<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Serhat &#199;alışkan Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Emekli</title>
<description>Ağam dörtbinlira lutfetmiş, koşun Hemde taksitle değil Tek parça,peşin. Sakın duanızı Eksik etmeyin </description>
<link>https://www.antoloji.com/emekli-77-siiri/</link>
<guid>3696542</guid>
<pubDate>2025-05-30T16:41:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Mavi Siyah</title>
<description>Mine mavisi diye bir renk var İçinde mavi yok.griye çalıyor Neden seviyorum acaba bu rengi Elbet vardır bir sebebi  Tutkuysa aşkın renktaşı </description>
<link>https://www.antoloji.com/mavi-siyah-6-siiri/</link>
<guid>2328529</guid>
<pubDate>2017-03-04T12:51:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Ve Ben</title>
<description>Sen sevdalanınca şair olursun, Ben her sevdaya şiir olurum. Sen yağmur yagınca, hüzünlenirsin, Ben hüzünlenince yağmur olurum, Sen her açan güneşe merhaba dersin, Ben merhaba diyene güneş olurum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-ve-ben-692-siiri/</link>
<guid>1726651</guid>
<pubDate>2012-06-05T22:25:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Mahkum Yürek</title>
<description>Bu şiir son şahidim olsun seni sevdiğime, Her dafasında vukaatlı sevda örnekleri çıkardım sana Anlamadın... Şimdi bir kaç satırla anlatmaya çalışırken aşkımı Bir baş savcı okuyor hüzünlerimi, Sevginin mahkumuyum,müebbet yemişim umrundamı sanki. </description>
<link>https://www.antoloji.com/mahkum-yurek-2-siiri/</link>
<guid>1517709</guid>
<pubDate>2011-02-20T17:08:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Artık Biliyorum</title>
<description>Ben öğrendim,sizde bilin, Aşka racon kesilmiyor, Seven kalbe secde edin, Çünki kurşun işlemiyor.  Dedi seni seviyorum, </description>
<link>https://www.antoloji.com/artik-biliyorum-4-siiri/</link>
<guid>1474878</guid>
<pubDate>2010-11-04T20:35:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Hoşçakal</title>
<description>Ben böyle ayrılığı gözlerinden öperim,  Ardından el sallamak ne büyük şeref Demek aşkı dünyana istemiyorsun, Herkese nasip olmaz sana hoşçakal demek.  Bir isyan şarkısı dudaklarımda, </description>
<link>https://www.antoloji.com/hoscakal-290-siiri/</link>
<guid>1355214</guid>
<pubDate>2010-03-08T20:20:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir istasyon Şahitti, Gözlerinin Güzelliğine 3</title>
<description>Çayı, poğaçayı unutmuş,dakikalarca onun ardından baka kalmıştım. Nefesti adı,ve buraya yeni taşınmıştı. Muhasebeciydi,hava alanında,annesi vardı yaşlı.Bunlar hakkında bildiklerimdi,birde hissettiklerim vardı hakkında  Ela gözlerinde bir saat dursam sıkılmayacağım,saçlarının her bir telini ayrı ayrı okşamak istediğim,o kızgın bakışlarına vurulduğum gibi.  Günler geçiyor,ben aldığım her nefesi daha bir sevmeye başlıyordum. Hemen hemen hergün büfeme geliyor,beş on dakika oturup,trene binip gidiyordu.Sadece sabahları uğruyordu büfeye,dört gözle beklememe rağmen hiç bir akşam,gelmiyordu.Trenden inip hızlı adımlarla karşıya geçiyor,caddede kayboluyordu. O akşam hiç beklmediğim bir şey oldu.Ben trenden indikten sonra onun yine karşı caddeye geçip,gideceğini düşünürken,o bana doğru gelmeye başlamıştı.Hava kararmak üzereydi,kuru soğuğun olduğu bir Aralık akşamıydı,ve o soğukta büfenin içinde olmama rağmen ben bile üşüyordum.Taaki önümde durup,''Merhaba,biraz konuşabilirmiyiz'' diyene kadar. Şaşırmış,bir okadar sevinmiş, fazlasıyla meraklanmıştım.Benimle ne konuşmak istiyordu acaba? Hemen iki tabure alıp dışarı çıktım,''Buyrun sizi dinliyorum.Ama durun önce iki çay yapayım,hava soğuk üşümüşsünüzdür'' </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-istasyon-sahitti-gozlerinin-guzelligine-3-siiri/</link>
<guid>1286273</guid>
<pubDate>2009-11-11T23:37:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir İstasyon Şahitti, Gözlerinin Güzelliğine 4</title>
<description>Hastahanede geçen iki günün sonunda, tekrar büfeme dönmüştüm.Annesini hiç görmemiştim.Taburcu olacağı gün artık bana gerek kalmadığını,eve kendilerinin gidebileceğini söyleyip,benim hastaneden ayrılabileceğimi söylemişti.İtiraz ettimsede,annesinin yanlış anlamasından çekindiğini söyleyince diyecek lafım kalmamıştı.Öyle ya bekar kız, tereddüt ediyor olabilirdi. İlerleyen günlerde arkadaşlığımız daha samimi olmaya başlamıştı.Artık akşamlarıda büfeye uğruyor,günde en az bir saatini benim büfede geçiriyordu.Ona çok alışmıştım.Öyleki bir aksilik olsada bir gün göremesem özlüyor,merak ediyordum.Oda aynı benim gibi hissediyordu sanırım,çünki bir gün gelemese yada gecikse telefon açıp sebebini söylüyordu.Adını koyamasakta sevgili olma yolunda ilerliyorduk.En azından ben öyle sanıyordum. Altı ay kadar sürdü arkadaşlığımız,ve artık istasyondaki daimi çalışanların hepsi bizi sevgili sanıyorlardı.Güvenlik personeli,temizlik işçileri,bilet gişeşindeki kız,hepsi ama hepsi,Nefes köşeden göründüğü zaman bana müjde verir gibi hareketler yapıyorlar,yakınımda olanlar geliyor abi seninki diye haber bile veriyorlardı. Sonra birgün Nefes gelmedi istasyona.Daha öncede gelmediği olmuştu ama o gün telefonda etmedi.Akşamüstü ben aradım ulaşamadım.Ertesi gün,ve daha ertesi gün içimi kemiren bir merak,endişe,üzüntü,ve özlemle bekledim gelmesini.Ama gelmedi,evini tam bilmiyordum,bir kaç sefer sorduysamda açık adres vermemiş'' ya şurda Çaldıran'da oturuyoruz'' demişti. Üçüncü günün akşamında da gelmeyince,ertesi sabah soluğu Çaldıran mahallesinde almıştım,sokaklarda gördüğüm teyzelere soruyordum,tanıyan çıkmıyordu.Çocuklara tarif ediyordum görmediklerini söylüyorlardı.Sanki hiç o mahallede oturmamış gibi bir izlenime kapılmıştım,Hava alanında çalışan,annesi kalp hastası bir genç kızı,helede o kadar güzel bir genç kızı kimsenin tanımamasına imkan yoktu. .Marketlere,eczacıya,herkese,sormuştum katiyyen tanımıyorlardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-istasyon-sahitti-gozlerinin-guzelligine-4-siiri/</link>
<guid>1286269</guid>
<pubDate>2009-11-11T23:35:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir İstasyon Şahitti, Gözlerinin Güzelliğine 2</title>
<description>O akşam büfemi kapatıp,Gürçeşmedeki bekar evime giderken,aklımda sadece iki şey vardı.Biri gündüz ki esrarengiz kızın ani gidişi,ikincisi satılmayan poğaçalardan ettiğim zarar.İlk defa bu kadar sakin karşılıyordum ettiğim zararı,çünki belkide o yağmurlu hava yüreğime yeni aşk tohumları atıyordu.  Ertesi sabah hava bir önceki güne nazaran oldukça güzeldi.O kasvetli,yağmurlu,karanlık havadan eser yoktu.Henüz kurumamış olan yollar,güneşin bütün saltanatına,rağmen grimsi bir gölgelik oluşturuyordu,ve ben böyle havalara bayılıyordum.Benim böyle havalara bayılmamın bir sebebide insanların bu güzel,romantik havada büfemi sıkça ziyaret ediyor olmalarıydı.Bense o gün sadece bir kişinin ziyaretine bütün bir haftanın ziyaretçilerini değişmeye razıydım.  Bir şeyi çok isteyip,tamamen masumane duygularla tanrıya yalvarırsan olurmuş derler ya, benimde o günki yürekten duamı tanrı duymuş olacak beklediğim ziyaretçi geldi.Aynı yerde bekliyordu treni,ve aynı pardesü vardı üzerinde.Dünden tek farkı ıslak olmayan saçlarıydı sanırım,çünki bana oldukça uzak olan mesafeden detaya giremiyordum.Bir an yanına gidip bir gün önce yaptığım aceleci tanışma çabamdan dolayı özür dilemek istedim,ama bunuda yeni bir tanışma çabası olarak algılayıp kızacağından korktum. Yaklaşık yedi yıldır aynı yerde büfe çalıştıran biri olarak bir sapık konumuna düşmekten endişe ediyordum.Ben böyle olmadık şeyler kurup, kendi içimde hesaplaşırken, bana doğru yürümeye başladığını farkettim.Aynı dünki gibi emin ve yavaş adımlarla yürüyordu büfeme doğru.Oan kalbimin sandığım gibi hasta olmadığını farkediyordum.Bir çalar saatin zili gibi saniyede dört sefer atıyordu nerdeyse,ve ben sadece bir sefer gördüğüm biri için neden bukadar heyecanlanmıştım,anlamaya çalışıyordum. Büfemin önüne geldiğinde onunla ilgilenmiyormuş gibi yaptım,sanki hiç yaşanmamıştı dün,ve sanki sabaha kadar ben değildim bu ela gözlerin bir kaç saniyelik bakışını gözümün önüne getirip hayaller kuran. '' Bir paket kısa samsun,bir çay alabilirmiyim'' dediğinde ağır ağır başımı kaldırıp,''çay açıkmı olsun koyumu '' demiştim.Bunu neden dedim,hangi heyecanla saçma bir şekilde çıkmıştı ağzımdan bilmiyorum,bir şaşkınlık anının en güzel resmiydim o anda. Bir kahkaha attı,'' Sizden özür dilerim,dün sinirliydim biraz,işe geç kalmıştım,tren de gelmek bilmedi,bide yağmurdan her tarafım ıslanınca size patlattım sinirimi'' Ne önemi vardıki,hergün patlatabilirdi bana sinirlerini,bütün topladıklarını bağrış çağrış gelip bende soğutabilirdi,ve ben her sabah bana fırça atsın diye bile onu bekleyebilirdim,ama ona öyle söylemedim tabii,'' Bende hatalıyım,tanımadan etmeden size fazla yakın davrandım belki,ama bizim buralarda yolcularla aramızda farklı bir elektrik vardır,onlar bilirler benden zarar gelmeyeceğini,ve dostuzdur bir çoğuyla'' Siz yenisiniz buralarda galiba,daha önce pek görmedim sizi diyecektimki, fırsat vermedi.'' Yeni taşındık buraya,hava alanında çalışıyorum,iki üç gün taksiyle gittim ama çok yazdı.Treni ilk denediğim gün kaçırınca,sinirlerim gerilmişti biraz.'' </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-istasyon-sahitti-gozlerinin-guzelligine-2-siiri/</link>
<guid>1285016</guid>
<pubDate>2009-11-09T21:53:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir İstasyon Şahitti, Gözlerinin Güzelliğine</title>
<description>Onu ilk defa iki yıl önce görmüştüm.Bardaktan boşanırcasına yağmurun olduğu bir sabah,çalıştırdığım büfenin elli metre kadar ilerisinde tren bekliyordu.Islanmayı hiç dert ettiği yoktu,yağan yağmur uzun siyah saçlarını pardüsesine yapıştırmış,elinden bırakmadığı deri çantasıyla yarım saate yakın aynı yerde durmuş,inatla istasyonun kapalı alanına girmemişti.  Çok fazla insan yoktu o gün istasyonda,sabah saatlerinde genelde dolu olan Şirinyer istasyonu,yağmurunda etkisiyle,o cumartesi tek tük yolculara kalmıştı.Böyle günlerde çay,poğaça satışlarım çok düşüyor öğlene sarkan poğaçalarımı boyacı çocuklara,dilencilere, dağıtıyordum.Demlediğim çaydanda birkaç bardak kendim içmiş gerisini dökmemekte direniyordum. Bir ara aniden dönüp büfeme doğru gelmeye başladı, sebebini bilmediğim bir heyecan içindeydim.Yirmili yaşları henüz geride bırakmış, otuzuda çok geçmemiş olduğu çok açık belli oluyordu.Giyim tarzı,kendinden emin hareketleri,yürüyüşündeki kararlılık, yaklaştıkça dahada belirginleşen diri vücut hatlarıyla,canlı saçlarıyla,pürüzsüz yüzüyle birleşince,genç kızlıktan,olgun bir hanımefendiliğe geçtiği aşikardı.Büfemin dayanağına dirseğini dayayıp,''bir çay,bir paket kısa samsun'' dediğinde sesininde en az yüzü kadar güzel olduğunu farkediyordum. Hemen ufacık büfemde  beni sıkıştırmaktan başka bir işe yaramayan taburelerden bir tanesini dışarı çıkarıp'' oturmazmısınız,çok ıslandınız'' demiştim,oturacağını hiç ummuyordum,ama oturmuştu.Çayını ve sigarasını verdim,çayı elinden yere koyup,sigarayı açtı,çakmağını çıkardı,çaktı almadı,birdaha çaktı yine almadı,belliki yağmurda ıslanmıştı.Daha fazla yormayıp çakmağımla sigarasını yakmaya davrandım,sert bir bakış attıktan sonra elimde çakmağı alıp kendisi yakmıştı sigarayı.''Beyfendi büfecimisiniz,akut ekibimi,bu kadar yardım sever olmanız takdire şayan fakat bu taburede oturan bir adam olsaydı aynı inceliği gösterecekmiydiniz çok merak ediyorum '' dedikten sonra hızla kalkmıştı. Çayı bile yarım bırakıp öfkeli öfkeli geldiği yöne yürümüş,yine aynı noktada treni beklemeye başlamıştı. Bu seferki bekleyişi fazla uzun sürmemiş, Şirinyer'den,hava alanına gidecek olan tren gelmişti,hızlı adımlarla vagonun açılan kapısından içeri girip gözden kaybolana kadar ona bakmış,birdaha ne zaman karşılaşırız acaba diye düşünmüştüm.Oanda bilmiyordum onunla neden tekrar karşılaşmak istediğimi, yarattığım yapışkan,fırsatçı erkek karakterini silmek içinmi,ona yaptığı saygısızlığın hesabını sormak içinmi,yoksa ondan hoşlandığım içinmi,ama istiyordum işte. </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-istasyon-sahitti-gozlerinin-guzelligine-siiri/</link>
<guid>1285015</guid>
<pubDate>2009-11-09T21:51:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Bir Sen, Bir Ben,Birde......</title>
<description>Gizli saklı sevmelere mahkum ettiler bizi, Şöyle avaz avaz bağıramadım adını, Oysa ne afilli sözlerim vardı sana dair, Ne ayıp rüyalar görmüştüm,aşkımızın eseri Yazmaları yasakladılar bana, Sana aşığım dedirtmediler,şiirlerimdebile, </description>
<link>https://www.antoloji.com/bir-sen-bir-ben-birde-siiri/</link>
<guid>1280711</guid>
<pubDate>2009-11-02T22:40:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk Paylaşmaktır Geceyi,</title>
<description>Adın geldikçe aklıma,bir ayrılık şarkısı kırılgan kalbimde; Ayrılıkta nerden çıktı,biz hiç birlikte olmadıkki......  Uzaklardayız birbirimizden,bedenlerimizde uzak,gözlerinin içine dalıp yok olmakta uzak,...dudaklarında uzak....  Var olduğu günden beri,çözülememiştir sorun,şu aşk meselesi,şu karşılıksız aşk,aşkların en acı vereni; Karşılıksız sevgiler,en anlatılmazı,en yazılmazıdır. Bir kadın çıkar karşınıza,rastlantılar hep vardır aslında ve karşınıza birini çıkartır.En boşvermiş zamanlarınızda,bu tanrının bir lütfudur ve sadece tanrı isterse olur...... </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-paylasmaktir-geceyi-siiri/</link>
<guid>1152422</guid>
<pubDate>2009-03-28T18:26:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Benim İçin Özelsin</title>
<description>Benim için...  Devamıözelsin, Çünki çok güzelsin, Senin için özel değilim, Çünki adımın büyük harflerle yazılması, Özel olmaya yetmiyor. Benim için özelsin, </description>
<link>https://www.antoloji.com/benim-icin-ozelsin-siiri/</link>
<guid>1072835</guid>
<pubDate>2008-11-29T19:13:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Yıllar Sonra</title>
<description>Çook uzun zaman önce  16 yaşında bir ortaokul öğrencisi varmış,bergamanın alirıza eroğlu orta okulunda okurmuş,o okula orta sonda gelmiş,o yüzden pek kimseyi tanımıyormuş.Kantinden tost aldığı bir teneffüs sırasında onu görmüş,mavi süveter bir kıza bukadarmı yakışır,o saçlar,o şuh ve kızgın bakışlar,tanrı tarafından itinayla işlenmiş vücut bu gençliğe yeni adım atan delikanlıyı alabora etmiş,beklemeye başlamış,arkadaşlarından sıyrılıp onu takip ediyormuş, Yan sınıfta okuduğunu öğrenince çok sevinmiş,çünki yan sınıfta orta üçmüş ve nöbet çizelgesinde henüz sıra ne kendisine ne kıza gelmemiş, Her sınıftan bir öğrenciyle okul nöbeti tutulurmuş oyılarda,eğer o gün nöbet sırası olan gelmezse bir sonraki öğrenci nöbetçi olur ve diğer öğrenci okula geldiği gün nöbet tutarmış, Bu belkibiraz saçma ama bizimki kızla nöbete denk gelmek için 12 gün okula gitmemiş, 13. gün okula gittiğinde nöbetçisin demişler ve eli ayağı titreyerek gitmiş okulun girişindeki nöbetçi masasına,evet ordaymış,tanışmak için günlerdir fırsat beklediği kız masada,diğer sınıftanda bir öğrenciyle oturmaktaymış. O gün  tanışmışlar,kızın adını soyadını,nerde oturduğunu,öğrenmiş,kızda kendisine sonderece sevecen yaklaşmış,aralarında arkadaşlık başlamış, devam eden günlerdeartık sadece uzaktan bakmıyor her fırsatta ıvır zıvır sebeplerle kızla konuşuyormuş,kızın pek haberi yokmuş ama bizimki kıza aşık olmuş,artık ne başka birşey düşünüyor,nede başka kızlarla konuşuyormuş,aklı,fikri,o kızdaymış,ve arkadaşları artık kızın adını duymaktan,gencin hayallerini dinlemekten sıkılıp vermişler gazı '' git ona söyle'' diye. Soluğu kızın yanında almış,duygularını söylemiş,kız kendisini arkadaş olarak sevdiğini ve böyle bişey düşünmediğini söylemiş. </description>
<link>https://www.antoloji.com/yillar-sonra-96-siiri/</link>
<guid>1069253</guid>
<pubDate>2008-11-24T17:14:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Doğanın Şairlere Sitemi</title>
<description>Ey kendini herşeye yeter sanan şairler, Sevgiliyi kaybedip,bana söven şairler,  Neden; her seferinde söndürüyorsunuz güneşi, Yıldızlar niye kahroluyor,her şiirinizde, Kahpe olan kadermi,yoksa bırakıp gidenmi, </description>
<link>https://www.antoloji.com/doganin-sairlere-sitemi-siiri/</link>
<guid>1017043</guid>
<pubDate>2008-09-05T00:06:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Tören Var Kalbimde</title>
<description>Ben yaşadıkça olmayacaksın, Olduğun yerde yaşamıyorum, Madem bu dünyada birde sen varsın, Ben daha fazla kalamıyorum. Sakın ölüpte peşimden gelme, Cehennemde başıma hiç bela olma, </description>
<link>https://www.antoloji.com/toren-var-kalbimde-siiri/</link>
<guid>994526</guid>
<pubDate>2008-07-29T23:33:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Ben Seninle Birgün</title>
<description>İkibin üç'ün sonbaharında, Soğuk ve pis kokulu hastane koridorlarında, Vaz geçtim hayal kurmaktan, Ve, Acil kantini muhabbetlerimde, Ürkütücü bir hikayeydi babam, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ben-seninle-birgun-siiri/</link>
<guid>965694</guid>
<pubDate>2008-06-10T13:18:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Yıl İki Bin İki Yüz</title>
<description>Bir dede ve torunu uzaydalar  Dede torununa geçmişi anlatıyor,  Aaah memet ah,sen bilmezsin ne güzeldi eskiden bizim hayatımuz,Ninenle internette tanışmıştık,ozamanlar böyle havada uçarken kaşını kaldırmayla üç gezegen öteyle konuşamıyorsun,geçiyoruz akşam lunca pc başına,o Ankarada,ben bursada ---Dede bursa neresi? </description>
<link>https://www.antoloji.com/yil-iki-bin-iki-yuz-siiri/</link>
<guid>963917</guid>
<pubDate>2008-06-07T12:18:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Sarı Kırmızı Sevda</title>
<description>Bugün unuttum kederlerimi, Aslanım cimbomum şampiyon oldu, Ne sevgili nazı,ne borç tasası Aslanım,cimbomum şampiyon oldu.  Hoca gitmiş,takımdan,adeta kaçmış, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sari-kirmizi-sevda-siiri/</link>
<guid>950854</guid>
<pubDate>2008-05-12T12:38:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 <item>
<title>Seni Sevdiğimi Anlamıyorsun</title>
<description>Sevdayı bana değil,gözlerine sor Sana nasıl baktığımı,en yi onlar bilir. Sabahlara kadar,dinlediğim şarkılar, Kurduğum hayallerin,tek şahididir.  Bir aşkı yaşamak için harcıyorum,hayatı, </description>
<link>https://www.antoloji.com/seni-sevdigimi-anlamiyorsun-siiri/</link>
<guid>945970</guid>
<pubDate>2008-05-02T21:48:00+03:00</pubDate>
<author>Serhat Çalışkan</author>
</item>
 </channel>
</rss>
