<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Tolgahan Bostan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>...Ortaokul</title>
<description>Laylon poşetleri çorapların üzerinden geçirdikten sonra ayakkabılarımı giyiyordum. Kar suyunun girmediği delik yoktu. Ayakkabılarımın her tarafı araba lastiğinden imal edilmişti. İçi buz gibiydi. İsmi de soğuktu. ''Soğuk kuyu''. Anadolu'da yaşayan fakirlerin guççisi. Buz üzerin de çıplak ayakla dolaşmaktan farksızdı.    Kayseri sarız ortaokulu üçüncü sınıfına gidiyordum. Köyden okula kadar sabah ve akşam dokuz kilometre yürüyordum. Diğer çocuklar Tahir abinin elli beş model arabasına biniyorlardı. Sol bacağı aksıyordu Tahir abinin. Sürekli burnunu karıştırıyordu. İçeride ne vardıysa bir türlü çıkartamıyordu. Köyün cemaati para toplayıp almış arabasını. Çalıştırsın para kazansın garip demişler. Ben servise binemiyordum.   </description>
<link>https://www.antoloji.com/ortaokul-2-siiri/</link>
<guid>1205713</guid>
<pubDate>2009-06-24T12:29:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Seçmek</title>
<description>Sonuç seçimlerde hep aynıdır; acı...Her neyi seçersen seç seçemediğin hep üzüntü kaynağı olacaktır.Aklın hep o seçemediğinde kalacaktır.O seçemediğini seçmiş olsaydın gene aynı soruyu soracaktın kendine...Hayatta herşey yüzde ellidir.Aklınla davransan yüreğin,yüreğinin sesini dinlesen aklın sana bu soruyu hep soracaktır.Seçemediğin hep acı verecek bu sabit,acı hep olacak. </description>
<link>https://www.antoloji.com/secmek-3-siiri/</link>
<guid>1196161</guid>
<pubDate>2009-06-09T17:49:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Yaşamak</title>
<description>Doğum yada ölüm saniyeler içinde gerçekleşmiyor mu.? Zaman içindeyken ne yaşadığına göre önem kazanır.İçini neyle doldurduğunla ilgilidir.Ne kadar sürdüğü önemsizdir nasıl olduğu önemlidir.Niteliği nicelikten önemlidir. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasamak-507-siiri/</link>
<guid>1188459</guid>
<pubDate>2009-06-03T19:23:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk ve Akıl</title>
<description>Aklında kalan herşeyi yok etmek için yine aklına başvurursun.Çünkü akıl yalanlama inkar gibi sebepler üretir.Aklın ermediği erişemediği bir tek duygularınla hislerinle ilgili kısmıdır.Ona ne senin gücün yeter nede aklın gücü...Soru sormaz cevap vermez açıklama beklemez açıklamazda,sadece kendi bilir kendi karar verir hem kendi adına hem herkes adına.Kimse anlamaz olanı biteni o sadece uygulamaya geçer...Aslında herkesin yaptığı gibi... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-ve-akil-3-siiri/</link>
<guid>1186605</guid>
<pubDate>2009-06-01T00:00:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...Aşk Üzerine...</title>
<description>Dudaklarım gerisin geriye çekildi; ağdalı bir sıvının ağır ağır örttüğü, korkunun biçim kazanıp ayağa kalktığı ve ‘hey bana bir şeyler söylemenin vakti geldi’ dediği zamanlarda bekledim seni; gözlerimi kapadım. Bekledim. Beklerken, özlemenin hangi geçitleri geçilmez kıldığını, hangi duyguların insanı hayata kazandırdığını, basite indirgenmiş hüzünlerin geceleri dinlenmeye müsait şarkılarla şahlandığını anlatamadım.  Ama, seni seviyordum. Ve sevdiğimi, sevgimi anlatma telaşıyla hata üstüne hata yapıyordum sana.  Sana yaklaşamıyordum. Yasaklanmıştın adeta. Çiğnemeye çalıştığım yasak olsan da, uzak dursan da, o korkunç şeklini korusan da, farketmiyordu hiçbir şey.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-uzerine-15-siiri/</link>
<guid>1086235</guid>
<pubDate>2008-12-21T23:58:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...Heyy bre yörük başı...</title>
<description>Oy bacım!  Oy uğruna mavzer alıp Kahır çuhası dağlarda can vererek vuruştuğum... Namusuma leke gelmesin diye Çapraz ateş zulası Kızılcık sopası pusularda göğüs gererek koruduğum... </description>
<link>https://www.antoloji.com/heyy-bre-yoruk-basi-siiri/</link>
<guid>927461</guid>
<pubDate>2008-03-29T18:52:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...Ermenilere ve Yaltakçılarına ithaf olunur...</title>
<description>...Ermenilere ve Yaltakçılarına ithaf olunur...   Diyelim ki doğru… Zülfükâr kılıç gibi kınından çektik öfkeyi Hançer yarası kanayan sırtımızın acısıyla İhanete ölüm saçtık… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ermenilere-ve-yaltakcilarina-ithaf-olunur-siiri/</link>
<guid>927451</guid>
<pubDate>2008-03-29T18:34:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...İçimde Ölürsün</title>
<description>En fazla içimde ölürsün.. Cesedini sürüklerim gittiğim her yere Kızıl sonbaharım..Hangi aşk kendi fırtınasına dayanabildi Ellerimde çoğul bir gölge kuşu..Adının arkasına basmadan yürüdüm..Alnımda birikti çizikler Adımdan çıkardım aklımı..Aklımsız kaldım Neylersin; İnsanız.. Ne yapsak eksiğiz işte..Ölüme ayarlı saatiz  </description>
<link>https://www.antoloji.com/icimde-olursun-siiri/</link>
<guid>893067</guid>
<pubDate>2008-02-03T03:15:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...Susuyorum</title>
<description>Yıkılmış ve geç kalınmış viraneleriz.  Şimdi ne senin gözlerinde harranın suya hasret yangınları var Ne de benim gözlerimde şiir… Yaz dedin, oysa kışlar yaşıyorum her mevsim Açmak üzereyken papatyalar yeni karlar yağıyor üzerine Üşüyorum… </description>
<link>https://www.antoloji.com/susuyorum-41-siiri/</link>
<guid>892828</guid>
<pubDate>2008-02-02T20:14:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...Sahipsiz Türkü</title>
<description>Kızıl karmaşam nüksetti...   İki gün, iki gece sürdü ağıtlar; gittiği kadar dönüşü gözlenenler zamanında...Buhranıma denk gelmişti, yolsuzluğuma...Sen bilemezsin... Siz bilemezsiniz, düş gergefimde kızıl bir nakış oysa...  'Sadece üç dal kalmış gecede, tüttürülecek nota bırakılmamış, demmiş, hazanmış, kılıfmış ruhuma seviden kalma, seviden önce, seviden sonra... Gömülüşüme kadar yakınmış, toprakmış, kokuymuş, çıplaklığında titrettiği mummuş göz bebeğim içinde eriyen...' </description>
<link>https://www.antoloji.com/sahipsiz-turku-siiri/</link>
<guid>892810</guid>
<pubDate>2008-02-02T20:00:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...Düş-ü-verdi...</title>
<description>Buruk bir masal gibidir kentim, şirazesinden çıkmış yaşamlar için, sensizliğe inat damarlarına yolalıp yalanla geçenler için...  Aklımda zemheri gülüşün var.İçimde idamlık hüznüyle büyüyen bir çocuk. Kentim siyahın bütün pastel renkleriyle boyanmış... İsyanlara kışkırtan bir-çift gözü içinde saklıyor...  Gri, paslı ve dölek yüzümün yarısı ağlak. Dudağımda uçuk tebessümler var.Erken bastırılmış sevinçlerim -miş'li geçmiş zamanlara özenti...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-u-verdi-siiri/</link>
<guid>892799</guid>
<pubDate>2008-02-02T19:27:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Birkaç Anı 6-SİMİT</title>
<description>Dört katlı apartmanın çatı katında oturuyordum. Hava çok sıcaktı. Çatı yanmış evin içi alev olmuştu. Fırının içine atılmış gibiydim. Afyon sokaklarına çıkıp kurtulmak istedim. Ev sahibine yakalanmadan daracık merdivenlerden aşşağı indim. Yürüdüm biraz. Günlerden cumartesi ve öğlen vaktiydi. Yolun kenarında durdum. Sağ elimi kaldırdım. Minübüs durdu ve bindim. Örnekevlerden Yeşilyol'a gidiyordum. Minübüsün İçi ev den daha beterdi. Hınca hınç doluydu. Ayaktaydım. Ahtapot gibi sekiz koldan her çıkıntıya tutundum. İçeride oksijenin esamesi yoktu. En ufak sarsıntıda lastik top gibi zıplıyorduk. Cepçiler bile halsizlikten iş yapamaz durumdaydılar. En arkada kalabalık arasında sarı saçlı kıza vantuz gibi yapışmış fordçu gördüm. Dili altı karış dışarıdaydı.   Şoför durumdan memnundu. Çakmıştı minübüsü. Yeni yetmelerden sakalı bitmemişti daha. Saçında ki jöleyi tartı çekmezdi. Gömlek yakaları uçuşa geçmişti. Hip hop dinletiyordu içeriye. Kamyon kasasına hapsedilmiş kaçaklar gibiydik. Elli yaşlarında harap olmuş bir adamdan yanık bir bağırış duyuldu. '' Evladım minübüs doldu taştı. Yolcu alma artık. Mahvolduk burada''. Tüysüz kafasını içeriye doğru çevirdi. '' Bilader taksiye binecektin o zaman ''. Minübüse binmeden önce tamponda kocaman bir yazı görmüştüm. 'Babam sağ olsun' yazıyordu.  Dayanamayıp eli boş inen dört cepçiden sonra oksijenle tanışır gibi olduk. Fazla sürmedi sevincimiz. Altı kişi daha bindi. Her on metre de bir durmaya başladı tüysüz. Sert ve acı basıyordu frene. Sakız gibi yapışıyorduk sağa sola. Her frende dili daha çok fırlıyordu fordçunun. Pastırma sıcağında su muhallebileriydik.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/birkac-ani-6-simit-siiri/</link>
<guid>793492</guid>
<pubDate>2007-08-14T17:07:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Birkaç Anı 5-MUTLUYUM</title>
<description>Biraz da huzurlu...  Alışık olmadığım bir durum. Hastahanelerle bir müddet işim bitti. Ölüm kokan koridorlarda dolaşmayacağım. Kolum şırıngalarla delinmeyecek serum takılmayacak maymun götüne dönmeyeceğim.Belki bunlardan kurtulmak rahatlattı. Belki de gitmekten hiç usanmadığım ve her dönüşümde tekrar özlediğim Hıdırlık'ın dingin ve güzel ortamında olmak.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/birkac-ani-5-mutluyum-siiri/</link>
<guid>792961</guid>
<pubDate>2007-08-13T17:38:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...İlk İşim-YAŞ 11</title>
<description>Delikanlılığa adım atmaya çalışan gürbüz bir çocuğum daha. Bıyıklarım terlemek üzere.  Hayat gürbüzü mürbüzü bıyığı ipler mi. Her tarafım yanık içinde. Değişik bir zevk sinsilesi içerisindeyim. Kaşınası, yaşanası acımsı bir tat. Yanıklar sıcacık taptaze.  Gecenin dördünde fakir fukaranın en birinci besini, sofraların vazgeçilmezi somun ekmeğini kasalara diziyorum. Dokuz yüz derece her biri. Alev topu gibi mübarekler. Köz gibi. En ufak bir sıyırtmada yeni filizlenmiş el ve kollarım </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-isim-yas-11-siiri/</link>
<guid>792948</guid>
<pubDate>2007-08-13T17:17:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Birkaç Anı 4-BAYRAM</title>
<description>Dört gündür uyumuyorum. Gündüzleri damarın peşinden koşturuyorum. Ataklar yapıyor bu aralar. Kalbimi kastırıyor meret. Ufak tefek işlere pabuç bırakmam. Daha yapılacak iş çok. Hayatın bana borcu var. Almadan bir yere gitmek yok. Kafam mengenenin arasında. Patlamak üzere. Uykusuzluk yaman illetmiş. Hiç bir organımda hissiyat yok. Otuz saniye önce yaptığımı unutuyorum. Hareketlerim kaplumbağa. Tuttuğumu sandığım herşey yeri boyluyor. Sabaha kadar kitap okuyorum. Gözlerim yorulsun, kapaklar kapansın diye. Faydasız.   Beşinci günün sabahı oldu. Yüz yetmiş sayfalık kitap benimle birlikte bitmek üzere. Apartman veletleri topla duvarları delmeye başladı. Kavga etmeye. Etrafa sıçıp, küfür etmeye. Üstkatda haraketlendi. Çük kadar çocukları var. Tepinmeye başladımı filden farksız. Gece yarısı sevişme seslerinden iyidir yine de. Kalktım. İki adım sonra banyodayım. Bir adım sonrada mutfak zaten. Fazla efor sarfetmiyorum evin içinde. Ev, göt kadar. Yüzümü yıkadım. Değişen birşey olmadı. Alnımdan ense köküme doğru kamyonlar ilerliyor. Bütün vücudumu zangır zangır eziyorlar. Bazıları kafamın tepesinde kirikoyu beynime dayayıp lastik değiştiriyor. Çok beceriksiz şoförler var aralarında. Bazen iki saatte bir tek lastiği değiştiremiyorlar. Önümüzdeki günlerde mutlaka uyumalıyım. Yoksa, taş ocaklarından büyük kaya parçalarını sırtına yükleyip gelen bu damperlilerden kurtulamayacağım.   Evin önünden geçen yolda hareketlendi. Beynimin üzerinden geçen kamyonların benzerleride evi sallıyorlar geçerken. Uykum var ama uyuyamıyorum. Şiddetli baş ağrısı ve şikayetler devam ediyor. Sıcak ama yağmur yağacakmış gibi gri renkte bir hava var dışarıda. Dolanıyorum odanın içinde. Çok çaresizim. Çekyat bana bakıyor. Bekle sen uyku manyağı yapacam seni diye takılıyorum. </description>
<link>https://www.antoloji.com/birkac-ani-4-bayram-siiri/</link>
<guid>792509</guid>
<pubDate>2007-08-12T23:54:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Birkaç Anı 3-KONTROL</title>
<description>Simitçi abla her zaman ki gibi tam yerinde. Çatallı sesiyle her daim sıcak ve çıtır yetim doyuranlarını satıyor.  Meyve suları ve karper peynirleriyle beş dakika önce gazete kağıdıyla silinip parlatılan camekanlı simit arabasının içinden gülümsüyor. Hangi açlıkları bastıracaklar bugün. Belkide en sevap işleyen simitler bunlar. Sabahın köründe kocaman bir üniversite hastanesinin ana girişinde, hastaların ve hasta yakınlarının sinirini almak için bekliyor bu simitçiler.  Kocaman kapıdan girip aşşağı doğru süzülüyorum. Hat boyunca halinize şükrediyorsunuz. Kolsuz bacaksız beyin özürlü </description>
<link>https://www.antoloji.com/birkac-ani-3-kontrol-siiri/</link>
<guid>792472</guid>
<pubDate>2007-08-12T22:22:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Birkaç Anı 2-KATANYA</title>
<description>Bir iş bulmuştum artık.İkbal otelin otoparkında güvenlik görevlisi olarak çalışıyordum ne güvenliği yahu resmen amelelikti benimkisi.Parttaym ruhumu satıp karşılığında kefen parası kadar maaş alıyorum.   Bugüne kadar hiç bir sömürhanede görmediğim salat barımız bile var.  Hergün dört çeşit yemek yiyiyoruz. Mübella teyzenin yuvarlak börek tepsisini, Terzi idris abinin şekillendirmesiyle </description>
<link>https://www.antoloji.com/birkac-ani-2-katanya-siiri/</link>
<guid>791849</guid>
<pubDate>2007-08-11T17:20:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...Birkaç Anı 1-MAFLE</title>
<description>- Tolgahan merhaba. Yarın saat bir buçukda Yeşilyolda görüşelim mi?   - Olur. Tabi görüşelim. Ama biliyorsun kredilerle geçinen kıytırık bir  öğrenciyim. Fazla param yok savaş.  - Tamam. Bendensin.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/birkac-ani-1-mafle-siiri/</link>
<guid>790944</guid>
<pubDate>2007-08-10T01:19:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>...Kendine İyi Bak Yine De</title>
<description>Bilinmeyen  gecenin karanligi... ve bir yagmur bulutunun gurultusuyle gelen ozlemin... sorular arasinda sikismis yarinlarim... sabahin gelecegini bilme duygusu... garipliktir benimkisi toplaminda. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kendine-iyi-bak-yine-de-siiri/</link>
<guid>736009</guid>
<pubDate>2007-05-11T13:28:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 <item>
<title>Dost</title>
<description>Insan bazen gönlünden geçirdiklerini ifade etmeye zorlanir, bilirsin...   Bazen öyle olur ki hiç görmedigini sandigin bir suret kendin kadar tanidik gelir sana; çok sey anlatmadan, ruhu dillendirmeden anlasir, kaynasirsin onunla.Bilirsin ki, her ne yaparsan yap, aslinda ne söylemeye çalistigini yüregi ile duyar dostun; ve ne kadar uzaksa da mesafeler, bu biçim bir iletisimde görecedir bütün uzakliklar... Yüreginin tasliginda sohbet ettigin ve tüm gerçeklerden daha gerçek yanitlar alabildigin, kimligini ve benligini tanimlayan hatta tamamlayan sihirli bir karsilasmadir bu.... Ayni göge bakip ayni yildizlari paylastigin ve ruhunun kulaklari ile selamlastigin tüm yanliz benligini dolduran bir merhaba lezzetindedir anlamli ve bir o kadar gerçek sureti onun... Inadi senin inadina, sevdasi senin sevdana, düsleri senin düslerine kosut; kendin kadar iyi bildigin ve asla yanilmadigin bir kapidir bu esiginde sabahlamak istedigin... </description>
<link>https://www.antoloji.com/dost-211-siiri/</link>
<guid>650312</guid>
<pubDate>2007-02-03T12:38:00+03:00</pubDate>
<author>Tolgahan Bostan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
