<?xml version="1.0" encoding="UTF-8" ?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
<title>Antoloji.Com - Şiir, Şair ve Edebiyat</title> <link>https://www.antoloji.com/</link>
<description>
Kültür Sanat Edebiyat Portalı. Türkçe şiir ve şair arşivi. Şeref Sayar Şiirleri
</description>
 <item>
<title>Zaman</title>
<description>„Neleri bitiriyordu zaman farkında olmadan, yıllar geçtikçe, elinde olupta yapamadıklarının acısı oturuyordu yüreğine. Ve ne acı ki, hep geç kaldıktan sonra farkına varıyordun bunların, aslında bundan sonrakilerede geç kalacağını bile bile. Bütün hikayelerin yarım kalıyordu hayatta, ne sevgini, ne özlemini tamamlayabiliyordun geçen yılların sonrasında. Bir dost sıcaklığına hasret yıllar çürütüyordun takvim yapraklarında, tamda bulmuşken kaybediyordun en sevecen yanını. Sonra sevgidende soğuyordun bir an, hayatın manası olduğunu bile bile. Tövbe ediyordun sevmelere, yeminler ediyordun, en uzağında duruyordun sevdaların, ama nafile sevgide, sevdada sendin aslında“ </description>
<link>https://www.antoloji.com/zaman-1073-siiri/</link>
<guid>1433905</guid>
<pubDate>2010-08-03T21:03:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Doğulu Olmak</title>
<description>Doğunun insanı ancak seçim zamanlarında biraz olsun insan değeri görüyor, dertleri soruluyor, seçim dönemi bittikten sonra herşey unutuluyor, bölge insanı  kendi kaderine terk ediliyordu. Mehmet´te bu sıkıntıları sindire sindire, onu kendi vatanına düşman etmek isteyenlerden kaça kaça büyümüştü. O devletine karşı, doğduğu topraklara karşı hiç kin duymamıştı. O biliyordu ki, bu yaşadıkları sadece yaşadığı bölgedeki insanların değil tüm Türk milletinin kaderiydi. İktidarı ele alanlar kısacık iktidarları dönemlerinde kendi sorunlarını halletmekten, kendini oraya getiren, borçlu oldukları insanların sorunlarını halletmekten, halkın sorunlarına eğilmeye pek fırsat bulamıyorlardı. Böyle oluncada insanlar kendi başlarının çaresine bakmak, sorunlarına kendince çözümler üretmek zorunda kalıyorlardı. Buralardada şartların en müsait olduğu iş ağalar adına kaçakçılık yapmaktı. Bu işi yapabilmekte öyle herkesin harcı değildi, bir yanda çetin hava şartlarıyla, tabiatla mücadele edecektin diğer yandanda aslında orda seni korumak için bulunanlara, yani askerlere yakalanmayacaktın. Mehmet´in ailesi  oldu olası böyle işlere hiç meyil etmemiş, şartlar müsait olmasada dürüstlükle ekmeğinin peşinde olmanın yollarını aramıştı. Fakat buralarda yaşayıpta yanlışa bulaşmamak öyle zordu ki, insanlar her taraftan kıskaca alınmıştı. Bir yanda seni devletinden milletinden koparmak isteyen şer güşler, diğer tarafta ise orda yaşayan bütün insanları aynı kefeye koyup işin kolayına kaçan basiretsiz yöneticiler. Sözün kısası herkes el birliği etmiş ve burda yaşayan insanların rahatını kaçırmak, onları huzursuz etmek için elinden geleni yapıyordu. Oysa onların hiç kimseden kendi adlarına yapmasını istedikleri birşeyde yoktu. Tek istedikleri karınlarını doyuracak bir parça ekmek ve devletlerinden başkasının şefkatine muhtaç olmayacak kadar baba şefkati, ama bazıları buradaki insanların huzurlarını bozmaya yemin etmişcesine üstlerine gelmeye devam ediyor, kanayan yaraları kaşıdıkça kaşıyor kangren etmeye uğraşıyorlardı. </description>
<link>https://www.antoloji.com/dogulu-olmak-2-siiri/</link>
<guid>1433898</guid>
<pubDate>2010-08-03T20:53:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Yasak Sevda</title>
<description>Herşey birgün önce ki gibi başladı yine, Hep geceyi yaşamak hayalinle hiç uyanmamak isterken, Gece yine kollarını açıyor umutsuz bir sabaha, Ve sarıyor sarmalıyor onu, benim seni saramadığım kadar sıkıca ve benim seni saramadığım kadar sıcacık. Hayalinle bu kaçıncı yaşanmayası gün, daha kaç tanesi geçecek bir öncekiler gibi.  </description>
<link>https://www.antoloji.com/yasak-sevda-16-siiri/</link>
<guid>1148294</guid>
<pubDate>2009-03-22T12:28:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Deli Mavi</title>
<description>Sevgiyi öğretmedi büyüklerimiz bize, doya daya sevmeyi sevilmeyi hiç bilemedik. Ve geç kalmış zamanların esiri olduk gelecektede. Ne geçmişten umut getirebildik, ne gelecekten umut bekleyebildik. Sen zamansız rüzgarların getirdiği deli mavi, seni sevebilmek için bana önce sevgiyi öğret. </description>
<link>https://www.antoloji.com/deli-mavi-14-siiri/</link>
<guid>1123136</guid>
<pubDate>2009-02-15T01:46:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Asılacak Sırlar</title>
<description>Yüreğim yanıyor, içim sızlıyor, ruhumda bir ağırlık var. Elimizle tutamadığımız gözümüzle göremediğimiz ve aslında kastettigimiz yerlerdede geçmeyen çalkantılar. Hepside içimize hapsedip dışarıya vuramadığımız duyguların, arzuların ruhumuzu yıpratmasının ve nerden geldiğini bilmediğimiz bir fırtınanın, kasırganın içimizde esmesinin açıklaması olan iki kelime. Bu yürek yangınını Mecnun´da yaşamıştı yıllar önce, ondan sonrasında onun öğrencisi olan milyonlarca aşık, kimileri Leyla sevdasi çekti, kimileri vatan sevdası, kimileri ise hiçbir anlam veremeden, içindeki yangının ne olduğunu bilemeden çekti bu sevdayı, çünkü her Mecnun´a bir Leyla nasip olmuyordu. Ama bazı öğrencileri vardı ki Mecnun´un onuda geçti, ondan sonra  gelen diğerlerinide. Mecnun çok şanslıydı aslında, o adı sanı bilinmeyen sevdalılara göre. Sakın zamane aşkı deyipte geçiştirip  günaha girmeyin. Aşkın zamanı, devri olmaz. Eğer gerçekten inanarak yaşıyorsanız, aşk her zaman aynı aşktır. </description>
<link>https://www.antoloji.com/asilacak-sirlar-siiri/</link>
<guid>1101720</guid>
<pubDate>2009-01-15T02:16:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Son Mektup</title>
<description>Son  Mektup  Umutsuzluşun içimde raks ettiği bir anda, Çalınan kapımdı gelen son mektup. Herşeyi içimde ikiye bölen, Beni senden eden çilem son mektup. </description>
<link>https://www.antoloji.com/son-mektup-120-siiri/</link>
<guid>1083260</guid>
<pubDate>2008-12-17T02:25:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Sana</title>
<description>Bilmem neredesi yolun uzak mı, Gelenlerle bana bir haber gönder. Yaralı yüreğin benden ırakmı, Gelmesende bana bir haber gönder.  Düşünürüm seni her an durmadan, </description>
<link>https://www.antoloji.com/sana-326-siiri/</link>
<guid>1077159</guid>
<pubDate>2008-12-05T19:11:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Yollar</title>
<description>Üniversite yıllarında kara trenli yolculuklar yapardık, aynı yöne giden  arkadaşlarla beraber. Üçyüzkilometre yolculuk için on saat demir rayların takırtısını dinlerdik, pekte sevmediğimiz bir makam olmasına rağmen. Kara tren bize o kadarcık yolu gurbet tadında yaşatırdı. İnanmazdık bir gün yolların kısalacağına, tren bozulup sabahladığımız </description>
<link>https://www.antoloji.com/yollar-219-siiri/</link>
<guid>1075801</guid>
<pubDate>2008-12-03T18:54:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Vatan Sevdası</title>
<description>Ne tür bir yalnızlıktı yaşanan, Cehennemin hangi kuyusundan gelen bir çirkefti bu, Kim çıkarmıştı bu fırtınayı en kararsız yaz akşamlarında, Kim besliyordu bu ihaneti ve kimler için kurulmuştu bu düzen. Baban bile karşında dikilip „vatanı senmi kurtaracaksın diye, en vefakar duygularına kalkan olurken çirkefin önünde. </description>
<link>https://www.antoloji.com/vatan-sevdasi-4-siiri/</link>
<guid>1072647</guid>
<pubDate>2008-11-29T13:24:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Mazi</title>
<description>Boşta kalmak boşlukta kalmak bir insanın başına gelecek en kötü şey olsa gerek. Oldum olası yalnızlığı kendimi dinlemeyi sevmem, çünkü içimdeki ben, bana hep hatıralardan, ulaşılmazlardan erişilmezlerden, hep gidenlerden bahseder. Halbuki ben geleceğe umutla bakmak, geleceği umutlu yaşamak istiyorum. Hatıralara dalıp gidenlerin ardından yas tutmak yerine, </description>
<link>https://www.antoloji.com/mazi-75-siiri/</link>
<guid>1062180</guid>
<pubDate>2008-11-13T06:23:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Sır</title>
<description>En gizli sırrıydın sen bu yüreğin, Ulaşılması zor erişilmesi en güç sırrı. Bu yüzden hiçbir telaş yoktu yüreğimde bu aşkı sana anlatmaya dair. Bir ben ben bilecektim, birde her fırtınadan sonra, sessizce adını haykırdığım yıldızlar. Hiçbir caddesi yok bu şehrin adını sayıklayarak dolaşmadığım, hiçbir gecesi ve hiçbir gündüzü. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sir-251-siiri/</link>
<guid>1057043</guid>
<pubDate>2008-11-05T02:35:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Aşk</title>
<description>İki kelimeyle başlayan bir cümle, tek celsede biten bir hayat. Sen iyisimi beni unut, artık herşey bitti vs. Hiçbir umut yeşerirken sonunun bu cümle olacağını hesap etmez aslında. Ve hiç kimse ilerde unutmak için karşısındakini sevmez. Aşklar gönülde unutulacak yerlere yazılmaz ki, öyle kolay kolay bir çırpıda silinsin. </description>
<link>https://www.antoloji.com/ask-1390-siiri/</link>
<guid>1050203</guid>
<pubDate>2008-10-26T02:54:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Ayrılık mı Asla</title>
<description>Eğer ayrılık bedenin gitmek istemediği yerden firarıysa adı öylece kalsın. Yok ruhun firarıysa bence adı ölüm olsun. Milyonlarca şiir yazıldı ayrılık üstüne, ama bence hepside manasız. Eger gönül ait olduğu mekanı gönüllü terkettiyse, bunun adı ayrılık değil terkediştir zaten. Gitmek istemediğin yerden mecburen gidiyorsan, bunu adına acı denir, </description>
<link>https://www.antoloji.com/ayrilik-mi-asla-siiri/</link>
<guid>1048133</guid>
<pubDate>2008-10-23T05:14:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Kelimeler</title>
<description>Ayrılığın acısını hangi kelime anlatabilir diye düşündüm bir an. Kelimeler çaresiz kaldı yokluğunda, keşke dediler o hiç gitmeseydi, ne sen bizim en acılımızı arasaydın, nede biz ayrılığı anlatmaya uğraşsaydık boşuna. Bir şiir olsaydık sevginizi anlatan, yada bir aşk destanı. Seni bir prens yapsaydık, o insafsızı bir prenses dediler. </description>
<link>https://www.antoloji.com/kelimeler-70-siiri/</link>
<guid>1042451</guid>
<pubDate>2008-10-14T05:27:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>İçimdeki İhtilal</title>
<description>Gençlik yıllarında başkalarının sahip olupta, benim sahip olamadıklarım için, eksiklikler için, haksızlıklar için başkaldırmak başkalarının devrim bizim ihtilal dediğimiz şeyi yapmak isterdim.  Varlıklar ülkesinde yokları yaşamak zoruma giderdi. Milyonlarca insanın kısmetini bünyesinde barındıran insanlara kin duyar. Zenginden alıp fakire vermek isterdim. Ama yıkmadan, dağıtmadan, bölmeden. Bütün zenginler kötüydü o yıllarda gözümde, çünkü ben yoksuldum daha doğrusu orta direkken yavaş yavaş yoksullaştırılan bir ailenin çocuğuydum. Harçlıksız okula gittiğim, harçlıksızlık yüzünden arkadaşlarımdan utandığım çok oldu. Ama yoklukları hiç ihanet sebebi saymadım. Ben üşürkende sevdim vatanı, alev alev yanarkende. </description>
<link>https://www.antoloji.com/icimdeki-ihtilal-siiri/</link>
<guid>1029593</guid>
<pubDate>2008-09-23T16:58:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Sen Hiç Gelmedin ki!</title>
<description>Daha kavuşmadan gidişine bir mektup yazmıştım senin,  çünkü her gelişinde gidecek gibi geliyordun. Tatlı tatlı esen bir bahar rüzgarı gibi ve ben seni hiç tanıyamadım. Karamısın, akmısın yıllarca uğraştım çözemedim. Hoş sende beni çözemedin ya, şairlerin yalanlarına kandık hep yıllarca ve gözler herşeyi anlatır, söze hacet yok namelerine, yazık. </description>
<link>https://www.antoloji.com/sen-hic-gelmedin-ki-siiri/</link>
<guid>1027620</guid>
<pubDate>2008-09-21T00:40:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Ölüm</title>
<description>Hiç bugünkü kadar yanmamıştı yüreğim, Temmuzun sıcağında hiç böyle hissetmemiştim ocağı, Ve hiç bu kadar kaybetmemiştim seni. En duygusuz şarkılar bile şarap tadında bugün, Ilık rüzgarlar sensizliği fısıldıyor kulağıma, Aşk tadında bir acı var yüreğimde, </description>
<link>https://www.antoloji.com/olum-682-siiri/</link>
<guid>1026127</guid>
<pubDate>2008-09-18T19:57:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Kaybolan Dilek</title>
<description>Küçükken insanın küçük küçük dilekleri oluyor. İnsan büyüyüp geliştikçe dilekleride onunla beraber büyüyor ulaşılmaz oluyor. Çocukken benimde bir dileğim vardı. Büyüyüp adam olmak ve ilk maaşımla anneme, O ne isterse almaktı. Büyüdük belki adamda olduk ama rüzgar büyüyemeden ordan öyle uzaklara savurdu, öyle bir yaşam nasip etti ki, </description>
<link>https://www.antoloji.com/kaybolan-dilek-siiri/</link>
<guid>1024346</guid>
<pubDate>2008-09-16T08:26:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Leyla Bahane</title>
<description>Gençlik yıllarımda bende hep Leyla ile Mecnun aşkına özenir,  hep Leyla gibi birini arardım. Fakat benim o zaman bir Leyla aramamdaki maksat onun mükemmel güzellikte, melek gibi biri olduğunu düşünmemdi. Öyle ya Mecnun´u çöllere düşürüp deli divane ettiğine göre harika bir güzelliğe sahip olması gerekirdi. Fakat sonradan okuduğum kitaplardan öğrendim, </description>
<link>https://www.antoloji.com/leyla-bahane-siiri/</link>
<guid>1024345</guid>
<pubDate>2008-09-16T08:22:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 <item>
<title>Yerli Malı</title>
<description>Senin gözünde bir damla yaş görmemek uğrunaydı herşey, bize sevdiğimizi ağlatmamayı öğütlerdi sevenler, ve tutkuyla bağlanmayı sevdiklerine, Hep biz ağlayacak, acıları hep biz çekecektik, çünkü bu rolü oynamak için gönüllü gelmiştik dünyaya. Kimse zorlamamıştı bizi bu kadere razı olmaya, </description>
<link>https://www.antoloji.com/yerli-mali-7-siiri/</link>
<guid>1023988</guid>
<pubDate>2008-09-15T19:04:00+03:00</pubDate>
<author>Şeref Sayar</author>
</item>
 </channel>
</rss>
