<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Sibel Onbaşıoğlu Varol Şiirleri
</description>
 <item>
<title> Mumya</title>
<description>Uzun bir süredir, kendimi tarihi eser gibi hissediyorum...  'sen gittğinden beri yani'  Hani şu vakıflar müdürlüğüne bağlı olup, yıkılması ya da onarılması mümkün olmayan ve kendiliğinden tarihe karışana kadar göya saklanan antika yapılar gibiyim...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/mumya-11-siiri/</link>
<guid>1316384</guid>
<pubDate>2010-01-05T15:43:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Kıyam/et</title>
<description>Hayatın sırları var, evrenin sırları var bizzat biz kendimiz dahi bize göre sırrız... Gördüğümüz herşeyin bir başka yönü, boyutu, açısı var...  Hayata tutunmaya çalıştığımız ilk dünyasal mekanımız olan annemizin karnı belkide en özgür olduğumuz yer... Bütün dünyasal ve insansal öğretilerden uzak, kendi kendimize ve kendi halimizde içimizden geldiği gibi yaşadığımız tek mekan orası... Doğduğumuz anda ve yerde başlıyor üzerimizden inançlarını ve buna bağlı ritüelleri geçirmeleri, bizim ülkemizde örneğin, yeni doğan korkuları vardır, lohusa korkusu, al basmasıda derler falan filan, her yörede değişik ama genelde aynı içerikli şeyler yaparlar inançlarını ve bunun ritüellerini gerçekleştiren inanç yönlendiriciler...  Hristiyanlar bilinen en hurafeci insanlardır geçmişten bu yana, malum herkesin neredeyse ezberlediği filmlerde şeytan çıkarma ayinleri vardır mesela, 13. rakam uğursuzluğuna inanmaları, kiliselerin korunan kutsal mekanlar olduğunu düşünmeleri, e tabi hangi dine mensup olursa insan o dinin mekanlaştırılmış ibadethanesini kutsal sayıyor, oysa kutsal diye bir kavram yok, ne mekansal olarak ne de inançsal olarak...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kiyam-et-4-siiri/</link>
<guid>1307668</guid>
<pubDate>2009-12-21T16:32:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Küresel Sapıklık</title>
<description>Gündemi kimler nasıl belirliyor değil mi, tartışmak istediğimiz konuyu bile kendimiz seçemiyoruz... Heryerde hep aynı konular ve hep aynı cümlelerle tartışılıyor! Tıkandı kaldı insanlık, küresel bir sapıklığın içinde...  Bir kafeste tutulan kobay fare gibiyiz, silindirin ortasında koşup duruyoruz! ! ! Bir yere gidiyoruz sanıyoruz da,dönüp dönüp durduğumuzu farkedemiyoruz.  Küreselleşme adı altında her birimizi kobaylaştırıyorlar, tüketmek tüketmek ve tüketmek için...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/kuresel-sapiklik-siiri/</link>
<guid>1304417</guid>
<pubDate>2009-12-16T11:06:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Yok/um Aslında Ben!</title>
<description>Yoksulluk ve yoksunluk aynı şeyler değil. Yoksulluk giderilebilir birşey ama yoksunluk ebedi olabilir...!   Aynaya baktığımda yüzümde korkunç bir olgunluk, sonsuz bir durgunluk, anlamlı bir bakış görüyorum artık. Ne kadar çok biriktirmişim meğer... Çok eskiden yılda bir kaç kez boşaltırdım tavanaralarımda kalanları, biriken tozlanan örümcek ağı bağlayan duygularımı... Şimdi hissizim... Morfin yutmuş gibi... Halsizim...  Geçenlerde hiç tanımadığım ve beni ilk kez gören biri 'gözlerinizde korkunç acılar var gibi, bakışlarınız insanda tuhaf bir korku duygusu yaşatıyor' dedi... Gidip aynaya baktım... Oysa saklıyorum içimdekileri sanmıştım... Sizin mesleğiniz nedir diye sordum, psikoloji okudum ve danışmanım dedi... Artık yüzümde ve gözlerimde durağan bir acı kalmış, görüyorum onu kendime her baktığımda...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yok-um-aslinda-ben-siiri/</link>
<guid>1292313</guid>
<pubDate>2009-11-23T11:58:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title>Ses</title>
<description>Dalgın mışım Yorgun muşum Kırgın mışım Kızgın mışım Deliy mişim Huysuz muşum </description>
<link>https://www.antoloji.com/ses-148-siiri/</link>
<guid>1289252</guid>
<pubDate>2009-11-17T09:45:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Sosyal Gazi</title>
<description>olduğu gibi kabul edersen sana sunulanları hayat güllük, aşk gülistanlık, dünya halleri doğuştan kusurluysan eğer, bir türlü oturmuyorsa yerine taşlar ağırıyorsa başın fedakarlığının sınırı yok sanıyorsan </description>
<link>https://www.antoloji.com/sosyal-gazi-siiri/</link>
<guid>1289249</guid>
<pubDate>2009-11-17T09:43:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Ne Desem?</title>
<description>Aylardan Kasım...  Kasımpatı kokarken sokaklar, önünden geçtiğim her ağaç dökülen yapraklarıyla selamlarken beni ve birlikte gezindiğim sonbaharı... İçime anlatılmaz duygular çörekleniyor. Adına ne hüzün diyebilirim bunun, ne sevinç... Öyle karmaşık, öyle içsel...  Biraz ağlamaklı, biraz hayranlıkla bakıyorum sarıya çalan doğaya... Öylesi sana ait hissederken kendimi, senden koparılıp atılmış bir yaprak gibiyim şimdi... İçim parçalanıyor... Dudaklarımdan çıkmak için sıraya giriyor kelimeler ve hepsi birden üşüşünce hiçbiri çıkamaz oluyor biranda... düğümlenip kalıyorum işte böyle, ne desem, ne söylesem ya da neyi tutsam içimde bilemeden sürükleniyorum sel suyuna kapılmış kuru bir dal gibi...  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ne-desem-37-siiri/</link>
<guid>1289248</guid>
<pubDate>2009-11-17T09:41:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title>Tetikçi</title>
<description>Bir dokunsan bin ahh işitirsin halimden, fakat ben ahh edemez oldum...  Bir dokunuyorum bin ahh işitiyorum herkesten... Gülümsüyorum, Bu aralar olura olmaza, kendime ve herkese gülümsüyorum... Bu iyi birşey mi dersin?  </description>
<link>https://www.antoloji.com/tetikci-10-siiri/</link>
<guid>1289245</guid>
<pubDate>2009-11-17T09:33:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Tersyüz</title>
<description>yalancı cennetin hayalet melekleri kürtaj ettiler bütün dinleri kutsanan ile kutsal olan karışır birbirine ruhsuzdur tapınak şövalyeleri </description>
<link>https://www.antoloji.com/tersyuz-5-siiri/</link>
<guid>1270765</guid>
<pubDate>2009-10-17T01:23:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Düş/ten</title>
<description>küçük bir kız çocuğu  elinde  ana karnında  </description>
<link>https://www.antoloji.com/dus-ten-siiri/</link>
<guid>1270763</guid>
<pubDate>2009-10-17T01:18:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Hüzzam Beste</title>
<description>Hayal kırığı batar topuklarıma Yürüdüğüm yol üzerinde Artık sevda/sız/lar Gül dalına düşer Bir damla düş, ağlar Rengi sarılık kesmiş </description>
<link>https://www.antoloji.com/huzzam-beste-8-siiri/</link>
<guid>1270761</guid>
<pubDate>2009-10-17T01:17:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Bağ</title>
<description>Ne gariptir Toprağın altında Kalanla vedalaşmak Bir daha asla Göremeyecek olmak Ne tuhaf! </description>
<link>https://www.antoloji.com/bag-14-siiri/</link>
<guid>1270755</guid>
<pubDate>2009-10-17T01:13:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Palyaço</title>
<description>yüzlerce gülümseyen surat çarkın dişlisine takılmış zerafet en kötü oyununu sergilemiş ve perde kapanmış nihayet  en çok kendini kandırmış palyaço </description>
<link>https://www.antoloji.com/palyaco-47-siiri/</link>
<guid>1270754</guid>
<pubDate>2009-10-17T01:11:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 <item>
<title> Zor Yıllar</title>
<description>Allah göz vermiş göresin diye Kulak vermiş duyasın diye  Görmeden bakma Duymadan dinleme  </description>
<link>https://www.antoloji.com/zor-yillar-28-siiri/</link>
<guid>1270753</guid>
<pubDate>2009-10-17T01:09:00+03:00</pubDate>
<author>Sibel Onbaşıoğlu Varol</author>
</item>
 </channel>
</rss>
