<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Suat Tekin Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Dirilir Nemrut</title>
<description>Haydarlı meşeliğinden başlar iniş. Bej mermerlere kara bir yılan gibi uzanan asfalttan gittikçe yeşilden maviye kayar renkler. Azaplı’ya, İnekli’ye, Gölbaşı’na yaklaştıkça iri, azgın bir boğa gibi Meydan Dağı çıkar karşınıza. Kıyılardan ilerleyen ince, asfalt yollar tepeleri aşar, İnce Memed’in Helete’sine gömülür boz bir yılan gibi. Oradan da dar kayalıklardan ve gri, beyaz toprakları yararak beyaz köpüklü Göksuçayı’na iner. Meydan Dağı, Toroslara tutunan Kızılçamlara “Bitti; buraya kadar,” diyerek daha ileriye salmaz ormanı. Belki tek tük serpilmiştir Azikan’a, Akçalı ’ya da daha gitmez öteye. Gölbaşından doğuya ince bir sızıyla kırılan yoldan Adıyaman’a ilerlerken, sağlı sollu fıstıklar, bademler, narlar, elmalar çıkar karşınıza. Güneşle tatlanır, güneşle hayat bulurlar buraların çiçekleri, böcekleri, insanları. Sıcaklarla olgunlaşırlar meyveler, insanlar. Sabahın köründe avlusuz iki katlı evlerden birer ikişer çıkanlar çil yavrusu gibi dağılırlar sağa sola. Karınca misali sağa sola çırpınan basma fistanlı kadınlarla, bıyıkları tütünden sararmış erkekler güneşin yaktığı boncuk bakışlı okulsuz çocukları sürüyerek götürürler tarlalara. Nefes nefese tırmanırlar yokuşları çocuklar. Kornadan ürken bebelerin ağızlarına doluşan sümüğü temizleyen okulsuz çocukların ürkek bakışları birer ikişer düşer toprağa. Nemrut görünür ufukta. Nemrut göz kırpar bir yerlerden. Heybetlidir. Öfkelidir. Meydan okur zamana. Kımıl Dağına tutunur bir yanı; bir yanı ölüler diriltir. Dirilir Mitrades. Dirilir Herakles. Dirilir Karakuş. Dirilir Cendere. Dirilir Antiochos. Dirilir Ay tanrısı… Mor Pavlus… Lucianus… Hey… Hey… Hey… Uyan güneşin çocukları…   Eğriçayı’ndan geçen yol düzlüğe çıkarır sizi. Çiğköfteyle yunmuş yüzler geçer önünüzden tıngır mıngır. Dört mevsim keyfi vurmuştur bakışlara. Dört mevsim kayırmacasız… Dört mevsim bereket… Dört mevsim aydınlık… Güneş, yağmur, kar, nergis çiçekleri…  İşgal edilmiş kaldırımlardan varırsınız çarşıya. Sağda Adıyaman Lisesi, solda Mimar Sinan Parkı… Yorgun sütunlara yaslanmış cam duvarlardan yansıyan ışıklar çarpar yüzünüze Adıyaman Lisesinden. Mimar Sinan’da beyaz çiçekli akasyalar, güller parıldar. Dersleri kırmış çantasız öğrenciler tutuşurlar kavgaya. Mısırcı… Şam Tatlıcı… Mısırcı bağırır: “Kaynamış mısıııır… Haşlanmış mısııır…” Tam susacakken tatlıcı bağırır, “Şam tatlı… Şam tatlı… Bal… Bal…” Kalabalıklaşır çarşı. Ara sokaklardan caddelere karışırlar yorgun yaşlılarla, çarşaflı anneler. Eskisaray Camii avlusunda iki yaşlı, iki tespih, iki takke, iki şalvar, iki terlik oturur banklarda. Serçeler Bir Aralık’tan duyulur. Çocukların topu kaçar yola. Demir kapıdan topu almaya çıkar bir çocuk. Frene basar belediye otobüsü. Arkasından Kolej-Pirin Minibüsü…  Okulu saran toprak damların yerini beton duvarlar, beton evler, beton yollar, beton çatılar almış. Balkonlarında naylon saksılar… Naylon çiçekler… Naylon bakışlar… Naylon yanar kenar mahalle sobalarında. Taş duvarlarla çevrili kaleye varırsınız. Yüzlerce merdiven. Yüzlerce ağaç… Yüzlerce kızılçam, servi, mazı… Kameryalar, çiçek tarhları, güller, çimler… Ramazan topu yorgun, ramazan topu suskun… Kale dedikse tepe… Şehrin ortasında… Bir zamanlar dışındaydı şehrin. Şimdi ortasında… Kılçıklar temizlenmiş! Dökme demirden korkuluklar, yediveren asmalar, sarnıçlı kuyular… İncirler bu kadar bu kadar… Baldan tatlı… Ağzı gözü akan incirler… Kızarmış deve dişi narlar… Temizlenmiş kılçıkları şehrin…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dirilir-nemrut-siiri/</link>
<guid>3296869</guid>
<pubDate>2021-10-22T18:18:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Çobanın Hikayesi</title>
<description>Tesadüf yan yana oturdular.  Kısa, etine dolgun, iri burunlu, alt çenesi çıkık, kalın dudaklı konuşkan adam, “Koyun sürüsünün çobanıyım,” dedi. Ona göre daha uzun, ama zayıf, yaşına göre saçında bir tel beyaz olmayan, güneşten teni yanmış, hatta siyaha çalan, pençeleri iri, omzunda hafif kalburu olan bacakları uzun, ayakları irice, ancak daha masum </description>
<link>https://www.antoloji.com/cobanin-hikayesi-siiri/</link>
<guid>2457355</guid>
<pubDate>2018-03-13T09:53:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Çocuk Tanırım</title>
<description>Bir çocuk tanırım gözleri ve gömleği mavi Bir insan tanırım mavi ağlar geceleri, mavi söyler türküleri Şu basmadan fistan ve çakal korkusu Deniz mavisinde kaybolan yeşil Tuhaf tuhaf bakan ölüler Ve sarnıçlı kuyulara atılan bebeler... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-cocuk-tanirim-siiri/</link>
<guid>2368439</guid>
<pubDate>2017-07-01T17:48:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Anneler İki Kere Ölür</title>
<description>Erkekler ağlamaz Babalar hiç ağlamaz Babalar ağlarsa anneler iki kere ölür </description>
<link>https://www.antoloji.com/anneler-iki-kere-olur-siiri/</link>
<guid>2339092</guid>
<pubDate>2017-04-03T20:47:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüme Ağlarken</title>
<description>Adalet hançer ölüsü gibi kırık ve suskun.  Güneş vazgeçmiyor doğmaktan. Ölü kokuyor toprak. Kan kusuyor bulutlar. Şafağı dövüyor kurşunlar. Yeni dünyaya doğmak lazımmış. </description>
<link>https://www.antoloji.com/olume-aglarken-siiri/</link>
<guid>2281940</guid>
<pubDate>2016-09-26T21:17:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Sardunyalar Açtı</title>
<description>Her bahar yeniden açar çiçekler.  Papatyalar yağar saçlarına yıldızlardan kayarak. Her dakika sana ağlar sabahlar. Gözler nemli, saçlar dalga dalga… Bir çığlığa gülüyor yıldızlar. Gör beni diyor dar vakitte. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sardunyalar-acti-siiri/</link>
<guid>2275071</guid>
<pubDate>2016-08-29T18:00:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Şehir Doğurdu</title>
<description>Şehir doğurdu çocuklar.  Anneler küstü toprağa.  Susmayın prangalar. Kirlendi Dicle, kustu Fırat. Şafağa tutunmuş bir el. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehir-dogurdu-siiri/</link>
<guid>2221603</guid>
<pubDate>2016-02-16T14:11:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Deniz Mavisi tramvaylar</title>
<description>Elinden alınmıştı deniz mavisi tramvayların sarhoşluğu. Güvertelerinde filinta kurşunuydu afili kızların bakışları. Terleyen avuçlarına düşen tekliğe ağlıyordu yürekler. Gamsız bir hayanın onursuzluğuydu gözyaşları. Balon şişirmek istiyordu çocuklar. Yıldızları saymak istiyorlardı parmak uçlarına basmadan. </description>
<link>https://www.antoloji.com/deniz-mavisi-tramvaylar-siiri/</link>
<guid>2210246</guid>
<pubDate>2016-01-12T09:51:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Bu Böyle Sürmez</title>
<description>Gömülen nankörlüklere isyanım. İpe dizilmiş boncuk bakışlar. Sürmez bu böyle sevgili Konuşma, gülme, sakın kendini. Ölemezsin sen. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bu-boyle-surmez-siiri/</link>
<guid>2097310</guid>
<pubDate>2015-02-19T10:45:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Şiir Sabahı</title>
<description>Acıya fiske vuran sabahlar. Gün ışığına darbe, geceye isyan bayrağı çeken kelimeler. Köküne eşkıya öfkesi döktüğüm geceler... Canıma okuyan şiirler. Ölümü sizin kadar sevmeye hazırım. Her dokunuşu yeniden yaratmak kadar kutsal, </description>
<link>https://www.antoloji.com/siir-sabahi-siiri/</link>
<guid>1906684</guid>
<pubDate>2013-09-06T14:36:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Keko</title>
<description>Keko gözümsün. Keko nurumsun. Keko kavgamsın. Çocukluğum, gençliğim, hevesimsin. Yanlışım, doğrum, vicdanımsın. Seninle açtım gözümü, seninle yaşadım acıları. Seninle süründüm, seninle tutundum hayata. Yaşımız küçük, boyumuz kısa, fikrimiz inceydi. </description>
<link>https://www.antoloji.com/keko-5-siiri/</link>
<guid>1899252</guid>
<pubDate>2013-08-15T15:34:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Eskisaraylıyım</title>
<description>ESKİRAYLIYIM  Taş döşeli yollarda öğrendik her şeyi. Her şeyi öğrendiğimiz şehir, henüz şehirdi. Şehir genç, bizse çocuktuk. Taşlara basarak, toprakla oynayarak büyüdük. </description>
<link>https://www.antoloji.com/eskisarayliyim-siiri/</link>
<guid>1899227</guid>
<pubDate>2013-08-15T13:17:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Avcı</title>
<description>Gözü pek bir avcı gibi iki kanatlı yavru kovalamaya benzemez bu. Her an yakalamalı avcı avını. Üç gram et ve kadife tüylerde değil tılsım. Marifet ölçmekte... O uçacak, sen kovalayacaksın O duracak, sen durmayacaksın </description>
<link>https://www.antoloji.com/avci-48-siiri/</link>
<guid>1820686</guid>
<pubDate>2013-01-23T15:03:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Karanlıklar Çocuğu</title>
<description>Bohemdi... behemehal... Aydınlık sokakların çocuğu. Tasalanma, uyar bize karanlıklar. Terk etmeyiz, kimsesizliğe karanlıkları. Ayıplarımızı sakladı örtüsüz akşamları  </description>
<link>https://www.antoloji.com/karanliklar-cocugu-siiri/</link>
<guid>994785</guid>
<pubDate>2008-07-30T14:09:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Cemre Düştü</title>
<description>Cemre düştü balam ay ışığına; tenimi yakıyor...  Ihlamur ağacına sürdüm, iri iri Damar damar süzüldü yapraklar Keşke sen olaydın yanımda da sana düşeydi cemre Sana düşeydi gölgesi de, kızaraydı nar gibi tenin Ben dokunaydım </description>
<link>https://www.antoloji.com/cemre-dustu-2-siiri/</link>
<guid>661510</guid>
<pubDate>2007-02-15T13:22:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Nihavent Şarkı</title>
<description>Ölüm nihavent bir şarkı. Güftesiz melodi. Tozlu yolların söktürdüğü uzaklığa giden bie mey. Namus şerefli ölümün gediğine yatmış, tırnaklara kazımış adını  </description>
<link>https://www.antoloji.com/nihavent-sarki-2-siiri/</link>
<guid>604039</guid>
<pubDate>2006-12-11T17:30:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Meğer Post Kavgasıymış</title>
<description>Sarhoşum körkütük ne yazayım Delilik aklıma sayılmış bir kere Elimde değil ki nasıl bozayım Üzerimden attım yüz kere bin kere  Hayatı tanımak ayakta durmakmış anladım amma </description>
<link>https://www.antoloji.com/meger-post-kavgasiymis-siiri/</link>
<guid>587544</guid>
<pubDate>2006-11-22T07:16:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Ölü Bedende Ruh</title>
<description>Ne kalır ölü bedende ruh Ne de yaşayan bedende can Sarmış her yanı güruh Kimseye faydası olmayan </description>
<link>https://www.antoloji.com/olu-bedende-ruh-siiri/</link>
<guid>577029</guid>
<pubDate>2006-11-08T13:17:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Anlayabilmek</title>
<description>toprağına taşına sürdüm yüzümü iki kaşımı iki gözümü param parça ettim dirseğimi dizimi  kıymet, kıymetsiz kalmadan bilmektir o sana gelmeden ayağına gitmektir </description>
<link>https://www.antoloji.com/anlayabilmek-4-siiri/</link>
<guid>566603</guid>
<pubDate>2006-10-25T15:55:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 <item>
<title>Fırat'a Ağlıyor Bugün</title>
<description>Şafak vaktiydi. Kağnılar düşmüştü yola. Gidiyorlardı ağır ağır şose yoldan. Güneş soğuktu ayrılık vaktinde. Yıldızlar yas tutuyorlardı köye bakan iki koldan  </description>
<link>https://www.antoloji.com/firat-a-agliyor-bugun-siiri/</link>
<guid>564993</guid>
<pubDate>2006-10-22T13:29:00+03:00</pubDate>
<author>Suat Tekin</author>
</item>
 </channel>
</rss>
