<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Tayfun Karakaş Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Buradayım</title>
<description>Hatırladıysan Özlediysen ya da herhangi bir şekilde anımsadıysan Çekinme ara ben buradayım 11 haneli bir numara kadar yakın bir hava alanı mesafesi kadar uzaktayım  </description>
<link>https://www.antoloji.com/buradayim-37-siiri/</link>
<guid>3398729</guid>
<pubDate>2022-09-15T04:41:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Gelmişsem Kapına</title>
<description>Ve sırılsıklam gelmişsem kapına  Salya sümük ağlıyorsam Olanların hiçbirinden sorumlu değilsem Masumsam biraz da sarhoşsam Kelimeler tam anlaşılamıyorsa gözlerim bulanıksa Olanlardan yine de mesul sam </description>
<link>https://www.antoloji.com/gelmissem-kapina-siiri/</link>
<guid>3398728</guid>
<pubDate>2022-09-15T04:37:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Duvar Sayarım</title>
<description>Perdeleri çekili kapalı bir pencerenin  Ardındaydın sen O kadar çok uğraştım ki sana ulaşabilmek için Yağmur oldum damlayamadım Işık oldum sızamadım Dondum dışarıda </description>
<link>https://www.antoloji.com/duvar-sayarim-siiri/</link>
<guid>3188350</guid>
<pubDate>2020-11-18T02:04:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Ve Gittin</title>
<description>Kalmadı sanıyorsun senden hiç bir şey Gel genzimdeki sızıyı burnumdaki kokuyu gözümdeki hayali alda git Sensiz anlamını yitirdi şehrim Sen kalem gibi kız dolaştığın sokaklar şiir oluyordu Gel dizelerini alda git Gurbette şehrime mahkumum şimdi </description>
<link>https://www.antoloji.com/ve-gittin-23-siiri/</link>
<guid>3124856</guid>
<pubDate>2020-05-09T01:04:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sen bir dev değilsin</title>
<description>Sen bir dev değilsin Elleri büyük olur devin ve sen bir dev değilsin Yüreği büyük olur devin  sen bir dev değilsin </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-bir-dev-degilsin-siiri/</link>
<guid>2325961</guid>
<pubDate>2017-02-23T23:01:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Erzurum</title>
<description>Bir şehir donarmı  Donar Bu şehirde tütsün diye ocaklar Sobalarda ömür yanar Ve Erzurum'da bu yüzden Hep Erken Ölür Babalar </description>
<link>https://www.antoloji.com/erzurum-85-siiri/</link>
<guid>2321269</guid>
<pubDate>2017-02-08T01:53:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>En zor soru</title>
<description>Sen gidince solmuş çiçekler,  Ağaçlar hüzünlenip yaprak dökmüşler, bulutlar çok üzülmüş ağlamışlar. nasıl bir gidiş ise yazı bitirmiş; son bahar gelmiş  </description>
<link>https://www.antoloji.com/en-zor-soru-2-siiri/</link>
<guid>2279376</guid>
<pubDate>2016-09-16T23:39:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Tamam</title>
<description>Tamam belki kokunu içime çekerek yaşamak yerine yokluğuna iç çekerek yaşamayı seçmiş olabilirim.  bulunduğum ortamlarda adın geçtiğinde halen burnumun direği sızlıyor olabilir parfümünün kokusunu aldığım herhangi bir yerde hüzünlenip sigaramı sigaramla yakma gereği hissediyor olabilirim. bazen kızıyorum da kendime ölümsüzleştirdiğimiz anlarımızı yırtıp attığım için. yüzünün hatırlayamadığım ayrıntılarına bakabileceğim bir fotoğraf bırakmadığım için ve sonra yine kızıyorum kendime yüzündeki herhangi bir ayrıntıyı halen unutamamış olduğum için </description>
<link>https://www.antoloji.com/tamam-15-siiri/</link>
<guid>2275133</guid>
<pubDate>2016-08-30T01:53:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Kokun</title>
<description>Tamam belki kokunu içime çekerek yaşamak yerine yokluğuna iç çekerek yaşamayı seçmiş olabilirim.  bulunduğum ortamlarda adın geçtiğinde halen burnumun direği sızlıyor olabilir parfümünün kokusunu aldığım herhangi bir yerde hüzünlenip sigaramı sigaramla yakma gereği hissediyor olabilirim. bazen kızıyorum da kendime ölümsüzleştirdiğimiz anlarımızı yırtıp attığım için. yüzünün hatırlayamadığım ayrıntılarına bakabileceğim bir fotoğraf bırakmadığım için ve sonra yine kızıyorum kendime yüzündeki herhangi bir ayrıntıyı halen unutamamış olduğum için </description>
<link>https://www.antoloji.com/kokun-49-siiri/</link>
<guid>2275130</guid>
<pubDate>2016-08-30T01:48:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Sustuk</title>
<description>ve seni gördüm düşümde oturup uzun uzun sustuk edilebilecek üç beş kelime vardı susuştuk </description>
<link>https://www.antoloji.com/sustuk-20-siiri/</link>
<guid>2133417</guid>
<pubDate>2015-06-01T06:27:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Mektuplar 2</title>
<description>…ve şimdi bana, beraber yürüdüğümüz şehrin sokaklarını tek başına gezdiğini söylüyorsun. İlk oturduğumuz kafeyi, ilk yemeği, otobüs beklediğimiz durağı ve diğerlerini yanında ben olmadan gezdiğini söylüyorsun. Boş geliyor değil mi şehir… Daha soğuk geliyor ve hatırladığın her yerde bir ben beliriyor değil mi? Her yerde bir ben… Yine de yanında yok oluşum üzüyor belki; üzer tabii… O şehirde günler, haftalar, aylar ve ne acı ki yıllarca yaşadım sensizliği, boş sokakları, renksiz ağaçları… Hep geçmediğimiz, yürümediğimiz yolları kullanmak zorunda kaldım ama her kesişen sokak başında yine sen vardın. Anlayamayabilirsin; ben, benim şehrime senden sonra yabancı kaldım. Şimdi gittiğimi sanıyor herkes, bilmiyorlar yıkılmış, yakılmış virane edilmiş bir şehri son terk edenin ben olduğumu… Onlar şehri yaşıyor sanıyorlar, ben yıkıldığının şahidiyim aslında. Şehri terk etmekle bitmiyor her şey fotoğraflar ve anılar da ardından geliyor ve bir hüzün akşamında nasılsa elinde beliriyor anılar, çay ve sigarada kâr etmiyor yangınına… Her şey canlanıyor sanki dünmüş gibi… Uzatsan elini tutacakmış, arasan konuşacakmış gibi geliyor. Elin uzanıyor telefona ve bir sigara daha yakıyorsun karanlığa… Unuttuğunu sandığın anda anlıyorsun hapsedilmiş bir mahkûmun azli gibi büyün detaylarıyla sarıyor sarmalıyor her yeri hatıralar; gülüyorsun, susuyorsun, özlüyorsun, ağlıyor hatta küfrediyorsun ama… Her şey aradan zaman geçmemiş gibi canlanıyor ellerinin arasında… Tutulmuyor, atılmıyor ve acıtıyor nasılsa… En iyisi hepsini yırtmak fotoğrafların… Önce benli kısımları yırtıp atıyorsun sonra senli kısımlar yalnız kalıyor fotoğrafta… Yırtık olsa da kalanı zihnin tamamlıyor, olmuyor; kalanları da yırtıyorsun… İşte o zaman her şey çok daha zorlaşıyor, bütün hatıralar zemini kaplıyor o daha da bir koyuyor. Yırtık resimlere kıyamazsan eğer muhafazası daha zor oluyor. Hâsılı kelam bazı şeyler yaşanmış hatıraları okumakla ya da edinilmiş tecrübeleri uygulamakla olmuyor. Herkes kendi sevdasını yaşadığı gibi kendi acısıyla da baş etmeyi öğreniyor… </description>
<link>https://www.antoloji.com/mektuplar-2-8-siiri/</link>
<guid>1954634</guid>
<pubDate>2014-01-12T02:45:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Şehir</title>
<description>şehrimizdeydim sensiz bir manası kalmamıştı şehrin  bende terk ettim zaman sonra tekrar geldim gördüm değişmemiş hiçbirşey manasızlaşmamış şehir bizi değil biz birbirimizi kaybetmişiz şehir umursamamış </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehir-125-siiri/</link>
<guid>1893457</guid>
<pubDate>2013-07-29T03:27:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Katilsin</title>
<description>Katilsin sen...  Esmer bir delikanlı, Karayağız bir babayiğit katilisin; Sen, bir güvey, güzel bir gelin katilisin.  Katilsin sen... </description>
<link>https://www.antoloji.com/katilsin-3-siiri/</link>
<guid>1728635</guid>
<pubDate>2012-06-11T01:42:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Gitmeyecektin</title>
<description>ve 'işte tamam' dediğin anda kopacak kıyamet fırtına ya da tufan sen anlayacaksın sadece, kalabalıklar fark etmeyecek  anlamayacaklar, fark etmeyecekler </description>
<link>https://www.antoloji.com/gitmeyecektin-15-siiri/</link>
<guid>1533347</guid>
<pubDate>2011-03-27T00:43:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yıldızlarda Buldum Seni</title>
<description>Yıldızlarda buldum seni  Seninleyken zamanın nasıl geçtiğini anlamaz  gözlerinin derinliğinde kaybolurdum. Ağa kızına aşık bir çobanın çaldığı kavalı dinleyen kuzular misali seni dinler Dizlerine uzanırken fırtınadan kaçan bir geminin kendini sessiz bir limana atışı gibi hayatın tüm zorluklarını ve tüm yorgunluğumu unutur rahatlardım. Sözlerin hep başka bir fısıltı gibi ayrı bir musiki tadında kulağıma gelirdi ellerini avuçlarıma aldığımda ellerim yanar ama bırakamazdım ellerini Ve sen her seferinde daha bir güzel gelirdin bana seni her gördüğümde biraz daha fazla severdim Gönül limanıma demirleyebilecek tek geminin sen olduğunu düşünür onun içinde deniz fenerlerinin sadece senin geleceğin yünü gösterdiğini sanırdım </description>
<link>https://www.antoloji.com/yildizlarda-buldum-seni-siiri/</link>
<guid>1148215</guid>
<pubDate>2009-03-22T04:09:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Tanımak</title>
<description>Daha bi önce tanımak vardı seni Hiç sevilmemiş hiç sevmemişken Ve daha önce bulmak vardı seni Terk edilmemiş terk etmemişken  Yarasız beresiz kırılıp kanamamış </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-tanimak-15-siiri/</link>
<guid>1111829</guid>
<pubDate>2009-01-29T00:39:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Öğretmen Olmalıyım</title>
<description>ben öğretmen olmalıyım mademki ışık vermez dibine mum ben öğretmen olup ışımalıyım  birileri ihtiyaç duyuyorsa karanlıktan kurtulmak için yanmak gerekiyorsa ışık için </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-ogretmen-olmaliyim-2-siiri/</link>
<guid>1070350</guid>
<pubDate>2008-11-26T00:37:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Olmadı</title>
<description>Olmadı canım, olmadı güzelim, olmadı birtanem  Boş dolmadı, dolu taşmadı,  Samanlık seyran oldu ama iki gönül bir olmadı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olmadi-141-siiri/</link>
<guid>1019681</guid>
<pubDate>2008-09-09T00:28:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Yalnız</title>
<description>Sustum  Madem dudaklarım ve kulakların arasına girdi yollar Küstüm Sormadılar Durdum Durmadılar </description>
<link>https://www.antoloji.com/yalniz-109-siiri/</link>
<guid>958205</guid>
<pubDate>2008-05-28T02:47:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 <item>
<title>Hayat Dedikleri</title>
<description>Hiç ummadığım bir an ve zamanda, kirli pabuçlar, zorla çıkılan bir çamurlu yokuşun ardından kendimi sahnede buluverdim. “Oyun oynanacak, çabuk sahneyi temizle ve toparla” dendi; aceleyle işe koyuldum. İş biter, ter diner, fırsattan istifade oyunu da izlerim dedim ama aniden ağır ağır açılmaya başlayınca kalın saten perdeler, sahneden çıkmak gerektiğini anlayarak ayrılmaya çalıştım. Etrafımdaki eller ve bendenler izin vermedi sahneyi terk etmeme; oyun senin dediler ve ittiler. Çıkamadım, elde süpürge kalakaldım. Sahnede ben, süpürge, kirli pabuçlar ve seyirciler…  Bir şey söylemem gerekiyordu ama söylenebilecek tek bir söz bile yoktu. Gölge halindeki simalar beni izliyordu ve tektim sahnede,  kimse yoktu.  Korkuyor, titriyor ama hiçbir şey söyleyemiyordum. Ben bir oyuncu değildim, figüranlık bile bana hayal geliyordu. Düşünüyordum; benden ne bir prens, ne prenses, ne de herhangi bir şey olmuyordu. Elimdeki süpürge bile eğreti duruyordu; ben sahneyi süpürecek ve gidecektim oysa işim buydu… Ben, yine yalnızdım koca sahnenin ortasında ama kalabalıklar ile çevriliydi etrafım ve her yanda insanlar vardı. Yanımda değillerdi, yine tek başıma ve yapayalnızdım. Oyunun benim oyunum olduğunu söylediler ama ben ne oyunu ne de söyleyebilecek bir şeyi bulamıyordum. Eğreti duruyordum zaten sahnede, bütün ışıklar beni gösteriyordu. Karanlıktı diğer yerler; herkes beni görebiliyor, duyabiliyordu ama benim görebildiğim şeyler, gölgelerdi. Tek başına oynanabilecek bir oyun bilmiyorum. Birileri olmalı, bir başrol, bir dublör, ya da herhangi bir şey olmalıydı. Ne yapmam gerektiğini söyleyen bir suflör bile yoktu. Bu oyun, kimin oyunuydu? Yoksa yine bir hata vardı da suçlu mu aranıyordu? Kalabalıklar içerisinde ben hep yalnızdım. Zaten dokunduğum her şey ya donuyor, ya da susuyordu. Tutunamıyordum hiçbir yerde ve gönülde ama şimdi bu sahnede tektim, çağırsam biri duyar mı, gelir mi bilmiyordum. Bu nasıl bir döngü, nasıl bir karmaşaydı? “Şimdi kimi çağırabilirim? ” düşüncesi bile korkutuyordu beni. Sesime bir ses cevap verir miydi? Kim koşardı yardımıma, kim destek olurdu. Yapayalnız ve kimin olduğunu bilmediğim bir sahnedeydim. Benim ne işim vardı burada, neden buradaydım, ne yapmaktaydım? Sonrasında yapacağını bilmeyen biriydim ben. </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-dedikleri-5-siiri/</link>
<guid>929868</guid>
<pubDate>2008-04-03T03:01:00+03:00</pubDate>
<author>Tayfun Karakaş</author>
</item>
 </channel>
</rss>
