<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Sevda Toşur Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Bir Ramazan Daha Biterken</title>
<description>                                                   Bir Ramazan Daha Biterken… Bir dağ ve eteğindeki bir taşın üzerine oturmuş ben. Çok geçmeden manevi iklimlerde secde ederken görürüm kendimi. Bir kapı kapanırken bir kapı aralanır, bir vasıta hareket eder en gürültülü edasıyla. Uzaktan homurtular yaklaşır. Kaç zamandır biriktiremediğim taşlar tek tük belirir önümde. Bir taş bir taş daha derken kelimelerim çoğalır. Bir dostun ayak sesleri uzaklaşır… Manevi iklimin büyüsünü henüz kucaklayamadan, Ramazan gitmeye hazırlanır. Ne oluyor gitme! Daha yeni geldin, derim. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-ramazan-daha-biterken-siiri/</link>
<guid>2365714</guid>
<pubDate>2017-06-21T14:09:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>İzler</title>
<description>Her şey  izler bırakır  giderken;  Silinmiş yazı Yaşanmış aşklar Batan güneş; sıcaklık, Biten güz; sararmış yaprak .  </description>
<link>https://www.antoloji.com/izler-9-siiri/</link>
<guid>2084977</guid>
<pubDate>2015-01-17T03:27:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Lütfun Da Hoş Kahrın Da Hoş, Diyemedik!</title>
<description>Affet Allah'ım ! Lütfun da hoş kahrın da hoş,diyemedik.Ruhumuzdaki putları yıkamadık, gönüllerimizi kabende döndüremedik. Affet! Allah'ım,  geldik kapına. Biz kuluz ve aciziz.Biz günahkarız, gaybı bilmeyiz.Gaybı ancak Sen bilirsin.Onun için  bir bardak suda fırtınalar koparır,kabaran bir  deniz oluveririz.Etrafımızı yıkar,öfkemize hem kendimizi hem de sevdiklerimizi alırız. Allah'ım bizleri affet! Yalın ayak yürürken ayaklarımıza batan kahırların dikenlerin lütfunu görebilseydik,ayağımız kanamadan,canımız yanmadan,yalın ayak yürüyebilirdik. Her şeye tersinden bakabilmek bütün mesele bu. </description>
<link>https://www.antoloji.com/lutfun-da-hos-kahrin-da-hos-diyemedik-siiri/</link>
<guid>2084966</guid>
<pubDate>2015-01-17T02:10:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Hayat  Avare</title>
<description>Su akar, Hayat akar, Ömür akar, Gün  akar, Akar zaman, Takılıp kalırız dakikalara, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hayat-avare-siiri/</link>
<guid>2084965</guid>
<pubDate>2015-01-17T01:54:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Üzülme Çocuk!</title>
<description>Sen Üzülme Çocuk!  Bir çocuk gördüm yüreği   savurulmuş Gelincik boynu  bükük, Bir çocuk gördüm,suskun ve üzgün, Masum yüreği buruk.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-uzulme-cocuk-siiri/</link>
<guid>2020580</guid>
<pubDate>2014-07-09T10:42:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Düşününce; Düşünce</title>
<description>Düşünce, düşününce;  Kıyısında güneşlediğim deniz taşar Umut iskelesi kaybolur. Dağlar bulutları yırtar, Bir terzi sökük diker gönlümde, Tüm hayaller geri gelir </description>
<link>https://www.antoloji.com/dusununce-dusunce-siiri/</link>
<guid>1781308</guid>
<pubDate>2012-10-23T01:48:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Taze Sulanmış Ekmek Kokusu</title>
<description>Bütün hayallerin çekip gittiği bir anda, Taze sulanmış ekmek kokusu çalınır burnuma. Sonra,bir köy evine girerim usulca; Arkası bana dönük bir kadın Tek tek çeker, sular onları Mis gibi taze sulanmış ekmek kokuları… </description>
<link>https://www.antoloji.com/taze-sulanmis-ekmek-kokusu-siiri/</link>
<guid>1781306</guid>
<pubDate>2012-10-23T01:47:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Saklı Cennet, Kapuzbaşı</title>
<description>Havanın tatlı serinliğinde, Niğde’nin Kayırlı Kasabası’ndan yola çıktık. Yolda bir arkadaşımız da bize katıldı.  Temiz, düzenli ve güzel görünümlü evleri ile göze çarpan, Güzelyurt’tan geçtik.Yer yer peribacalarının görüldüğü Soğanlı, yol kenarında bize el sallıyordu.Yemyeşil ağaçların karşıladığı,adı ile bütünleşmiş, neresi burası dedirten; ceviz, kayısı, iğde, kiraz ağaçlarının göze çarptığı Yeşilhisar, mamur bir yer. Erciyes karşımızda, etrafta birçok tepeyi görmek mümkün. Türkiye’nin önemli kuş cennetlerinden; tatlı su ve tuzlu su yaşam alanlarının bir arada bulunduğu,Sultan Sazlığı tabelası göze çarpıyor.. Buraları ne kadar merak etsek te istikametimiz belli olduğu için yolda oyalanmıyoruz.Yahyalı‘ya 20 km, tabelasını okuyoruz. Erciyes’i solumuza aldık artık.Başı göğe doğru yükselmiş, eteklerindeki grilik ile göğün griliği bütünleşmiş durumda. Bulutlarla dost olmuş dağ, belli belirsiz. Buna karşın  karlı zirvesi  ben buradayım, diyor. Yahyalı’ya 20 km kala modern elma bahçelerini, ayçiçek tarlalarını görmek mümkün. Yahyalı’ya ulaşıyoruz ve bir benzin istasyonunda, benzin almak için duruyoruz. Bu arada  Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün  buralı olduğunu öğreniyoruz. Burası eskiden Kayseri’nin en gelişmemiş iki ilçesinden  biriymiş.  Fakat Abdullah Gül’ün seçilmesinden sonra gelişmiş ilçelerden biri haline gelmiş. Market alışverişimizi de burada  yaptıktan sonra yolumuza  devam ediyoruz.Buradaki kirazlara imrenerek bakıyorum. Çıkışta yol çalışmaları sürdüğü için  yol, insanı yoruyor. Dağlara doğru tırmanırken, toprak kırmızı; sarı ve mor içiçe olup renk renk çiçekler dağları süslüyor. Dev rüzgar gülleri görülmeye değer. Rüzgar gülleri, tepeye hakim olmuş, gelen geçeni kendine hayran bırakıyor. İlk defa burada gördüğüm dev rüzgar gülleri,bana yel değirmenleri ile savaşan Don Kişot ‘u hatırlatıyor. Orda bir köy var uzakta dedirten Delialiuşağı Köyü’nden geçiyoruz. Yol kenarındaki küçük  köy okulundaki salıncaklar, dikkatimi çekiyor. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sakli-cennet-kapuzbasi-siiri/</link>
<guid>1741840</guid>
<pubDate>2012-07-14T05:56:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Gönül Ustası Olmak</title>
<description>Bazı duygular var gönül dilinden, Bazıları düzmece. Gönülden gelen aşk   içerir, Diğeri ise düzmece.  Şair,duvar ustası gibidir.Taşları iyi yerleştirmeli gönül duvarına.Kelimeler o kadar iyi kenetlenmeli ki  birbirine,duvar kadar sağlam olsun; sallanmasın,eğreti olmasın,çökmesin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/gonul-ustasi-olmak-siiri/</link>
<guid>1741839</guid>
<pubDate>2012-07-14T05:53:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Eski Zamanlarda Tadımız</title>
<description>Eskiden idare lambaları vardı; ışığı ince, kırmızı ….Yüksekçe bir yere konur ifil ifil yanar etrafı aydınlatmaya çalışırdı.Tüm ev halkı etrafında,aynı odanın içinde … Ders çalışmaya çalışılır,sohbetler edilirdi. Keçiboynuzu ağaçlarının koyu gölgesinde bir kuyu… Kuyuya; bakırdan yapılmış,oldukça ağır,rengi sudan  yeşile dönmüş helke salınır ve  yavaş yavaş iple çekilirdi.Helkedeki su, bakırı kalaylanmış, gümüş gibi parlayan güğümlere boşaltılırdı. Suyun ağırlığına bir de bakırın ağırlığı eklenince,güğümler yerden kalkmazdı artık.Onca yolu katedip eve ulaşınca; ayakkabı,çorap,elbise, hepsi curculak kalırdı. Bazen de helkenin  kuyuya düştüğü olurdu. Helke,onca suyu etrafa  sıçrata sıçrata, yavaş yavaş kuyunun derinliklerinde kaybolurdu.Düşen helke,kopça şeklindeki demirden yapılmış kanca ile kokulu çamurlardan çıkarılırdı.Artık, kuyunun suyu bulanıklaşır; çürük bir tat alırdı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/eski-zamanlarda-tadimiz-siiri/</link>
<guid>1741838</guid>
<pubDate>2012-07-14T05:51:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Yakarış</title>
<description>Mânâ  denizinin kıyısına kamp kurmuşum;  Ruhum mülteci, Ruhum aç,çıplak,susuz, Ruhum sersefil, kapında nöbetçi. Affına sığındı koca âlem,yüce Mevlâm! Ruhlar Kabe’nde döner, gönüller tavafta, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yakaris-267-siiri/</link>
<guid>1741837</guid>
<pubDate>2012-07-14T05:49:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Dilek</title>
<description>Kuş olup uçsa   yüreğim,
Konsa bir kış günü çıplak bir dala,
Daldan şırıl şırıl ince akan dereye,
Dere bir gülü sulasa 
Gülü delikanlı koparsa,
Taksa sevgilisinin saçlarına.
Kız savursa saçlarını rüzgara 
Deli rüzgar alıp  götürse gül kokusunu
Sürüklese pembe,mavi bulutları 
Bulutlardan rahmet olsa 
İnse  yeryüzüne
Tüm gülleri sulasa.
Güller sevgi ifadesi olsa
Tüm insanlığa,
Sevgi selini gören yüreğim,
Mutluluktan uçup 
Yerine konsa …

23.01.2012
Karabük </description>
<link>https://www.antoloji.com/dilek-383-siiri/</link>
<guid>1741836</guid>
<pubDate>2012-07-14T05:47:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Hakikati Aramak</title>
<description>’Yalancı bahara aldanıp çicek açar insan.’’  Hakikati aramak, tozlu yolları aşmak,karlı dağlardan geçmek.Dumanlı dağ başlarında yollarını kaybetmek… Ararken uykuya dalarsın, rüyalar görürsün çeşit çeşit,çıngıraklı rüyalar...Birinin  peşine takılıp gidersin ve eli boş dönersin; yorulmuş kırılmış,üzgün.Hakikati aramak, emek ister, çaba ister.Bazen buzlu yollarda kayar düşersin,kalkmaya çalışırsın; bakarsın etrafına   kaldıracak kimsecikler yok. Kendin kalkmayı dene , buzlu yollar yolundan alıkoymasın seni. Hakikati  bulunca bir gelin sandığı açılır önünde. Kalbin ferahlar,gönlün rahmet deryasında yüzer bir müddet. Gelin sandığının  kapanmaması için çaba göster. Hırslar,seraplar önüne taş koymasın. Kaldır engelleri,gönlün gül bahçesine dönsün.Tertemiz  ışıl ışıl bir bahar sabahı karşılasın seni. Ah hakikat! uzak olduğun gibi şah damarı kadar da yakınsın.Gönlüne sor uzak mı yakın mı,o söylesin sana uzaklar nasıl yakın edilir? Adamın biri,hakikati arıyormuş. Dağ tepe gezmiş; sormuş soruşturmuş, kimse bilmiyor. Tam ümidini  kesmişken Güneş’i görmüş: </description>
<link>https://www.antoloji.com/hakikati-aramak-siiri/</link>
<guid>1741835</guid>
<pubDate>2012-07-14T05:42:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Yol Ayrımı</title>
<description>Her insan, yol ayrımları  yaşar gönül dünyasında. Yol ayrımları bazen anayolda birleşir,bazen  uçurumlarda.Gönül uçurumuna düşmemek gerek bu yolda. Yolcu olarak yol aldığımız şu dünyada,eğleşecek konak yerleri çoktur.Buralarda lüzumsuz eğleşirsek gönüller yorulur,hayat çekilmez olur. Çekilen tüm zorluklar ,birer ibadettir aslında menzile ulaşmada.Tabii sabredersek,isyanları oynamazsak. Yaradana  duyulan muhabbeti güçlendirmek için ibadet gerek.İbadeti içinde hissedebilirsen seccadenin yönü kıblesini bulur, huzura erersin.İmanın tazeliği gibisi var mı? Bu da hissetmekle,yaşamakla,yaşatmakla mümkün. İnsanın duygu çöplüğünden kurtulup,huzura dalması da O’nu bulmakla mümkündür.O bizi herkesten daha iyi tanır, bizim kendimizden bile sakladığımız çoğu şeyi bilir.O bize şah damarımızdan bile daha yakındır.  Giz ve sırlar O’nda gizlidir. Yol ayrımlarına düşmemek dileğiyle.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yol-ayrimi-47-siiri/</link>
<guid>1741834</guid>
<pubDate>2012-07-14T05:38:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Şehit Oldum Giderim</title>
<description>Türkü yaktım,Türkiyem’in  adına, Oluk oluk kan akıttım uğruna, Helal olsun,milletimin şanına, Ağlamayın, şehit oldum giderim.  Dağlar soğuk,burda günler geçmiyor, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sehit-oldum-giderim-siiri/</link>
<guid>1741833</guid>
<pubDate>2012-07-14T05:33:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Memleketim</title>
<description>Koktuğunda burcu burcu kokar gülleri, Yaylaları soğuk, serin eser yelleri, Öyle yanıktır ki türküleri, Ne güzeldir,benim memleketim.  Çayırlarında koyunları meleşir, </description>
<link>https://www.antoloji.com/memleketim-216-siiri/</link>
<guid>1725674</guid>
<pubDate>2012-06-03T02:24:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Mukayese …yol</title>
<description>İnsan ömrü gibi uzun ve kısa, Karlı ve buzlu,inişli çıkışlı Yorar insanı. Ucunda kavuşma ya da ayrılıklar  vardır; Sevdiklerinin adı kalır hatırda, Bir hüzünlü şarkı gibi… </description>
<link>https://www.antoloji.com/mukayese-yol-siiri/</link>
<guid>1692751</guid>
<pubDate>2012-03-16T00:56:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>İnsan</title>
<description>Beyaz papatyalara benzer insan,
Şenlendirir evreni,
Süsüdür hayatın,tadıdır, 
Gayesidir yaratılışın…                       Sevgiyle büyür,hüzünle yıkılır:
Dağ gibi,tepe gibi
Yağmursuz bir günde 
Göçük altında kalır gibi…
Irmak beraberinde kirleri taşır,
İnsan,günahları,
Hamalıdır yaşadığı boş duyguların 
Yükünü boşaltınca hafifler,kuşlar  gibi …
Gönül dağlarında yangınlar çıkarır bazen,
Terkedilmiş gönlü yalnızlığı yaşar; 
Dağ başlarında  kalmış ıssız bir ev gibi…
Yaşlandıkça ağaçların beli bükülür,
Zamanla insanın 
Meyveyi güneş olgunlaştırır,
İnsanı acılar,
Acının içinde tatlıyı yaratmış yaradan,
Meşekatli emeklerle, tatlıya ulaşılır.
Her ağacın gölgesi farklıdır,
Her insanın dünyası …
İnci tanesi gibidir,
Değerlidir,
Saf,temiz ve narindir,
Zaman içinde kirlenir.

(Karabük,Temmuz 2011) </description>
<link>https://www.antoloji.com/insan-474-siiri/</link>
<guid>1667409</guid>
<pubDate>2012-01-20T20:28:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Asırlık Koca Çınar</title>
<description>Biz Orta Asya’dan gelen trenin çocukları, Yolumuz uzun, yükümüz ağır, Ne dağlar aştık,ne ırmaklar geçtik, Ne topraklar… Yeryüzü bize tanıdık.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/asirlik-koca-cinar-siiri/</link>
<guid>1638342</guid>
<pubDate>2011-11-21T02:46:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 <item>
<title>Eski Trenin,yeni Yolcuları</title>
<description>Övünülecek,gurur duyulacak bir geçmişimiz varken,maalesef kimliksiz bir nesil yetişmekte.Hangi milletin bizimki gibi övünülesi bir geçmişi var? Yeni nesli, geçmişi ile barıştırıp; geçmişi ile gurur duyan, geçmişinden kuvvet alan,hatalarından ders çıkaran,dostunu düşmanını iyi bilen bireyler olarak  yetiştirmek gerek. Kendi etrafımızda döndüğümüz yeter,artık gözümüzü açmalıyız.  Övünç duyulan tarihimizi öğretmenin zamanı gelmedi mi? Köklerine sahip çıkmak yeni neslin görevi olmalı.Kökü olmayan ağaç neye yarar,bir müddet yeşil kalır ve kurur.Fakat biz yıkılmaz asırlık koca çınarız. Dalları  kıtalara yayılan,kıtalar fetheden  koca çınar. Kollarımız kurusa da kökümüz sapasağlamdır.  Gençlik,geçmişine ait  değelerini; hoşgörüyü,insana nasıl davranması gerektiğini,hatalarını,doğrularını,günahlarını sevaplarını öğrenmeli.Ayrıca geçmişinden güç almalı.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/eski-trenin-yeni-yolculari-siiri/</link>
<guid>1629778</guid>
<pubDate>2011-11-01T05:43:00+03:00</pubDate>
<author>Sevda Toşur</author>
</item>
 </channel>
</rss>
