<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Song&#252;l U&#231;ar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>21 Mayıs</title>
<description>Ey beni ben yapan CED-dim!  Hissederim tepeden tırnağa ben SEN-im..! Duyarım derinlerden gelir sesin, ...ve alnı ak! Yüzü pak bir nesil istersin...Buradayım..! Bana miras onurumla..! </description>
<link>https://www.antoloji.com/21-mayis-siiri/</link>
<guid>2131018</guid>
<pubDate>2015-05-27T03:58:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Yansımalar  Divane</title>
<description>Ne o?  Yüreğine taktığın kanatlar... Tutmasan! Sanki bin ömür uçacaklar... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yansimalar-divane-siiri/</link>
<guid>1815802</guid>
<pubDate>2013-01-13T06:58:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Yansımalar... Güneş</title>
<description>Ah gönül ah! Güneş benim için mi doğar dersin?  Ayyayy ayy! Görmez misin? Güneş olduğu yerde durur, Etrafında dönen sensin... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yansimalar-gunes-2-siiri/</link>
<guid>1672197</guid>
<pubDate>2012-01-30T08:54:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Sessizliğin Sesinden...Akşamüstü...</title>
<description>Buğulu pencerenin ardında, Karlı bir akşam üstü... İçerde taze dem kokusu, ... ve sessizlikte çaydanlıktan boşluğa yayılan, Biraz sıcak, Biraz derin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sessizligin-sesinden-aksamustu-siiri/</link>
<guid>1670978</guid>
<pubDate>2012-01-27T16:01:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Sessiz ve Derin...Kabul...</title>
<description>Ruhum kül eden bir arzuda kavrulurken, Nasıl da yabancı tenim tenine, nasıl… Gözlerim... Ellerim... Dudaklarım sevgine  nasıl da el..! Nefesin ben-den uzak, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sessiz-ve-derin-kabul-siiri/</link>
<guid>1669407</guid>
<pubDate>2012-01-24T02:18:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Sessiz ve Derin...Lerzan Gönül...</title>
<description>Konupda dalına gülün, vuslat diler giryan bülbül, A-yünundan ab-ı dide, süzülür de baran olur. Ol baranın zerresiyle, yanıp kavrulurda son-gül, Yüreğinden akan gül-ab, bülbül içün kevser olur.  Nar-ı ateşlere düşüp, yandın ise ey leb-i lal, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sessiz-ve-derin-lerzan-gonul-siiri/</link>
<guid>1669404</guid>
<pubDate>2012-01-24T02:03:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Sessizliğin Sesinden...Sır...</title>
<description>De ki;  Denge...ve huzur...ve sükunet evrende hep vardı. Gel gör ki; Onu ince ince işlemek zordu ve bir kaç deliye kaldı... Sormadı..! O yüzden bilmedi; kaçı başardı, Kaçı yarı yolda kaldı..? </description>
<link>https://www.antoloji.com/sessizligin-sesinden-sir-siiri/</link>
<guid>1641409</guid>
<pubDate>2011-11-28T12:25:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Ser Seru...</title>
<description>Gelipde geçmeyen ne var..?  Mutluluk mu? Acı mı? İnsan mı? Gelenin hoşluk gidenin boşluk hediyesi... Gelenle sarhoş gidince berduş mu olacaksın gönül? Gelen de sensin giden de... vakit tamam..! Gün yeni bir gün ve atılmıştır yeni başlangıçların ilk adımı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ser-seru-siiri/</link>
<guid>1601976</guid>
<pubDate>2011-08-21T07:58:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Şey...</title>
<description>Gülmekle ağlamak, Coşmakla kanamak, Ölmekle yaşamak, Olmakla olmamak, Heple hiç arasında bir şey…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sey-14-siiri/</link>
<guid>1591467</guid>
<pubDate>2011-07-30T13:37:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Ne Saz Bilir Ne Söz...</title>
<description>Bir rüzgâr eser uzak diyarlardan… Sessiz bir şarkının, Ilık nefesi çarpar solgun bir yanağa. …ve bir yaz gecesi meltemiyle, Titrer sevdalı gönülde, Ürkek bir mumun alevi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-saz-bilir-ne-soz-siiri/</link>
<guid>1580959</guid>
<pubDate>2011-07-05T00:53:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk'a Dair</title>
<description>Bazen yetersiz,  Bazen de gereksizdir tüm sözler, .............................................Cümle şarkılar. Özünde yanan aşk-sa, Göz söyler, ...............Yürek anlar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-a-dair-39-siiri/</link>
<guid>1553081</guid>
<pubDate>2011-05-06T10:11:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Yansımalar... Aşk</title>
<description>Olan ol-du, Aşk ol-du...  Yol boyu raks eyledi güneş, ….Zarif ve coşkun akan dereyle. Gel gör ki deniz, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yansimalar-ask-2-siiri/</link>
<guid>1547570</guid>
<pubDate>2011-04-25T10:53:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Kar  Makale</title>
<description>Karın lapa lapa yağışını izlerken içime tarifi imkânsız muazzam bir coşku, harikulade bir huzur ve mutluluk doluyor. Birde, yağmur yağarken hissederim aynı şeyleri… Sanki bir kargaşa gizlidir bu sessiz düşüşlerin ardında, bir coşku, telaş, kararsızlık… Bir boyun eğiş belki ama vakur bir mutluluk… ve büyük bir tutku, özlem mutlaka... Tüm evreni içine sığdıran, tüm duyguları kapsayan bir kavrayış hissederim tenime değen her bir kar tanesinde yahut yağmur damlasında… ve kanıma işleyen bir sıcaklık; eriyip yanaklarımdan kayan her bir zerrede… - yüzyıllar öncesinden miras kalan bir içgüdü ile belki de kim bilir- uçsuz bucaksız vadide yağmurdan kaçıp bir kaya kovuğuna sığınarak çalı çırpı ateşinde ısınmak isterim. Ciğerlerime derin derin toprağın ve yağmurun kokusunu çekmek ve sadece karnımı doyuracak kadar yiyeceğin tasasında, yalnız geceyi geçirecek kadar gelecek kaygısında olmak… Tenimle birlikte kalbimi de yakan bir tutkuyla, belki de hiç gelmeyecek 10 yılları ya da hiç olmayacak çocukları düşünmeden yanıp kavrulmak yüreğimin tüm coşku ve arzusuyla…  Karın sessiz sessiz yağışını izlerken temel taşlarından biri olduğum doğaya ne kadar yabancılaştığımı fark ediyorum birden… ve ne kadar özlediğimi onun parçası olduğumun farkında olmayı, buna ne kadar ihtiyacım olduğunu… Rüzgârın önünde savrulan sarı yapraklarda -belki biraz hüzün dolu ama- büyük bir coşku hissediyorum, heyecan dolu bir yolculuk… huzur dolu sıcak bir sığınak var sanki takılıp kaldığı kuytu köşede… Sandığımız gibi bir terk ediş bir bitiş ya da… ya da ne bileyim bir kahrediş olmadığı, tersine olgun bir kabulleniş ve olağanüstü bir bütünlük var gibi gelir sonbaharda da…  Karın yavaş yavaş tükenişini izlerken içimde gerçek bir hüzün ve büyük bir özlem beliriyor. Ne garip… işte bu dakikalar bana bir ayrılık ya da terk edişi, apansız bir gidiş belki de ölümü hatırlatıyor ve acıyor içim… Sanki sessiz bir ağıtla ağlıyor her bir hücrem. Uçsuz bucaksız topraklar, ağaçlar, hayvanlar, binalar, dağlar… Hepsinin, hepsinin bir yanı kanıyor aynı ağıtla sanki… Gözlerimi kapayıp toprak ana oluyorum… Kuşların dalımda öttüğünü, hayvanların kuytularımda koşup, yavruladığını, otların, tarlaların tenimde yeşerip yetiştiğini hayal ediyorum… ve kocaman insanların; surlar, kaleler ya da duvarlar ardına saklanıp yalnızlaşan küçücük insancıkların tersine; göğsüme uzanıp sere serpe huzur içinde uyuduklarını, koşup oynadıklarını, yiyip içtiklerini… Biraz buruk vedalaşırken kar taneleri ya da yağmur damlalarıyla, tenime bıraktığı damlacıklar için şükranlarımı sunuyorum, kokusu ve ondan kalanlarla avunmaya çalışarak…  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kar-makale-2-siiri/</link>
<guid>1534195</guid>
<pubDate>2011-03-29T12:35:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Hesap Extresi- Makale</title>
<description>Varolmanın tüketmek gibi bir BEDELi var; evet bedel! ... çünkü bu bedeli ödemez isek ya açlıktan ya da kederimizden ölürüz... :)  Nasıl mı? Şöyle:  Doğduğumuz an, tüketmeye başlıyoruz ömrümüzü, yine tüketmeye başlıyoruz doğanın bize sunduğu gıdaları, güzellikleri, havayı, canlı ve cansız milyonlarca,milyarlarca varlığı... Tüketiyoruz sevgileri, korkuları, özlemleri, öfkeleri, umutları, hayalleri... özetle; duyguları! Bilinmeyeni tüketiyoruz, çünkü öğreniyoruz (azalan bişey bitiyor demektir, yani tükeniyordur, bu evrensel bir gerçek değil mi?)  :) </description>
<link>https://www.antoloji.com/hesap-extresi-makale-siiri/</link>
<guid>1534194</guid>
<pubDate>2011-03-29T12:33:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Parantez...  Makale</title>
<description>)     Virgülsüz metinler gibi hayatlarımız, dur duraksız, soluksuz, bir çırpıda tükettiğimiz... Ne kadar uzun olursa olsun ve ne kadar yoğun ya da kıymetli şeyler yaşanırsa yaşansın, hiçbir şey anlamadan geçirdiğimiz yıllar, hiçbir şey anlatamayan kelime yığınlarına dönüşmüştür, fark etmeyiz. Kafiyesiz, uyaksız, hecesiz, vezinsiz şiirler olur kimimizin hayatı… Ölçüsüz ve hoyratça alt alta sıralanmış dizeler vardır -ki her mısra rüzgâra kapılmış yelkenliler gibi savrulup yitmiştir sanki açık denizlerde, ne bir rota ne de dümen vardır kaptanın elinde… Doğduğumuz an kulağımıza fısıldanmaya başlanmış türküleri kâh mırıldanıp kâh haykırarak yol alırız açık denizlerde, kalabalık yalnızlığımızla… istesek de istemesek de, sevsek de sevmesek de, yansak da donsak da, farkında olsak da olmasak da..!   Bir şeyler olur bazen ve yarım nefeslik, bilemedin bir nefeslik bir mola vermek zorunda kalırız, elimizde olmadan ya da olarak, ne fark eder ki? Önemli olan nefes almak! Öyle değil mi?  :)     Şansı olanlarımız işte bu kısacık an-lar da fark ederler an(lam)    sızlığın akıntısında an-lam aramakta olduğunu… Derin bir sessizliğin içinde duydum sandığı seslerin, gördüm dediği kalabalıkların bir hayal olduğunu ve “benim” dediği her şeyin avuçlarından nasılda kayıp gittiğini... Şöyle bir silkinip çeki düzen vermek, hayatında noktalama işaretlerine de yer vermek ve anlamlı cümleler oluşturmak için derin derin nefesler alır, ama sonra yeni bir farkındalık fakat eski alışkanlıklarla, aynı nesirleri yazmaya devam eder çoğunlukla… En içler acısı farkındalıklar ise genelde, hikâyenin bittiğini gösteren o son noktayı koymak üzereyken gerçekleşir, ana fikri olmayan hayatlarımızda...ve uykuda geçen bir ömür için üç nokta bırakırız arkamızda...Üç nokta! “dün”, “bu gün” ve “yarınların” anısına…  Bir dönüş yapsak şimdi tamda bu noktada, örneğin şöyle cümlelerle alsak virajı: “Nedir hayat? ”,” Anlamı nedir? ”...soru işareti giriverir hikâyemize ve o üç noktanın birini takar kuyruğuna, böylece “dün” kalır oracıkta. Sonra kalan iki noktayı üst üste koyup kurduğumuz cümlelerle anlam katarız “bu gün” ve “ yarın’lara”. Gökkuşağının renklerine, gecenin karanlığı ve gündüzün aydınlığını da katarak boyamaya başlarız zamanı… “Bu gün” parmaklarımızın ucunda duran alttaki, “yarın” sa gözümüzün ucunda olan üstteki nokta. Diğer tüm renkler bu ikisinin arasında..!  </description>
<link>https://www.antoloji.com/parantez-makale-siiri/</link>
<guid>1534190</guid>
<pubDate>2011-03-29T12:26:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Günce I</title>
<description>Yelkenleri indirdim!  İsyan bayrakları dalgalanıyor hala dik kuyruğumda. Bildik, ………tanıdık, …………………ya da güvenli hiçbir limana götürmüyor rüzgar şu sıralar. Şu sıralar, </description>
<link>https://www.antoloji.com/gunce-i-3-siiri/</link>
<guid>1506088</guid>
<pubDate>2011-01-21T22:53:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Sorular -2</title>
<description>Nereyi görmek istiyorsan, Ora-ya bakarsın. Neyi görmek istiyorsan, O-na bakarsın. Nasıl görmek istiyorsan, Öyle! bakarsın. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sorular-2-9-siiri/</link>
<guid>1488553</guid>
<pubDate>2010-12-10T00:41:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman</title>
<description>Ol-m-a-k ve Öl-m-e-k Farkı; İki nokta bir çizgi. ...ve zaman </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-1056-siiri/</link>
<guid>1414247</guid>
<pubDate>2010-06-27T13:11:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Üç Nokta...</title>
<description>An be an göçüp giderken dünyadan, Bir parantez açtık hayata, ......................................ne varsa sanki? Yaşamın tekdüzeliğine bir anlam ararmış gibi, En uzun, .............en güzel, </description>
<link>https://www.antoloji.com/uc-nokta-92-siiri/</link>
<guid>1385141</guid>
<pubDate>2010-04-29T00:17:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 <item>
<title>Öylesine -2</title>
<description>Sus!  Lüzum yok, Söyleme bir tek kelime bile..! Bir yol çiz, Yüreğinden gözlerine... Gözlerinden gözlerime bir yol..! </description>
<link>https://www.antoloji.com/oylesine-2-8-siiri/</link>
<guid>1302260</guid>
<pubDate>2009-12-12T19:37:00+03:00</pubDate>
<author>Songül Uçar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
