<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Seyyid Ali &#214;z&#231;elik Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Gölge Üstünde</title>
<description>ya açık bir tarafı, ya kapalı,  sonu görünmeyen  bir ipin gölgesinde yürüyor  </description>
<link>https://www.antoloji.com/golge-ustunde-siiri/</link>
<guid>1066636</guid>
<pubDate>2008-11-20T22:36:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Miyop</title>
<description>Bakmakla görmek arasındaki  ayırımda yitirdiğim görüleceklerdi  en büyük eksikliğim,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/miyop-siiri/</link>
<guid>1066632</guid>
<pubDate>2008-11-20T22:35:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Üstünlük</title>
<description>Geçiş üstünlüğü vardı  bizim hayatımızda zamanın.  Her ne kadar dur diyenler olsa da  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ustunluk-2-siiri/</link>
<guid>1066631</guid>
<pubDate>2008-11-20T22:34:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Sarılsıklam</title>
<description>Sarılsıklam oldum bu akşam, Saçımızdan başımızdan akarken Şelalelerce damlalar, saklıyor ardında cüretkar bakışları. Ve gülüşlerimiz bir ayrı, söz söyleyemeyen dudakların tercümanı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sarilsiklam-siiri/</link>
<guid>990477</guid>
<pubDate>2008-07-22T20:01:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Aşkıyam</title>
<description>Ey Aşk!  yayılsın namın, Seni bilmeyen gönüllerde; eşkıyadır diye... Aşkıyam, Haraç kesenim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/askiyam-siiri/</link>
<guid>990472</guid>
<pubDate>2008-07-22T19:48:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Işığın Yarası</title>
<description>Işık bir garip giriyordu, kırık camların arasından. Acıtıyordu belki de beyaz kanatlarını kırıklar. Kanı sanki bir kadife tadındaydı, okşarken yüzümü; yoksa bu yüzümü ısıtan kanayan yanları mıydı? Dolaşsa da savura savura saçlarını, çığlıklar duyuyordum, haykırışlar, imdatlar, ışığa yani umuda ait... Bir çaresi vardır elbet umudun yaralarını sarmanın,bir umudu olmalı ışığın, solma ihtimaline inat... Ölmemeli ortada sadece bir karaltı bırakarak. Solan ışığın faili var mıdır ki meçhul olsun. Pek bir kimsesiz, pek bir mahmur, boynu bükük ışık... Cesur değil aşamıyor engelleri, her ne kadar aydınlatsa da cesur ellerde en ücra karanlığı ve rahatlatsa da varlığı, göstermez ki tutan elleri ve o eller kara mıdır bilinmez görünmediğinden; belki de görmek istemediğimizden.   Kırık camlı pencerenin yanına gittim. Daha fazla kanatmasın diye ışığın kanatlarını, açtım pencereyi ardına kadar. Özgür kaldı, açılan pencereyle, içerdeki korkular ve özgür kaldı içeri acısız dolan ışık, bir büyük huzuru yanında getirerek. Gözler aramaz oldu tanımadığım isimleri, zaten kim vardı ki etrafta, özgür bir ışık seli ve yüzü yedi renkli kana bulanmış bir garipten başka? ...  02/09/2003 </description>
<link>https://www.antoloji.com/isigin-yarasi-siiri/</link>
<guid>777852</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:44:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Bilinmeyen</title>
<description>ince ince suzuluyordu gözyaslarim, nedensiz. akmak istiyorlardi sadece, futursuzca. eksik yanlari vardi belki hayatimin, belki özlemistim seni ve belki seni özlememis, seni özleyememis olmamin acisiydi saliveren onlari. nedensiz aglamak ne dertmis, bir bebegin aglamasindan bile ne istedigini anlar, karni acikti dersin, alti degisecek dersin... ama bilmemek kendi aglayislarini. Velhasil bir neden bulayim da kendimi kandiracak, gecer mi bilmem ama bilmediklerim... </description>
<link>https://www.antoloji.com/bilinmeyen-24-siiri/</link>
<guid>777851</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:43:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Gül...</title>
<description>Gülseyidim Gülseyidim Zaman varken Doya doya Gülseyidim. Şimdi oturda </description>
<link>https://www.antoloji.com/gul-211-siiri/</link>
<guid>777849</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:41:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Güzel</title>
<description>Ne güzeldin rüyamda, Ve seni ilk gördüğüm anda. Seni fazla tanımasam da, Ne güzelsin hatırımda. </description>
<link>https://www.antoloji.com/guzel-155-siiri/</link>
<guid>777846</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:39:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Olabilmek</title>
<description>Olabisem şuan yanında.   Kurtarsam kelepçelerden ellerimi,  prangalardan ayaklarımı,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/olabilmek-4-siiri/</link>
<guid>777843</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:37:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Şarkı</title>
<description>Ne zaman bir şarkı mırıldanmaya başlasam, gülümsüyorsun ya;   istiyorum ki, gece gündüz düşmesin dilimden,  o yarım yamalak bildiğim şarkılar. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sarki-53-siiri/</link>
<guid>777841</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:35:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Rüzgâr</title>
<description>Ne bilir deniz dalgalanmasını,   rüzgar tenini okşamadıkça.  Ne bilir bizim diyar yağanı,  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ruzgar-224-siiri/</link>
<guid>777840</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:34:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Yağsu</title>
<description>Suyun en hüzünlü anlarıydı yağmur olmak,  düşmek yere bulutundan ıraklaşarak. Bilir miydi ki o bulutlar, o üzgün damlaları bir gün denize varacak... </description>
<link>https://www.antoloji.com/yagsu-siiri/</link>
<guid>777837</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:33:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Düşüncesiz</title>
<description>Sendin tek düşüncem, izin vermedin şimdi düşüncesizim, kimsesizim. korkarım seviyorum demekten </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusuncesiz-siiri/</link>
<guid>777834</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:32:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Zaman, aman...</title>
<description>Ey sevdiğim  niçin atıp tutarsın ardından zamanın? Alıngandır, dinlemez senin amanın. hiddetlenir, göstermez </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-aman-siiri/</link>
<guid>777832</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:31:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Varken...</title>
<description>İçimdesin, yoğun bir sadelikle İşlemişsin her bir hücreme. Şarabımsın, hemen kanıma karışan sarhoşunum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-varken-18-siiri/</link>
<guid>777831</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:29:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Kapat Gözlerini, kimse...</title>
<description>Yeşil gözlü olmak… ister miydim bilmiyorum yeşil gözlerimin olmasını. Bilmem nedir –bilir miyim ya da- nedeni ve yakıştı mı rüyaya. Ben çok severim rüya görmeyi, belki sık görmeyişimden, belki de görüp de hatırlamayışımdan. Sanırım hayal kurmalarımdır, rüyalarıma engel. Uzun uzun hayal kurmalarım. Kavgalarım, dövüşlerim, sevişlerim, ölüşlerim… uyumadan önce kendi kendime oynadığım kısa metrajlı filmlerim benim. Hiç birincisini seçmedim hayallerimin, Oskar’ını veremem en iyi oyuncu seçip ne kendimi ne de esas kadını.   Her gün yenisini kurgulasam da genelde hayata en uyarlanabilir olan kurgu üzerinde iyileştirmeler geniş yer kaplar bunlarda. Ama elbette o günün gündemi farklılaştırır her birini. Tabii bazen bu hayallerim yüzünden sıkıntı çektiğim oldu kendimce, gerçek hayatta. Bazen oluveriyor ki hayallerim gerçeğin içinde, diyorum işte böyle, evet bunu istemiştim ben de… ama insan hep kendini kayırır değil mi?  Kötülük kendini bulsun istemez, yakıştıramaz olumsuzluklarını hayatın, giydiği statükocu düşüncelerine. Hal böyle olunca insan kavgalı hissediyor kendini hayatla. “Bak her şey yolundayken nasıl taş koydu hayat yine düz yoluma? ”. İstiyor ki insan, hayat hayallerindeki gibi olsun. Sevdikleri yanında, sevgi daim olsun. Gözler yeşil olmasa da gönüller ışıl ışıl olsun. Ve şairin dediği gibi, “Olursa bir şikayet ölümden olsun” hayal memleketimin körpe dimağında.  31 Ekim 2006 Salı      01:23 </description>
<link>https://www.antoloji.com/kapat-gozlerini-kimse-siiri/</link>
<guid>777827</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:26:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Kale</title>
<description>………….   Yüreğim, o eski aşk kalesi Yepyeni bir mazi yarattı sözcüklerin gücünden  Dönüp ardıma bakıyorum </description>
<link>https://www.antoloji.com/kale-6-siiri/</link>
<guid>777826</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:25:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>İlk Kar</title>
<description>Ankara’da ilk kar   hiç bu kadar güzel olmamıştı.  Böyle tuttuğunu  </description>
<link>https://www.antoloji.com/ilk-kar-7-siiri/</link>
<guid>777824</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:24:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 <item>
<title>Söyleme Korkusu</title>
<description>Seviyorum demek neden zordur bu kadar. Neden korkar insan seviyorum demekten. Neden soruyorum ki, sevilmediğini görmekten değil mi, kendi sevdiği kadar. İnsan fobilerim kısmına seviyorum demek yazar mı hiç? Hep bu korkularla geçti yıllarım, hep korktum seviyorum demekten. Erteledim hep, bir fırsatını bulur söylerdim, nasılsa bir fırsatını bulur… nice fırsatlar gelir geçer ben yine korkak, ben yine … sonra sonra bihaber sevgiliyi seviyor olmanın acısı dayanılmaz olunca, işte o zaman ağzımın ucuyla, kimse duymadan o gizli sırrı, işte ancak o zaman söylüyor bu biçare. Seni sevmekse bir başka kaos benim için. Birden bire nasıl kapıldım akıntına, onca yıl kıyında dolaştıktan sonra?   06 Kasım 2006 Pazartesi, 00:43 </description>
<link>https://www.antoloji.com/soyleme-korkusu-siiri/</link>
<guid>777823</guid>
<pubDate>2007-07-17T22:22:00+03:00</pubDate>
<author>Seyyid Ali Özçelik</author>
</item>
 </channel>
</rss>
