           ___________________________________________________Sevmek,                                                                    Moda sahilinde gün batımını tek başına izlerken,     Gözlerini denizin o uçsuz bucaksız maviliğine dikmekti.İçtiğin her yudum çayda boğazına düğümlenen o hasreti,                                   Beşiktaş’ın kalabalık, gürültülü sokaklarında bile. Sadece senin sessizliğinle yaşayabilmekti.                                     __________________________________________________Ne zor şeydir sevmek;                                          Adalar vapurunun arkasında bıraktığı o beyaz köpüklerde,                                                                 Sana doğru gelemeyen tüm yolların çaresizliğini görmek.                                                                İstanbul üstüme yıkılsa, bu koca şehir beni yutsa bile,                                                                              Yine de her köşe başında senin gölgeni aramak,    Ve her gece Üsküdar kıyısında, uzaktaki bir yıldıza senin adını fısıldamaktır.                                                        Sevmek neydi biliyor musun?                                     Bu devasa şehrin her köşesine senin adını fısıldamaktır,                                                              Ama İstanbul’un bile bu koca hasreti taşıyamayıp susmasıydı.                                                          Aradaki yolları, köprüleri, denizleri hiçe sayıp,        Sırf sen varsın diye bu hüzünlü şehri bile delice sevmekti.                                                      ___________________________________________________Şimdi bu koca İstanbul,                                          senin yokluğunla kaplı sarı bir yaprak,                     Ve benim için sevmek; seni bu şehirde bulamayıp, mesafelerde kaybetmekti. </description>
<link>https://www.antoloji.com/istanbul-da-uzak-sende-sakli-siiri/</link>
<guid>3865169</guid>
<pubDate>2026-08-09T01:09:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Bel Bağla, Bel Bağlama</title>
<description>Bel bağla yollara,yürümeyi göze alıyorsan eğer...Ama bel bağlamao yolların seni hep aynı sıcak durağa çıkaracağına.​××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××Bir insanın tebessümüne bel bağla,içini ısıtsın, bir anlık nefes olsun diye.Fakat sakın bel bağlamao tebessümün ömür boyu sana kalacağına.​××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××Tutunduğun en sağlam dal kırılır bir gün,sığındığın en dingin liman fırtınaya teslim olur.İnsan dediğin,zamanı gelir kendi gölgesinden bile yorulur.​××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××Sözlere bel bağladın, geriye ağır bir suskunluk kaldı.Gelmeyen baharlara bel bağladın,kış ortasında tek başına kaldı umutların.​Bırak aksın zaman, avuçlarından kayıp giden suya kızma,her gidişin ardında biraz eksik, biraz kırık bir hatıra kalır.××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××Bel bağla kurduğun o güzel hayallere,gecenin karanlığında sana yoldaş olsun diye...Ama sakın bel bağlamagerçeklerin o hayalleri bir gün vurmayacağına.Kendi yarattığın dünyada hür kalmayı bilmeli kalbin,yoksa yıkılan her rüyanın altında ezilirsin.××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××Dostun sıcak eline bel bağla elbet,yalnızlığın yükü ağır gelip omuzlarını çökerttiğinde.Fakat asla bel bağlamao elin seni düştüğün her kuyudan çekeceğine.Kendi ayakların üzerinde doğrulmayı öğrenmeli dizlerin,çünkü yol uzundur ve insan en çok kendine emanettir.××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××Gözlerindeki ışığa bel bağla varsın gelsin geceler,ama yollara ışık tutan o fenerinasla sönmeyeceğine bel bağla.​Kendi içinde büyüt bir çiçeği, kendi yağmurunla sula,başkasının gölgesinde serinlemek umut değil, sığınmaktır.××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××××Sevginin gücüne bel bağla boyun eğmeden kaderine;fakat başkasının insafında yeşerecek o umuda,asla bel bağlama.​Şimdi dön de bir bak kendi ellerine...Bel bağla sevmeye, bel bağla yaşamaya;insansın, yürümektir neticede payına düşen.​Ama kendi ruhundan başka hiç kimseye,bir daha asla...bel bağlama. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bel-bagla-bel-baglama-siiri/</link>
<guid>3863220</guid>
<pubDate>2026-08-03T13:57:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Boşluğa Bırakılan Sözler</title>
<description> Hiç dokunulmamış bir tenin nesi özlenir deme,ben hiç basmadığın topraklarda hıçkırıyorum YILLARDIR.Aramızda haritalar, tel örgüler, gümrük kapıları;ve göğsümün tam ortasında, pasaportu yırtılmış bir ölü.                                                           ****************************************************Sen İstanbul’un o uğultulu gürültüsünde nefes alıyorsun,Boğaz’ın serin suyu değiyor belki kirpiklerine.Bense bu yabancı, buz tutmuş sokağın tırnaklarında senin yürüdüğün yolları ezbere sayıp kusuyorum geceyi.                                                          ***************************************************Hiç solumadık aynı odanın kireç kokusunu,hiç çarpmadı dizlerin dizlerime bir masanın altında.Ama yedi tepeyi birden sırtına bindiriyor deli sevdam;sen İstanbul’da yaşarken, ben burada ölmeyi bile beceremiyorum.                               ****************************************************Kimseyi sızdırmadım o dilsiz kutsallığa,yabancı bir el uzansa, etim tenimden iğreniyor.Bir şehir dolusu insan geçiyor yanından, kör ve sağır;en çok da beni hiç görmemiş o gözlerin parçalıyor omurgamı. Bu öyle bir delilik ki, adını koysam diller tutuşur;hiç uyanmadığım bir yatağın çarşafında boğulmak gibi.            ****************************************************Sığmıyor hiçbir haritaya bu deli sevdam, bağışlanmıyor;sen orada çarpan kalbinle bir canlı kadavrasın artık,ben burada hiç dokunmadığım katilimin yasını tutuyorum.Şimdi sık uykunun boğazını, İstanbul silsin ayak izlerini;aramızdaki denizler karanlık uğultusuyla çalkalanan birer mezarlık.                                                                       ***************************************************Hiç birleşmemiş ellerimizin yerine, uçurumlar dolanıyor boynuma;sen o şehirde nefes aldıkça, benim bu toprağa gömülecek tek bir zerrem yok. Bir yemin gibi düşüyor geceye, Dudaklarımdan dökülen o son kelime: "Ben Seni" diye başlıyor.                                   ****************************************************Silinecek yüzünün her bir çizgisi, Gözlerinin o karanlık feri, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-bosluga-birakilan-sozler-siiri/</link>
<guid>3863001</guid>
<pubDate>2026-08-02T23:05:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Savaşın Bittiği Gün</title>
<description> ​Bir eşikti geçilen, geri dönülmesi imkansız olan, Ne bir fırtına koptu o an, ne de yer yerinden oynadı. Her şey büyük bir sessizliğin ortasında durdu, Ve o gün öyle bir hayal kırıklığına uğradım ki, Göğsümün sol yanında yıllardır çarpan o hiç uyumamış yer, </description>
<link>https://www.antoloji.com/savasin-bittigi-gun-siiri/</link>
<guid>3859532</guid>
<pubDate>2026-07-25T20:17:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Kendi Ateşinde</title>
<description> ​Toprağın derininde unuttuğumuz o ilk ses gibi, Uzakta, göğün çatısında bir gürültü… Kabuğunu zorlayan bir tohumun sancısı bu, Eskiye adanmış ne varsa hepsini geride bırakan. ​Artık ne durup arkaya bakacak halim var, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendi-atesinde-siiri/</link>
<guid>3857800</guid>
<pubDate>2026-07-21T14:52:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Sessiz Eksiliş</title>
<description> ​Öyle birdenbire, bir çırpıda Yakıp yıkmam köprüleri ben... Alevler sarmaz bir gecede aradaki mesafeyi, Gürültüyle çökmez aramızdaki o köprü. Ben, gidişleri bile zamana yayanlardanım. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sessiz-eksilis-siiri/</link>
<guid>3857799</guid>
<pubDate>2026-07-21T14:49:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Yolun ortasinda</title>
<description> ​Rayların üzerinde akıp giden bir ömür gibi, Yavaşça soğuyan bir bardak çayın yalnızlığındayım. Gözlerim yolda, yüreğimde tanıdık bir sızı, Etrafımda dumanlı dağlar, içeride yükü ağır bir sessizlik... ​Bazen gitmek ister insan; </description>
<link>https://www.antoloji.com/yolun-ortasinda-siiri/</link>
<guid>3855658</guid>
<pubDate>2026-07-18T02:51:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Son Dem</title>
<description> ​Saatlerin kadranında biriken o gri toz, ve içimde gitgide devleşen o eski, o yorgun sessizlik... Sensizliğin son demindeyim şimdi. Hani bir yaprak düşer ya toprağa hışırtısız, tam o düşüşün eşiğinde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-dem-88-siiri/</link>
<guid>3854346</guid>
<pubDate>2026-07-15T03:07:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Son Bir Dilek</title>
<description> ​Zaman avuçlarımdan kayıp giden ince bir kum gibi, Ne rüzgârı durdurabiliyorum artık pencere kenarlarında, Ne de içimde durmadan yankılanan o eski, yorgun saat sesini. Günün ilk ışıkları sessizce odaya sızarken anlıyorum yalnızlığın rengini; Dile kolay, geçen onca seneden sonra içimde tek bir düğüm kaldı çözülmeyen, </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-bir-dilek-2-siiri/</link>
<guid>3854333</guid>
<pubDate>2026-07-15T01:58:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Duvar Kenarında Uzayan Gece</title>
<description> ​Bu gece yine tırnaklarımla kazıyorum yalnızlığı, Özleminin o en uçurum, en dibe vuran sızısındayım. Gözlerimi kapatsam yüzün düşüyor karanlığa, Açsam, yokluğun bir bıçak gibi saplanıyor odaya. Zaman dondu, mekan küçüldü sanki, </description>
<link>https://www.antoloji.com/duvar-kenarinda-uzayan-gece-siiri/</link>
<guid>3851361</guid>
<pubDate>2026-07-07T11:59:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Aynadaki Yabancı</title>
<description>Gecenin en zifiri yerinde...                                   Sabaha uyanmak değil bu.                                                                            Zaten hiç kapanmamış gözlerin,                       Boşluğa doğru taşması...                                      +++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Zaman pıhtılaşıyor göğsümün tam ortasında;       Ne ileri gidiyor akrep,                                                  Ne geri sarıyor yelkovan.                                           Ben seni cok özledim be ZALİM.     .+++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Öyle bir ağırlık ki bu,İnsanın kendi gölgesi bile yük omuzlarına.                                                                Öyle derin bir uçurum,                                              Öyle kimsesiz bir çökmüşlük...+++++++++++++++++++++++++++++ İçimde biriken çığlığı bastırmaya güç yetmiyor artık.                                                                         Kimse bilmiyor bu dilsiz,                                             Bu darmadağın savaşı.                                            Hani bir ağaç kökünden kurur da...               Yaprakları yemyeşil kalır ya hani;                         Dışım ayakta belki,                                                    Ama içimde koskoca bir orman devriliyor.          +++++++++++++++++++++++++++++++++++++++ İlmek ilmek çözülüyor ruhum,                      Bağlandığı her yerden koparak.                                 +++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Ne sitem kâr ediyor bu sessizliğe,                            Ne de bir başkası...                                         Yüzümdeki çizgiler bile yabancı,                    Aynadaki bu yüz bana ait değil sanki.           +++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Gözlerimi nereye çevirsem,                                         O tek bir anın donup kalmış hali...                                Kendi kuyumun dibinde,                                        Kendi sesimin yankısıyla vuruluyorum.                   +++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Bir insan kaç kez teslim olur?                    Yenileceğini bile bile...                                             +++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Biten bir hikayenin geride kalan son nöbetçisiyim şimdi.                                                                      Herkes kendi yolunda,                                         Herkes kendi telaşında akıp giderken...                  Ben bu amansız eşiğe çakılıp kaldım.                      +++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Ben seni çok özledim be zalim...                             +++++++++++++++++++++++++++++++++++++++Sen bir kere bile arkana bakıp acımadın.            Bense her gün,                                                     Kimseler farkına varmadan,                                       Bu hesapsız hasretin cezasını çekiyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/aynadaki-yabanci-23-siiri/</link>
<guid>3851248</guid>
<pubDate>2026-07-07T02:05:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Eksik ton</title>
<description> Gece, içime usulca inen bir sükûnet gibi, kalbimin en tenha yerine dokunuyor. Sessizlikte büyüyen bir boşluk var, adını andıkça derinleşen. Ellerimi açıyorum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/eksik-ton-siiri/</link>
<guid>3849347</guid>
<pubDate>2026-07-02T03:03:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Kendine dönüş</title>
<description> ​Yürüdüğün yollar yabancı değil sana, Ayağına batan her diken, Vaktiyle kendi ellerinle diktiğin o fidanın dalıdır. Kime baksan aynadaki o yüz, Kime vursan, canı yanan yine sensin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/jendine-donus-siiri/</link>
<guid>3849346</guid>
<pubDate>2026-07-02T03:02:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 <item>
<title>Gitme benden</title>
<description>Gözlerin uzağa her baktığında, İçimde bir şehir yıkılıyor, duymuyorsun. Sessizce toprağa sızan o sızı var ya, İşte öyle bir şey gitmek; Kalanın göğsünde durmadan büyüyen bir sızıdan başka neyi kalır? ​Gitme benden sevdiğim... </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitme-benden-13-siiri/</link>
<guid>3849345</guid>
<pubDate>2026-07-02T02:59:00+03:00</pubDate>
<author>Töre Hanım</author>
</item>
 </channel>
</rss>
